rus-israil-satranc-turnuvasi
Rus-İsrail Satranç Turnuvası

Rus-İsrail Satranç Turnuvası

Okuyucu

Rusya’nın Suriye’ye S-400 konuşlandırması ve İsrail’in bu duruma bakış açısı konusunu bütün yönleriyle masaya yatırıyoruz. İsrail (ve tabii ABD,) Rusya’nın Ilyushin IL-20M (Coot-A) İstihbarat-Keşif-Gözetleme (ISR) uçağının Suriye envanterindeki S-200 tipi (eski SA-5 Gammon) Yerden Havaya Füze (SAM) sistemiyle 17 Eylül’de düşmesi sonrasında bölgeye S-400 füze sistemlerini konuşlandırma kararı almasından endişeli. Bu olay, Esad’ın rejim güçlerine taarruz eden İsrail’e ait 4 adet F-16 savaş uçağının bölgedeki manevrası esnasında gerçekleşmişti. Her iki taraftan bu olayı “bir oyun” olarak niteleyenler var. Bakalım konu nasıl tartışılıyor?

On beş Rus askerinin ölümüne sebep olan olaydan sonra Rusya açıkladı: “Her ne kadar Suriye füzesi vursa da buna sebep olan İsrail’dir.”

Şimdi İsrail tarafından söylenen ne? “Suriyelilerin yanında Rus danışmanlar oturuyor. Bunu Rusya bilmeden yapabilirler mi?”

Hangi ifade doğru bilinmez! Ama sonuç şu: “Rusya madem benim burada askeri üslerim var, o zaman ben de askerimi ve tesislerimi korurum. Bu nedenle bölgeye S-400’leri intikal ettireceğim.”

S-400’ler bölgeye gelecek. Ama elbette uluslararası anlaşmalar çerçevesinde meşru devlet hakları bakımından bu sistemlerin Suriye hava savunma ihtiyacına hizmet ettiği ifade edilerek bir düzenleme yapılacak. Bu demektir ki bundan sonra Rus askeri bir hava hedefine taarruz etti ve düşürdü, “Bu olay Suriye tarafından yapılmıştır,” kabul edilecek. Dolayısıyla İsrail ve ABD, bu bölgede bulundurduğu askeri kapasite bakımından ilave tedbirler almak zorunda kalacaklar.

Doğrudan ifade edilmedi ama düşünülen başka önemli bir konu daha var; ki Türkiye ile ilgili. Türkiye’nin satın aldığı S-400 bataryaları eğer bölgede füze ve radar kaplama alanı olarak Rusların bu sistemleriyle entegre olduğunda (ve tabii Suriye dolaylı da olsa aynı hava savunma sistemi etkinliğine entegre görülecek,) bu haliyle Doğu Akdeniz ve Suriye toprakları ortak bir S-400 (ve diğer hava savunma sistemleriyle birlikte,) savunma şemsiyesi içinde korunmuş olacaktır. Şimdi uzmanlar Türkiye’nin teslim alacağı mobil kabiliyetli bu sistemleri Güneydoğu’da Suriye’ye yakın bir mevkide, örneğin Hatay, Gazi Antep veya Urfa yörelerinde, konuşlandırabileceğini ve güney komşusundaki sistemlerle entegre olabileceğini hesaba katmaya başlamışlardır.

Hal böyle olunca stratejistler ve jeo-politik uzmanlar sormaya başladılar, şimdi ne olacak, diye. Hatta halen bölgede ABD (uçak gemisinde) ve İsrail’de (yakın tarihte aldı, test ve eğitim uçuşları sürüyor,) konuşlu bulunan ve Türkiye’nin de envanterine katmayı beklediği Lockheed Martin F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) meselelerini bu duruma göre okuyanlar bile var.

Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu, 24 Eylül’de TASS haber ajansına bildirdiği şöyle: “Suriye Silahlı Kuvvetleri’ne iki hafta içinde bir modern S-400 hava savunma füzesi sistemi sağlanacak. Bu sayede, saldırgan-taarruzi hava silahlarını (uçak ve seyir füzelerini) 250 kilometreden daha uzak bir mesafede tutabilmek ve aynı anda birçok hava hedefine ulaşabilmek mümkün olacak. Madem ki Suriye hava savunması dost-düşman tanıma kapasitesi bakımından sıkıntı çekiyor, bu durumu derhal çözmemiz gerekecektir. Suriye hava savunma sistemi sadece Rus sistemlerinden müteşekkil olacak ki bundan sonra benzer sorun olmasın.”

Kremlin’in İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya yönelik yaptığı açıklamada, “Bu ek silah sistemlerini Suriye rejimine vermenin, Suriye’de faaliyet gösteren Rus askerlerin hayatlarını korumanın tek yoluna inanmaktayız,” ifadesi yer alıyor. Kremlin devam ediyor: “Vladimir Putin, Suriye’nin hava savunma sistemlerinin harekat kabiliyetlerini kuvvetlendirmeye yönelik bu kararlarının bu noktada gayet gerekli olduğunu ve öncelikle uluslararası terörizmle mücadele görevlerini yerine getiren Rus askerlerinin hayatlarına yönelik olası bir tehdide karşı tedbir almayı amaçladıklarını vurgulamaktadır.”

Netanyahu ise “Bu tip silahlar bölgede güvenilir olmayan ellere teslim edilmemeli, bu durumda İsrail’in güvenliğini ve çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz,” diyor.

Washington’dan Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, “Rusya’nın Suriye’yi S-400 ile takviyesinin büyük bir hata ve önemli bir tırmanma sebebi olacağını,” ifade ediyor. Konunun Rus ve ABD bakanlıkları seviyesinde BM toplantısı esnasında görüşüldüğüne dair haberler alınmaktadır.

Bu konuları tartışanlar ilginç bir biçimde İran’ı da meselenin içine sokmaya çalışmaktadırlar. “İran, İsrail ve Rusya ilişkisinin arasına açmak istiyor. Ama İsrail bu oyunu gördü. Bundan sonra İran’ın başka adımları için Rusya’yı uyardı,” diyorlar. Netanyahu, “İsrail Savunma Kuvvetleri’ne ülkesini savunma eylemlerine bakımından tam destek veriyoruz. Suriye’de bir İran askeri varlığının kurulmasını engellemek için harekete geçeceğiz ve İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) ile Rus ordusu arasındaki güvenlik koordinasyonuna devam edeceğiz. Bu amaçla Başkan Putin ile IDF ve Rus askeri askerlerinin yakında toplanacağını kabul ettim. İsrail’in güvenliğini korumak için gerekli olanı yapacağız. ”

Doğu Akdeniz ve Suriye başta olmak üzere ucu İran’ı da bulan bu tartışmanın bir ayağı da Türkiye ile ilgilidir. Bir yandan satın alınan S-400’ler, diğer yandan ABD’nin “Teslim edilmemelerine karar verdik,” dediği F-35’ler önümüzdeki dönemde daha da fazla tartışılan bir konu olacak görünüyor. Eğer Rusya ve İsrail bir satranç turnuvası düzenledi ise bu oyunda Türkiye de var demektir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Ajan ve Etki Ajanı

DİĞER YAZI

Türk F-35’leri Hakkında Gelişme

Güvenlik 'ın son yazıları

Stratejide Kazanmak

Sürmekte olan önemli bir savaş var, ancak küresel çapta odaklanılan nokta Ukrayna cephesi olmaktan giderek uzaklaşılıyor.

Şiddetin Alfabesi

Gün geçmiyor ki bir şiddet olayıyla karşılaşmayalım! Kadın cinayeti, çocuk istismarı, canlının katli, silahlı veya silahsız