Sosyal Medya Dilemması

359 Tıklama
27 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Günümüzde derin bir biçimde sosyal medya dilemması veya gelişim paradoksu yaşanıyor! Dördüncü Sanayi Devrimi’nin etkileri her alanda değişimi tetikliyor. Yaklaşık son 10-15 yılda teknoloji şirketlerinin ürettiği sosyal medya platformlarının itici gücü her alanda hissediliyor, değişim sonucu kuralları ile standartlarının gelişmesi de tartışıyor ve hatta kendi yaşamımızı buna göre düzenlemeye çalışıyoruz, kimi kere bazı alışkanlıkları kazanma sürecini yaşıyoruz. Teknolojinin ürünü medya platformları sosyal yaşamın ötesinde, hukuk, ekonomi, politika, uluslararası ilişkiler, güvenlik (ki içinde terörizm de var), sağlık ve eğitim gibi pek çok değişimin yerli yerine oturmasını baskılıyor. Benim burada üzerinde duracağım alan son yaşanan politik, uluslararası ilişkiler ve güvenlik konularıyla ilgili olacaktır. Hatta ABD’de yaşanan son 6 Ocak Senato Binası baskınını büyüteç altına alıp, konu hakkında tartışmak istiyorum. Ayrıca yazıda hukuki ihtiyaçlar açısından bazı temas ettiğim noktalar da olacaktır.

Genel Konular 

Güncel perspektifte konunun derinliğine girmeden önce temel bazı hususları hatırlatmakta yarar var, belki buna ihtiyaç duyan okurlarımız vardır. 

Öncelikle bu tür kapsamlı değişim süreçlerinde konulara tek (veya birkaç) noktadan yaklaşarak konu çok basitmişçesine ele alıp geçmek yanlış olur. Gerçi her işte böyledir ya, ama bu teknoloji, değişim, devrim konusu! Doğası gereği kapsamlı dönüşümlerde her şey görünürde daha düzensiz, istenmeyen noktalardan ve hızla gelişebilir ama sonuçta etkilemediği alan bırakmaz. Bu durumda konuya (örneğin) sosyal medya veya teknolojik devrim yönüyle bakıp, ekonomi veya politika ile bakmamak her ne kadar eksiklik ise tam tersi de doğrudur. Başka deyişle yukarıda saydığım alanlara bütüncül ve her yönüyle bakmak gerekir. Fiiliyatta ise her daim öncelik alan avantajlı ve dezavantajlı niteliklere sahip gelişmeler olur. Söyleyeceğim şudur, hemen bu durumların çekim gücüne kapılıp kısır tartışmalar içine girmenin pek yararı olmaz. Şimdilerde yapılan tartışmaların bir kısmına bakılırsa maalesef durum bu merkezdedir, hatta konunun uzmanları bile eksik konuşabilmektedirler.

İkinci konu ise yapay zeka (AI) imkanlarının ve değişik gelişmiş algoritmaların giderek geliştirildiği, her defasında yeni uygulamalara adapte edildiği, öte yandan verilerin inanılmayacak derecede çok olduğu, her türlü verinin sayısız şekilde depolanabildiği, içinden bazılarının işe yarar kılınabildiği, kontrolsüz el değiştirmelerin söz konusu olduğu, işlenmemiş verilerin de kısa vadede mutlaka işleneceği, hatta yeni uygulama programlarıyla eldeki verilerden istifadeyle gelecekte olacakların olası ortaya çıkaracağı verilerin de üretilmesinin mümkün olduğu, buna göre bazı ortamların ve alanların önceden hazırlanabileceği, özellikle insan yaşamının bu önceden hazırlanmış ortamlara dayalı adaptasyon süreci yaşayabileceği, bazılarını ret edeceği, bazılarının cazip bulunacağı bilinmelidir.

En bariz örnek Facebook verilerinin 2016 ABD Başkanlık seçimleri ve 2016 Brexit referandumunda bir yöntem olarak kullanılmasıdır. İlgili hükümetler olan ABD ve İngiltere bu politik konuları önce anlayamamışlardı, bireysel veya kurumsal ölçekte çıkarmış gibi ele almışlardı, ama sonradan, bu ciddi ulusal güvenlik sorunudur, demişlerdi. Benzerleri de var, İran’da bununla ilgili sıkıntıları biliyoruz, insanların yazıştıkları ve paylaştıkları yanı sıra Arap Baharı’nda hep bu tür veriler kullanıldı. Hazırlanan basit bilgiler aslında bunu bilen odaklarca servis edildiler ve milyonların birbirlerine paylaşmasıyla yaratılmış gerçeklik üretilmiş, taraftar yaratılmış, operasyonlarda eylemlerin gelişmesi yönlendirilmişti.

Kişisel verilerin (veya kurumların verilerinin) elde edilmesi ve ayrıca değerlendirilmek üzere bir yerlerde depolanması, sonra kullanılması konularında henüz hukuksal düzenlemeler yetmemekte, teknolojik gelişimin imkanlarının ilerlediği noktalara ve hıza erişememektedir. Bu açığı bilenler kendi çıkarlarına da bazı planları yapabilmekteler, bu da bilinen bir gerçektir.

İrade ve Özgürlük

ABD’de sosyal medya şirketlerinin gelişimine (özellikle Silikon Vadisi’ne) teşvik verildiği zaman Obama’nın Başkanlık dönemidir. Bu şirketler özellikle bu dönemde küreselleşti ve çok önemli şekilde büyüdüler. Facebook (Mark Zuckerberg, yaş 37) ve Twitter (Jack Dorsey, yaş 44) bunlardan en çok sözü edilenlerdir. Twitter gibi şirketlerin arkasındaki yatırımcı ve büyüyen sermaye küresel finans güçleridir. Politik amaçlarla kullanılmaları hakkında tartışmalar sürdürülmektedir. Ama dünyada başta genç neslin bu özgürlük (!) aracını kullandığı savunulur. Bugün bu türden yeni ve temel tartışma konuları içindeki savunular dahi politik malzeme konusudur.

Günümüzde sosyal medya ile demokrasi ilişkisi şeklinde tartışmaya açılan konu aslında ABD’nin yöntemi ile Arap Baharı (2010-12) zamanında Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da (MENA) ortalığı kasıp kavurmuştu. Özellikle Mısır’daki uygulama tam anlamıyla sosyal medya üzerinden gerçekleştirilmişti.

Öte yandan “Türk Baharı” olarak lanse edildiği de görülen Gezi Parkı Olayları (28 Mayıs-20 Ağustos 2013) gelişiminde de Arap Baharı sosyal medya uygulamaları benzer şekilde kalabalıkları sokağa çekmekte kullanılmış idi.

Türkiye’de Temmuz 2020’de eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ailesinin yeni doğan bebekleriyle ilgili sosyal medyada yapılan saldırılara yönelik gelişmeler üzerine daha önceden beri akıllardaki konu olan sosyal medyaya çekidüzen verme konusu ele alınmıştı. Olayın şahsiliği bir yana bir ülkede, hatta bu teknolojilerin Silikon Vadisi’nden çıkarak küresel çapta uygulanmasına öncü olan ABD’de bile, olması gereken bir düzenleme belli kesimlerce tartışma konusu haline getirilmişti. Sonuçta Türkiye bu konuda bir yasayı kabul etti (bir milyon abonesi olanların temsilcilik ve data center açması).

Bu sosyal medya ve özellikle Twitter konusu çoğunlukla “özgürlük” tartışması haline dönüştürülmektedir. Bu da bir yaklaşımdır. Ancak “demokrasi ve özgürlükler” için asıl politik düşüncelerin yeşertildiği ve savunulduğu ABD’de 2016 seçimlerinden bu yana konu edilen, o dönemin seçimlerinde Trump’a danışmanlık yapan ve sonra kovulan Steve Bannon, Cambridge Analytica ve  “Gerçeklik Ötesi” (Post-Truth) başlıklı üç konu Trump’ın Başkan seçilmesinde ve müteakip seçimde, 3 Kasım 2020’deki süreçte, gündeme geldi ve nihayetinde Washington’da 6 Ocak 2021 tarihinde dünyayı şok eden Senato Binası baskını olayında, “Amerikan Baharı”çağrışımı yaptı. Şimdi tartışmalar bu yönde gelişmektedir.

Ama unutmayalım, 3 Kasım 2020 seçimlerinde her ne kadar pek yazılıp çizilmediyse de Joe Biden’ın seçim kampanyasında teknoloji şirketlerinin yeni uygulamaları önemli ölçüde kullanıldı. Nasıl? Bu kez video konferans teknolojisi gelişmişti. Elbette yine kişisel verilerin elde edilmesinde sosyal medya platformlarından kişisel veri çekildi. Ama esasen biner kişilik gruplarla haftada birkaç defa yapılan video konferanslarda Biden’ın ekibi aynı zamanda oturuma katılanların son verilerini de işlediler. Daha sonra konferanslara katılımcı olan seçmenlerin sosyal hesaplarına buna göre yönlendirici bilgiler gönderdiler. 

Bu durumda bundan böyle politikacılar bu kişisel verileri ve teknolojik imkanları kullanıyorlar, kullanacaklar, durum bu! Ama bunun demokrasi ile ilişkilendirmesi konusu büyük bir tartışma konusudur. Zira ister istemez, bilerek bilmeyerek, doğrudan dolaylı, masum veya değil, çeşitli yöntemlerle vatandaşın iradesi istendiğinde yönlendirilebilmektedir. Politika da bundan nasibini almaktadır. 

Diğer boyutuyla, bir ülke (veya kurum) diğer ülkeye (veya kuruma) bu yöntemle yaptırımda bulunabilmekte, seçimlerinde istedikleri adayları öne çıkarabilmektedir. Bu bir müdahaledir! Ama nasıl önlem alınması gerektiği henüz net bilinmemektedir. 2016’da Rusya ABD’ye müdahale etti mi? Rusya inkâr etmektedir. Ama Mueller Raporu durumu incelemiştir. O halde ülkeler bu tür müdahalelerini gizli bir şekilde yapmaktadırlar. 

Siber Güvenlik meselesi ülkelerin milli güvenlik politikalarına girmiş durumdadır. Eğer bir ülkede özgürlük ve demokrasi deniyor, ama sosyal medya platformlarının kişisel verilerle olan ilişkisinde belli bir anlayış geliştirilemiyorsa (ki zordur; örneğin Google’dan yön tarifi istiyorsunuz, o da size soruyor, erişebilir miyim diye, siz hizmet almak için kendi iradenizle evet diyorsunuz, ama bu kez o sizin rızanızla verdiğiniz kişisel verilerinizi depoluyor ve başka bir amaç için kullanmak üzere kendinde tutuyor, en azında reklam şirketleri buna göre çalışıyor), teknolojinin hızına düzenlemeler yetişemiyorsa, bu tür boşluklar her daim kullanılabilir bir açık yaratacaktır.

Benzer biçimde yeni hizmete giren Zoom gibi video konferans sistemleri sizlerin konferanslarınızı, toplantılarınızı geri planda kaydediyor. Siz en başta konferans veya toplantı hizmeti alabilmek için bana erişebilirsiniz kabul ediyorum diyorsunuz, o da size imkân sunuyor, kayıtlarınızı sizin istediğiniz maksatla kullanmanıza yardım ediyor. Ama o toplantının gizli içerikleri sistem merkezinde başka biçimlerde de kullanıma açık oluyor.

TikTok uygulaması, 5G teknolojisi, Huawei tartışmaları gibi konuları burada incelemeyeceğim. Ama bütün bunlar diplomasi, teknoloji, ekonomi, güvenlik, uluslararası ilişkiler, hukuk, vs. tartışmalarıdır.

Gelelim diplomasiye, ABD Başkanı Donald Trump iktidara gelir gelmez bütün dünyada “Twitter Diplomasisi” diyebileceğimiz bir süreç başlattı. Devlet yapıları ve bürokratlar dahi bu sosyal medya platformunu kullanmaya başladılar. Trump, Twitter’ı dünyada en fazla kullanan oldu (88,7 milyon takipçi). Trump, Twitlerle ile kişisel konularını yazdı, savaşlar ilan etti, iktidarlara saldırdı, yaptırım tehditlerinde bulundu…

Amerikan Baharı

Ancak Twitter, 1 Ocak 2021 günü Başkan Trump’ın hesabını, “şiddeti daha fazla kışkırtma riski nedeniyle,” yasakladı. Daha sonra Facebook’tan da (Instagram ve WhatsApp dahil) benzer bir uygulama geldi. Şimdi bu konu bir şirketin bir devlet başkanını sansürlemesi olarak ifade özgürlüğü bahsi içinde tartışılan bir konu haline geldi. Diğer yandan hukuk ve uluslararası mesele haline getirildi.

WSJ’da yer alan bir makaledeki iddialara göre 6 Ocak Senato Binası baskınını ve dolayısıyla darbe girişimini Trump ve ekibi tezgahladı![1]  Bu iddia, haftalardır Başkan Trump ve üst düzey destekçilerinin, seçimin hileli olduğunu söyledikleri ve buna karşı halka ayaklanma çağrısında bulundukları yönündedir. Ben bu makalede geçen Twitleri dikkate alarak size durumu göstermek istiyorum. 

Sosyal medya platformlarında çıkan yazılar, Twitler (zaman sırasına göre):

Donald Trump: “Posta ile Oylama yapılmasına izin verilirse ve herkes bunu biliyorsa 2020 Seçimi tamamen hile yapılacaktır.” (Temmuz 2020)

Trump’ın Avukatı L. Lin Wood: “Ülke, iç savaşın eşiğinde. Kuzey-Güney değil ama Hakikat-Yalanlar… Özgürlük Seven Amerikalılar gerçeğin tarafındadır. Sosyalistler/Komünistler/Küreselciler yalanlardan yana.” (4 Kasım 2020)

Trump’ın Avukatı L. Lin Wood: “Ülkemizin bir iç savaş kılığında bir darbe/devrim girişiminin eşiğinde olduğunu mu düşünüyorsunuz, yoksa sadece ben miyim? Darbeyi/devrimi iç savaşla karıştırmayın!” (Parler’de yazdı)

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn: “Bu, ulusumuzun karşı karşıya kaldığı kadar ciddi bir anayasal kriz. Cesaret ve bütünlükle ayakta durmaya ve cumhuriyetimizi savunmaya istekli olursak, dünya için umut ışığı olacağız.” (13 Kasım 2020, #fightlikeaflynn ve #fightfortrump)

Donald Trump: “Bu Sahte Seçim artık ayakta kalamaz.” (15 Aralık 2020)

Donald Trump: “D.C.’de büyük protesto. Orada ol, vahşi olacak!” (19 Aralık 2020)

Donald Trump: “Asla pes etmeyin. 6 Ocak’ta D.C.’de herkesi görün.” (26 Aralık 2020)

Trump’ın Avukatı L. Lin Wood: “Artık her vatandaşın bir karar vermesi gerekiyor. Sessizce oturup Komünistlerin ve Küreselcilerin hayatınızın her yönünü kontrol etmesine izin verecek misiniz? Yoksa özgürlüğün için dik duracak mısın & #FightBack? Seçim yapmak senin. Akıllıca seçim.” (Parler’de yazdı, 30 Aralık 2020)

Trump’ın Avukatı L. Lin Wood: “Şiddeti veya iç savaşı asla savunmadım.

Trump’ın Avukatı Sidney Powell: “Vatanseverleri hakikat, adalet, ifade özgürlüğü için ayağa kalkmaya ve seslerini duyurmaya teşvik etmek, neden İlk Değişiklik yaptığımızdır.

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn: “Herhangi bir şekilde veya biçimde saygısızlık edilmeyeceğine veya adaletsiz davranılmayacağına!!!” (1 Ocak 2021)

Trump destekçisi: “Devrim geliyor Sayın Başkan! 6 OCAK.” (Trump Re-Twit yaptı 1 Ocak 2021)

Trump destekçisi: “Nasıl yükseliriz?” Avukat Powell’ın cevabı: “Eyalet başkenti Kongre’de toplanmayı” önerdi, Flynn bu cevabı Re-Twitledi.

Trump’ın eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn: “Biz uzaklaşmıyoruz ve #WeThePeople #FightForTrump’a devam edecek.” (2 Ocak 2021)

Trump’ın ortanca oğlu Eric Trump: “Vatanseverler — Yarın Washington D.C’ye kim geliyor!!! Haydi #StopTheSteal.” (5 Ocak 2020, Georgia ikinci tur seçim günü)

Trump’ın Avukatı L. Lin Wood: “Patriots vakti geldi. Bu bizim zamanımız. Ülkemizi geri alma zamanı. Özgürlüğümüz için savaşma zamanı. Hayatınızı, servetinizi ve kutsal şerefinizi vaat edin… BUGÜN BİZİM GÜNÜMÜZ.” (6 Ocak 2021)

Donald Trump: “Eyaletler oylarını yeniden yapmak istiyor. Bir DOLANDIRICILIK için oy verdiklerini öğrendiler. Yasama meclisleri asla onaylamadı. Bırak yapsınlar. GÜÇLÜ OL!” (6 Ocak 2021)

Donald Trump: “Mike Pence, Ülkemizi ve Anayasamızı korumak için yapılması gerekeni yapacak cesarete sahip değildi.” (6 Ocak 2021, saat:14:24. Başkan Yardımcısı Pence’in seçim sonuçlarının onaylanmasına itiraz etmeyi reddettiği için Trump’ın tepkisi.)

Donald Trump: “Huzurlu kalın!” (6 Ocak 2021, saat:14:38)

Donald Trump: “ABD Başkentindeki herkesten barışçıl kalmasını istiyorum. Şiddete hayır! Unutmayın, BİZ Hukuk ve Düzen Partisiyiz – Kanuna ve Mavi renkli büyük adamlarımıza ve kadınlarımıza saygı gösterin. ” (6 Ocak 2021, saat:15:13)

Donald Trump: “Bunlar, kutsal bir toprak kayması seçim zaferi, çok uzun süredir kötü ve haksız muamele gören büyük yurtseverlerden bu kadar belirsiz ve acımasızca sıyrıldığında meydana gelen şeyler ve olaylar.” (6 Ocak 2021, gece yarısı)

Donald Trump: “Eve sevgi ve huzur içinde gidin. Bugünü sonsuza dek hatırla!” (6 Ocak 2021, gece yarısı)

Şimdi kararı siz verin, bu sosyal medya yazıları ile yapılmak istenenin Tahrir Meydanı olayı için yapılanlardan ne farkı var? Peki, Washington Senato Binası olayında şimdiye kadar 5 kişi öldü, onlarca yaralı var, bunların hukuku nasıl işletilecek? Dahası, Biden ve taraftarları bir yana, ABD devlet sistemi bu olayı bir kalkışma olarak mı işlemden geçirecek? Bu soruların cevabını ileriki tarihlerde göreceğiz. Ancak 2016 seçimleri ve Brexit olayları sonrasında görememiştik, bunu da aklımızda tutalım. Bu durumda hukukta içtihat ve emsaller devrede olacak mı bu da bir başka tartışma konusu.

Küresel Güç

Soruyu başka türlü soralım, kim kazanıyor? ABD, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Asya, her kıtadaki ülkeler bunca önemli süreçleri yaşıyor, örnekleri ortada, peki kurallar ve standartlar ne zaman belli olacak? İnsanlar güvende olabilecekler mi? Bu mümkün mü?

Diyelim ABD Başkanı Trump’ı ve destekçilerini mahkeme karşısına çıkarıldılar (hani Anayasanın 25. Maddesi gereği diye tartışıyorlar ya), cezaya çarptırdılar, başka bir ülkedeki uygulamalar için aynı türden davalar da olacak mı?

Partiler, liderler, iktidarlar, demokrasi, vatandaşlık, hukuk… Her biri önemli bu kavramlar 1789 Fransız İhtilali’nden bu yana tartışılıyor; insanlık hem bu değerleri geliştirmekle meşgul hem de yaşamını yüceltmekle. 

Kazanan yine güçlü ve durdurulamaz şekilde sürekli güçlenen sermaye. Teknolojinin ürün vermesini de bunlar yönlendiriyor, o ürünler bu saydığımız önemli kavramları hem aşındırıyor hem de değiştiriyor, biz buna değişim de diyoruz! 

Şimdiki konular; küresel güç, küresel sermaye, küreselleşme

Bugün en önemli ve öncelikli işlerden birisi siber alanda ilerlemektir. Bu çok büyük teknolojileri bir araya getirmek, sistemlerin sistemini beslemek demektir. Herkesin kazandığı bir alanda egemenliği başkalarına ipotek ettirmeden, kendi kontrol edebileceğiniz gelişmelerle ilerlemek doğru adımlardandır. Ama sizin sisteminizin diğerlerinin sisteminden ileride veya geride olması dahi bir başka tartışma ve güvenlik konusudur. 

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] WSJ, Rebecca Ballhaus, Joe Palazzolo ve Andrew Restuccia, “Trump ve Müttefikleri 6 Ocak’tan Önce Ayaklanma Sahnesini Açtı“, 8 Ocak 2021.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

5G Teknolojisi ve ABD-Çin Rekabeti

DİĞER YAZI

Perseverance Gezgini Mars’ta

İnovasyon 'ın son yazıları

İnsanlığın Uzay Geleceği

SPACEX ilk ticari seferini başarıyla sürdürüyor. Bunun insanlığın uzay macerasındaki yerini ve önemini değerlendirelim.

Etik ve Bilimsellik

Etik ve bilimsellik konusunda yazılmış çok konu bulabilirsiniz. Son yaşanan gelişmelere bakılırsa tekrar hatırlanması gereken noktalar