Doğu Akdeniz Planı Devrede

67 Tıklama
10 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Hemen herkes Doğu Akdeniz Projesi’ni eksik anlamış! Doğu Akdeniz’den Boru Hattı ile Avrupa’ya Bağlanma Projesi işin bir parçasıdır, asıl olan ABD ve İsrail’in 2013 yılında vardıkları anlaşmadır; buna EastMed Planı denir. Bu planın en önemli göstergelerini bu yazıda bulacaksınız. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bugünlerde gerçekleştirdiği ziyaretlerin adreslerini, bugün ABD Senato’nun onayladığı Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) verilecek olan F-35’ler dahil silahları, İbrahim Anlaşması’nı, vs. göz önüne alırsanız, asıl merkeze konan ülkenin Türkiye olduğunu da anlamış olacaksınız. Açıklayayım…

BAE’ye Verilecek Silahlar

ABD Senatosu Birleşik Arap Emirlikleri’ne 23,37 milyar dolar değerinde yüklü miktarda silah sistemi satış planını onayladı. Bu silah satışının gerekçesinde bahsedilen önemli nokta olan İsrail ile ‘‘normalleşme’’ konusu dikkat çekici bulundu. 

Verilecek silah sistemleri şöyledir:

  • 50 adet F-35 Lightning II uçak (10,4 milyar dolar)
  • 18 adet MQ-9B İHA (2,97 milyar dolar)
  • Havadan Karaya Mühimmat (10 milyar dolar)

BAE’ye bu V. nesil olarak bilinen son derece sofistike ve yarı otonom harekat kabiliyetli silah sistemlerini İsrail ve ABD komuta merkezlerinin izleyebileceği şartına dayalı vermesi söz konusudur. F-35 gibi bir uçağın ve kullandığı özel mühimmatın parametreleri bunu gerektirmektedir.

ABD ve İsrail Planı

Şimdiden ifade edilmeye başlandı, ABD ve İsrail, Körfez Bölgesi’nde kendileriyle birlikte İran’a karşı askeri harekat yapabilecek donanımda bir güç oluşumu içinde. Bu tür silah sistemi paketlerinin Suudi Arabistan’a da verilmesinin planlandığını düşünmemiz gerekir. Geçen yıl yeni bir MQ-9B İHA paketi onaylanmış idi.

İsrail ile Normalleşme Anlaşması (İbrahim Anlaşması) imzalayan BAE, Suudi Arabistan ve Bahreyn’den sonra, 10 Kasım 2020’de Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun da işaret ettiği gibi, Mısır ve Ürdün’ün de devrede olacağı beklenmektedir. Bu demek oluyor ki ABD ve İsrail stratejik ortaklığına askeri bakımdan Orta Doğu’dan BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır ve Ürdün dahildir. 

Yine bilinmektedir ki son günlerde Yunanistan’a da (yarım filo) F-35 uçağı dahil silah sistemi verilmesi konusu görüşülmektedir. Ayrıca ABD GKRY ile askeri eğitim ve silah verilmesi (öldürücü olmayan silahlardan söz edilmişti) hususunda da askeri işbirliği anlaşmasına gitmişti. Öyleyse ABD ve İsrail stratejik yapılanmasında Orta Doğu’ya bağlı olarak Doğu Akdeniz şeklinde bir çerçeveyle Yunanistan ve GKRY’yi de ilave etmemiz gerekecektir.

Akdeniz’de F-35 uçaklarına sahip bir diğer ülke de İtalya’dır, bunu da bir kenara not edelim.

Türkiye F-35 projesinde yaklaşık 15 yıldan bu yana vardır. Bu kapsamda 100 (buna ilave 20) adet F-35 alımı için anlaşma yapmış idi. Üstelik Türkiye bu uçağın üreticiler konsorsiyumu içindeydi. ABD ile varılan anlaşmazlıkları takiben 2019’da yine Senato’nun kararı ile Türkiye’nin projeden çıkarılması öngörüldü. Ayrıca yakın zamanda üretici firma Lockheed Martin şirketi kendi internet sayfasından Türkiye’yi çıkarmıştı. Halen ABD’de Türkiye’nin 6 adet F-35’i ve ödenmiş 1,4 milyar doları bulunmaktadır.

Bugüne dek Türkiye meselesi S-400’lerle ilişkilendirilerek anıldı ve ABD’de kanun tekliflerine böyle yazıldı. Ama aslında konu öyle değildi; ABD ve İsrail 2013 yılında vardığı Doğu Akdeniz (EastMed) Anlaşması ile Doğu Akdeniz merkez olmak kaydıyla Körfez’den diğer uçta Balkanlar’a kadar yeni bir savunma hattı oluşturmaktaydı. Şu anki durum göstermektedir ki ABD ve İsrail’in 2013 EastMed planı işlemektedir. 

Olanın tam tarifi şudur: İsrail’in çıkarlarını gözeten ABD değişik sebeplerin arkasına sığınarak Türkiye’yi F-35 projesinden ve bölgesel işbirliğinden çıkarmış ve bunun yerine İsrail ile anlaşanları devreye koymuştur. 

ABD ve İsrail’in bölgedeki planları içinde şunlar vardır: 1) Suriye’yi bölmek, Türkiye’nin sınırı boyunca bir terör devleri kurmak; 2) Filistin’i yok sayan anlaşmaları yaşama geçirmek, Doğu Akdeniz kıyısında (Levant bölgesinde) İsrail’in genişlemesini temin ve tesis etmek; 3) İran’da rejimi değiştirmek; 4) Basra ve Aden Körfezlerini yönetmek; 5) Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon yataklarını işletmek ve enerji yollarının kesişim noktasını İsrail’de oluşturmak, buradan Avrupa’ya bağlanmak; 6) Rusya’nın yayılmasının önüne geçmek, Rusya’yı çevrelemek; 7) Çin’in Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’deki ilerlemesini kontrol etmek.

Planın Uygulaması ve Mike Pompeo

Bu plan Barack Obama döneminde uygulamaya kondu. Türkiye’nin bölgesinde Vekalet Savaşları başlatıldı, CENTCOM aracılığıyla eğit-donat faaliyeti başlatıldı ve terör desteklendi, Patriot füze ve Predator İHA silah sistemlerinin verilmesinin önüne geçildi.

Donald Trump döneminde gelgitler yaşandı. Ancak özellikle ABD Dışişleri Bakanlığı koltuğuna 2018’de Mike Pompeo oturduktan sonra EastMed Planı Obama dönemindekinin devamı olacak biçimde aynıyla sürdürüldü. İbrahim Anlaşması, Körfez Ülkeleri ile yakınlaşma, Filistin, Doğu Akdeniz, Suriye politikaları yöntemleri revize edilse de uygulamadaydı ve bazı konularda ilerleme gösterdi.

Mike Pompeo’nun 10 Kasım 2020 tarihli Basın Bildirisi aşağıdadır:

Pompeo’nun son ziyaret ettiği 7 ülke: Fransa, Türkiye (Resmi ziyaret olmadı!), Gürcistan, İsrail, BAE, Suudi Arabistan, Katar.

İsrail

Obama döneminde bölgede İsrail’in ipleri ele almasını müteakip Türkiye’nin ”uzaklaştırılması” süreci başlatılmıştır. Türkiye’de 2014-2016 yıllarında yoğunlaşan biçimde terör ve darbe girişimi dahil pek çok olay yaşanmıştır. Ancak bu sürede Türkiye daha da ayağa kalkmıştır. Bu durum İsrail’in işine gelmeyen bir durumu da ortaya çıkarmıştır.

İsrail çeşitli girişimlerle Müslümanları veya Müslümanlara ”sorun sahası” halinde lanse edecek projeleri artırmıştır. Çeşitli provokasyonlara da zemin hazırlayan projeleri yürütmektedir. Buna karşı Türkiye, İsrail’in planlarını bozma girişimleriyle ortaya çıkmıştır. Fransa, diğer Avrupa merkezleri ve Orta Doğu menşeili İslamofobi ve İslam Karşıtlığı faaliyetleri halen devam etmektedir.

Netanyahu Hükümeti tekrar işbaşına gelince İbrahim Planı’nın uygulanması süreci yine canlandırılmıştır. ABD ise eski CIA Başkanı ve şimdiki Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo aracılığıyla İsrail’in bölgedeki etkinliğini birinci elden takip etmektedir. Pompeo koordinatörlüğünde ilave olarak ekonomik ve diplomatik alanlarda başka temsilcilikler de devrededir. Örneğin James Jeffrey bunlardan biridir.

Türkiye Merkezde

Bütün bunların göz önünde tutulduğu bir alanda ve Doğu Akdeniz (EastMed) dendiğinde anlaşılması gereken bir gerçek husus vardır; Türkiye merkez konumdadır.

Hem ABD ve Israil’in EastMed Planı hem de bunlarla ve bunlara karşı pozisyon alan Avrupa, Rusya ve Çin gereği bütün olaylar Türkiye merkezli gelişmektedir.

Doğu Akdeniz’de Efektif Çözüm

Eğer Türkiye ”merkez” ise olması gereken nedir? ”Kazan Kazan” yöntemiyle çalışılabilecek bölgenin dinamosu Türkiye’dir. Jeopolitik ve jeostratejik bakımdan Türkiye’siz bir plan zaten eksik kalır. O halde ABD ve İsrail hiç değilse kendi çıkarları gereği Türkiye ile işbirliğini koparmamalıdır. Proje devlerler veya devletçikler üzerinden kalıcı ve istikrarlı bir çıkar perspektifi çizmek yanlıştır.

Bir cevap yazın

ÖNCEKİ YAZI

Pompeo

DİĞER YAZI

Biden’ın Yeni Dünya Düzeni mi?

Politika 'ın son yazıları

ASEAN Jeopolitiği

ASEAN Jeopolitiği konusu felaketler yılı olarak anılacak 2020'nin son günlerinde yaşadığımız en çarpıcı konulardandır. Güney-doğu Asya