İnsan Gücü:

PM her alanda çözümün insan gücünü yetiştirmekle ilgili olduğunu ifade eder.

Ülke ihtiyacı olan “insan gücü” nasıl yetiştiriliyor? Soruyu biraz daha detaylandıralım: Örneğin Devlet’in 2050 yılının insan gücü ihtiyacı nedir? Politikacıların bu yöndeki tasarımları neler? Bakanlık başta olmak üzere her türlü yapının organizasyona katkısı nedir?

Eğer gelecekte ülke şu sektörlerde olacak ve küresel sistem içinde yer alınacak alanlar, iş kolları, ürünler, sektörler, zincirler içinde aktif olunacak deniyorsa; bebeğin doğumundan bir profesörün bilimsel eser vermesine varana dek her türlü detay göz önüne alınmalıdır. Ülke kaynakları, insanın ve kültürel etkilerin değerlendirilmesi, küresel konjonktür, beklentiler, hedefler nelerse ona uygun insan gücü yetiştirilmeyecek mi? Bu konuda devletin politikası olmayacak mı?

Eğitimin iki ayağı vardır:

  • İlki, ülke profili hangi tip sosyal varlığı tanımlıyorsa; ona uygun insan karakterini geliştirmeye dönük eğitimi beşikten mezara kültür yapısı içinde ele alır ve her alanda eksiksiz gerçekleştirir. Bunun içinde bebeğin anne karnındayken nelere maruz kalmaması gerektiğinden tutun da bir Anadolu kırsalındaki ortaöğrenimdeki gencin kültürel seviyesini artırmak için ne yapması gerektiğine, seksenlik Zeynep teyzenin televizyonda hangi diziyi seyredeceğine varana dek bir örgü içinde her şeyi içerilir.
  • İkincisi, ülkenin hedefleri hangi tip sosyo-ekonomik varlığı tanımlıyorsa; hedeflere ve sektörlere göre uygun branşlarda, yetenekte, bilimsel seviyede ve miktarda insanlar yetiştirilir ve istihdamı dâhil bir plan içinde yapılandırılır.

Bu iki alanı tamamen dolduracak yapılarımız maalesef ne Milli Eğitim Bakanlığı, ne de YÖK’tür. Örneğin bir Vakıf üniversitesi belli fakülteleri açacaksa YÖK onay veriyor. Ancak hangi branşlardan mezun olanlar iş bulacak? Gelecek dönemlerin işlerini eksiksiz görecek insan yapısını hedefleyerek mi yeni açılan fakültelere onay veriliyor? Örneğin tüm dünyaca bilinen gerçekler var. Hintliler bilgisayar yazılım piyasasında çok iyiler. Gelişmiş ülkeler dahi istihdam politikalarını buna göre kanalize ediyorlar ve gerekirse beyin göçü alıyorlar. Biz bu alanda bir zorlama içindeysek küresel pazarda ilerleme şansımız ne olacak? Bu tip sorulara verilen cevaplar politikalara işlenmiş midir?

Yoksa “Bu liberal serbest piyasa sistemidir, akan su gibi herkes yolunu bulur…” mu diyoruz? Bence hedeflerini yüksek bir çıtada tanımlayan ülkemiz bu işi de planlayacaktır.

Öyleyse eğitim sistemi örgüsü tekrar ve kapsamlı değerlendirilmelidir. Politika; örneğin derslik seviyesinde değil, insan gücü yetiştirme planlarına endekslenmelidir. Öncelikle vizyon, hedefler vs kurumsal tanımlar uzun vadeli ve gerçekçi yapılmalıdır. Bakanlık, aynı adla veya başka bir adla tekrar organize edilmelidir. Belki şimdi Bakanlığın ve YÖK’ün bütünsel işlevleri yeni bir anlayışla organize edilecek bakanlıkta “daire” seviyesinde olabilecektir. Bu onların seviyesini indirmek değildir. Bütünsel yapının gereği eğitimin gerçek, milli, özgün, köklü, dünya çapında bir değer olması için her şey tekrar değerlendirilmelidir. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Kültür Bakanlığı da bu konularda daha fazla destek ve koordine imkânı sunmalıdır. Amaç, “Türkiye’nin insan modelini sürekli tarif edilir” kılmak olmalıdır.

Eğitim:

Eğitimde önemli yöntemler:

  • Tekrarlarla eğitim olmayacak.
  • Gereksiz bilgi verilmeyecek, zamanında verilecek. Bunun için biyolojik-fizyolojik-prsikolojik analizlere göre bir basamaklandırma esas olacak.
  • Her bilginin anlamı ve gereği sindirilecek, yaşama uyarlanmış hali işlenecek.
  • Bilimsellik, gerçekçilik, doğallık, akılcılık temel anlayıştır.
  • Duygusal konuların tesiri altında kalınmayacak.
  • Eğitimde sürekli değiştirilen programların önüne geçilecek. Eğitim-öğretim bir yazboz tahtası değildir.
  • Eğitim-öğretimde teknolojik gereçlerin kullanılması ve medya planı yapılması teknik ve programlarla yerleştirilecektir.

İlk-ev eğitimi iyi bir aile ortamında sonuç verir. Sosyo-ekonomik kalkınmışlık, ev ortamları, gelenek-görenekler gözden geçirilmeli, varsa geliştirilmesi gereken noktalar gerekli adımlar atılmalıdır. Özellikle Türkiye’de Ankara’nın doğusu için bu yönde yapısal-özel programlar yapılması şarttır. En başta feodal düzenin kalıntıları ve tek odada kalabalık yaşamın sürmesi gibi olumsuzlukları gideren politikalar uygulanacaktır.

Anne olmaya karar veren ailenin hazırlanması, anne karnına bebeğin düşmesi ile eğitimin sağlıklı gelişmesi ve doğumdan sonraki usullerin çağa uygun şekilde tatbiki önemlidir. Bunların bir devlet politikası halinde ve ailelerin olumlu katılımıyla sürdürülmesi ve takibi gerekmektedir.

İlk-okul eğitimi, çocuğa insan olmayı, kendinin farkına varmasını, kendini ifade edebilmesini, sabretmesini, sırasını beklemesini, etrafına zarar vermemesini, kurallara uymanın çok büyük kolaylıklar getirebileceğini anlaması ve uygulaması, yardımlaşmayı, paylaşmayı, temiz, tertipli ve düzenli olmayı, medyayı kullanmanın gerekliliklerini, kaçınılacak yönlerini bilmesini, saygı, sevgi ve empati ile ahlaki davranışların bilinçle gösterilmesini sağlamalıdır. Okuma-yazmayı öğrenmesi, toplama ve çıkarma bilmesi yeterlidir.

Müteakip eğitim kavramları ve değerlerini bilmeyi kapsar. Kavramlar irdelenir. Okuma derinlemesine karakter tahlillerine varana dek derinleşir. Okuma alışkanlığı yerleştirilir. Dildeki duygu ifade eden konuları bilir ve kullanır. Çarpma ve bölme ile basit başka işlemler yapılır.

Temel bilgi eğitimi ise temel bilgilerin başlangıcıdır. Matematik, biyoloji, fizik, kimya, jeoloji, gibi dersler başlar.

Teknik eğitim öğrencinin kişisel özelliklerine göre belirlenir. Sanat, mühendislik, teknikerlik, yazılım vs konular daha başlangıçta yeteneklerin tespitine göre şekillendirilecek.

Lisans eğitimi en uygun öğrenciyi bulmaya yönelecek ve insan gücü planlarına göre kanalize edilecek.

Lisans-üstü eğitim iş, üretim, akademik, sanat alanlarında uzmanlıktır.

Bilim İnsanı:

Bilim insanı olmak ne demek? Bu alanda sıradan değil, gerekli donanımları ve kabiliyetleri ispatla mümkün olabilecektir. Lisan-üstü eğitim bunun başlangıcıdır.

Bilim insanı olmak demek akademik düzende bürokratik işleri yapan rütbeli çalışan olmak demek değildir. Bu konu tamamen ayrıştırılacak ve bilimin hakkı bilim insanına verilecek ve korunacaktır.

Eğitimin Statüdeki Yeri:

PM eğitimli insanları toplum katmanları arasında ve bireylerin sosyal yaşamda birbirleriyle ilişkilerinde statü bakımından daha üst mertebeye getiren doğal bir kültürün oluşmasına çaba sarf edecektir.

Eğitimli olmanın dışındaki statülerin hepsi insan gücünü kullanmaya engel olan, cehalete prim veren, değersizi ön planda tutan ve dolayısıyla politikayı aşağılara çeken yöntemi tarif eder.

PM için en zor işlerden biri budur. Çünkü mevcut yanlışlıkları normalmiş gibi kabullenen bir kültürden yeni bir statü belirleme düzenine geçmenin güçlükleri her yönüyle görülecektir. Ancak bu yapılmadan Türkiye’de başka hiçbir şeyin normalleşmeyeceği bilinmektedir.

Halen bilimin önündeki engel, sosyal yaşamda saygısızlığın ana sebebi ve bürokraside liyakatin ötelenmesi ve bu sebeple kadrolaşma gibi yanlış organizasyonların kaynağı eğitimli olanın değersizleştirilmesindendir.

İnsan gücünü en üst standartlarda donatmak PM için hedeftir. Bu kültürlü ve ileri bir toplum için şarttır.