ekonomik-istihbarat
Ekonomik İstihbarat

Ekonomik İstihbarat

550 Tıklama
18 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD Adalet Bakanlığı 10 Ekim’de ABD havacılık şirketlerine karşı ekonomi casusluğu suçunu işlediği gerekçeyle Yanjun Xu isimli Çin istihbarat elemanını tutuklandığını duyurdu. Bu benim için uyarıcı bir konu idi. Ardından bu haberi retweet’lerken üzerine yazdım: “Biz de ekonomik istihbarat yapan bir iki casus yakalasak ya, nereli olursa olsun… Sonuçta bir Ekonomik Savaş halindeyiz.” Öyle değil mi? Bir terörist, (bir rahibin davasına konu olduğu şekliyle) ajan gibi tutukladıklarımız oluyor da neden bir Ekonomik İstihbarat yapan ajan yakalayamıyoruz? Yakalıyoruz da haberimiz mi olmuyor? Bu tür bir tartışmada yakın zamanda danışmanlık hizmeti alınması bakımından adı geçen McKinsey ile ilgiliydi: Dendi ki, “casusluk olabilir…” Ben de bu konuda eksiğimizin olduğunu düşündüm ve bu konu hakkında az da olsa toplumda bir bilinç yaratmak gerektiğine inandım. Zira yanlış şeyler konuşmamak gerekiyor.

Ekonomik İstihbaratın ne olduğunu anlamak için hiç uzağa gitmeyelim, ansiklopedik tarifine bakalım, bakın Britannica ne diyor: “Mal ve hizmetlerin üretimi, dağıtımı ve tüketiminin yanı sıra, bir ülkenin ekonomisinin veya uluslararası ekonomik sistemin işgücü, finans, vergilendirme ve diğer yönleri ile ilgili bilgilerdir. Ekonomik İstihbarat, bir ulusun olası askeri tehditlerin büyüklüğünü tahmin edilmesine imkan verir ve aynı zamanda potansiyel bir düşmanın niyetlerini tahmin etmede de değerlendirilir. Savaş zamanında Ekonomik İstihbarat, bir düşmanın savaşı sürdürme kabiliyetinin temel göstergesidir. Bu, özellikle çatışmanın tamamen hareket kabiliyeti gerektirdiği ve ciddi ekonomik sorunlar yaratmadan uzun süre sürdürülemeyeceği ulusları incelerken özellikle önemlidir.”

Bu tanım çok genel ve Dünya Savaşları ve hatta Soğuk Savaş zamanına karşılık gelen ölçüdedir. Zaman değişti ve artık savaşlar her gün oluyor, bunlara “yumuşak güç unsurlarının karşılaşması” diyelim. Bu anlamda düşman gitti, yerine rakip veya hasım geldi; ama mücadele çok güncelde ve neredeyse dibimizde, hatta cebimizde gerçekleşiyor.

Peki Financial Times ne diyor, bir de buna bakalım: “Bugün, bilgi, maddi olmayan bir enerji biçimi olsa da, petrol ve gaz gibi bir enerji kaynağı olarak görülmelidir. Ekonomik İstihbaratın kolay erişimi bize tehditleri anlamanın yanı sıra yeni fırsatlar yaratır. Ekonomik İstihbarat, özellikle önemsiz alanlardaki riskleri önlemek ve dış etkenleri uygulamak için dış çevrede yer alan unsurları (temel rakipler, kurallar, kazançlar, eğilimler…) bilmek, anlamak ve öngörmek için istihbarî bilgi yönetimi, anlamına gelir. Ekonomik İstihbarat, bilgi yönetimi (Data Management) ve insan kaynakları ile yakından ilişkilidir. Çünkü insanlar, yalnızca güvenilir süreçler ve organizasyonda gerçek motivasyon mevcut ise ortaya çıkacak açık ve örtük bilgiye sahip olabilir. Bütün uluslararası oyuncular için (devletler, büyük şirketler veya devlet dışı kuruluşlar olsun,) Ekonomik İstihbarat rekabet açısından bir araç olduğu kadar yönetişim ve ulusal güvenlik için bir araçtır. Ekonomik İstihbaratın ve bilgi yönetiminin nihai hedefi, bir iki adım atmak suretiyle katma değer üretmektir (bilgi, bilginin kendisinden ve sürdürülebilir olmasından gerekli olan katma değeri dönüştürmek). Böyle yapılırsa avantaj elde edilir. Ekonomik İstihbarat kavramı, diğer birçok kavram ve uygulamayı bir araya getirmektedir: Rekabetçi akıl, ekonomik güvenlik, risk yönetimi, lobicilik, kamu diplomasisi, yumuşak güç (hükümetler arası), iş diplomasisi (şirketler arası).”

Önceki genel tanımı atmayalım, o değişmez. Buna ilave Ekonomik İstihbaratın daha güncel yaklaşımla olan bu tanımını kullanalım.

İşte bu tanımlar çerçevesinde ABD’li yetkililer Çinlilerle mücadele etmektedir. O halde benim sorum yerindedir. Eğer rakiplerin varsa, ki bu çağda olması kaçınılmaz, her şartta Ekonomik İstihbarat yapacaksın ve eğer sana yapan varsa da bununla mücadele etmeyi bileceksin.

Neler gerekli? Her şirketin istihbarat servisi olabilir, özellikle bahsedilen nokta bu değildir. Devletin, milleti ve kurumsal yapısı adına, menfaatlerini korumak ve geliştirmek amacıyla kaçınılmaz bir vazife olan bu konuyu kimler ne şekilde ele almışlar ve hangi altyapıyı devreye sokmuşlar, bunu irdeliyorum. Gerekli olan her ne ise Sistemlerin Sistemi Prensibi ile çalışan bir teşkilatın işlerliğini zorunlu kılar. Örneğin MİT’te buna dönük bir birim olabilir. Ama bu birim diğer bütün kurumsal yapılarla (sivil şirketler dahil) müşterek çalışması gerekmektedir. Neticede paralar, garantiler, sigortalar, riskler, enerji kaynakları, bilimsel ve teknolojik çalışmalar ve ürünler, savunma ürünleri, projeler, insan kaynakları, vs. o kadar kabarık bir çalışma alanı var ki, bütün bunlarla iletişim halinde ve anında olup biteni görebilen bir yapını sistemli çalışması gerektiğinden söz etmekteyim.

Olayı anlamak için şu ABD’deki Çinli meselesine biraz daha değinmek isterim. Yanjun Xu Amerikan havacılık şirketlerinden bazı sırlar çalmaya teşebbüs etmiş. Belçika’da yakalanmış. ABD yetkilileri gidip bu şahsı Belçika’dan ikili anlaşmalar gereğince almışlar. Şimdi ABD’de Federal Suçlu kapsamında yargılanmaktaymış. İddianamede, ABD Ulusal Güvenlik Genel Sekreter Yardımcısı John C. Demers, “Bu dava açıktır. Amerika kendi işleri için harcama yaparken, bu şahıs aracılığıyla Çin’in gelişmesinde imkan sağlayan bir konuyla, genel ekonomik politikaların bir parçası durumundadır. Bir ulusun ateş gücümüzü ve beyin gücümüzün meyvelerini çalmasına tahammül edemeyiz, ekmediği şeyleri toplayan bir ulusu tahammül edemeyiz.” FBI Karşı-İstihbarat Direktör Yardımcısı Bill Priestap ise “Bu olay Çin Hükümetinin ABD’ye karşı ekonomik casusluk yaptığını ortaya çıkardı,” diyor.

Demers’in bu açıklamalarını görünce “Şu algıya bakın!..” demekten kendimi alamadım. Bilinç bakımında Ekonomik İstihbarat tam olarak anlaşılmış görülüyor: Milli menfaatler, rekabet, savunma, teknoloji ama nihayetinde ekonomi ile ilgili bir hasıla… Üstelik bu iddianameye dahil edilen konular dikkat çekici, zira şirketler, devlet kurumları “sistemlerin sistemi” bağlamında ilişki içindeler.

Aslında Çin’in bu ajanlarının görevi, ABD havacılık şirketlerinden Amerikan teknolojisini elde etmekti. ABD Federal Bürosu FBI, Xu ve diğer casusların ne yaptığını açıklıyor: “General Elektrik Havacılık Şirketindekiler (GE Aviation) dahil olmak üzere, Amerikalı teknik uzmanları hedef aldıklarını ve ABD’ye uçak ve uzay sistemleri hakkında değerli teknik bilgiler sağlamaya ikna edildiklerini, bu teknik personele Çin ziyaretleri için ödeme yaptıklarını.” Sonuçta bu teknoloji hırsızlığı Nanjing Havacılık ve Uzay Bilimleri Üniversitesi’nde havacılık uzmanları ile paylaşıldı. Üniversite, Çin Sanayi ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı tarafından kullanıldı. Çin’i ilgilendiren taraflar, Çin’in casusluk operasyonuna bağlı kuruluşlardan, Çin Ticari Havacılık Şirketi ve Çin Havacılık Endüstrilerini kapsamaktaydı. Bu kapsamda üç ABD şirketi teknoloji hırsızlığı operasyonlarına dahil olduğu anlaşıldı. Adalet Bakanlığı açıklamasına göre, son noktada GE Aviation FBI ile işbirliği yaptı ve Çin’e özel bilgileri değil planlanmış bilgileri verdi. Aslında casuslar ve casusluk yapan Çin devleti suçüstü yapılmış oldu. Bu operasyon ilk olarak Aralık 2013’te başladı ve Xu’nun tutuklanmasına kadar devam etti. Mahkeme evrakları; Çinli yetkililer, Amerikalı şirketler arasında ilişki kurmakta kullanılan e-postalar, bu yolla Çin operasyonunun ortaya çıkarılması, şeklindedir. E-postalar, Çin’in uçaklar için kompozit fan rotorları hakkında bilgi edinme girişimlerini kapsıyor ve Xu, bir ABD şirket çalışanının bir bilgisayardan taşınabilir bellek sürücüsü ile bilgi çalması olayını tezgahlıyor. Diğer hedeflenmiş ABD bilgileri içinde neler var? Bir şirketten alınmaya çalışılan; uçak ve havacılık konularında analitik araçlar, tasarım kılavuzları ve yazılımlar var. Başka bir şirketten; ABD’nin araştırma- geliştirme programları, uçak egzoz turbo-şarjları, motor valfleri, soğutma fanları ve diğer motor parçalarının üretimi konuları var. Yine başka bir konu; ABD İnsansız Hava Aracı teknolojisi idi.

ABD tarafı bu konuda ön alarak bir casusluk şebekesini yakaladığını söylüyor. Şimdi başka bir soru ortaya çıkıyor. ABD tarafı Çin’de neler yapıyor olabilir? İstihbarat faaliyetlerinin kapasiteleri teşkilatların güçleriyle özdeştir ve bu bize kendi planıyla neler yapabileceklerinin ipuçlarını verir. Çin, ABD’nin hedefi ise orada kendi ajanlarının neler yaptıklarını ve Çin’in ise buna karşılık ne tür önlemler almaya çalıştığını siz düşünün. ABD’ye çalışan Çinli ajanların akıbetini öğrenmemiz bir hayli güç!

Bu kadarla da kalmıyor. Bu iki ülke birbirlerine siber casusluk bakımından kıyasıya saldırıyor. ABD bu bakımdan devasa merkezler kurdu ve içinde 60 bin çalışanla küresel Siber Savaş yapıyor. Geçtiğimiz yaz ABD Ulusal Güvenlik Merkezi tarafından hazırlanan bir raporda, Çin’in ABD’nin teknoloji ve ekonomik sırlarını çalmak için taarruzi siber operasyonlar yürüttüğünü iddia etmişti. Raporda, Rus ve diğer yabancı casuslarla birlikte Çinliler, enerji, biyo-teknoloji, savunma, çevre koruma, üst düzey üretim, bilgi ve iletişim ile ilgili temel teknolojileri hedefledikleri yer almaktaydı. Raporda yer alan bir ifade: “Çinli şirketler ve bireyler genellikle ticari ve bilimsel amaçlar için ABD teknolojisini satın alıyor… Aynı zamanda, Çin hükümeti, devlet ve sanayi içinde geniş bir aktör yelpazesi yetiştirdi, bunlar vasıtasıyla ABD teknolojisini çalıyor, kendi koleksiyonunu geliştirmeyi amaçlıyor.” Şurası çok ilginç: “Çin casusluğu sorunu kalıcı ve sistemik.” Bütün bunların sonunda ABD, “fikri mülkiyet” konusunun önemini vurguluyor. Rapor şöyle diyor: “Çin’in, tescilli teknolojiler ve fikri mülkiyet hakları için siber destekli araçlar veya diğer yöntemler aracılığıyla bir tehdit oluşturmaya devam edeceğine inanıyoruz. Eğer bu tehdit ele alınmazsa, Amerika’nın uzun vadeli rekabetçi ekonomik avantajını aşındırabilir.”

İstihbarat önyargısız çalışır. Millet olarak bir yanlışımız var, önce karşımızdakini tehdit ilan edip sonra onunla ilgileniyoruz; hatta sürekli birinden vazgeçip sonra başkasıyla ilgileniyoruz. Bu önyargı kurumsal çalışmalara da sirayet ederse yanlış olur. İstihbarat disiplini bu açıdan çok katıdır. Bakın, ülkemiz için herkes potansiyel rakiptir, bu Amerikalı olur, Çinli olur, Rus, Alman… Önemli olan bizim kendi kapasitemiz ile suçu kanıtlayabilmek için yaptıklarımızdır. Körebe oynarcasına, ebenin gözüne önce körleşmesi için bir mendil bağlayıp sonra milli hedefler açısından mücadele yürütmek, sonra döner bize zarar verir, bir türlü ebelikten kurtulmak söz konusu olmaz.

Vatandaş olarak içimden geçiriyorum, biz de ekonomi casusluğu yapan yabancı birilerini yakalayıp sağlam bir iddianame ile mahkum edebilelim.

Bir cevap yazın

gelecegin-akilli-toplumu
ÖNCEKİ YAZI

Geleceğin Akıllı Toplumu

abd-endustri-savasini-baslatti
DİĞER YAZI

ABD Endüstri Savaşını Başlattı

İnnovasyon 'ın son yazıları