kuresel-yeni-oyun-alani-ve-natonun-gelecegi
Küresel Yeni Oyun Alanı ve NATO’nun Geleceği

Küresel Yeni Oyun Alanı ve NATO’nun Geleceği

16 Şubat 2017
Okuyucu

Donald Trump yönetimi vaatlerinden birini daha gündeme getirdi. Savunma Bakanı James Mattis Brüksel’de Savunma Bakanları toplantısında NATO üyelerinin savunma harcamalarını artırmaması durumunda ülkesinin desteğinin azalacağını söyledi. Mattis, “Amerikalı vergi mükellefleri, Batı’nın değerlerini savunmak için artık orantısız bir payı üstlenemez. Amerikalılar, sizin çocuklarınızın gelecekteki güvenliğine sizden daha fazla önem veremez. Askeri anlamda hazır olmaya önem vermemek kendimize, ittifaka ve şimdi açıkça tehlike altında olan ve bize miras kalan özgürlüklere saygı konusunda eksikliği gösteriyor,” dedi. Bu açıklama Trump’ın da ne denli ciddi olduğunu göstermiş oldu. Yeni Amerikan yönetiminin bu yaklaşımıyla küresel savunma konusundaki oyunu ne, kısaca bakalım.

NATO ne idi? SSCB’nin enternasyonal yayılmacılığı önünde Batı’nın birlikte savaş verme iradesi idi. İki Dünya Savaşı’nın da galibi Amerika, Woodrow Wilson’dan başlayarak dünyaya çekidüzen verebileceğini görmüş ve uygulanan politikalara savunma halkasını da ekleyerek bir tür dünya liderliği fonksiyonunu üstlenmişti. Amerika her yönü ile müttefikleri bir arada tutup Soğuk Savaş diye bilinen ve çok ciddi bir süreci idare etmişti.

Berlin Duvarı yıkılalı beri küresel kapitalist düzen farklı okumalarla birlikte ele alınmaya başlandı. Bir kere komünizm tehdidi ortadan kalkmış görülüyordu. Rusya Federasyonu hiç değilse bu ideolojik iddia ile değil, ama özgün savunma, politik, ekonomik ve coğrafi bakış açılarıyla ve sahip olduğu imkanlarla modern dünyada ciddiye alınması gereken bir güç olmaya devam etti. Asıl tehdit ise Çin ve Hindistan’ın da gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan post-modern bir dünya düzeni idi.

Bu okumayı Amerika’daki bundan önceki başkanlar bu netlikte yapmaktan kaçınmışlardı ve aslında zamanı da gelmiş değildi. Onlar başka ciddi projelere odaklandılar. Hatta savaşlar yaptılar. George W. Bush başkanlığı süreci sonuna kadar daha ziyade Asya, Doğu Avrupa, Balkanlar, Kafkaslar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da SSCB düzeninin devamcısı görünümü veren rejimler üzerine bir dönüşüm gerçekleştirilmişti. Yine bu dönemde alternatif çekim kuvveti oluşturan küresel radikal terörle savaş stratejisi gündeme yerleştirilmişti. Amerika (RAND gibi düşünce kuruluşlarının dokümanları incelenirse rahat görülebilir,) gelişmelerin bu noktaya geleceğini 1998 yılında tahminleri içine koymuş idi. Örneğin o tarihlerde, 2025 yılında küresel tehdit ne olacak, sorusunun cevabını belirginleştirmekle ilgileniyordu. Herhalde hazırlıkları buna göre de geliştirilmiştir. Sanırım stratejisi belli olmuştu ve ileri adım için zamanının gelmesi bekleniyordu. Trump bunu yapacağını, desteğini aldığı ve kabinesine kattığı çok sayıdaki emekli askerlerle göstermiş oldu, söylemleriyle de açıkça ortaya koydu. Küresel düzen Trump’ı seçmekle onun söyledikleri ile olacaklara yatırım yapmıştı. Bu gerçeği unutmayalım.

Artçı süreçler devam etse de (örneğin Suriye sorunu neredeyse son merhalelere geldi,) küresel mücadele alanı Pasifik bölgesine kaymak üzeredir. Dolayısıyla Amerika için Kuzey Atlantik örgütünün getirdiği maliyet bir seviyeye indirilmelidir. Pasifik’te başarılı olmak için Amerika’nın asıl müttefiki esasen Avrupa ülkeleri olmayacak görülüyor. Bu konuda Rusya daha hayatidir. Bu nedenle olsa gerek Trump yönetimi ile Rusya’nın adının sıkça duyulması boşuna değildir. Vladimir Putin, Amerika’nın amacını bildiğinden olsa gerek sürekli taviz koparır türden politikaları izlemektedir. Ortadoğu’daki mücadelede birçok konuda Amerika’nın sessiz kalması boşa değildir. Çünkü nükleer gücü, silah üretimi ve satışında ileri, enerji üreticisi, Çin’i ve Hindistan’ı ilgilendiren alanlara en yakın konumda, Pasifik Okyanusu’na kıyısı olan Rusya ile partnerlik yapmak için belli köprülerin kurulması gerekiyor gözükmektedir.

Peki, bu nasıl olacak? Şangay İşbirliği Teşkilatı (SCO) tam da bunun için kurulmuş idi: Batı’ya karşı Asya’da bir güç oluşumu. Hindistan henüz kenarda duruyor olsa da Şangay’da söz sahibi. Bu cepheden bakılırsa Amerika’nın yapmak isteyebileceği SCO’nun güçlenmesini engelleyecek bir sürü sorun yaratması ve yönetmesi gerekecektir. Bu da geçiş dönemi stratejisi olarak görülebilir. Amerika bunu iki yolla yapabilir. Ya SCO’yu doğrudan karşısına alır ve Rusya’ya bir ödün vererek oradaki etkinliğini azaltması yoluna gider; ya da çok sayıda ülkenin Şangay’a katılmasa vesile olur ve bu yolla karar mekanizmasını sulandırarak işlevsizleşmesini sağlayabilir. Rusya ise SCO’dan asla uzaklaşmaz ama politik amaçları için her iki tarafı da kullanır. Bu bakışla Amerika her durumda Rusya’ya muhtaçtır.

İlk sınama nerede olabilir? Geçen hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’nin tekraren belirttiği Tayvan konusu var. Bu sorundan dolayı ipler bir hayli gergindir. Güney Çin Denizi giderek ısınıyor. Bölge sürekli silahlanıyor, askeri tatbikatlar yapılıyor. Amerika Japonya ve G. Kore’nin savunma güçlerini daha da sıkılaştırmak istiyor. Bu alanda pek çok güncel gelişme var. O halde sıcak temaslar ile veya K. Kore’deki bir sataşma ile birlikte ülkelerin tavrı sınanabilir mi? Daha geçen gün Trump yemek masasında oturan Çinlilerle Çok Gizli CIA raporunu masaya koyarak bir gösteri yapmıştı.

Bu makalenin asıl amaca NATO olduğuna göre bu gibi ihtimalleri fazla konu etmemek yararlıdır. Burada söylenmek istenen şu, Amerika dikkatini Pasifik’e çevirdiği andan itibaren NATO’nun sürekliliği için müttefiklerine “pamuk eller cebe” demesi hiç de şaşırtıcı bir durum değildir. Bu durumun netleşmesi için bütün bu gelişmeleri özetlemek ihtiyacı duydum.

Bu süreçleri Trump yönetebilir mi? Türkiye gibi ülkeler ne yapar? Çin’in Uygur Özerk Bölgesi diğer bir çatışma alanı seçilebilir mi? Bu bakımdan radikal terör paketi bu bölgede harekete geçirilebilir mi? Bu gibi önemli sorular var ve her biri başka bir makale konusu.

Evet, Amerika NATO’da bunların konuşulmasını istiyor. Ticaretinizi ve finansmanınızı bu sorunlara odaklayın diyor. Özellikle Çin ile ilişkileri güçlü giden Almanya’ya gözdağı vermek istiyor. İngiltere bu durumu çoktan anladı bile. Amerika, Kanada, İngiltere birlikte Avustralya, Yeni Zelanda ile askeri alanda bağlarını güçlendiriyor. Petrol fiyatları ve FED etkisi ile başka bir politika daha izleniyor. Bunlar çok önemli gelişmeler olarak gündeme yansıyor. Çok ülke bu yükleri hem anlayamıyor hem de altında ezilmekten kendilerini kurtaramıyor.

Küresel yeni oyun alanı Pasifik’tir. Geçen haftalarda Trump’ın strateji danışmanı Steve Bannon, “Çin ile savaş kaçınılmaz,” demişti. Jeopolitik bir bölünme söz konusudur. Dünyada bugün büyük bir savaş oluyor ama boyutları ve türü pek anlaşılamıyor. Trump’ın seçilmesi bunun en önemli kanıtıdır. Trump silahlanmaya yön vermeye başlamıştır. Ama öncesinde silahlanma dinamikleri bütünüyle bilinenin ötesine geçmişti bile. NATO ülkeleri ile konuşma biçimi malumdur. Rusya ile angajmanlar dikkatle izlenmelidir. Savunma Danışmanı Mike Flynn olayı garip değildir. K. Kore Diktatörü Kim’in magazindeki konumu garipsenmemelidir. Siber Savaş’ın çoktan başlamış olması ortada duran bir gerçektir. Şimdi bakalım, ne olacak?..

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

enternasyonalizm-mi-kuresellesme-mi
ÖNCEKİ YAZI

Enternasyonalizm mi, Küreselleşme mi?

hollanda-krizi
DİĞER YAZI

Hollanda Krizi

Politika 'ın son yazıları

39 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
82 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
95 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
122 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
88 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme