Yabancı Terörist Savaşçı İadesi

Güvenlik

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun geçen hafta işaret ettiği planda bugün (11 Kasım) DAEŞ’li (Daesh, ISIL) bir yabancı uyruklu terörist ABD’ye iade ediliyor. 14 Kasım’da 7 Alman daha iade edilecek. Peşinden 11 Fransız var. Bunun dışında da iadeler olacak. Bu yakın zamanda tartışılmaya başlanan çok önemli bir konudur. İnceleyelim.

Bu tabiri yeni duymaya başladık, Yabancı Terörist Savaşçı (YTS). Peki neyi biliyorduk? Yabancı savaşçı, terörist, milis. Anlaşılan DAEŞ ile birlikte bir ortak görüş meydana geldi. Kesin, bu bir teröristti, ancak yabancılardan meydana geliyordu. Hele adı Irak Levant İslam Devleti (ISIL) veya İslam Devleti (IS) de denen, (kötü amaçlarla dolu bir yaklaşımla,) meseleyi İslam ile ilişkilendirilmeye çalışılan zihniyet açısından “yabancı” olmak daha da tartışma yaratacak bir konu olsa gerek. Kim bu yabancılar? Çin’den, Güney Kore’den, Rusya’dan, Orta Asya’dan, Amerika’dan, hemen hemen tüm Avrupa ülkelerinden gelip bu küresel radikal terör yumağı içine girmiş olanlara “yabancı” diyorlar.

Diğer açıdan yabancı savaşçıları kendi politikaları çerçevesinde “uygun” gören çevreler ve anlayışlar da var. Bu tür bir savaş konusu içinde özgürlük savaşçısı, ayrılıkçı veya bilemediniz militan sözcükleri dahi kullanılıyorken, “Yok o terörist değil, bizden,” diyen bir zihniyet varken, konuyu terörle başlamak gerekli görüldü herhalde. Yani DAEŞ üzerine hemfikir olunmuş ki YTS denmekte. Buna karşılık bölgesel-etnik PKK terör örgütünün Suriye’deki kolu YPG’nin içinde birçok yabancı uyruklu eli kanlı terörist varken, bunlar her nedense YTS olarak ifade edilmiyor.

Günümüzde bazı kavramlar, anlayışlar gelişiyor veya geliştiriliyor ise buna karşı hukuki düzenlemelerin de yapılması ihtiyacı doğuyor. Mevcut yasalarda veya teamüllerde adı konmamış noktalar veya boşluklar bu noktadan itibaren üzerinde düşünülür ve tartışılır oluyor. İşte Türkiye’nin DAEŞ’li YTS’leri ülkelerine göndermek böyle bir hukuki tartışma yaratmış bir konudur. Bu noktada terör tanımı ve farklı anlayışlar bir yana konmuş, fiilen bir çözüm bekleyen konuya odaklanılma ihtiyacı ortaya çıkmıştır.

Çerçeveyi inceleyelim. Başta Birleşmiş Milletler (BM, UN) Güvenlik Konseyi’nin, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT, OSCE) ve NATO gibi önemli savunma ittifaklarının bu konuda önderlik edecek bir bağlayıcı hükmü yok. Ancak, örneğin, bahse konu DAEŞ’li YTS bahsi önemli ölçüde BM, AGİT ve NATO ile ilgili çözülmesi gereken hassasiyetleri içermektedir. Politik açıdan derinlemesine kritik etmeyeyim, ABD ve Avrupa’nın bu terör örgütüyle ilişkileri bellidir. Hatta akademik birçok çalışma yapılmaktadır. Şimdi neden bir çözüm içeren uygulamayı inisiyatifle başlatan çıkmıyor, durum ortadadır.

Türkiye diyor ki, tutuklu konumundaki terör örgütü üyeleri suçları benim ülkemde işlemediler. Bu YTS’ler Türkiye’yi ilgilendirmiyor, dolayısıyla ilgili ülkeler vatandaşlarını alıp kendi hukuki sistemlerine göre yargı süreçlerine başlasınlar. Peki, Avrupalılar başta, birçok ülke hangi yolu seçiyor? Bu YTS’leri vatandaşlıktan çıkarıyorlar. YTS’lar nerede suç işlediler ise orada yargılansınlar diyorlar. Türkiye’nin elinde tutuklu DAEŞ’liler büyük oranda Suriye ve Irak’ta suç işlediler. Türkiye’de suç işleyenler ve/veya Türk uyruklu DAEŞ’liler zaten hukukun gereği süreçlere muhataplar. Suriye ve Irak’ta suç işleyen ve Türkiye’nin elinde tutuklu YTS’lerin mahkemeleri nerede yapılacak? Suriye ve Irak’ta mı? Suriye’de iç savaş var ve hukuk sistemi, çalışmıyor. Suriye rejiminin konuya bakış açısı ortadadır. Irak’ta ise her ne kadar merkezi bir hükümet ve çalışan bir adalet mekanizması bulunsa da burada idam cezası uygulanmaktadır ve bu ceza kapsamından dolayı Avrupalı YTS’ler hakkındaki hüküm başka hukuki tartışmalara açıktır.

Ülkeler arasında suçluların iadesi ve mübadelesi konuları var. Bunun dışında Interpol de var. İkili anlaşmalarla sabit olduğu halde ülkeler DAEŞ’lilerle uğraşmak istemiyor. Halbuki bugününü şartlarda DAEŞ’e gelmiş ve suç işlemiş uyruğu, dini, iddiası, vs. hiçbir biçimde bu terör örgütüne uymadığı halde YTS konumunda ele alınan sorunlu kişiler için belli bir hukuki yol bulunması gerekir. Yarınki şartlarda DAEŞ olmasa da başka bir coğrafyada ve sapkın yolda olan teröristler de var olacaktır. Dolayısıyla Türkiye bugün öyle bir fiili kapı aralıyor ki, bu aynı zamanda uluslararası bir teamül ve hukuk yolunun inşasını zorlayan konu halini alıyor. Bu bakışla ülkelerin konuyu hassasiyetle ele alması şarttır. Zira bu konu Türkiye’nin değil, bu noktada bırakın bu tür örgütlerin üretildiği ortamı sulayanları, sorunu çözelim, dünyanın meselesidir ve küresel açıdan elbirliğiyle çözülmelidir.

ABD, DAEŞ’i yendik dedi. Başkan Donald Trump açıkça Avrupalılar DAEŞ’li teröristlerini almalılar da dedi. Rusya (Dışişleri Bakanı Lavrov) ise DAEŞ’in ABD mahsülü olduğunu iddia etti. Her neyse, şu an Türkiye’nin elinde belli sayıda ve belli ülkelerden YTS’ler var.

2015-2017 arasında içinde DAEŞ’in olduğu 7 olayda Avrupa’da 341 ölü, 648 yaralı olduğu biliniyor. Sadece 2016 yılında Türkiye sınırları içinde DAEŞ’in yaptığı/üstlendiği 6 adet terör olaylarında 132 can aldı (11’i güvenlik görevlisi), 502 de yaralı var. Türkiye Irak ve Suriye’ye sınır ülke konumundadır. Türkiye sınırlarını korumak ve terörle savaşmak için Avrupa’dan yeterince destek alamadığı halde sorumluluğunun idrakindedir, üstüne düşeni insanlık bağlarında titizlikle sürdürmektedir. Avrupa DAEŞ’ten kurtulabilir mi? Görünüşe göre Kuzey Afrika’daki DAEŞ’liler için Avrupa her zaman için hedeftir.

Türkiye DAEŞ ile en fazla ve ciddi mücadele eden bir ülkedir. 76.000 teröristin Türkiye’ye girişinin yasak olduğu uluslararası kurumlara bildirilmiştir. Bunlar terörist, denmiştir. 7.550 terörist sınırdaşı edilmiştir. Cezaevlerinde yatan DAEŞ militanı sayısı 1.149’dur. Suriye kuzeyinde yine bir terör örgütü olan ve ABD’nin “benim ortağım” dediği YPG’nin salıverdiği DAEŞ’li teröristlerden 270’i yine Suriye’de yakalanmıştır. Her şey bir tarafa, ABD Rakka’dan DAEŞ’lileri otobüslere bindirip başka alanlara taşırken, Türkiye sadece Fırat Kalkanı Harekatı’nda çatışarak 3.500 DAEŞ militanının etkisiz hale getirmiştir.

ABD’nin 2018 terör raporu fiyasko, yanlı ve politik içerikli. İçinde insanlığa hizmet eden bir yaklaşım yok. Bırakın bunu ABD’ye bile hizmet etmeyen rapordan söz etmek mümkündür. En azında terör tanımını eğip bükmüşler.

Terörist ve yabancı sözcükleri yan yana gelince işler daha başka oluyor. Yaklaşık kırk yıldır terör deneyimi olan Türkiye samimi bir şekilde dünyaya ve insanlığa yardımcı olmak istiyor. Bu YTS’lar meselesinde de yardımcı ülkedir. Ancak elbirliğiyle sorun çözülebilir. Sorumluluğu üstlenmemek çözüm değildir. Yarın tüm dünyada çocuklarımız bize ne der?

Bir Cevap Yazın

Güvenlik 'ın son yazıları

Bağdadi

ABD Başkanı Donald Trump 27 Ekim Günü TS ile 16:00’da çıktı ve
DÖN BAŞA