modern-insan-degil-ustun-insan
“Modern İnsan” değil

“Modern İnsan” değil, “Üstün İnsan”

1409 Tıklama
14 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Kapsamlı olarak Halife isimli kitabımda incelediğim bu konuyu, başka bir anlatımla, öz olarak, “doğrular ve yanlışlar” manzumesine uygun şekilde sizlere tekrar sunmak istedim. Geniş incelemeleri ve gerekçeleri görmek isteyenler Halife isimli kitaba bakabilirler.

Modern İnsan

Batı kültürü Homo Sapiens olarak bilinen son insana “modern insan” demektedir. Bu insan nesli, öncekilerden türemiş ve son tür, kendi ifadesiyle modernize edilmiş biyolojiye sahip olan insan demektir. Bu açıklamanın dayanağı insanın öncekilerden farkını bilimsel şekilde açıklamak için yeterli gelebilir.

Biyolojik ve antropolojik formatla modern insanın ana özellikleri şunlardır: DNA yapısında FOXP2 konuşma geninin olması, nöral kapasitenin yüksekliği, beyninin daha büyük ve gelişmiş olması, önceki insan türlerinden farklı olarak beyin içeriklerinde ve işlevlerinde büyük bir gelişme bulunması, soyut düşünebilme kabiliyetine sahip olması, eksiksiz konuşan insanın bilgiyi planlı ve tam aktarabilme kabiliyetinde olmasıdır. Elbette bu özellikler ana plandakilerdir.

İnsanın ifade etme yeteneği ile ilgili biyolojik olarak öncekilerden farklı noktalar için şunları söyleyebiliriz: Ağızdaki ve burundaki kaslar ve boşluklar, dil kasları ve kemiğinin hareketleri, gırtlak yapısında belirgin bir gelişmişlik vardır. Ses telleri nefesle de senkronize olarak ağızda netleşen kavramların anlamlı dizilimlerini gerçekleştirir. Sesler soluk borusunun hemen üstünde yer alan vokal sistemde üretilir.

Öncekilerin düz olmasına karşın modern insanın kafatası içinde beynin tabanında “foramen magnum” adı verilen bir ses kutusu çukurluğunun olması önemli bir ayrıntıdır. Foramen magnum sayesinde dil hareketinin tamdır ve böylelikle kendini ifade etme kabiliyeti kazanılmış olur.

Modern insanın; sesli harfleri söyleyebilmesi, kelime ve sentaks kullanabilmesi, gelişmiş beyni üstün insana sınırsız bilme, düşünme, araştırma, öğrenme, tasarlama ve hayal etme avantajı verir. Bilgiyi üretir, saklar, geliştirir; zamana, mekâna ve şartlara bağlı olarak geçmişten geleceğe bilgisini taşıyabilir.

Sesi çıkaran organlar, sesi belirli bir duygu, düşünce ve amaca dönük kullanmayı emreden beyin ve sesleri iyi duyup beyne aktaran tersi sistemden oluşur. İşin içine duygu ve amaç girdiğinden nefsin tüm yapısı konuşmanın içindedir.

Modern insan başarı ve başarısızlığı, sevinci ve hüznü birlikte yaşayabilen bir canlıdır. Mükemmeli arar ama kusurlu iş yapması onun özelliğidir.

Modern insanın alet kullanması, alet üretecek gereçleri de üretmesi onun belirgin farklarındandır. Üstün insan zamanın akışına bağlı süreçlere senkronize olabilir. Çevresini değiştirir. Doğayı gözleyip taklit edebilir. Hesap yoluyla görmediği yıldızların doğumlarına şahitlik edebilir. İnsan kendini ve diğer canlıları tedavi edebilir ve canlılarda kopyalama örneklerini gerçekleştirebilir.

Tespit

Ancak ben bu tanımlamayı eksik bulduğum gibi aradaki fark için söylenmeyen kısımlardan dolayı genelde bir kafa karışıklığının olduğunu düşünüyorum.

Biyolojist, antropolojist ve ilahiyatçı değilim. Ama bütün bu ve benzeri disiplinlerin ortak paydalarını okumaya çalışan bir entelektüelim. Her bir disiplinin savunduklarının sonuçlarına bakmaktayım. Disiplinlerin kendi içindeki anlaşmazlığın bir tarifi olan kısımlarından etkilenmemiş oluyorum. Belki de her disiplinin kendi içindekilere uygulayabileceği bir tür engisizyondan kendimi korumuş oluyorum. Ancak hepsinin söylediğinden bir ortak payda çıkarılmasını da mümkün görüyorum.

Eğer Batı’nın “modern insan” tarifine “üstün insan” dersek, ortadaki büyük sorunun giderilebileceğine inanıyorum. Elbette sadece “onun yerine bunu” koymakla sonuçlanan kısır bir iş yapılmış olmayacak. Buna gerekli anlamlar da yüklenecek. Bu anlamları ilerleyen bölümde işleyeceğim.

Ayrıca biliyorum ki her iki kutbun aşırı ucundaki savunucular, kendileri cephesinden bakıp, “bizim sorunumuz yok ki; eğer sorun varsa karşı tarafındır,” diyorlar. İşte asıl sorunun büyüğü de bu değil mi?

Üstün İnsan: Halife Âdem

Benim inancım İslam’a göre Âdem, yaratılmışların en gelişmiş ve donatılmış şekliyle kendi evrenine “halife” olarak “atanmıştır”. Burada yaratılışla ilgili bir endişe mevzubahis değildir. Yaratılış konusu gayet belirgindir. Türü, nesli, mertebesi belli olmaksızın Yaratan insanın yaratılışını çok açık açıklar: Tüm hareketli canlılar sudan var edildi! (Enbiya-30)

Yaratan süreç konusunda da bilgi veriyor. “İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi?..(İnsan: 1) Anılmaya değer olmayan varlık halinin ne olduğunu bilim insanları aslında açıklayabiliyor. Din adamları da İsrailiyatın argümanları dışında bir bakış sergilediklerinde sorunun üstesinden gelinebilecek.

Üstün insanın oluşumuna ait bir diğer açıklamalar Kur’an’da Secde: 7-9’da açıklanmıştır. Evvele bir yaratılış amacından, uyumdan, olgun hale gelmeden söz edilmelidir. Amaca uygun donanımların yüklendiği işaret edilir. Belki de en önemli konu en sonunda verilen ruhtur. Yaratışın elementer düzeydeki oluş ve tamamlandıktan sonraki üreme süreçleri ayrıca ifade edilir.

Yaratan Kur’an’da (Bakara: 31,  A’raf: 11 ve İsra: 70) özel isim olarak Âdem’i kullanmaktadır. Bu Âdemoğlu için bir sesleniştir, oluş tarifi değildir! Buralardaki “atama” konusunu ise asla görmezden gelemeyiz. Eğer atama konusunu görmezden gelirsek, binlerce yıldır dinlediğimiz sapkınlıkları tekrar etmiş oluruz.

Peki, burada önemli olan ilave değer verme noktası nasıl açıklanır? Üstün insan (Halife), modern insan tanımının üzerine yerleşir. Görmezden gelinen nokta budur!

Yaratılıştaki türemişlik formülleri bilimin açıklamaya gayret ettiği ve Kur’an’da açıkça işaret edildiği gibidir. Bu nokta bizi modern insan tanımına kadar getirir ama iş burada bitmez. İşte bu noktada Yaratan’ın ruhundan üflemesi gerçekleşir. Nefsin belirgin şekilde ortaya çıkmasının ötesinde bir Yaratan ilahi düzene uyumla ifade edebileceğimiz bir irtibatı insana yükler. Bütün isimlerin öğretilmesi, kendini ifade etme yeteneğinin üstüne beşer olma gücüne sahip kılınması gibi bizi bu günlere getiren her şey tamamlanır.

Aslında insana ruh verilmemiş olsaydı üstün iradenin “üstünlük” bahsini kıyaslayabileceğimiz bir nokta ortaya çıkmayacaktı. Eğer Yaratan tarafından ruh verilmemiş olsaydı, insanın iç benine (nefsine) şimdi Batı’nın kültüründe olduğu gibi sadece ruh dense de değişmezdi. Aradaki farkın belirginleşmesi ancak ruhun verilmesinden sonra mümkün oldu. Mantık bunu gerektirmez mi?

Bütün bunlar nefsanî tarafları ön plana çıkaran özelliklerdir. Âdemoğlunun en belirgin özelliğini nefsinin olmasıdır. İnsan nefsi savaşan, kavga eden, dolayısıyla sorun çıkaran “doğal” yapısıdır. Ona dur diyecek ve daha sonra muhasebesinin sorulacağı kıyaslama özü ise ruhtan gelir. Biri olmazsa diğerinin “değeri” ortaya çıkmaz ve insan “üstün” olmaz, söylendiği gibi “modern” kalır.

Karşılaştırma

Aşağıdaki tabloda, modern öncesi insan ile üstün halde atanan İnsanın basit bir grafiksel farkı gösterilmektedir.

modern üstün farkı
Modern İnsan Öncesi ve Üstün İnsanın Karşılaştırma Tablosu

Bu tablo antropologların ve biyologların itiraz etmeyeceği türden hazırlanmıştır. Eğer belli sapkın inançtakilerin ısrarı bir yana konur ise ilahiyatçıların da üzerinde anlaşabileceği bir karşılaştırma tablosudur.

Sonuç

Bütün bu ifadeler soruna bir çözüm bulmak için pratik şekilde yaratılmış bir kurgu değil, mevcudatın ruhuna bağlı bir sentezdir. Ben bu sentezin iki önemli yararı olduğunu ifade etmek istiyorum.

  • İlki, bütün bu anlatılanlarla bilimin dediği dinin, dinin dediği de bilimin üzerine çakışacağıdır. Bu büyük bir mutabakat alanı inşa etmiş olur. Büyük bir sorun ortadan kalkar ve ortalığı karıştıran Âdemoğlu’nun tek düşmanı İblis biçare kalır.
  • İkincisi ise doğa ile insanın buluşmasıdır. İnsan yaşama doğal nedenlerle bakmayı bilir ve bundan dolayı kendine ait üstünlüğü doğaya, doğanın desteğinin ise insana geçmesi söz konusu olur.

Sonuç olarak üstün insan; bütün donanımları tam, üstün irade gücüne sahip, bilgi üreten ve aktarabilen, akıllı, mantıklı, yüksek hafızalı, vicdanlı, bilinçli, uyumlu, kendini ifade edebilen modern insandır. Böyle bilinmesi görüyorsunuz nelere yol açıyor!

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Batı’nın Tarihsel Politik Yayılmacılığı

DİĞER YAZI

Neden Muttakilik?

Kültür 'ın son yazıları

Türkistan’ın Değeri

Arada bir tarihi ve kültürel derinlikleri hatırlamamız, hatırlatmamız gerekiyor. Örneğin Afganistan neresi? Afganistan’ın Türkistan ile ilgisi

İnsan Kaynaklı Kaos

Kaos mu, düzen mi şeklinde sorsam, hemen düzen deriz. Ama kaos da bir gerçek. Mesele düzeni

Bize Bayram Gerekli

Bize bayram gerekli; insanız, sosyaliz, hak ediyoruz. Bir şey açıklamama bile gerek yok değil mi? Anladınız

Epizodik ve Semantik

"Biliyor musunuz, hatırlıyor musunuz?" Kimi zaman bu soruyu sormuşuzdur. Bu sorunun verilen cevaplarına bakılarak bireylerde ve

Haddi Aşmak

Yaşanan olayların toplumu ne denli etkilediği duyarlılığın ne denli üst seviyelerde olduğu aşikar. Ancak buradan başka