islam-insan-ve-bilim
İslam

İslam, İnsan ve Bilim

296 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Muttaki konusunda birçok açıklama yapılabilir. Bunlarda biri de “sorumluluk sahibi olan” demektir. Bu yazıda ciddi bir sorumluluktan bahsedeceğiz. Bu sorumluluk yazının özelinde bilgi ve bilimle ilgilidir. İslam’ın bilimle olan iç içeliğini inceleyeceğiz. Tespitler yapıp, önerilerde bulunacağız. Yazının sonunda bir buluşma çağrısı yapacağız.

Bilgi keskin bir bıçak

Bilgi kâinatın bilinç bulutunda yüklüdür. Varlıklar hem kainatın bilincinden alırlar hem de verirler. İnsan üstün sıfatlarından dolayı en çok alan ve verendir. Bu durum bilimi insan için keskin bir bıçağa dönüştürür. Bıçağın yüzü ya “kibri” ya da ilahi bilince olan “inancı” gösterir. Benim yönüm, kibre düşmeden bilimi olması gereke şekilde, imanla yapanlardan yana durmaktır.

İslam

İslam kâinatın dinidir. Sapkınların kendilerince, Yaratan’ın vahyindenmiş gibi yazıp savundukları bir din değildir. Batı kültürünün bildiği ve üzerinden aşıp insana ait yarattığı yapay bir din de değildir. Bugün İslam, kalplerinde iman olsa dahi, bir Âdem’in savunmaya yetemeyeceği genişlikte alemlere ait bir dindir. Dolayısıyla İslam, insanın onu anlamaksızın kusursuz şekilde yaşamasının mümkün olamayacağı kadar, yüce bir dindir. Çünkü ilk anlama yolunda olmak farz kılınmıştır!

Sürekliliği anlama

Anlama konusunda bir püf noktası vardır. İslam evrenin, bilgi ve bilinç de dâhil içindekilerin sürekli genişlediğini ve ileri taşındığını işaret eder. Doğru inanç sahibi bu gerçeği bilir. Dolayısıyla çelişkiye düşmez. Bilgi ve bilincin gelişmesini, sürekliliği anlamak için takip eder. “Anlama” işinin bir kerelik olmadığını ve gelişmelere paralel güncellenmesini öncelikli sayar. Bundan dolayıdır ki Kur’an ve “kainatın gerçek kitabı” sürekli okunmalı ve sürekli bir şekilde yeni öğrenilenlerle hazmedilmelidir. O halde sürekli anlayarak okumanın (bunun içinde de kainatın gerçek kitabını okumaya dayalı doğa bilimlerinin kendi yöntemleriyle okunmasının) yararının pekiştirilmesi ihtiyacı vardır. Bunun için, sürekli genişlemeye paralel, kâinatın inceliklerine vakıf olmak da “üstün iradeli insanın” bilincindeki asıl gelişme çabasıdır.

Bilim

Sürekliliği anlamak, insanın yaşama olan inancı ile vücut bulur. Tüm yaratılanların halifesi insan aynı zamanda sistemine gelişime vakıf olmakla katkı sağlayandır. Sizce sürekli gelişen kâinatın gözlenmesi gereksiz mi? Kısaca bu yapılan işin adına “bilim” denir.

Bilim Âdemoğlunun anlamakla ilgili çabalarının ta kendisidir. Pozitif bilim diye bir kavram var. Bilimin negatifi olmayacağına göre biz insanın bilimsel çabalarına “doğa bilimleri” diyelim.

Âdemoğlu bilir, bilgisi inkâr edilemez, gelişme süreklidir… İnsan sürekli bir şekilde hem öğrenir, hem de bilgiye bilgi katar…

Yaşadın, ne öğrendin?

Peki, dindar biri bilimin neresinde? İmanın doğru tarafta olması başattır. Yaratan’ı ve vahiyle gösterilenleri bilmek, asıl kaynağın açıklamalarına fazlasıyla vakıf olmak ve buna bağlı gelişmiş külliyata sahip olmak mutlaka bir bilme işidir. Hatta bilimsel yanı da vardır.

Ama bu, Âdemoğlu’nun “kendi üzerine düşen bilme ve anlama sorumluluğunu” yerine getirip getirmediğine dair bir soruyu akla getirir: Yaşadın, ne öğrendin!

Gerçeği aramak

Öte yandan kâinatın esas kitabını doğru okumak için bugün başta Batı’nın işaret ettiği, belki biraz şımarık davrandıkları, sorumlu olması gereken insana yakışmayacak türden kibirle satışa sundukları ama kâinatın bilinç bulutuna katmaya devam ettikleri, aslında tüm insanlığa ait olan bilgiyi görmezden gelmenin yararı nedir? “Bilimini inkar ettiğiniz bir kesimin teknolojisini neden kullanıyorsunuz,” diye soran çıkarsa nasıl cevap verilebilir?

Kritik nokta

İnanan kesimlere içtihada ilişkin konuları aktarmanın ustalığına ermenin kazancı yüksek olabilir! Alan ve veren adına bir doyum da ortaya çıkabilir. Ancak esasın kavranamaması gibi önemli bir açığın bu yolla kapatılamayacağı aşikâr değil midir?

Esasa ilişkin üstün insan tavrı

Üstün iradeli insan olan ve yaratılanların üzerine atanan Âdem’in halife tavrı için çok şey söylenmelidir. Ben bilime dair üç noktayı hatırlatacağım:

  • Kâinat kitabının okunması,
  • Kâinatın bilinç bulutuna “doğru çizgide” bir katkıda bulunarak imanın ispat edilmesi,
  • Kur’an’ın yaşama külli bilinçle tatbik edilmesidir (takva).

Öneriler

Bilimden kopmak diye bir şey olmaz. Bilim bir kesimin tekelinde de değildir. Onlar öyle dedi diye sıkışıp kalmak doğru olamaz. İmanla doğa bilimlerini yapma çabasına dair bir seferberlik Müslümanın en önemli ibadetlerinden biri olsun! Gerekirse İlahiyatçılar bu konuda bir seferberlik başlatsın, Kur’an’dan ve sahih hadislerden örnekler sunulsun…

Güzel bir öneri işitmiştim, tamamen katılıyorum ve burada yineliyorum: Üniversite seviyesinde İlahiyat eğitimi alanlar mutlaka ikinci bir dal yapsınlar ve doğa bilimleri fakültesinden de mezun olsunlar.

Bu öneriye küçük bir ilavem daha olacak: Bugün dünyanın en kapsamlı araştırmalarının yapıldığı fizik, biyoloji ve kimya laboratuvarlarına seçilmiş din adamlarımız misafir olarak katılsınlar. Örneğin sentetik biyoloji ve kuantum fiziği gibi değişik konulardaki araştırmaları görsünler. DNA analizleri, Büyük Hadron Çarpışması, yapay hücre yapımı, astronomik gözlemler gibi değişik konuları yerinde görsünler. Ama uzun süreli; anlayacak kadar uzun! Hem bu girişim insanlık adına oralarda çalışanlara da katkı sağlar belki de, değil mi? Hem bilim her türlü fikri alıp işlemek değil midir?

Tersine kibir

Bu ve benzer önerilere ve konulara “tersine kibirle” ayak direnmesin! “Biz bunları biliyoruz…” denmesin. “Biz bunları bileceğiz de ne olacak?” denmesin. “Kâinatın esas kitabının okunması yolunda yürütülen araştırmalar bunlar olabilir mi?” diye merak edilip gözlensin. Hatta çalışma süreçlerine katkı sağlansın.

Buluşma çağrısı

Olması gerek bilim ve Müslüman tavrının buluşması için duvarları yıkalım mı?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Spor konusuna köklü bir bakış

DİĞER YAZI

Suretin Çatışması

Kültür 'ın son yazıları

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka

Kriz Enfantilizmi

Kültürler, medeniyetler, kavramlar, algılar... Kısa süreli mesajlar, uzun süreli anlatımlar... İnsanlık deyinde tarih, politika, bilim, ekonomi