ic-cephenin-onemi
İç Cephenin Önemi

İç Cephenin Önemi

9 Ocak 2019
Okuyucu

İç cephe neden önemlidir? Türkiye geldiği noktada bir güç mücadelesi içinde. Tavır sergiliyor. Bunu yaparken muhatabımız ABD gibi bir güç. Öyleyse olaylara nasıl bakmamız doğru olur?

Son gelişmelere bakıyorum, aslında olan Trump’a oluyor… “Meksika’ya duvar,” dedi. Dört eski Başkan, “Senin sorunun,” şeklinde cevap verdi. “Suriye’den çıkıyoruz,” dedi. Dört Şahin, “O öyle olmaz,” ikazında bulundu. Trump, olması gerekeni kendince ortaya koyuyor ama uygulamada başka süreçler başlatılıyor. Seçildiğinden bu güne Trump politikaları bakımından dünyanın her yerinde önemli çelişkiler söz konusu oluyor. Verilen örnekleri genişletmek mümkündür. Ticaret Savaşları çerçevesindeki yaptırımlar, İran’a uygulanan ambargo, NAFTA…

Dün Ankara’ya Suriye konusunu görüşmek üzere gelen ABD heyeti ülkesine döndü. Olanlara bakıp, “Vah hallerine!” diyecek değilim. Belki diplomatların ve bürokratların yapması gereken budur: Gidip yerinde görüşme yapmak, nabız yoklamak, mümkünse pazarlık yapıp bir sonuç elde etmek. Tanıdık isimler, Bolton, Dunford ve Jeffrey Ankara’ya geldiler, muhatapları ile görüşüp ülkelerine döndüler. Ne oldu peki?

Bu ekip Trump’a gidip rapor verecek, kendi Şahin Grubu içinde görüşme yapacak, sorarlarsa Senato üyelerine bilgi sunacak, ofislerinde emirlerini verecek… ABD demokrasisi bu tür iç güçlerin dengesi ile yürüyor, alıştık artık.

Her şeyi söyleyebilirler. Örneğin: “Şu Erdoğan’ı alaşağı edemedik, Türkiye’yi teröre boğamadık, ayaklanma çıkaramadık, ülkeyi bölemedik… Bakın şimdi neler geliyor başımıza!”

Başka? “Yahu bugüne dek 2-3 milyar dolar para harcadık, yerel halkı maaşa başladık, onlara umut verdik, teröristi aklamaya çalıştık, eğittik, donattık, daha yeni 450 milyon dolar bütçe aldık. Bize sorarlar bu paralar ne oldu diye. Cevaben Türkiye oyunumuzu bozdu mu diyeceğiz?”

Fakat şunu söylemezler: “Türkler bin yıldan fazla imparatorluklar kurup idare etmiş, bugün etnik ve mezhep ayrımı konusundan bizim bir sonuç çıkarmamız mümkün olmaz. Türkiye bizim bölgede güveneceğimiz tek bir ülkedir, hatta İsrail’den fazla güvenebileceğimiz doğru bir ülkedir, müttefiktir, biz ne yapıyoruz arkadaşlar?”

Peki, bu söylenmek istenenler ile görmezden gelinenlerin sebepleri neler? Türkiye mi sebep oldu? Hayır. Türkiye aynı yerde duruyor. Farklı bakış açılarına sahip olanlar, “Ben tarih yazarım, söylerim olur,” diyen ve kendilerini “dünyaya düzen vermeye yetkili gören” kibirli politikacılar, çıkarcı bürokratlar ve sömürgeci zihniyet. Bunu Türkiye’nin değil, başka ülkelerin de değiştirmesi söz konusu değil. Bu bir tavır ve bu tavrı besleyen geri planda yer alan inandıkları her ne ise o. Bunu yenmenin, değiştirmenin veya Trump gibi liderlerin elinde düzeltmenin mümkün tarafı olamaz. Bizim Trump’a veya Amerika’ya ayar vermemiz de mümkün değildir.

Bıkmadan, usanmadan telefon ederiz, gazetede makale yazarız, ikili görüşmelerde konuşuruz, mektup yollarız, twit atarız… Her ne ise, olanı tam açıklığıyla anlatırız. “İşte gerçek bu!” deriz. İnanan veya inanmayan olur. Başka?

Bu bir güç mücadelesi işidir. Haklılıkla, doğru stratejilerle, isabetli adımlarla, ittifaklarla, sahada alan tutmakla, çok çalışmakla, söke söke kazanılacak güce dayalı bir konudur. Ülke olarak tavır takınmakla, birlik beraberlikle, kararlı duruşla, liderlikle ve bütün bu yolda diplomatik, akademik, entelektüel ve teknik çalışmaların zaman, zemin ve kuvvet kullanarak yöneltilmesiyle mümkün olabilir.

İç cephe ve politika bunun için önemlidir! Milletçe el ele vermemiz gerekir, bu her şeyden değerlidir.

Türkiye teröre karşıdır, Suriye’de barıştan yanadır. Kendi bekasını ve milli güvenliğini başkalarının tartışmasına asla müsaade etmez, gerekirse bu uğurda bu millet tarihinde görüldüğü gibi canını seve seve verir. Ha şimdi durum ne? Türkiye, Rusya ve İran’la ve hatta bu maksat için ben de varım diyenlerle birlikte, Astana ve Cenevre nezdinde sürdürülen çabalarla, Suriye’de barışa hizmet, insanlık dramının bitmesine her yönde destek ve terörle savaşmak için inisiyatifle ve kararlılıkla çabalarına devam edecektir. Bunda bir değişiklik yoktur. Varsa tekrar gelecek heyetler, buyursun kapı açıktır. Belirtilen amaca uygun şekilde gelsinler, çözümü ele ele ve gecikmeksizin birlikte bulalım. Daha ne? Bu işi olmayacak yerlere çekmenin kime yararı olabilir ki?

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

erdoganin-terorizmle-savasi
ÖNCEKİ YAZI

Erdoğan’ın Terörizmle Savaşı

trumpin-turkiyeye-tehdidi
DİĞER YAZI

Trump’ın Türkiye’ye Tehdidi

Politika 'ın son yazıları

39 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
82 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
95 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
122 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
88 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme