Yunanistan ABD Planını Uyguluyor; Hangi Plan?

25 Eylül 2022
Okuyucu

ABD’nin Dedeağaç’a getirdiği ve Yunanistan’a hibe diye verilen askeri araçlar askersiz & silahsız olması gereken Midilli (23 adet) ve Sisam (18 adet) adalarına Yunan çıkarma gemileriyle taşındı. Bu kabul edilemez, dedik. Ancak, bu anlaşmaları ihlal anlamındaki önemli sevkiyat neden henüz Adalara indirilirken engellenmedi diye de sorduk. Ortada bir büyük gerginlik hali var. Kamuoyunda savaş sözcükleri dahi ediliyor. Gelin bu konuyu aklıselim şekilde irdeleyelim.

ABD, Dedeağaç’a Yunanistan’a hibe silah veriyor ve bunlar Lozan Andlaşması’na göre silahsız & askersiz olması gereken Midilli ve Sisam adalarına Yunanistan’a ait askeri çıkarma gemileriyle taşınıyor. Bu sevkiyat 21-23 Eylül’de Türk İHA’ları ile tespit ediliyor.

ABD, Yunanistan ile yaptığı hibe anlaşmasında bu silahların kullanılacağı yeri işaret etmiyor, bir manada, “istediğin yerde, Türkiye de dahil kullan, Türkiye saldırgan, mağdurum, ben de ülkemi savunuyorum, şeklinde açıkla, sen ateş eden taraf olma, bırak Türkiye sana müdahalede bulunsun, gerisi bana ait,” diyor.

25 Eylül’de Savunma Bakanı Akar, “Adalardaki Yunanlılar yüzme öğrensinler… Meşru müdafaa hakkımızı kullanırız,” diyor.

Buradaki tartışma kim haklı haksız konusunun ötesindedir. Asıl soru ne tür bir adım atılmalıdır? Tamam, her iki taraf da sorunları gerçek için kararlı görünüyor, ama bu bir çatışmaya delalet midir?

Bildiğiniz gibi askeri bilim ve teknikle ilgili konuları işaret eden biriyim. Rusya, Ukrayna’ya saldırmadan önce çok konuştum ve yazdım. Bu noktada, “tetiğe dokunan yanlış yapar,” buna neden olarak, “ABD bu tuzağı kurdu,” dedim. Nitekim savaş 8 ayı buldu ve durum takdirinize.

Bugün Türkiye, Yunanistan meselesine bakın durum birçok yönüyle Rusya’dakiyle benzerlik göstermektedir. ABD, “Türkiye tetiğe dokunsun ve Türk-Yunan savaşı başlasın, ABD, AB, G7, Mısır, Körfez Ülkeleri, İsrail, Körfez Ülkeleri vs. Yunanistan’ı desteklesin ve Türkiye NATO’dan çıksın,” istiyor olabilir. Bugüne kadar durumu tarif etmek adına hep “ötekileştirme” sözcüğünü kullandık, bunun bir nedeni olmalı.

ABD, Rusya-Ukrayna Savaşı’nda “Tam Spektrumlu Savaş” dediği yöntemi uyguladı ve halen uygulamasını sürdürüyor. Bu konuyu Türkiye’de tek yazan ve anlatan benim, görüyorum ki henüz bu konu oturmadı! Ancak şimdi “başa gelen” misali, bu savaş biçimindeki yöntemi anlama zamanı çoktan geldi, geçiyor. Şimdi size bunu anlatmayacağım, Politik Merkez’de sayısız yazı bulmanız mümkündür.

Yine de Rusya’ya karşı uygulanan ancak bu Tam Spektrumlu Savaş olgusunu bilmeden konuşan ve düşünen her kim var ise eksik bilgiyle hareket ediyor, bu Yunanistan ile yaşanan çok ciddi gelişmeler ışığında ve potansiyel savaş şartlarında bu ikazı yapmam şart oldu, hatta vatan borcumdur. Bütün mesele bilmeden adım atmamak içindir. Bilelim, ona göre tedbirimizi alalım, yöntemimizi belirleyelim. Beylik konuları işaret edenler, hamaset ve popülizm yapanlar şöyle bir dursun artık. Ayrıca, tıpkı Yunanistan’daki gibi içimizde de sorumsuzca hedef gösteren uzman sıfatlılar var, kimse tahriklere kapılmasın.

Bu noktada Yunanistan, ABD’nin planını harfine uyguluyor, tıpkı Zelensky gibi Mitsotakis’de emir kul vaziyetinde ve Yunanistan tetiğe dokunmadan her adımı atacak! Bu soruldu diye buraya da yazayım, Yunanistan karasuları için 12 NM ilan eder mi dendi; evet, buna da cüret edebilir. ABD ve Yunanistan tarafından amaç tahrik etmeyi en üst sınıra çıkarmaktır ve Türkiye’nin Casus Belli‘yi işletmesini sağlamaktır (malum TBMM bu kararı 1995 yılında aldı).

Neticede Türkiye, “devlet aklı” tam, köklü bir devlettir, ne tür bir adım atılacağını bilir. Her ne kadar retorik belli bir yönü işlerse de olması gereken eksiksiz bir millet iradesinin tezahürüdür, yek vücut halinde bulunulduğunu göstererektir, her türlü uzağa karşı hazırlıklı olunmasıdır. Bu milli bir konudur, vatan mevzusudur, günlük siyasetten gayet uzak ve çok ciddi bir meseledir. ABD, Türkiye’yi uzağa çekmek istiyor! Daha ne olsun?

Yunanistan her türlü tahriki yapacak, tempoyu artıracak, şartları zorlayacak, ama tetik çeken olmayacak; çünkü tembihli!

Türkiye için mesele caydırmak, hibrit teknikleri uygulamak, karşı tarafı uzağa çekmek ise her türlü adım atılır. Önce sabır ve kararlı tavır, ancak eksiksiz icraat!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Putin’in Stratejik Tertiplenmesi Üzerine

DİĞER YAZI

Kuzey Akım’a Sabotaj

Güvenlik 'ın son yazıları

26 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
74 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
126 views

Birisi

Moskova’daki Crocus City Hall terör saldırısı konusunu analiz edelim. Ama önce bugünlere nasıl geldik, bir bakalım. Sonuçta aradığımız birisi var! Kim bu birisi? Hani öndekileri görüyoruz, yakalandılar da. Ama bu tür küresel etkisi olan ciddi konularda, Rusya gibi bir ülkeye terör saldırısı yapılarak, asıl ne amaç güdülüyor olabilir, bunu anlamaya çalışalım.
178 views

Küresel Silahlanma Tartışmaları

Her ülke silahlanıyor? Bu silahlanmanın caydırıcılık amacıyla yapılıyor olması bize neyi açıklar? Asıl konu egemenlik mi, küresel mücadele içinde daha fazla güçlü olabilmek mi? Bilinmedik şeylerden mi bahsediliyor? Bu soruları cevaplandıracağız. Ayrıca Macron ve Putin neler söyledi, değerlendireceğiz. Bu şekilde, asıl ilgilendiğimiz olgular ve temel düşünceler olacaktır.
190 views

Milli Güvenlik Siyaseti

Türkiye daima kazanan ve gelişen olmak zorundadır, başka türlü düşünülemez! Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (Kırmızı Kitap) gibi dokümanların kendi gücü için geri planda çok çalışılmalı, fikri altyapısı ve anlayışı özgün ve tutarlı olmalıdır. Ama önemlisi; bunun uygulanmasında herkesin, her kurumun, her şirketin, inanarak, gösterilen hedefleri elde etmek amacıyla, bütünlük halinde ve bu bağlamda tek yolda yürümesi gerekmektedir. Bu, "devlet disiplini" konu ve kapsamını aşan bir yaklaşımdır, ülkece disiplinli olmayı gerektirmektedir. Eğer ülkece disiplinliysek hak edilen gelişmenin yolunda oluruz! Siyasetin kendisi, entelektüel yaklaşımlar veya iş dünyası bizi yolumuzdan alıkoymamalıdır. Bu çok hassas bir konudur.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme