bm-genel-kurulu-ve-savaslar-cagi
BM Genel Kurulu ve Savaşlar Çağı

Suriye Barış Planı

15 Şubat 2020
Okuyucu

Dünyada çok ülke vardır devlet terörü uygulamalarıyla anılan. Bugün devlet teröründe en fazla öne çıkan ülke Suriye oldu, hemen Türkiye’nin sınırında, ki az buz bir sınır değil tam 911 kilometre. Terör, en basit anlamıyla şiddet ve korku kavramlarıyla açıklanır. Suriyeli sivillerin korkusuna, uğradığı şiddete yol açan çok konu var elbette ama Esad’ın sürdürdüğü zalimce uygulamalar neticesinde varılan noktada bu konu neredeyse çözümü dışarıdan getirmek gerektiğini mecbur kıldı. Eğer Suriye’de barış ve istikrar için ve masum sivillerin huzuru sükûnu için her ne yapılması söz konusuysa, bunların Esad ile mümkün olamayacağı artık ayan beyan ortadadır.

Suriye Rejimi, Rusya ve İran

Esad ülkesini güya korumakla ilgili olarak dışarıdan destek aldı. Her ne kadar davetle geldiler görünse de insanlığın ayaklar altına alındığı bir noktada hukuki meşruiyet konusu da anlamını yitiriyor, Rusya ve İran da bu şiddete ve korku egemenliğine dahil oldu çıktı. Rusya en azından Suriye’nin hedef gözetmeksizin gerçekleştirdiği o şiddet dolu uygulamalarına danışmanlık yapmakta, eğitim vermekte, lojistik destek sağlamakta ve sonuçta ortak olmaktadır. İran ise malum, Ortadoğu’da yayılmacılık politikasını Vekalet Savaşı ile gerçekleştirmektedir. İran uygulamalarıyla yerleşme imkânı bulduğu her yeri kanserli bir tümöre dönüştürmektedir. Suriye’ye “korumak” adı altında gelmiş, ama maalesef Suriyelileri haraca bağlamış, dahası çocukları kaçırıp militan yapmak için zorla evlerinden kaçırmış, istemedikleri halde silahlı çatışma alanlarına sürmüştür. Her neyse! Bütün bunlar da gösteriyor ki, eğer Suriye’de devlet terörü var diyorsak, bu teröre destek çıkan ve aslında terörün atmosferini yaratan başkaları da var. 

İhtiyaç Ne?

Hal böyle olunca dünya tecrübeleri ile hareket edilmesi konusu her daim mevcut, ancak bugünkü Suriye’nin özelinde bakılırsa uluslararası bir müdahale olmadan bu konu kolay çözülmeyecek ve aynı zamanda Suriyeli masum sivillerin yaşam şartlarının insani bir nizama sokulması husus gerçekleşmeyecek görülüyor.

Evvela ne yapılması hususunda bir otoritenin ve iradenin önayak olması beklenir. Bunun için yine Birleşmiş Milletler çatısının kapısı en uygun çalınacak otorite ve irade olarak düşünülebilir. Bu noktada Birleşmiş Milletler her türlü olumlu çabayı koordine ve işbirliği ile ele almalı, meseleyi başka komplikasyonların ortaya çıkmasına müsaade edilmeyecek tarzda çözmelidir. Başlama noktası bir “plan” ile olmak zorundadır. Birleşmiş Milletler veya onun adına bir akil kişi veya kurum adına tarif edilen plan Güvenlik Konseyi’nde kararla uygulanmak üzere ortaya konmalıdır. Bu planın siyasi yol haritası zaten BMGK kararı 2254 ile ileri sürülmüştür. 

Planın Çerçevesi

Bu şartlarda; 

  • sahadaki olup biteni çerçeveleyen, 
  • terörü ve zulmü bitiren, 
  • Esad’ın uygulamalarının önüne geçen, 
  • rejime destekle ülkeye gelmiş ancak durumu daha da kötüleştirmiş ülkelerin durumunu dikkate alan, 
  • ilgili Cenevre sürecinin başarısına zemin hazırlayan,

temel bir planın olması hususu zorunluluk haline gelmiştir.

Bu maksatla plan önerisini Birleşmiş Milletler’e, Suriye ve Suriyeliler konusunda en fazla elini taşın altına koymuş ülke olarak Türkiye veya Türkiye’den uluslararası geçerliliği olan bir ismin veya komisyonun sunması söz konusu edilebilir.

Planın Yararı Ne?

Eğer böyle bir plan olursa sahada ve masada hızla ilerlemek söz konusu olabilir, koordineli hareket edilebilir, gerekli gücü ve kararlılığı oluşturmak suretiyle durumu kötüleştiren unsurlara karşı caydırıcılık sağlanabilir.

Örneğin NATO devreye girecekse, Suriye için NATO’dan bir huzur planı yapması istenecek olunursa, bununla ilgili gerekçelerin ve referansların Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği böyle bir ana planla tarif edilmiş olması gerekmektedir. Aksi taktirde durum belli, konu bir yönüyle Suriye ve Esad ise diğer yönüyle de NATO’nun birincil hedefi konumundaki stratejik tehdit ülke Rusya’dır. Bu gibi bir sağlam referans yok ise NATO sadece Türkiye’ye savunma sistemi, istihbarat ve lojistik destek yapar, hepsi bu kadar. Ama asıl Suriyelilerin evlerine güvenle dönmeleri meselesi yine ortada kalmış olur. Unutmayalım NATO’nun Balkanlar’daki Misyonu Dayton Planı çerçevesinde bu bağlamda gerçekleştirilmiş idi.

Batı’nın Bakış Açısı

ABD küresel rekabette diğer güç odağı gördüğü Rusya’yı ve bölgede çıban başı olarak gördüğü İran’ı gözeterek ve stratejik dengeleri koruyarak hareket etmek istiyor. Bilhassa Ortadoğu’da enerjinin ve İsrail’in güvenliği konularını dikkate alıyor. Amerika’nın beraberinde Fransızlar ve İngilizler tarihsel çıkarımlarla ve tecrübeleriyle bölgede nüfuz sahibi konumunda olmak isteğindeler. Avrupa Birliği’nin de belli beklentileri var. Avrupalılar en azından terörden ve göçten korkuyorlar. Bütün bunlar Suriye meselesine Batı yönlü bir bakış açısının tamamlanmasında birlikteler. Türkiye en öncelikli gerekçeye sahip; terör, sığınmacılar, sınır güvenliği.

Sonuç

Suriye’de kalıcı bir barış ve istikrardan söz edilebilmesi için öncelikle bir planın üzerinde anlaşma sağlanmalıdır. Halen üzerinde çaba sarf edilebilecek bir plan yok. Birleşmiş Milletler barış için sadece bir yol haritasını işaret ediyor. Cenevre görüşmelerinin sonuç verebilmesi için şartları hazır hale getirmek gerekiyor. Bu amaçla bir plan üzerinde anlaşma yapmak şart görülüyor.

Ortada durumun müşkülatı belli, aciliyet hususunda da hemen herkes hemfikir. O zaman harekete geçilmeli. 

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

putine-ve-esada
ÖNCEKİ YAZI

Putin’e ve Esad’a…

munih-guvenlik-konferansi
DİĞER YAZI

Münih Güvenlik Konferansı

Güvenlik 'ın son yazıları

193 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme