Suriye Sınırında Güvenli Bölge

Diplomasi

ABD ile dün Ankara’da tekrar başlatılan Suriye sınırında Güvenli Bölge görüşmelerinin perde arkasında ne var? Konuya bütüncül bakılırsa bir görüş elde etmek mümkün. Aksi halde ne olacağını kestirmek söz konusu değil. ABD Başkanı Donald Trump neyi çözmek istiyor? Türkiye’nin bu noktada talebi ne?

ABD’nin ne yapmak istediği açık, İsrail ile birlikte olmak istiyor, hem Yahudi Lobisi ve küreselci politikalarla Amerika’da hem de Ortadoğu’nun yeniden dizaynında. Amerikan iç politikasında etkili senatörler Beyaz Anglo-Sakson Protestan (WASP) kesim ve Yahudi Lobisi ile öne çıkıyorlar. Bunlar aynı zamanda Başkanlık seçimleri için de belirleyici hüviyetindeler. Diğer yandan ABD ve İsrail politikalarının Ortadoğu’daki planı neredeyse belirginleşti, İsrail’i büyütmek istiyorlar hem coğrafya hem de etkinlik açısından.

İsrail’in büyümesi planı uzun soluklu ve adımlar halinde gerçekleşecek bir konu. Ancak durumu bütünüyle anlayabilmek için bu konuyu tam anlamakta yarar olacak. 2009 yılında Doğu Akdeniz kıyılarında doğalgaz bulan İsrail belirgin biçimde politikasını deniz bölgesinde etkinliğini artırmak şeklinde geliştirdi. İsrail’in Doğu Akdeniz’de daha geniş sahada egemen olabilmesi açısından Mısır belirli bir eksene taşındı, Levant kıyılarında ise sert tedbirler gerçekleşmeye başladı. Bu sert tedbirlerin odağında Suriye ve İran’a karşı gelmek vardı.

İsrail Ortadoğu bölgesindeki bölünmeyi yaratmak adına mezhep savaşlarını körükledi. Buradan Şii-Sünni, pratikte ise İran-Arap Ülkeleri ayrılığı gerçekleşti. Diğer yandan Müslüman Kardeşleri önemli bir tehdit odağı olarak saptadı. Sünniler içindeki bölünme ise Müslüman Kardeşler’i bastırmakla ilgili gelişti. Bütün bu konular geniş bir coğrafyada etkili oldu.

Ama önemlisi Doğu Akdeniz kıyı şeridinde kendisi için hedef olan Filistin, Suriye, Lübnan üzerinde birtakım tedbirler alınmalıydı. Nedir bunlar?

  • Suriye’de iç savaş körüklendi. Golan konusu ABD tarafından kabul edildi. Suriye kuzeyine İran sınırından Doğu Akdeniz’e çıkışlı bir şerit halinde uydu devletçik kurulmak istendi. Bunun için Irak kuzeyindeki Kürtler ile Suriye kuzeyindeki Kürtler teşvik edildi. Akıl İsrail’den ve Yahudi Lobisi’nden , gayret ABD’den geldi.
  • Filistin her alanda daraltılacak bir uygulamaya tabi tutuldu. Yerleşim yerlerine el atıldı. Son merhalede Filistinliler Yüzyılın Anlaşması dayatmasına maruz bırakıldı. ABD ve İsrail şunu yapmak istiyor: Yüzyılın Anlaşması’nın tam olarak ilan edilip kabul görmesini saplamak için şartlar hazır olmalıdır. Müslüman ülkelerden herhangi bir tepki gelmemelidir. O halde Müslüman coğrafyası karşılıklı sorun sahaları ile dengelenmelidir.
  • İran bu alanda önemlidir. Lübnan ve Suriye’de güç bulunduran İran’ın bölgeden çıkmaya zorlanması istendi. Hizbullah gibi silahlı güçleri ile İran uzun süredir İsrail’in yayılmacılığı karşısında durduğunu ifade etti. 2017 Ulusal Güvenlik Politikası dokümanında ABD İran’ı hedef tahtasına koydu. Bugün Doğu Akdeniz’den Hürmüz’e İran baskı altında. Mevcut lider kadro görüşme yapılacak kişilerden oluştuğu nedenle, Başkan Trump her ne kadar İran’da rejimi değiştirmek istemiyoruz dese de İsrail ve ABD’nin asıl planı İran’da rejimi, tıpkı Mısır’da olduğu gibi, kendilerine çalışacak şekle getirmektir. Zira İsrail doğu İran’dan Türkmenistan ve Hazar’dan Doğu Akdeniz’e bağlantı ile Çin-Avrupa ekseninde enerji hatlarını kontrol etmek istemektedir ve İran’ın nükleer kabiliyete kavuşmasına engel olmaktır.
  • İsrail tarafından Lübnan, Suriye ve İran bahsi tamamlandıktan sonra daha belirgin biçimde ele alınacak görülüyor.

Bütün bu hususlar göstermektedir ki aslında Türkiye ile Amerikan çıkarları İsrail sebebiyle çatışmaktadır. İsrail Doğu Akdeniz’de Türkiye sınırına dayanmaktadır. Aradaki Rus askeri varlığından dolayı İsrail-Rus ilişkileri belli şekillerde bir anlaşma zeminine oturtulacaktır. Ancak İsrail eninde sonunda Türkiye sınırına dayanmak istemektedir. Bunu en belirgin biçimde kendisine çalışan uydu Özerk Kürt Yönetimleri ile gerçekleştirmek istemektedir.

Bütün bu hatırlatmaları özet halinde açıklamak istememin sebebi işte bugün ABD-Türkiye ilişkileri açısında tartışılan kapsamlı konuları daha yakından anlayabilmektir. Bugünlerde Türkiye ile hangi konular konuşuluyor? Türkiye’nin Rusya’dan stratejik uzun menzilli savunma sistemi S-400 alması. Türkiye’ye hakkı olduğu halde stealth (hayalet) ve yarı otonom görev icra eden yüksek teknolojili en son sistem av-bombardıman uçağı F-35 uçaklarının tesliminin engellenmesi. Bu maksatla ABD’nin Trump’a, “Türkiye’ye CAATSA yaptırımlarını uygula,” baskısı yapılmakta.

Diğer taraftan NATO üyesi ve ABD için dost ülke Türkiye; Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve Doğu Akdeniz’de adil paylaşım yapılmasını istiyor. Suriye’de ABD’nin uzun süredir besleyip büyüttüğü PKK/YPG terör örgütünün son şekliyle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) olarak isimlendirildiği taşeronlar vasıtasıyla; Suriye bölünmek ve Türkiye-İsrail arasına tampon bir uydu devletçik imal edilmek istenmektedir.

ABD bir taraftan da Türkiye gibi önemli bir müttefikin kaybedilmemesi için çaba sarf etmek istemektedir. Bunun için önce söz verdiği Menbiç konusunda ilerleme sağlayacak adımları 14 aydır (4 Haziran 2018’den beri) ayak sürüyerek atmamıştır. Sonra Trump’ın (Aralık 2018’de) Suriye’den asker çekeceğim dediği andan itibaren gündeme gelen Türkiye’nin kaygılarını ortadan kaldıracak bir Güvenli Bölge inşası konusunu masada tutmaktadır.

Türkiye ve ABD arasında görüşmeler sürüyor. Son Osaka’daki G20 zirvesinde Başkanlar seviyesinde ikili görüşmeler sıcak bir şekilde gerçekleşti. Trump’ın Türkiye hakkındaki beyanları gayet olumlu görünüyor. O halde Trump ne yapmak istiyor?

  • ABD iç politikasında gerekli olan açıklamaları güçlü senatörlere, İsrail ve Türkiye başlıklarını müşterek ele alarak bir orta yol bulmak zorunda olduğuna ikna etmek istiyor. Türkiye’ye yaptırım yapmak niyetinde değil. F-35 teslimini Nisan 2020’ye kadar askıda tutmak istiyor. Dün Trump 45 Cumhuriyetçi Senatöre durumu izah etti. 10 Senatör Türkiye’ye CAATSA yaptırımları uygulanması için mektup verdi.
  • Türkiye ile Güvenli Bölge görüşmelerini bir noktaya getirmek istiyor. Amacı Türkiye’yi ikna edecek bir formül bulmak. Terör, Suriye, ABD’nin yaptırımları, S-400 ve F-35’ler gibi meseleleri birlikte ele alıyor. Bir nevi pazarlık yürütüyor. Türkiye’nin oluşturulacak güvenli atmosferde bölgede inşaat yapması ve sığınmacıların bir kısmının evlerine dönmelerinin sağlanması gibi konularla Türkiye üzerindeki yükün azaldığı ve ekonomik açıdan avantajlı bir ortamın oluşturulduğu şeklindeki yol tartışılıyor.
  • Seçimlerden önce barışçı ve çözümcü bir lider görüntüsü vermek için Suriye barışı için BM gözetiminde gerçekleştirilen Cenevre görüşmelerinde tünelin ucunun göründüğü bir atmosferi oluşturmak istiyor.
  • İran’a baskıya devam emekten yana. Ancak inisiyatifi biraz da İngiltere alsın istiyor. Bu nedenle Cebelitarık ve Hürmüz tanker misillemeleri olayları gelişmiş görülüyor. ABD seçimlerine bu şekilde gitmek istiyor. Kasım 2020’den sonra tablo ne ise ona göre davranacak. İran’a daha fazla yüklenecek.

Türkiye Güvenli Bölge çözümünden yana. Güvenli Bölgenin kontrolü Türkiye’de olursa, teröristler (kabaca) 20 NM güneye kaydırılırsa, Cenevre görüşmeleri hızlanırsa, önerileri kabul ederim görüntüsü veriyor. Bu durumu zorlayıcı olması adına güç kullanıyor ve sınıra asker yığmış durumda. Eğer Güvenli Bölge anlaşması olmazsa sahaya girerim diyor.

İşte bu şartlarda ABD ve Türkiye Ankara’da görüşmeler gerçekleştiriyor. ABD’nin Suriye’den sorumlu Elçisi James Jeffrey’in aracılığıyla politik irade oluşmuş ve ardından askeri çalışmalar başlatılmış durumda. Açıklama şöyle, Güvenli Bölgenin tesisine yönelik müşterek ve koordineli çalışma başlatıldı. Öte yandan Türkiye her şartta kendi çıkarlarını korumaktan yana. F-35 savaş uçaklarının teslim edilmesini de istiyor.

Bir Cevap Yazın

Diplomasi 'ın son yazıları

Astana Ruhu Olmasaydı

Ankara’da 16 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirilen Beşinci Üçlü Zirve’nin sonuçları değişik platformlarda
DÖN BAŞA