Haliyle, siyaset lidersiz olmaz. Aslında lidersiz toplum olmaz. O halde PM’nin siyasetteki ve bütünüyle yaşamdaki liderliği pro-aktif liderliktir.

Türk siyasetinde olup biteni süslü sözlerle tarif edenler öne çıkmışlar. Halk bunları siyasetçi olarak tanımış. Bunun yerine lider kime denir?

En uygun anda önemli bir kazanım hamlesi yapana ve olacağa kural koyana lider denir.

Gerçek lider güven iklimini tesis edene ve onu koruyana denir.

Lider toplumdan biridir ama sorumluluk ve yükümlülük kavramlarını bütünüyle üzerine almış, yetişmiş, yetkin bir önderdir. Lider sorumsuz davranamaz, konuşamaz.

Günümüzde lider küresel yarışta bayrağı taşıyabilecek donanımda olmak zorundadır.

Lider vizyon sahibidir.

İstikrar:

Sistemsel açıdan Türkiye’de kritik edilen konular nelerdir?

  • Standartlarla oynanması. Standartların yeniden düzenlenmesi de bir politika konusu olabilir; ancak ortak değerlerin gelişmesine karşılık gelmesi şartı önemli görülmelidir. Bu nedenle keyfiyetten uzak bir yapı öngörülmelidir.
  • Pozisyonlarla ve politikalarla çok oynanması. Bu bile başlı başına bir istikrarsızlık hissi uyandıran konudur. İstikrar adına çaba sarf edilmelidir. İstikrar ayrımcılık yapmaz, fiile dayalı çalışma gücünü dikkate alır. Bu açıdan liyakat, şeffaflık ve hesap verebilirlik önemlidir.
  • Vizyona gereken önemin verilmemesi. Vizyon dokümanları olması gereken özende hazırlanamamaktadır. Ama asıl olan bilimle ilgili sorunlarda kafa karışıklığı yaşanmasıdır.
  • Sonucu öngörülebilir küresel projelerin geliştirilememesi. Hesap hatası hem istikrarsızlık yapar hem de dünya pastasından alınan payda gerileme olur.
  • Sürdürülebilir gelişmenin sağlanamaması. Projeler sürdürülebilir değilse kayıp büyük olur.
  • Sistem tartışması yapılması. Demokrasi, cumhuriyet, yürürlükteki ilkeler, politikalar, yüksek ahlaki ve moral değerleri tartışıldığı sürece istikrarsızlık gelişir.
  • Mutlak idealin gerçek zannedilmesi. Gerçek-üstücülük başka bir olgudur. Hayalcilik ve maceracılık yerine hesaplanabilir, katlanabilir risklerin fiiliyata geçirilmesi şartı esas alınmalıdır.

Türkiye tarihi içinde sürekli bir şekilde, belki de sistematik denebilir, sistem sorunları, darbeler, politik müdahaleler ile aslında istikrarsızlaştırılmıştır. İstikrarsızlaşma üzerine kurgulanmış bir süzen asla kabul edilebilir değildir. Her politikacı, lider veya bürokrat evvela “Benim çabam istikrara katkı sağlamak olacak,” demelidir ve bunu bir varlık sebebi olarak görmelidir. “Biz bu konuyu biliyoruz,” şeklinde fikir beyan edenler ise önce şunun cevabını verebilmelidirler; “Şu an istikrar konusundan emin miyiz?”

Dolayısıyla sürekli çalışmak ve üretmek gerekir. Sisteme istikrarla katkıda bulunmak şarttır. Her alanda “daha” fazla olan ne varsa bunun peşine düşünülmelidir. Bırakın teoriyi, uygulamada her bir özne için istikrar; daha kültürlü olmak, daha çok çalışmak, daha güzeli, kullanışlıyı, teknolojik olanı üretmek ve kullanıma sunmak, daha çok kazanacak işlere bakmak, daha ahlaklı olmak ilk akla gelenlerdir. Daha fazla istikrarlı olabilmek için istikrarı bozmadığımızdan da emin olmak gerekir. Ne ev, ne sokak, ne şirket ve ne de devlet yazboz tahtası değildir. Özellikle bilim ve eğitim konuları üzerinden menfaat devşirilmemelidir.

Eğer sınır içindeki insan gücünden emin olunursa dışarıya karşı şu söylenir; “Ben sağlamım, seninle istikrar için işbirliğine hazırım…” Böyle denemiyor ise gelecekten ümitli olmak mümkün değildir.

Bugün için ne söylenebilir? “15 Temmuz” darbe girişimi ile millete ve meclise silah sıkıldı, sistem değiştirilmek istendi, istikrarsızlık sürecinin fitili ateşlendi ve bu durum önemli ölçüde atlatıldı. O halde bundan sonra istikrar için herkes şapkasını önüne koysun.

Önemli olan nokta, güven veren ve liyakatine inanacağımız insanların kadrolara atanması sürecinin ivedilikle tamamlanmasıdır. Sonra inançla ve disiplinle üretmek gerekiyor, daha fazla olan ne varsa, bunları istikrarla geliştirmek ve piyasalara sunmak gerekiyor. İçeride politik durum kontrol altında ama bu yetmiyor. Kontrol edilmesi gereken çok iş var. Her bir proje kontrol edilmelidir. Kontrol; öngörülebilir, hesaplanabilir, sonuçları zerinde gerçekçi şekilde hareket edilebilir, denetlenebilir demektir.

Barışçı, işbirliği yapılabilir, akıllı, gerçekçi, saygın, kültürlü, standartlarıyla ve kontrollü olmasıyla tarzı belirgin istikrarlı bir devletten söz edilmektedir. Bilimin gösterdiği yoldan kopmamak önemlidir.

Bir Türkiye markası oluşturacaksak istikrar şarttır. Çünkü marka olmak da istikrarlılıkla ilgili bir konudur. Acaba istikrar için hakkınca ne yapıyoruz? Bu soruyu soralım kendi kendimize.