Suriye Denklemi ve Çözüm Yolu

Güvenlik

Suriye denklemi konusunu bir algoritma şeklinde ele alalım. Böyle açıklarsak daha iyi anlaşılacak kanısındayım. Üç ana başlık var: Mutabakat çerçevesinde ABD ile sürdürülen çabalar, Astana/Soçi süreçlerine bağlı olabilecek gelişmeler ve nihayetinde Türkiye’nin kendi inisiyatifinde olan temel çabası. Önce ABD ile olan mutabakata bakalım:

Türkiye ve ABD, 5-7 Ağustos’ta Ankara’da mutabakata vardı. Bununla ilgili süreç işliyor. Son noktada yarın (8 Eylül) kara devriyeleri başlayacak. Mutabakat başka bir ifadeyle irade beyanıdır. İrade gösterilecek mi, gösterilmeyecek mi bu sahada görülecek bir konudur. İradenin işleyip işlemediği, hem objektif kriterlerle hem de samimiyet testleriyle belirlenir.

Siyasi irade iki politik hedef ortaya koymuş ve bir de mekanizma kurmuştu. Politik hedefler kısaca, Türkiye’nin güvenlik risklerinin ortadan kaldırılması ve Suriye’de Barış Koridoru inşasıdır. Mekanizma bir Birleşik/Müşterek Harekat Merkezi işletilmesiyle başlatılmıştır. Yöntem, keşif/gözetleme, kontrol ve ortak plan yapma şeklinde özetlenebilir. Burada tamamen objektif kriterlere dayalı bir çalışma söz konusudur. Program tatmin edici şekilde yürürse, daha teknik konularda, sahada Suriyelilerin evlerine dönmeleri çerçevesinde gerekli planlama safhası için bütçe dahil detaylı çalışmalar yapılır.

Elbette amaçların yerine gelmesi için mutabakatın doğru işlediğinden emin olmak gerekir. Temel göstergeler; teröristlerin (PKK/YPG, vs.) bölgeyi terk etmeleri/ettirilmeleri, tahkimatların ortadan kaldırılması ve özellikle ABD’nin “benim silahlı gücüm” dediği kesime (teröristlere) verdiği (eğit-donat kapsamı dahil) silahları toplamalarıdır. Silahlar alınır ya güneye başka bir yere toplanır ya da başka bir ülkeye (kendi ülkeleri dahil,) geri taşınır. Objektif kriterlerle bu yöntem elbette uzun sürecektir.

İşte bu süreç içinde düşünülürse ortaya çıkan önemli konu ne oluyor? Samimiyet testi.

Bütünüyle bakılırsa ve mutabakatla her şey yolunda giderse elde edilecek sonuç, politik hedeflerin elde edilmesidir. Ancak buradaki kritik konu şudur: PKK/YPG için yeni bir süreç başlamış olacaktır.

Türkiye kendi güvenliği ve bakası için doğal olarak konunun merkezindedir. Bu bilinçle hareket etmektedir. Özellikle ABD ile arasındaki diplomatik süreci müttefiklik bağlamında her fırsatta sürdürmektedir. Telefon diplomasi bile yürütülmektedir. Ancak bu süreçte Eylül ayı sonunda (25-27 Eylül) Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump’ın New York’ta Birleşmiş Milletler (BM) toplantısındaki görüşmeleri bağlayıcı bir merhale olabilir. Burada Türkiye samimiyet testi sonucunu Trump’a aktaracaktır. Zira Başkan Erdoğan müttefikimize Eylül sonuna kadar bir miat vermişti. Bu miadın siyasi otorite çerçevesindeki karşılığı samimi olup olunmadığına dönük bir kararı kapsar.

Şimdi gelelim Astana/Soçi görüşmeleri konusuna. Esasen Rusya (buna İran’ı da dahil edelim,) ve Türkiye, Suriye’de ortak hareket etme iradesi gösteren ülkelerdir. Asıl amaç Suriye’nin toprak bütünlüğünü temin edecek bir sonucu elde etmektir. Bundan önceki toplantılarda alınan karar çerçevesinde, ABD kastedilerek, “Suriye’de üçüncü bir ülkenin oldubittisine asla müsaade edilmeyecek,” şeklindeki bir irade beyanı söz konusudur. Bunu pratiğe aktarmak için Türkiye ve bu yöndeki ortakları, önce ABD’nin samimiyet testini görmek istemektedir. Bunun yanı sıra Ankara’da Eylül ortasında Üçlü Zirve (Erdoğan, Putin, Ruhani) gerçekleştirilecek.

Bu arada şunu da ifade etmem gerekiyor. Rejim güçleri nerede diyenler olacaktır. Rejimin ne iradesi ne de kabiliyeti vardır. Rejimin bu zaman periyodunda Fırat’ın doğusuna yöneltebileceği askeri mukavemet için yeterli insan gücü bu faaliyetlerde inisiyatif alacak düzeyde değildir. Eğer meşru yönetim olarak kendisinden gerektiği anda talep edildiğinde irade göstermesi söz konusuysa, buna imkan verilebilir. Bu noktada acele edilecek bir husus yoktur. Suriye konusunu etraflıca incelemek isteyenler Hangi Suriye? incelemesine bakabilirler.

Sonuçta Türkiye’nin kendi inisiyatifiyle sürdüreceği plan B Planıdır. Eğer Rusya (İran ve Suriye de sonradan işin içine sokularak,) bir plan devreye konacak ise bu da C Planıdır.

Bütün bu algoritmanın canlandırılması gerekmektedir. Konuyu yeterince anlamadan eleştiride bulunanlar vardır. Diğer yandan hamasetle aynı şeyleri konuşmaya devam edenleri de görüyoruz. Bunu yazma sebebim, mevcut durum teknik açıdan böyle demek içindir. Sahada bir güç mücadelesi veriliyor, dinamikler çok değişiyor, olup bitenin nereye varacağını ancak tahmin etmek mümkündür. “Biliyorum, kesin bu böyle,” demek suretiyle bir konuşma yapılamaz. Prensipte, gücünü sahaya yansıtan tarafların baskı yapma imkanları, kuvveti, zamanı ve mekanı kullanma yöntemleri neyse, alınabilecek sonuç da buna göre değişir. Ezbere konuşanlara bu hususu hatırlatmak isterim.

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

Bağdadi

ABD Başkanı Donald Trump 27 Ekim Günü TS ile 16:00’da çıktı ve

Irak’ta Kargaşa Büyüyor

Irak’ta Hükümetin uygulamalarına, yolsuzluklara ve işsizliğe dayalı Bağdat ve Basra’da başlayan protesto
DÖN BAŞA