Beyaz Saray F-35 Kartını Oynadı, Ama…

Diplomasi

ABD Başkanı Donald Trump’ın dünkü adaletten bahseden açıklamalarına rağmen bugün Beyaz Saray Türkiye’ye F-35 savaş uçaklarının verilmesinin mümkün olmadığı yönündeki beklenen açıklamasını yaptı. Bu konuyu değerlendirelim.

Önce gelişmeyi verelim. Fotoğrafta da görüleceği üzere Beyaz Saray S-400 füze sistemlerinin Rusya’nın bir istihbarat platformu olduğunu işaret ediyor. Bu nedenle F-35 uçaklarının aynı yerde olamayacağını ve dolayısıyla Türkiye’ye verilmesinin diplomatik diller mümkün olamayacağını bildiriyor. Ama yine de ABD’nin Türkiye’nin hava savunmasına çözüm bulmak için gayret edileceği söyleniyor. Konunun özeti budur.

Beyaz Saray’ın açıklamasına istinaden ilk aklıma gelen konular şunlar olmuştur:

  1. Bu adil değil: Projenin neredeyse başından beri Türkiye ortak. 2006’da resmen projeye girdi. Parasını ödüyor, bazı parçaları üretiyor. ABD o tarihlerde Patriot talebimizi de biliyor. 2007’de Patriotları vermeyeceklerini anladık. Ama S-400’lerle ilgilendiğimizi o tarihten bu yana biliyorlar. Hiç bir şey demediler. Bugün konuşulacakları o tarihlerde konuşabilirdik. Müttefik böyle davranır. Hele NATO’nun bu konuda söyleceği hiç bir şey yok, katkısı da yok.
  2. Türkiye’nin ortak komisyon önerisine hiç bakılmadı: Türkiye her şeyi şeffaf yaptı. ABD, sorun olacağını söylediğinde ortak bir komisyon kurup teknik inceleme yapalım dedi. Ama ABD bu öneriye hiç cevap vermedi. Eğer komisyon kurulsaydı bugün ifade ettikleri istihbarat platformunun F-35’lerin ve NATO sistem bilgilerinin çalınması yönündeki iddia raporla sabit olacaktı. Bu teknik belge belki Türkiye’yi ikna edecekti. Ama bu olmayınca yine ABD tek taraflı bir iddia ile hem NATO’yu hem de müttefiki Türkiye’yi bir kenara koydu. Eğer ABD’nin bu iddiası politik anlam taşıyor ise işte bu durum başka bir nedene tekabül eder.
  3. F-35’ler de bir hava savunma sistemi: ABD Türkiye’nin hava savunmasına çözüm bulacakmış! Tamam, F-35’leri Türkiye genel ifadeyle savunmada kullanacak. Ayrıca özelde Türkiye uçaklar ile yapılacak Hava Savunma görevlerin (himaye, bölge hava savunması, önleme) bir bölümünü F-35’lerle yapacaktı. Mühimmat ve taktik konsept buna uygun. Şimdi ne olacak? Türkiye, ABD veya herhangi bir ülkeden F-35 yerine başka bir hava savunma uçağı mı talep edecek? Bunu NATO değerlendirdi mi?
  4. Türkiye savaş uçağı için bu kez ABD harici arayışa girecek: Önemlisi budur. Türkiye Milli Muharip Savaş Uçağı (MMU) projesine hız verecek. Bir partner bulacak ve milli uçağını en kısa sürede yapacak. diyelim TFX dediğimiz bu proje gecikecek. Bu durumda ihtiyaç olduğu nedenle yine piyasadan uçak talep edilecek. Neticede Türkiye F-35’lerle eskiyen F-4’leri modernize edecekti. Bu ihtiyaç sürüyor. Modernizasyon bir şekilde olacaktır. Eğer ABD bu yeni modernizasyon programında ABD dışarıda kalırsa ve Türkiye örneğin Rus uçağı alırsa ne olacak? ABD bunu göze alıyor mu? Bu demek olur ki Türkiye bütünüyle başka bir yola giriyor!..
  5. Asya tamamen Rus ve Çin silah programlarıyla birleşecek, ABD kendine bir oluşum yaratmış olacak: İşte bu konu başlı başına önemlidir. Bu jeopolitik bir sorun sahasıdır ve ABD’yi vizyon olarak zora sokar. Önce “Güncel Siyasete Stratejistlerin Penceresinden Bakmak” başlıklı yazıyı hatırlatmak isterim. Bu yazıyı Beyaz Saray’ın açıklamasından önce jeopolitik anlamda işaret etmiştim. Bu yazıda ne demek istemiştim ve neden burada işaret ediyorum? “Türkiye bölgesel güç olmaktan çıkarak küresel güç olmaya doğru gelişim sürecini yaşarken, çeşitli tartışmaların, engellemelerin, karşı koymaların muhatabı olacaktır. Avrasya politikalarında Türkiye oyuncudur. Bunun gereği, Rusya, İran, Hindistan, Çin ile işbirliğine ya girdi ya da yakın zamanda girecek. Silahlanması, ekonomisi, sosyo-politik iletişimi bu cepheden gelişecek. Türkiye kendi Savunma Sanayii’ni ve küresel ticaretini geliştirmektedir. İşbirlikleri buna göre gelişecektir. Savunma ve küresel ticaret konusu karada, denizde, havada ve uzayda olacaktır. Jeopolitik teorisyenler (Mackinder, Mahan, Spykman, Brzezinski) Batılıdır. Onların ilgisi işin başından itibaren söz konusudur. O halde Türkiye, Atlantik’te Batı ile ilişkilerini sürdürecektir. Türkiye, Avrasya’da güçlenirken Batı ortaklığıyla hareket edecektir. Türkiye, sonuçta Pasifik’te bir işbirliği kanalı bulacaktır.” Eğer bu ifadelere konuyu tekrar okumaya kalkışırsak, bugün değil, belki 2035’lerde ABD karşısında çok başka bir blok bulacak. Bunu istiyorlar mı?

Bu hususlar açıkça bir restleşme anlamı taşımaktadır. Türkiye egemen ve adaletten yana bir ülke olduğunu defaatlen açıkladı ve gösterdi. ABD bunu gördü, en iyi gören de Trump oldu. Şimdi ABD’ye karşı sadece Türkiye’nin değil, pek çok ülkenin güvensizliği iyice arttı, artacak da.

Türkiye bundan böyle ABD ile eskiden olduğu gibi güvenilir bir müttefik ve dost ile görüşür gibi görüşmeyecektir. ABD sadece İsrail ile işbirliğine güvenip nerelere varacak tarih gösterecektir. Suriye, Doğu Akdeniz, İran, Filistin gibi meselelerde ABD ile hiç yakın olmayacaktır. Bu politik bir bölünme de yaratacaktır. ABD aslında yarım sayfa yazıyla güvenilir bir dostunu kaybetmiştir. Kendisi bilir. Büyük güçler böyle hatalarla yerinden düşerler!

Leave a Reply

Diplomasi 'ın son yazıları

Güvenli Bölge

ABD ile Türkiye Güvenli Bölge konusunu görüşüyor. Türkiye’de çoğu kişi ABD’nin yine
DÖN BAŞA