katil-devlet
“Katil Devlet”

“Katil Devlet”

474 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Suriye katil devlet tanımının bariz örneğidir. Suriye Devlet Başkanı Başar Esed de bu tür bir olgunun timsalidir. Bakıldığında böyle bir ülkede kabul edilebilecek türden geçerli bir hukuk yoktur. Sözü edilen hukuk ise devlet içine yuvalanmış bir zümrenin iktidarını ve çıkarını korumak demekle özdeştir.

Egemen bir devlet, içindeki ve dışındaki düşmanlarla savaşmak için görevlidir. Ne için? Ülkesinde yaşayan halkın güvenliği için. Bu devletin var olma sebebidir. Devlet refah ve güvenlikten sorumludur.

Ancak Suriye gibi bir devlet egemenlik sıfatını çok yönden kaybetmiştir. Öncelikle halk desteği yoktur. Anayasal düzen ortadan kalkmıştır. Rejim, sapkın devlet bürokrasisi, yönetenler bir güç olmuş, ellerindeki güç unsurlarını halka karşı kullanmaktadır. Halk ile devlet çatışma halindedir. Bu çatışma iç savaş halinde cereyan etmektedir. Bu iç savaşa dışarıdan müdahaleler söz konusudur. Bakıldığında, neredeyse ülke işgal halindeymiş görüntüsü verir. Bir bölünmüşlük hali vardır.

Her şeyin ötesinde Suriye gibi bir devlete çözüm nasıl gelir? Böyle bir devlet için bile olsa meşruiyet ve muhataplık söz konusudur. Mevcut yöneticileri halka gideceğini, adil seçim yapacaklarını ve anayasa yazılmasının önünü açacaklarını ilan etseler, tüm sorunların giderilmesi için bir başlangıç yapmak mümkün olacaktır. Yeni bir anayasal düzen kurulduktan sonra eğer hukuk kapısı eski yöneticileri yargılamak için açılır ise tarih ve adalet önünde tüm yapılanları netleştirme imkânı bulunmuş olur. Katil devletin o yöneticileri tek tek yargılanır. Bu süreç mümkündür.

Bütün bunları neden hatırlatıyorum? Katil devlet ve bununla ilgili konular böylesi biçimde ele alınır. Arada hassas bir çizgi değil, net bir çizgi vardır. Nedir bu? Her ne kadar FETÖ gibi teröristlerce hukuk sistemi aşındırıldıysa ve PKK terör örgütü uzantıları meşruiyet içine girip ülkeyi içten bölmekle ilgili çabalarını gizlemiyorlarsa, devlet kendini korumuştur, hatta milletini de korumasını başarmıştır. Her türlü saldırıya rağmen egemen Türkiye Cumhuriyeti kurum ve kuruluşlarıyla refah ve güvenlik için mücadelesini sürdürmektedir. Anayasal düzen tamdır, halk desteği vardır, işleyen bir demokrasi söz konusudur. Anayasal düzen tamdır, ama bugün dahi FETÖ ile mücadele birey ve kurum ölçeğinde sürmektedir. Varsa düzene çomak sokmak isteyen sinsi düşünce sahibi kimseler, bunlar da yine hukuk önünde hak ettikleri muameleye tabi tutulacaklardır.

Emperyalist bakışa sahip olanlarca Arap Baharı benzetmesiyle açıklanan (sözde) Türk Baharı beklentileri bizzat bu millet ile savuşturulmuştur. Devlet bu tür saldırıları gerçekleştirenleri belli bir zümreyle veya bürokrasisiyle değil, milletle birlikte, ele ele vererek ortadan kaldırmayı başarmıştır. Bu uğurda teröristlerle ve teröristlere yardım ve yatakçılık yapanlarla mücadele etmiştir, mücadelesini de sürdürmektedir. Hatta terörle mücadele içindeki güvenlik güçleri operasyonlarını gerçekleştirirken, sivillerin zarar görmemesi için değil yurt içinde, aynı zamanda Irak ve Suriye topraklarında sürdürdüğü operasyonlarda da dikkat etmektedir. Bu ülke milyonlarca sığınmacıya kapısını açmış, insanı yaşatmak için ekmeğini bölmüştür. Hatta Balkanlardaki örnekte görüldüğü gibi, NATO kapsamındaki operasyonlarda güvenlik güçleri taarruzlarından önce hedeflerin belirlenmesi sürecinde hukukçuların onaylarını alarak hareket etmiştir.

Ancak Ortadoğu coğrafyası iç hesaplaşmaların yoğun olduğu bir bölgedir. Asıl katil devlet veya başka bir tabirle katil devlet anlayışının hamisi ise şudur: Birleşmiş Milletler’in kararlarını, uluslararası ve karşılıklı anlaşmaları, her türlü hukuk anlayışını yok sayan, gerçek adaletten yoksun, adalet kavramını kendi çıkarı için kullanan, tek düşüncesi devletinin sınırlarını genişletmek olan, bu uğurda ırkçılığa ve aşırı dinci yaklaşımlara tevessül eden İsrail devletidir. Bu devletin yapmak istediği çok barizdir. Hedeflediği ülkeyi kendi içinde tartışmalı hale getirmektir. Tıpkı Irak kuzeyindeki gibi Suriye kuzeyinde de kendine yakın bir uydu devletçik kurmayı planlayan, bu hedefini başarmak için ilgili ülkelerde türlü dolaplar çeviren bir sinsi devlettir. Filistin halkını yok saymak için etrafındaki güçleri etkisiz kılmak adına her türlü oyunu oynamaktadır. Bakın konu İsrail halkı değildir, oradaki siyasi otoritedir, devlet yönetimindekilerdir, dünyanın her tarafında lobi faaliyeti yapan güçlerdir.

Türkiye böyle bir ülkenin oyununa düşmemiştir, düşmeyecektir de! Ülkenin güvenliği sadece askeri kuvvetle değil, başta politik güç olmak üzere, ekonomi, adalet, bilim ve teknolojik, psiko-sosyal, coğrafi, iletişim ve ulaştırma güç unsurlarıyla beraber temin ve tesis edilmektedir. Millet bunun bilincindedir. Millet konusuna sahip çıkmaktadır. Bir takım ayarından şaşmış zihniyetlerin varlığı bu ülkeyi hedeflediği çizgiden saptıramayacaktır. En kısa zamanda gerekenler hukuk içinde yapılacaktır. Hangi alanda çalışırsa çalışsın, bu ülkede endazesi şaşmış odaklar mutlaka önce millete hesap vereceklerdir. Millet varlığı ve bekası için seve seve cepheye koşmaktadır. Millet davasına sahip çıkmaktadır. Millet bu uğurda şehit olmaktan kaçmadığı gibi şehidinin kanını da yerde bırakmama kararlılığına sahiptir. Millet, katil devlet manasına gelen ve teröre destek veren sinsi operasyonları gerçekleştirenlere gerekli dersi yine hukukla verecektir. Şehit ailelerine saygı için bu hususta ne gerekiyorsa, Türkiye’nin kuyusunu her kim kazıyorsa, öndekiler veya gerisindekiler, hepsine karşı akıllıca gerekli tepkiyi gösterecektir.

Terör örgütünü destekleyenler gerekli cevabı yine hukuk önünde vereceklerdir. İçerideki konu budur. Ancak dışarıdan gelen sinsi yaklaşımlar için Türkiye karşı tedbirleri almasını elbette bilir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Türkiye, Rakipleri ve NATO

DİĞER YAZI

Siber Savaşta Üstünlük Arayışı

Güvenlik 'ın son yazıları

Terör ve Propaganda

Temmuz 2021 sonlarından itibaren ülke çapında yangınlar arttı. Bir yandan büyük bir çabayla yangınlar söndürülmeye çalışılıyor,

Beyaz Transit

Yurdun dört bir tarafındaki yangınların söndürüldüğü ve bir kısmıyla da devam edenlerin olduğu bir dönemde, asıl

Savunma ve Türkiye Analizi

Ülkeler savunma ve refah problemlerini çözerek gelişirler ve bir güç mücadelesi içindedirler. Olan kaynakları kullanmanın bir

Savunmada Köklü Değişim

Mevcut anlayışla yürütülen savunmanın inşası ve buna göre büyüme imkanlarının yaratılması konuları hakkında bildiklerimizi açıklayalım. Ancak