Generalist

21 Eylül 2023
Okuyucu

Ülkeler ve dünyamız için iyi bilinmesi gereken bir konuyu işleyeceğim, generalist olmak. Buna karşılık gelen bir sözcük aradım bulamadım, yine de ben genele yetkin diyeceğim. Genele yetkin kimseler kimler, örnekleri neler? Uluslararası İlişkiler, Ekonomi ve Askerlik sahalarında örnekler vereceğim, neden gerekli, bunu açıklayacağım.

SPESİYALİST VE GENERALİST

Meslekler vardır, bunlar alanında uzmanlaşmayı içerir. Lider vardır, uzman kadar değilse de uzmanlardan oluşan toplulukları yönetebilirler. Ben size hem meslekleri hem de liderleri anlatacağım, bununla beraber ya yanlış biliyoruz ya da pek bilmiyoruz, “uzman” (specialist, Türkçemize uymuyor ama yaygın anlaşılması bakımından spesiyalist demekten de kaçmayacağım) ve “genele yetkin” (generalist) ne demek, bu önemli konuyu açıklayacağım. Yine işaret edeyim, bu açıklamalarımı bir görsele dökmek istedim, görsel sadece anlatma kolaylığı sağlaması içindir. Buradan yola çıkıp yere vurur cinsten eleştiren olmasın isterim, zira ben bir nöro-bilim konusunda uzman değilim. Ancak isterim ki bu alanda uzman olanlar benim bu yazdıklarımı geliştirsinler, zenginleştirsinler.

Yeri gelmişken görselin muhteviyatına bir göz atalım isterim. Grafiğin üst kısmında; dar kafalı, fikir sahibi ve specialist yer alır. Hemen altında ise dağınık, genelleyen ve generalist vardır.

Çeviri açısından bakılırsa, “uzman” ile “specialist” uyuyor, diye düşünüyorum. Ancak “genele yetkin” ile “generalist” ne kadar örtüşüyor, bu konuda dil bilimcilerden yardım istiyorum. “General” diye dilimize giren bir sözcük var, şimdi bunu kullanacağım, konu tamamen askerlik zannedilecek. Osmanlı Devleti’nde general, “erkan” demektir, içinde hiyerarşik isimleri de vardır. Tıpkı lider deyince, sadece komutanın anlaşıldığı gibi olmasın. Ancak kökleri bakımından elbette doğru türemiş sözcükler; general ile generalist‘in elbette köken bakımından uygunluğu söz konusudur. Ben ayırmak istedim, generalist‘e “general” demedim, “genele yetkin” şeklinde ifade ettim.

Bu terimlerle görsele bakalım: Specialist olmak, yani uzmanlık almak, bir veya birkaç alanda yoğun kapasiteye ulaşmak demektir. Generalist, yani genele yetkin olmak ise, farklı alanları birbirine bağlayabilen, kapsamlı fikir ve tecrübeye ulaşan, bunlarla karar verebilen demektir. Yanlış anlaşılmasın! Her şartta, bir generalist kimse, specialist olan kimseden üstündür veya tersinedir, şeklinde bir sonuç çıkarılmasın. Gerçek bilim insanları specialist‘tir. Uzmanlıkları o denli ilerilere gider ki insanlığa büyük katkı sağlayan buluşlar ancak bu şekilde derinleşmekle mümkün olabilir.

İyi de mesleklerden bahsettiğimizde uzmanlıklar tam olarak açıklanabiliyor diyebilir miyiz? Hayır. Örneğin tıp veya hukuk fakültesini bitirmek, mezun olmakla ilgilidir. Hukuk okulundan mezun olan henüz bir meslek sahibi değildir, meslek için bir konuda uzmanlaşması gerekir, örneğin Avukatlık için yeterliliklerini tamamlaması halinde meslek sahibi ve uzman olur. Ama bu Türkiye’de!.. Örneğin ABD’de bu hukuk mezunu kişinin meslek sahibi olması ile uzman olması farklılık arz eder. Bu da bizim ifade ettiğimiz konudur. Diğer örnek meslek, tıp mezunuyla ilgilidir. Bunlar okurken meslekte çalışabilecek yeterlilikte donanırlar. Tıp mezunu birine doktor deniyor, ama işte uzmanlık konusu burada karşımıza çıkıyor. Örneğin birey kalp konusunda ilave eğitim alıyor, tecrübe ediniyor, uzman doktor oluyor. Sonra yan dal yapıyor, örneğin çocuk kalbi konusunda ilerliyor, asıl uzmanlığı bu şekilde ilerlemiş oluyor.

Bunları bilmeyeniniz yoktur herhalde. Ben neden açıkladım? İki nedenden dolayı; 1) generalist‘i, genele yetkin olanı açıklayabilmek için, 2) bazı uzmanlıklar için genele yetkin olanı tarif edemediğimiz için “adı var kendisi yok,” şeklinde bir durumun olabildiğini, başka tabirle, yetersizlik söz konusuyken ondan fazlaca işler beklendiğini, işaret etmek için.

Evet, asıl konumuz uzmanlık değil, bu makalede amaç belli, genele yetkin olmanın Türkiye’de iyi anlaşılmasını sağlamak.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE GENERALİSTLİK

Düşündüm, hangi üniversite mezununa (lisans eğitimi alana) bakarsak size konuyu anlatmış olacağım, diye. İlk örneğimiz Uluslararası İlişkiler olsun. Uluslararası İlişkiler, eşit ağırlık kategorisinden tercih edilebilen 4 yıllık lisans bölümüdür. Uluslararası İlişkiler ismini; Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi, Siyasal Bilimler ve Uluslararası İlişkiler, Küresel Siyaset ve Uluslararası İlişkiler gibi birbirinden farklı birçok bölümde görmeniz mümkündür. Asıl uzmanlık konusu ne? Uluslar ve uluslararası sistemi bilmek mi, siyaseti bilmek mi, küresel sistemi bilmek mi? Öğrenci lisans eğitimini çeşitli konularda alıyor; ekonomi, hukuk, uluslararası örgütler, politika, diplomasi, siyasi tarih, kamu yönetimi ve maliye, gibi. Bunlar bir mezuniyet için yeterli, ama birey ne zaman uzmanlaşacak?

Uluslararası İlişkiler çalışanlarının yukarıda bahsedilenlere ilave olarak, kendini yetiştirmesi için derinlik kazanması gereken konuları var. Örneğin, dünyanın tarihi (astrofizikten, jeolojiden, antropolojiden, bunun gibi noktalardan başlar, uygarlık tarihine kadar gider), felsefe (varlıktan, etikten, antik dönemden, Orta Çağ’dan, Modern dönemden, soyutluktan, doğaldan, metafizikten, kültürlerden, dilden, dinden, bütün fikir akımlarından, mantıktan, sosyolojiden, politikadan, bunun gibi noktalardan başlar) ve polemoloji (savaş biliminden), gibi değişik alanlarda çok iyi yetişmesi gerekmektedir.

Ben bunları bu başlık altına yazıyorum ama biraz sonra Ekonomi ve Askerlik ile ilgili açıklamalarım olacak, bu hususlar oralarda da geçerlidir.

Örneğin zamanın ruhuna karşılık gelen şekilde, filozofların tartıştığı kavramları çözümlemeden uluslararası sistemlerde bir kavramı ileri sürerek, bunun etrafında (örneğin) bir “barış” umudu beslemek, karşılık bulmayabilir. Uluslararası İlişkiler, Viyana Kongresi’nden bu yana kullanılan bir tabirdir ve bir çalışma biçimidir; esasen uluslar sistemi, güç dengeleri, gibi meseleler üzerine çalışılır. Sonuçta bu uzmanlık yararlı olmayı önermek, tartışmak, araştırmak zorundadır, değilse zaman kaybı ve daha önemlisi yanıltıcı olur. Uluslararası İlişkiler, “uluslararası sistemin” gelişmesi için güçlü biçimde mücadele vermelidir. Böylesi bir sistemden ve amaçtan haberi olmayanların çabası niyet okuyuculuğa ve dalkavukluğa hizmet etmemelidir; asla belli kesimlerin kendi aralarında yaptıkları bir sohbete dönüştürülmemelidir.

Sistem bütünlüğü ve hatta “sistemler sisteminin gerekliliği” çok kapsamlı faaliyetleri içerir, burada çalışanlardan bir kısmı uzman (alt dallarda specialist) diğer kısmı da genele yetkin (generalist) olmalıdır. Analizde yer alabilecek, alt dalda yetişmiş bir uzman, örneğin bir tarihçi sadece tarihçidir, o da çalıştığı özel alanıyla sınırlıdır, aynı zamanda bir sosyolog değildir, hatta sosyal psikolojiyi bilemeyebilir, bu asla Uluslararası İlişkilerin genel yükünü omuzlayan değildir.

Generalist, yani genele yetkin kimse ise farklı kafa yapısına sahip, özel eğitim alan, tecrübeli, az bulunan kimselerdendir, hatta özel yeteneklidir, bunların içinde liderlik yapabilecekler de çıkacaktır. Generalist, zamanın ruhuna, kavramlarına, düşünce sistemlerine, bütün bilimsel alanlara, güç çeşitlerine, hatta mühendisliklere vakıftır, beyni aynı anda şema çizer, detayları ayrıştırır ve bütünleştirir, fonksiyon analizi yapar, kendine göre teoriler üretir, soyutlama yapar ve kısa sürede bunları gerçek olaylarla sınamadan geçirir, stratejisttir, jeopolitiği iyi bilir, lider donanımlıdır.

Kim var böyle? Herkesin bildiği bir örneği vereyim: Henry Kissinger’ı düşünün, beğenirsiniz beğenmezsiniz o başka bir şey, gerçekte olan şu, yaşamının neredeyse 70 yılı, aktif görevde veya başka şekillerde, diplomasiyle, politikayla, liderlikle geçmiş, mevcut uluslararası sistemin gelişmesine katkı sunmuş, ayaklı kütüphane, referans, belirleyici olmuş biri, halen daha üretiyor. Örneğin böyle biri tam anlamıyla generalist’tir.

EKONOMİDE GENERALİSTLİK

Yukarıdaki açıklamalar burada geçerlidir. Generalist ekonomist, örneğin makro iktisadı bilen kimse denmek suretiyle açıklanamaz. Bu alanda yapılması gereken açıklama, generalist‘in, filozof olduğu, uygarlık tarihini özümsediği, insan davranışlarını ve toplumsal özellikleri çok iyi bidiği, kavramlarla ilişkisinin çok gelişmiş olduğu, bilimsel düşünmeyi tamamen özümsediği, bir mühendis gibi sistemler sistemini kurup işletebildiği, analitik düşünmede yeni yöntemler geliştirebildiği bazı özellikleridir.

İktisat okumak demek bir meslek sahibi olmak demek değildir. Ekonomi, ticareti, finansı, maliyeyi, piyasaları, vs. bilmek ve buralarda uzmanlaşmak da değildir. Belki de dünyada en fazla aranan uzmanlık alanı ekonomi sahasındadır. Çünkü gücü eline geçirmek isteyenler ve güçlü olanlar, kendine çok yetenekli uzmanları bulurlar ve onlardan istifade ederler. Ancak bahsettiğimiz konu bunları bilmek demek değildir. Örneğin bankacılıkta çalışmış bir uzmana dünyayı değiştir diyemezsiniz. O ancak kendini ekonomi alanında dünyayı değiştirecek türden bütüncül bir yetkinlik noktasına getirebildiyse mümkün olabilir.

Kim var böyle? John Maynard Keynes böyle biridir, generalist‘tir.

ASKERLİKTE GENERALİSTLİK

Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi gibi, Askerlik de aynı türden açıklanabilir. Fakat Türkiye’de polemolojinin bilinmediği ifade etmemde de bir sakınca görmüyorum. Askerler de sosyal bilimler içindeki diğer uzmanlıklarda da böyle bir konu olduğunu, lisans ve lisans üstü eğitimlerde bu yönden ciddi bir eksikliğin mevcudiyetini, ifade etmem gerekmektedir.

Basit yaklaşımlar bulaşıcı hastalık gibidir, insan kolaya kaçar. Rütbeler hiyerarşik ve idari bir meseledir. Askerliğin esasında başarmak, güç elde etmek, güçle birlikte hareket etmek, gibi ciddi bir konu vardır; bu kişisel veya idari değil, ülke için kazanmaya karşılık gelen güç (power) ifadesidir. Gücün kaynağı nedir dediğimizde neler neler sayarız!.. Dünyadaki ve insandaki her bir konu ve kavram, akıl gücü dahil, bütün uzmanlık alanları, anlatabiliyor muyum? Konunun hafife alındığı noktada şunu söylemekten asla kaçınmam: Eğer askerliği “ben emrederim, o yapar” noktasına indirdiyseniz, kaybetmişsinizdir! İnsanlık tarihine bakın isterseniz. Ama politikacılar böyle davranmayı bilerek seçebilirler, kendi güçlerini öne çıkarmak için. O halde askerin gücü kullanma biçimi ile politikacınınki sürekli tartışmalı olmuştur, böyle bilinmelidir. Zira asker generalist‘tir, liderdir, birey olarak değilse bile uzmanlık yönüyle bu husus böyledir.

Subay, muhatap subay, kurmay subay, kurmay muharip subay, stratejik konularda yetkin muharip kurmay subay, gibi açıklamalar getirilmeden rütbeye bakıp “o da asker bu da…” denmez. Hatta general rütbesini alanlar dahi generalist değildir. İçlerinden çok azı generalist olur ki, buna “mareşal” denir. Başka ifadeyle, stratejik konularda yetkin muharip kurmay subay, savaşlarda yararlılık gösterdiyse, bakın operasyonlarda demedim, rütbeyi de düşünmeyin, generalist‘tir.

Kim var böylesi bir örnek? Hiç başka bir yere gitmeyelim, Mustafa Kemal Atatürk. Piyade sınıfından mezun, tarihi, felsefeyi, ekonomiyi, politikayı, stratejiyi çok iyi bilen, değişik mevkilerde komutanlık ve diplomatlık yapan, kurmay akademisi mezunu, Birinci Dünya Savaşı’nın birçok cephesinde komutanlık yapan, Yarbay rütbesinde Çanakkale Savaşı’nın yönünü değiştiren, İstiklal Savaşı’nda baş komutanlık yapan, ülkenin, ulus devletin, cumhuriyetin kurulması planını yapan ve uygulayan, bu söylediklerim önemli, tam manasıyla Uluslararası İlişkiler çalışanlarının konu ve kapsamlarını içermektedir, ülkede devrimleri peşi sıra gerçekleştiren, bölgeye ve dünyaya örnek liderlik eden, işte bütün bunlarla birlikte TBMM’nin kararı ile Mareşal ilan edilen tarihi bir şahsiyet. İşte bu generalist‘tir.

SONUÇ

İlla Kissinger, Keynes veya Atatürk gibi şahsiyetler mi generalist‘tir? Hayır. Tabii bu soruyu bu çok önemli şahsiyetlerin örnekliğinden hareketle söylüyorum, onların generalist olduklarını açıkladım. Hatta Atatürk bir dehadır, şüphesiz. Daha fazla olmalı diyorum. Bu yolda kendini gösterebilenler, takdir görenler vardır veya sistem bunları görür, önünü açar, dolayısıyla ülkenin gelişmesinde bir değil, çok sayıda generalist ile stratejik hamlelerin yapılmasını sağlar.

Ancak bunlar gibi vasıflı, nadide kimselerin olması gerçekten çok değerlidir.

Ülkelerde liderler yetiştirilirler, sadece iş gören değil. Yaratıcı, dönüştürücü, geliştirici, ileriye sıçratan, generalist kazanımla köklü ve büyük değişimleri yapan türden liderler…

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ENTELEKTÜEL SORUNSALI

DİĞER YAZI

Devrim

Kültür 'ın son yazıları

359 views

Eleştiriler

Sizlere günümüzün iyi algılanması gerektiği bağlamında, özellikle bizi ilgilendiren yönleriyle, sosyal bilimler ve dış politikaya dair bazı eleştirilerimi aktaracağım. Dünya hızla değişiyor, güç dengeleri bildiğimiz biçimden oldukça farklılaştı, eğer bunlara ait kavramlara ve anlayışlara vakıf olamıyorsak, konuşuruz ama aslında başka bir şey anlatırız.
359 views

Devrim

Bize devrimin ne tarafı kaldı? Diyeceksiniz ki hangi devrimin? Açıklayacağım. En başta şöyle sloganik işaret edeyim: Devrimden değil, sapkınlardan ve geç kalmışlıktan kork!
503 views

ENTELEKTÜEL SORUNSALI

Temelde insanın doğası, zamanın getirdikleri ve sürekli gelişen küresel zorluklar var. Bunun üzerine her alanda tereddüt uyandıran değişik adımlar ve gerçek bir hedef. Sözü edilen şu, kalkınmak! Eğer artık kalkınmışlar sınıfında olmak istiyorsanız!.. Gerçekten istiyor musunuz? İşe bu emelin ne denli büyük bir mücadeleyi gerektirdiğinin farkında olmakla başlanmalı. İşte tam da bu noktada, düşünsel içerikli bir açıklamam olacak. 
2K views

Sıradan ve Mükemmel

Bu makalede sizlere insan zihni içerisindeki tarif veya algı ile gerçeğe ilişkin olanın farkını açıklayacağım. Ele alacağım temalar sıradancılık, mükemmelcilik ve gerçeklik ötesi hakkındadır. Başta soralım, karşılaştığınız şey gerçek mi, yoksa gerçek ötesi mi?
930 views

Anakronizm ve Propaganda

Anakronizm ile politik propaganda arasında ciddi bir ilişki vardır. Kitle psikolojisiyle ilgilenenlerin çalışma alanında bu tür konular yer alır. Askeri alanda ise Psikolojik Harp buna göre inşa edilir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme