Pompeo

335 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Donald Trump döneminde çok önemli görevler alan, bir önceki CIA Başkanı (2017-18), Rex Tillerson’dan sonra Dışişleri Bakanı (2018-…) olan ve Ocak 2021’den sonra verilecek liderlik görevleri için hazırlanacak olan Mike Pompeo üzerinde biraz duralım. Çünkü Pompeo hem bugüne kadar gelen Amerikan politikalarının geliştirilmesinde hem de yarının yetiştirilen liderlerinden biri olarak önemsenmesi gereken biridir. Şöyle…

Biyografi

Michael Richard Pompeo (57), Harp Okulu (West Point) mezunu, Albay rütbesine gelmiş, sivil sektörde önemli görevler bulmuş ve istihbarat görevleri almış birisidir. Ortak taraflarımız var, aldığı eğitimler ve yaptığı görevler ölçüsünde nasıl bir düşünce yapısına sahip az çok bunu kestirebiliyorum. Ama orası Amerika…

Muhafazakar, Cumhuriyetçi ve Beyaz Amerikan Protestan (WASP) olan Pompeo eski asker ama sonra Harvard’da hukuk eğitimi alıyor. Buradan sivil sektöre geçiyor, yanında çalıştığı ve ilişkide olduğu kişiler ise rastgele değil. Lockheed Martin, Boeing, Raytheon şirketleriyle çalışmış ve ilişkisi olmuştur. Koch Indst. ve Goldman Sachs grubunun yakınıdır.

Pompeo ayrıca Rubert Murdoch ile yakındır. Bilmeyenler için söyleyeyim, Murdoch İskoç kökenlidir. Avustralya’da güçlenmiştir. Rothschild’in enerji ve medya işinden ortağıdır. İsrail’de, Moğolistan’da, Gine’de petrol/gaz yatırımlar, Colorado kaya gazı enerji işleri vardır. News Corp, Fox, Sky, The Times, The Sun, Wall Street Journal gibi küresel medya organlarının sahibidir. Boeing, BelAir, Walt Disney, Dow Jones, CATO Inst. ve Suudi Arabistan veliahtı Muhammed bin Salman ile yakındır.

Charles Koch Amerika için en güçlü şahsiyetlerden biridir. ‘‘Koch ne derse o olur,’’ dense yalan olmaz! Pompeo’nun arkasındaki en önemli kişi Koch’dur.

Pompeo 2010’da Kansas’tan Cumhuriyetçi aday oluyor ve Kongre’ye temsilci olarak seçiliyor. Pompeo Kongre’de çeşitli istihbarat ve enerji ve anayasa komitelerinde görev yaptı. Zamanı gelince belli çevreler Pompeo’ya ‘‘Beyaz Saray’da olmalısın,’’ diyorlar!

Trump göreve başladığında CIA Başkanı yapılan Pompeo sonra görevini (yardımcısı olan CIA’dan yetişme) şimdiki Başkan Gina Hespel’e devrediyor ve kendisi Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturuyor. Bazı yazarlar Trump kabinesinde Pompeo için ‘‘gölge başkan’’ tanımını yapmış idi. Bu açıklamanın iki yönü vardır. Birincisi, Gerçekten birçok ABD politikasını ‘‘derin Amerika’’ ile planlayan ve uygulayan kişidir. İkincisi, Trump’a rağmen dünya üzerinde etkili olmuştur.

Pompeo’nun döneminde (CIA ve Dışişleri Bakanlığı) Çin, Kuzey Kore, Rusya, Pasifik, Avustralya, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Afganistan, İran, İsrail, Filistin, Körfez Ülkeleri (başta BAE, Suudi Arabistan, Katar,) Irak, Suriye, Mısır, Afrika, Orta Doğu, enerji, Türkiye, Ukrayna, Karadeniz, Batı Avrupa, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Yunanistan, Balkanlar, Fransa, silahlanma, yaptırımlar, terör örgütleri gibi geniş bir alanda hassas faaliyetler içinde olduğunu gördük. 

Pompeo’nun Ziyaretleri ve Mesajları

Türkiye bağlamında özellikle söylersek; Suriye’nin bölünmesi, İran’a yaptırım uygulanması, Doğu Akdeniz’in enerji kaynaklarının yönetilmesi, İsrail-Filistin sorunu, Trans-Kafkasya’daki dönüşüm, Yunanistan-GKRY tarafının tutulması, burada askeri faaliyetlerin canlandırılması, Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarılması, Körfez’den BAE ve Suudi Arabistan’ın İsrail ile birlikte hareket ederek Türkiye’nin savunduğu tezlere karşı blok oluşturulması, gibi pek çok meselenin kaynağında Pompeo yer almıştır.

Pompeo sayısız İsrail seyahatleriyle hem İsrail’in politikasıyla uyumlu olmaya hem de bölgesel çıkarların geliştirilmesinde önemli faaliyetler yürüttü. Son olarak İran’a, Filistin’e, Körfez’dekilere, Suriye’ye, Irak’a (ve artık bunu da eklesek yanlış olmayacaktır, Türkiye’ye,) karşı planlar yapmışlardır. Yeni Netanyahu dönemine çekidüzen verilmiştir.

Pompeo önceki aylarda GKRY ve Yunanistan’ı ziyaret etmişti. GKRY’ye gidip Kuzey Kıbrıs Cumhuriyeti’ne gitmemesi kendince bir mesaj niteliği taşımaktaydı. ABD dış politikası GKRY’ye silah yardımı yapmaya başlamıştı ve eğitimler verecekti, buna dair kanun tekliflerini kabul etmiş ve uygulamaya koymuştu. 

Beraberinde askeri ve politik sahada Yunanistan ile de anlaşmalar vardı. ABD Yunanistan’a yeni askeri üsler açıyor, mevcutları genişletiyordu. Yeni silah sistemlerinin satışı ve hibe edilmesi görüşülmüştü. Pompeo Atina ve Girit seyahatlerini yapmış Türkiye’ye gelmemişti.

Giderayak Pompeo Türkiye aleyhtarlığını açıkça göstermiştir. Bugünleri kapsayacak biçimde bölgemizde bir ziyaret programını uygulamaktadır. Pompeo’nun ziyaret programı 7 ülkeyi kapsıyor: Fransa, Türkiye, Gürcistan, İsrail, BAE, Katar ve Suudi Arabistan.

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, çıktığı son gezi programının ilk ayağı olan Fransa’daydı. Pompeo, ‘‘NATO’da beyin ölümü oldu,’’ diyen, Rothschild’lerin bursuyla okuyan ve Londra’da şirketlerinde çalışan, sonra tepeden inercesine Fransa’ya Cumhurbaşkanı seçilen Emmanuel Macron ile görüştü.

Macron kendi döneminde bütün dış politikasını Türkiye ve Müslüman karşıtlığı ve özelde Doğu Akdeniz’e (PKK’ya destek, Suriye, Güney Kıbrıs, Yunanistan, Total şirketinin faaliyetleri, Libya…) ve Afrika’ya (bu bölgede de karşısında duran ülke Türkiye’dir,) yoğunlaştırmıştır.

Burada Fransız gazetesi Le Figaro’ya ‘‘Türkiye’nin son eylemlerinin oldukça saldırgan,’’ bulduğunu belirten ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, ‘‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu tür eylemlerinin Türk halkının çıkarına olmadığı konusunda hem ABD hem Avrupa tarafından ikna edilmesi gerektiğini,’’ söyledi.

Pompeo, Türkiye’nin Karabağ’da Ermenistan’a karşı Azerbaycan’ı desteklemesini ve Libya ve Doğu Akdeniz’deki politikalarını işaret ederek, “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve ben, Türkiye’nin son eylemlerinin son derece saldırgan olduğu konusunda mutabık kaldık,” dedi.

Resmi nitelik taşımayacak olan Pompeo’nun Türkiye programı ilginçti. Mike Pompeo eşi Susan ile, Fener Rum Patrikhanesi’ne, St. George Kilisesi’ne ziyaret yapacak, sonra Rüstem Paşa Camisi’ne gidecekti. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’na (mealen), ‘‘İstersen gel, İstanbul’da görüşebiliriz,’’ demişti. Buna karşı Türkiye tepkisini gösterdi. Pompeo dün İstanbul ziyaretini gerçekleştirdi ve Tiflis’e geçti. İstanbul’da Patrik ve Vatikan temsilcisi ile beraber oldu.

Pompeo İstanbul’da sözle mesaj değil, Ortodoks Patrikhanesi’ne ziyaretle fiilen mesaj vermeye çalışmıştı. Bu kanalla Hıristiyanlığa, Balkanlar’a, Rusya’ya, Kafkasya bölgesine mesajlar vermiş oldu ve bir anlamda Ankara’ya arkasını dönmüş de göründü. Bu ciddi bir durumdur!

