Site icon Politik Merkez

Basitlikler

basitlikler

Basitlikler

Okuyucu

Elinizdeki malzemeyi kullanarak bir şeyler yapabilirsiniz. Malzemeniz az mı, çok mu; kaliteli mi, kalitesiz mi; denenmiş mi, denenmemiş mi; uyumlu mu, uyumsuz mu…?

Bir bakışla, eğer eldeki ne ise, ortaya çıkan da öyle bir şey olur; diğer bakışla, eğer elde ne varsa değeri bilinir, gerekli hüner, akıl ve iradeyle en iyisi gerçekleştirilir.

Kendi başına basitlik basitliğe, zenginlik zenginliğe, esas özüne bağlıdır… Kuvvet, olan kadarıyla iş görür. İradeyle, akılla ve hünerle yaklaşılan basitlikten bir garabet yerine, ortaya önemsenecek ciddi bir şey de çıkarılabilir.

İki çocuğun gayretine bakalım, örneklik olsun diye: Burada herşey basit ve masum! Çocuklar, oyun, oyuncaklar, amaç, ürün, sonuç…

Çocuk elinde değişik ebatlarda kesilmiş tahtalar, bir kaç irili ufaklı çivi ve çekiç gibi kullanabileceği bir taş tutuyor. Oturuyor ve hepsini birleştiriyor. Kendi hayalinde uçak yapmak varken, ortaya çıkana babası bakıyor ve bir şeye benzetemiyor. Çiviler yamulmuş, doğru düzgün birleşmemiş parçalar… Ama yine de “çok güzel olmuş, aferin sana,” diyor. Babası çocuğun elinde tuttuğunun uçup uçmayacağını sorunca, o da ilerilere fırlatıveriyor. Haliyle uçmuyor ve yere düşüyor. Ama bir bütün halde olan elindeki malzemeyle yapılmış (güya) uçak, kim ne derse desin, çocuğun bir sonraki uçurma denemesine hazır…

Diğer çocuk mağazadan aldığı renkli Legolarla oturuyor çalışmaya. Zaten oyuncak seti tasarımı bir ev yapmaya uygun. Hatta oyuncak kutusunda, bununla neler yapılabilir sorusunun şemalı açıklamaları bile var. Çocuk şemaya bakıp benzer bir ev yapıyor ilk, sonra kendi hayalini kullanıyor, uğraşıyor. Derken ev yapmaktan vazgeçiyor ve bir uçak yapmaya karar veriyor. Şeması olmayan bir tasarım için bir hayli uğraşıyor. Sonunda kendine göre adı uçak olan bir şey ortaya çıkarıyor. Babası sorduğunda onun bir uçak olduğunu çekinerek söylüyor. Babası, “aferin çok güzel, uçar mı o?” deyince çocuk elindekini güçsüz bir şekilde bırakıyor boşluğa. Yere düşen Lego dağılıyor, paramparça… “Ama bu zaten yapboz,” diyor babası, “yine yap, devam et oynamaya…” diyor.

Şimdi de bu koca dünyanın idaresine bakın hele! Ne görüyorsunuz?

Eldeki malzeme ne? Ortaya çıkan ürün ne? Çocuk olsa dersin ki, “haydi devam et oynamaya…” Ya bu gerçek, en önemli, varlık-yokluk mücadelesiyle yapılan işlerde durum ne? Ben bundan değil uçak, somut başka bir şey de çıkmaz diyorum kendimce… Eldeki malzemeyle, uyumsuz, rastgele tahtadan çividen ne yapılır ki, renkli yapboz Legolardan yapılandan ne olur ki?..

Bir basit hayal uçurulmaya çalışılıyor çocuklarca, oyun gibi… Çocukların yaptıkları ve düşündükleri için herşey kabul edilebilir ölçektedir. Ya koca dünyada? Hesap var, kitap var, değil mi? Bir baba mı oturup öğretsin, “senin malzemeden ancak bu olur…” diye? Eğer iyi kötü bir baba varsa etrafta, çocuğa bakar gibi eğilmesi normal değil mi oynayanlara? O baba bilmez mi malzemeyi?

Bir basitliktir gidiyor hünersiz ellerde, akılsız başlarda, iradenin yanlış istikametlerinde… Olup bitenin bütün özeti de işte bu kadarlık bir cümle!

Ancak basitliklerden harikalar yaratmak da mümkündür. O halde çok ciddi çalışmak, eldekinin değerini ve özelliklerini iyi bilmek, başarma azmiyle dikkatli şekilde gayret göstermek gerekir, değil mi? Basitliklerden güzeli meydana getirecek olan için önem, malzemeden işleyen ele, düşünen akla geçer. İşleyen el ve düşünen akıldır basitlikten bile değer üretecek olan…

İradedir bu işin düğümlendiği nokta. Basitliklerden iradeyle varılır düşünülen bir yere… O halde herkes kendi elindeki malzemeye baksın; bakalım ne var ellerde, yüreklerde? Akla, niyete, hünere baksın…

Exit mobile version