insan-neden-mukemmel
İnsan Neden Mükemmel?

İnsan Neden Mükemmel?

555 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

İnsan için, mükemmellik için kısa yazacağım. Bir daha düşüneceğiz, hikayelerimiz daha anlamlı olsun diye…

İnsan eksik, hatalı, kötü yaratılmış bir varlık değildir, aksine mükemmeldir. Değil mi? İnsan eksik düşünür, hatalı karar verir, kötülük yapar, bunlar mümkündür. Değil mi? Böyleyse akla asıl soru gelecektir: Nasıl olur da mükemmel olan bir varlığın yelpazesinde doğrunun en ucundan yanlışın en ucuna kadar açıklık olabiliyor? İnsan her iki uçtakileri de zorluyor, niçin? Şuraya varıyorum; her iki uçta olabilmek ve bunları zorlamak da mükemmelliğin bir şeklidir. Öyle değil mi? Daha derinden bakalım…

İnsan gözü görür ama dışarıdaki her ne ise ancak beyninin içindekilerle anlam bulur, yoksa görüngü boştur. İnsan kulağı duyar ama ha keza, boş olmaması için beynin içindekiler işin içindedir. İnsan dokunur ama fiziksel temasın bile karşılığı yoksa nafile. Bir duyunun getirdikleri beyinde tarif edilir, dünyanın esas halinin öyle olup olmadığı muamma. Siz siz olun kabul edilip kesinmiş gibi ortak cevapların ifadesine kanmayın öyle. Bir duyuya temas anlamla birleşmezse bu bir ifade bile değildir.

Akılda mantık vardır, gerçeklik de… Ama birey karar verirken duygu, başka sözcükle hissediş, bireysel bakış, başka sözcükle yorum, şu bilinçaltında gömülü sayısını bilemediğimiz resimler, modellemeler, simülasyonlar, belgeler, analizler, hayalin çevirdiği film ruloları, hatta alınmış kararlar, sabitleşmiş fikirler, karakteristik tanımlamalar, kalıplar, şablonlar, dogmalar, her biri bir başka iz; o anın baskısıyla gelen başka izler; onların hissettikleriyle dağılan tarifsiz sayıdaki zihinsel parçacık; hepsi dikkate dahi alınmayacak düzeydeki beyinsel bir işlem için inanılmaz kısa bir sürede harmanlanır ki, belki de hafızadan, bilinçaltından alınanlarla otomatik kumandaya bağlıymışçasına, ne anlama geldiğini size tarif eder ki, siz o ne ise artık, öyle bilirsiniz, iddianız olur, bu mantıklıdır, sizin kararınızın gerçekliğidir; ama sadece bireyseldir, çünkü hisleriniz sizde olanı işaret eder.

Pek çok etken bireylerde, toplumda, dünyadaki tüm insanlarda doğal bir bilinç atmosferi yaratır; ki bu sadece insanın dünyasındakileri tarif eder. Ya diğerleri? Muamma… Ama yine de bireyin özgün bakışı önemlidir, bireysel kimliğin mührünü taşır, hiç silinmemecesine.

Beyin tamdır ama ölmedikçe, her defasında, her fırsatta, idrak edildikçe yeniden yapılandırılabilir. Niyetler, ortam, etkiler, ihtiyaçlar devrededir. Yeniden olan bireyi ilerletebilir de, gerilere de taşıyabilir; bu dikkate değerdir! İyi yapıldığı zannedilen kötü de olabilir.

Aslında böyle olduğu nedenle insan mükemmeldir; somuta soyutu, maddeye manayı, harekete sanallığı ekler; her şey ortadadır, tartışmaya açıktır, zaman kırılmaları yaşanır, gerçeklik tartışılırdır, insan hiç ve sonsuzluk arasındadır.

Evrende renkler var mı, varsa ne kadar; sesler var mı, varsa nasıllar; an diye bir şey var mı, hangi kesitte?.. Biliyor musunuz, düşündüyseniz ne dediğimi benimle aynı fikirde olabilirsiniz, bu ve benzeri saydıklarım ancak insanın beyniyle değerlendirilmiş, isimlendirilmiş, tanımlanmış kriterlere dayalı çerçeveler. An itibarıyla dediğimiz aslında evrendeki zamanın şimdi denilecek kesitiyle bile bireyin çok farklı boyutunda kalır. Ama bu bir yana, aklın içindeki süreçler itibarıyla bir anlık denebilecek bir gerçeklik yoktur aslında. Çünkü insan aklı sürekli ve çok hızlı prosesler işletimine dayalı karar mekanizmasına sahip, anlık bellek modelini kullanır; siler, tekrar alır ve günceller, ileri gider, geri gelir; odaklandığı sadece içinde olduğu şartlar altıda kendi karar verdiği kadarıyla bilindik kıldığı parçadır, güneş zamanında olan devingendir, insan sadece devingenliğe tabidir, ona hükmedemez, yararlanır, tıpkı soluduğu oksijen gibi. Uçak düşerken birkaç saniyede beynin yavaş işletiminde gerçek zaman içinde yolcuların beyinsel anlıkları tarih olur, akan film şeridi olur, öyle değil mi?

Hatta gerçeklik konusunu bir daha masaya yatıralım derim. Siz hiç normal gerçeklik ile bireysel gerçekliğin, hatta tüm insanlığı hesaba katarsanız, insanlığın gerçekliğini karşılaştırdınız mı? Normal gerçekliğe hükmeden bir insanlıktan söz etme cesaretim yok, ama birey veya insanlık kendi kabındaki gerçekliği, nasıl zaman kırılmasındaki süreçlerde belli kabullere dayanmış şekilde ilerliyorsa, aynı biçimde ilerletir. Bu kendiliğinden olan mekanizmaların evrimine dair muhteşem bir ilerleme metodudur, doğaldır, tıpkı kendisi gibidir. Bazen bu kendisi gibi olma gerçeği onda kafa karışıklığı yaratır ama tümel açılardan sorun yoktur. Farklı gerçekliklerin bileşimiyle tüme ait tek gerçekliğin önemli bir kesitini insan yazar; hem bir yazar, bir siler, sürekli dener, yapar, bozar, bir daha dener, idrakinde giden ve gelen kavramların ortasında tercihler yapar, sonuçta ömrü içinde birey öyküler yazar, en büyük öykünün yazılmasına kendi parçalarıyla dahildir; kabul etmese de bunu yapar, dışındayım dese de içindedir aslında; ama bu hali işe yarar.

Her beynin doğrusu kendisinedir, bu ne kadar da muhteşem bir kapsam değil mi? Farklılıklarla türeyen bir anlam okyanusu, hem de Samanyolu’nun tüm genişliğinde, belki de genişleyen evrenin içinde. Madde kadar mananın evreni kaplayan bilinç atmosferinde, aslında ayrılmaz olduğunun kanıtını beynin atmosferinde görebileceğimiz bilincin bütünlüğü içinde, insan neden bu denli önemli, şimdi bir daha düşünelim…

(Görsel: Flickr, mark Miller)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Aklın Evrimine Dair

DİĞER YAZI

Pedagojik Formasyon Değişmeli mi?

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi