2018’den 2019’a Türkiye

Toplum

Yeni yıl geldi… 2018’in en öne çıkan konuları neler? Değerlendirmeme göre şöyle: 1) Birlik-beraberlik içinde hareket etmek. 2) Ekonomik Savaşı öğrenmek. 3) Terörü yenmek. Açıklayalım o zaman…

Birlik-beraberlik içinde “hareket etmek”

Başlangıca bunu yazdım. Sebebi belli aslında. “15 Temmuz”u yaşamış, hemen her ay bir-iki terör saldırısına maruz kalmış bu milletin birlik ve beraberlik içinde olmasına kast eden hasım güçler, ayrıca propaganda ve ekonomik saldırılarla da öne geçmeye çalıştılar. Bu bir güç mücadelesidir. Öne geçmek ve bizi bir adım daha geride bırakmak için diğer güçler şimdiye dek değişik yöntemlerle ataklarda bulundular. Hatta imkanları nispetinde bizi bölüp parçalamakla uğraştılar. Ama bu emelleri gerçekleşmedi, bu büyük bir sonuçtur. Dolayısıyla bu millet bu övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Bölünmedi ve tersine, birleşti. Eksiksiz değilse bile önemli ölçüde politik yönden, “Nelerin olduğunu ve son durumu tam anlayalım, oraya buraya çekiştirilmenin zararını gelecek nesillerimiz çekmesinler, bu nedenle daha fazla özveride bulunalım, yapılan bazı yanlışların üstesinden gelelim, ileri hamleler yapalım, hasma karşı birleştiğimizi gösterelim,” dediğimiz bir 2018 oldu.

Birlik-berberlik içinde olmak için yeterince bedel ödendi. Bu süreyi tutup ta Osmanlı’dan bu güne tekrarlayacak değiliz. Her ne olursa olsun, meselenin özünde güçlü bir sistem inşa etmek ve işletmek vardır. Geçerli ve sağlam bir kültürün sahibi olmayı hazmetmek, yaşatmak ve geliştirmek şarttır. Bunu biliyoruz artık. Güçlü bir sosyo-politik düzen yaratmak, gelişmiş bir politik kültürün kurallarını ortaya koymak ve bunu toplumun kılcal damarlarına kadar yaygınlaştırmak esastır.

Ekonomik Savaşı “öğrenmek”

Bu ülke ve bize ait kültür aslında yapısal olarak ekonomiyi ikinci planda tutar. Düşünsel manada maddiyatı pek sevmez. Belki de ne gelirse de başına bundan gelir. Çünkü bu bir paradokstur; hem maddiyatı sevmeyeceksin hem de iyi yaşamak zorundayım diyeceksin. Dünya gerçekleri insanların yüzüne vurunca öğrenmemek söz konusu değil. Son küresel ticaret savaşları, finans saldırıları, politik girişimler ile ekonomik bakımdan bir savaş hali yaratmaktadır; aslında bu savaş belki de yeni başlamış, uzun süre devam edecektir. Hatta “küreselcilerle milli devletler arasında bir sıkışma var, bunun etkisi söz konusu,” şeklinde değerlendirmeler yapılmaktadır. Bir diğer önemli konu ise “dünya güç merkezinin Atlantik’ten Avrasya’ya yer değiştirmesi” sürecinde tahmin edilebilecek sorunlar içinde yer almanın bedeli de ödenecektir. İşte tam da bu stratejik sorunların günlük hayata etki etmesine koşut olarak hatırlamak zorunda olduğumuz konular; milli paraya ve pasaporta sahip çıkmak, üretmek, biriktirmek, doğru paylaşmak, vs. temel konular oldu. Elbette bunu yapısal açıdan kökleştirmek zaman alacaktır, ama en azından 2018’de belli bir silkinme dönemi yaşandı.

Ekonomik Savaşı yapmak için yeterince güçlenmek gerekir. Bu güçlenme kapasiteyi doğru kullanmak, yenilerini yaratmak ve fırsatları iyi değerlendirmekle olur, bunlar katma değer yaratırlar. Hangi konularda? Sadece sanayi, ticaret, finans değil elbette; kapasite demek milli imkanların tümünden ibarettir. Politika, güvenlik, diplomasi, hukuk, iletişim, enformasyon, bilim ve teknoloji… Her şey bu hususa dahildir. Ama önce insan gücü önemlidir. Zaman alsa da, biliniyor olsa da eğitim-öğretim yine işin alfabesidir.

Terörü “yenmek”

En somut ve görünür konu belki de budur. Türk milleti beka konusunu 2018’de en öne koydu. İçeridekilere ilave olarak Suriye’de operasyonlar gerçekleştirdi. Örneğin patlayan canlı bombalar kesiliverdi. Propagandanın karşısında biz de propaganda yapmaya başladık. Halen Mehmetçik sahada, milletinin istikbali ve geleceği için siperde…

XXI. asrın bu kirli terör yöntemiyle baş etmek için güvenlik güçleri kendini yenilemiştir, halen milli silah sanayii gelişmektedir, beka konusunda millet bilinçlenmiştir, yeni güvenlik algısına göre jeostratejik bağlamda hedefler belirlenmiştir. Ancak bu dinamik bir konudur. Dolayısıyla sürekli şekilde jeopolitik okuma ve gereğini zamanında ve en önceden yapma kapasitesi geliştirilmiştir, belki bu bakımdan refleksleri geliştirecek bazı yapıların ve tecrübenin olması için az bir zaman ihtiyaç olacaktır.

İşte bütün bunlar “bir geri-dönüş” anlamına gelmektedir. Türkiye olması gereken noktaya dönmüştür, etkisi hemen görünmese de bu üç başlıkta sıralanan ana noktalara ve dünyanın diğer taraflarındaki değişikliklere bağlı olacak ölçüde, bir süre sonra ilerilere hamle yapma potansiyelinin olduğu anlaşılmıştır; atılım zamanı gelmiştir, planlamaların 2019’da buna göre yapılması ortadadır.

2018’de fiiller şunlardı: “Hareket etmek”, “öğrenmek” ve “yenmek”.

2019’da ise fiiller şunlar olacak: “Kapasite yaratmak”, “inşa etmek”, “ortaya koymak”, “yaygınlaştırmak”, “işletmek”, “hazmetmek”, “yaratmak”, “geliştirmek”, “insanı en öne koymak”, “refleksleri geliştirmek” ve “hamle yapmak”. Bir temenniden öte bu fiiller doğal sürecin gereklilikleri.

Böyle değil mi? Millet isterse başarılamayacak şey yoktur!

Leave a Reply

Toplum 'ın son yazıları

Bilgelik

Bilgeye ve bilgeliğe yeterince ihtiyaç duymuyor muyuz? Çağımızın konularında ileriye atılım yapılamamasının

Şanlıurfa’dan İzlenimler

Şanlıurfa, ilçeleri Akçakale ve Ceylanpınar’da incelemelerim oldu. Asıl seyahat konum sınırdaki hareketliliklerdi.
DÖN BAŞA