Bakalım ziyareti süresince Pompeo, stratejik ortağı İsrail’de, ABD tarafını seçmiş Gürcistan’da, BAE ve Suudi Arabistan’da ne tür mesajlar verecek? Katar’da ExxonMobil’in önemli yatırımları var, ziyaret bu yönüyle de önemlidir. 

Ancak Pompeo’nun yapmak istediklerine ve söylediklerine bakılırsa, asıl meselesi Rusya ve Türkiye arasında güçlenen işbirliğinin nasıl önlenebileceğinin arayışıdır. Eğer Joe Biden yönetimi Ocak 2021’de görevi devralırsa, bu dönemde de yürütülecek bir ABD politikası söz konusu olacağından, bu bölgedeki (Hazar’dan Doğu Akdeniz’e ve Ortadoğu’dan Kuzey Afrika’ya kadar şeklinde tarif edilebilir,) Türkiye-Rusya işbirliği konuları bu ziyaretle bir biçimde üzerinde geçilerek Pompeo tarafından işaret edilmiş olmaktadır. 

Pompeo’nun uçağında Biden kabinesinde görev yapması beklenen Ron Klain de vardır. Bu ismi bundan sonra çok duyacağız.

Dün ABD Savunma Bakanlığı Afganistan’dan ve Irak’tan asker çekeceklerini ifade etti. Bilgi şöyle: ABD, Afganistan ve Irak’taki asker sayısını 15 Ocak’tan itibaren 2 bin 500’e düşürecek. Bu tür haberlerin sahaya yansıması farklıdır, aldanmamak gerekir. ABD bu tarz girişimlerde daha önce bulundu, askerini çekti ve yerine vekilleri ve paralı askerleri koydu.

Ama yine dün gece, bu kararın açıklanmasını müteakip, Bağdat’ta yeşil bölgeye roket saldırısı gerçekleşti. Bu roket saldırıları öncekilerden farklı değildi. Olanlara bakıp bütünüyle değerlendirirsek, (müstakbel Başkan) Biden döneminde Irak’ta yeni istikrarsızlıklar büyüyerek devam edecek, bu saha İran, Irak ve Suriye düzleminde genişlemiş olacak demektir.

Başka haberler de var? Yine ilginç, Pompeo İstanbul’da sözlü mesaj vermedi ama ABD’den bir ses duyduk! ‘‘Türkiye’ye F-35 verilmesin, S-400 satın alınırsa yaptırım uygulayalım, GKRY ve Yunanistan’a silah verelim…’’ şeklinde 2019’da kanun teklifini veren (tasarı kabul gördü) iki senatörden biri olan Demokrat Bob Menendez sesini yükseltti ve Pompeo’nun söylemek istediğini işaret etti. Müstakbel Başkan Joe Biden’ı, Erdoğan’ı durdurmaya çağırdı ve ‘‘en yıkıcı’’ lider ifadesini kullandı. ‘‘Türkiye sınırları dışında saldırganlığa girdi ve güvenilmez NATO müttefiki haline geldi, Türkiye’ye karşı Avrupa ile birlikte olunmalı,’’ dedi. Bu sözler Pompeo’nun Le Figaro’ya verdiği mesajın benzeriydi.

Sonra ne haber var? Yunanistan’ın birinci veya ikinci el F-35 alımı için başvurduğu söylendi. ABD’den ise Yunanistan’a verilebilecek F-35’lerin içinde Türkiye’nin sahibi olduğu 6 adet F-35’in de yer alabileceği konusu duyuruldu. Önemli ve tahrik edici!

Sonuç

ABD Mike Pompeo’dan bundan sonra da yararlanacaktır. Bugün dünya bu denli gerilmişken deneyimli Pompeo çeşitli görevlendirmelerle ABD çıkarlarının olduğu her noktada sürekli etki göstermek isteyecek bir isimdir. Pompeo her ne kadar bugün politikada faaliyet gösteriyor olsa da esasen eski bir askerdir, görev verilir ve o da yapar.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Çin Neyi Bekliyor?

DİĞER YAZI

Doğu Akdeniz Planı Devrede

Politika 'ın son yazıları

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,

Dördüncü Güç Medya

Gerçeklik ötesi, algı yönetimi, yumuşak güç, dördüncü güç, medya, küreselleşme, güç mücadelesi, kültür, demokrasi ve güvenlik