Anakronizm ve Propaganda

Okuyucu

Anakronizm ile politik propaganda arasında ciddi bir ilişki vardır. Kitle psikolojisiyle ilgilenenlerin çalışma alanında bu tür konular yer alır. Askeri alanda ise Psikolojik Harp buna göre inşa edilir.

Anakronizm, belli bir anlatım kolaylığı sağlamak maksadıyla öznenin veya olayın kendi gerçek zaman ve mekânından kopartılıp farklı bir şekilde sunulmasıdır. Bir kişi veya konunun anlatımında gerektiğinde belli bir abartıya ihtiyaç duyulur ki, o nokta iyi anlaşılsın diye. İşte bu bir anakronizmdir.

Benzer şekilde propaganda için de anakronizm yapılır. Politikacı iddiasının doğru anlaşılmasını isteyebilir, reklamcı ürünün çok satılmasını isteyebilir, bütün bunlarda kullanılan teknikler anakronizm ile alakalıdır. Biz bütün bunlara bilinçli ve planlı yapılan anakronizm diyoruz. “Gerçek anakronizm” bu şekildedir.

Anakronizmin bir de farkında olmadan yapılan türü vardır. Bazen aranızda bağlamından koparılmış ifadeler, tarihler, yerler hakkında çok başka şeyleri anlatanlara tanık olursunuz. Bunlarda ne yaptığı pek bilinmiyor olabilir. Amaçsızca anakronizm yapılıyordur. Ben buna “adi anakronizm” diyeceğim; bu “saçmalamak” demekle de benzeşir. Örneğin biri teknolojiyi, gezegen bilimini, uzay programlarını hiç bilmez ama anlatır; “yapay zekayla çalışan şu robotun kolları Mars’tan gelen madenle yapılmış,” gibi. Konu saçmalama olunca, “cehaletin son perdesi” şeklinde bir çok örnek de gelebilir akıllara.

Burada propaganda bahsinin politik yönüne bakalım.

Hitler dünyada en iyi bilinen propagandistlerdendir, liderdir, politikacıdır, yaptığı anakronizm ile korkunç olaylara sebep olmuş ve bu itibarla tarihe malolmuş bir isimdir. Bu gibi politikacılar, içinde olduğu toplumlar ve dünya ölçeğinde entelektüel çevreler tarafından, hatta kullanılan yönetsel sistemlerin kurgulanış biçimiyle, Hitlervari örneklerden sonra kolaylıkla seçilebiliyor olması zorundadır ki sebep olunan yıkım tekrarlanmasın.

Anakronizm meşru yollarla fetişizmi körükleyebilir. Eğer, ticari kuralların sınırı aşılıyor mu, diye piyasalar yeterince kontrol edilmezse, bu arada kullanılan reklamların abartısıyla meta fetişizmine rahatlıkla sebep olunabilir. Bu noktadan itibaren hatırlatılabilir, kapitalizm işte bu nedenle de çok eleştirilen temel bir meseledir.

Kapitalizm vahşidir, vahşiliği rahatlıkla hazmettirir. Öte yandan faşizm, siparişle getirilmez, toplumda var olan özellikleri kullanarak veya bazen dünyadaki gelişmelerin zorlamasıyla gelişir.

Güncel örnek diye vereyim: Eylül 2022’de İtalya’da aşırı sağcı, milliyetçi olarak tarif edilen Giorgia Meloni’nin seçimleri kazanması, Faşist Mussolini’nin hartladığı şeklinde yorumların yapılması, gibi mevcut durumu irdeleyecek olursanız, var olan toplumsal-politik değerlere, konjonktürel gelişmelere (enerji sorunu ve kıtlık tehlikesi, ekonomik darboğaz, terör, göç, LGBT, vs. konular…) ve hatta Meloni’nin şahsının yetişme biçimine bakın, bu pek de zor olmayan, anlaşılabilir bir sonuçtur.

Politikacılar olsun, piyasa aktörlerinde olsun, bunlar bazen aşırı derecede tehdit veya cazibe yaratacak anlatımları kullanmak isterler. Örneğin seçimleri kazanmak için küçücük meseleleri, devasa sorun gibi göstererek kendini kurtarıcı ilan eden ve bunun üzerinde seçim propagandasını yönlendiren politikacıların olduğunu duymuşsunuzdur. Aslında şeytani amaçların bir araya getirilmesi ile bu propaganda örgüsü sonunda gider bir toplumu militarize etmeye kadar ilerleyebilir. Meşruiyette mecburiyetler hasıl olur…

Otoriter kişiliktekiler sürekli sivri noktalarda propaganda yaparlar. Esasında bu o konuyu iyi bilmelerinin ötesinde, kişilikleriyle de alakalı bir konudur. Theodor W. Adorno, Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri isimli eserinde Leo Löwental’in tespitini şöyle açıklar: “Otoriteryen kişiliğin propaganda yoluyla sistematik olarak uyarılmasını Löwental, ‘baş aşağı çevrilmiş’ psikanaliz olarak tarif eder. ‘Kitle kültürü’ içinde ajitasyon tekniği için de genel olarak şu geçerlidir: İnsanlar nevrotik ve psikotik insanlara dönüştürülür ve nihayetinde sözde Führerlerine bağımlı hale getirilirler.”[1]

Gerçek anakronizmin propaganda yoluyla bir silahmışçasına etki sağlamasını işte bu şekilde açıklamak mümkündür. Politika sahnesinde işler pek istendiği gibi gelişmez, bunun için sağduyu sahibi pek çok kişi politikadan uzak durmayı yeğler. Tarihte liderlik bile bu uç noktalarda incelenir ki, incelemelerin özgünde psikanaliz dahi yer bulur.

Başka bir nokta, psikanaliz politikacıların iyi anlaşılmasında bir veri kaynağıdır, eğer bir lider yoluyla bir toplumun ötekileştirilmesi isteniyorsa, bu dahi planlanıp yapılabilir. O halde sürekli ajitasyon (kışkırtma) pompalanır ve bu yolla politikacının toplumuna aynı veya daha fazla tempoda anakronizm içeren haklılık dolu anlatımlarını pekiştirmesine imkan verilir.

Bu alanda çalışan bilim insanlarının vardığı sonuç aslında bizlere çok zor bir ifade sunmuyor: Hitler gibi otoriteryen kişilikler aynı zamanda manipülatördür de. Anakronizm, ideolojik esnekliği geniş olan ortamlarda etkili propaganda anlatımlarının gelişmesine kolaylıkla imkan verir.

Bütün bunlar kitle psikolojisinin içinde değerlendirilebilen konulardır. Plancılar, kitlelerin özellikleri ile alerjik konuların çakıştırılmasını sağlayacak temaları yaratır, uygulayıcılar bunu stratejik plan içinde zamanı ve zemini belli hadiselerle zerk eder. Askeri lisanda buna Psikolojik Harp denmektedir.

Burada ilginç olan nokta demokrasilerde oy verenlerin maruz kaldığı propagandayı yeterince değerlendiremiyor olabilmeleridir. Bu hassas nokta birkaç nedene dayanır. Bir, lider ve uyguladığı propaganda çok etkilidir. İki, kültürel yapı her ne yapılırsa yapılsın, çok kolay etkilenebilmektedir. Üç, harici bir planla toplumun kendine dönük propaganda yapması isteniyor ise bu fark edildiğinde iş işten geçmiş olabilir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu


[1] Theodor W. Adorno, “Yeni Sağ Radikalizmin Veçheleri ve Geçmişin İşlenmesi Ne Demek?“ Volker Weiss’ın Sunuşuyla, Çev. Şeyda Öztürk ve Tarhan Onur, Metis Yayınları, Eylül 2020, İstanbul, s. 26.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Objektiflik

Kültür 'ın son yazıları

Objektiflik

Aslında algılarınıza yönelen hazırlanmış sözcüklerle yönlendiriliyorsunuz. Bırakın bu savaşı, savaş sonrasında olması istendiği özelliklerdeki aklınızın bu

Gerçeklik Ötesi

Gerçeklik Ötesi (post-truth) ile ilgilenmeden bunun içinde yaşamayı sürdürmek çağımızın kurtlu doku hastalığına tutulmaktır. Hastalıklar teşhis

Politika ve Odaklanma

Yaşamımızda çok temel konuları tartışmak zorunda kaldık. Örneğin diyoruz ki başka gezegenimiz yok! Bu zaman diliminin