abd-rusya-gerilimi-ve-turkiye
ABD-Rusya Gerilimi ve Türkiye

ABD-Rusya Gerilimi ve Türkiye

285 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Rusya ve ABD ilişkilerinin seyrine bakıldığında eksik düşünülmemesi gerektiği açıktır. Bugünkü konu ise klasik dönemin Rusya ve ABD müsabaka biçiminden farklıdır. Klasik dönemi yorumlayanlar enerji hatları, ülke sınırları, kitle imha silahları vs. kaygılarla dolu bir paradigma okumaktalar. Bugün çok farklı!..

Haritaya bakınca anlaşılabileceği üzere, Avrupa, Karadeniz, Ortadoğu, Asya’nın tümü, Pasifik coğrafyalarının tümü jeo-stratejik şekilde Rusya’nın etki alanındadır. Küresel güç olan Amerika nereye adımını atsa karşısında jeo-stratejik bağlamda Rusya’yı bulmaktadır ve bu çok doğaldır. Hem klasik paradigma hem de günümüzün okumaları için bu gerçeklik göz ardı edilemez.

Bugünkü tablo şöyle açıklanabilir: 1) Hegemonik ABD, küresel ve Amerikan nasyonal sistemi (buna kısaca enternasyonel sistem demekteyim) arasında gidip gelirken, Rusya küreselcilerle ortaklık yapmakta, bugün Trump yönetimiyle daha da belirginleştiği gibi bu sorunu aşmaya çalışmaktadır. 2) Büyüyen Asya güçlerinin (Çin ve Hindistan) politik önderliğinde Rusya’nın rehberliği önemsenmelidir, ABD her defasında Rusya’nın belirleyici olmasını bir biçimde aşmak istemektedir.

Son günlerde yaşanan ABD-Rus gerilimini ben bu işaret ettiğim çerçeveye oturtmaktayım. Elbette içinde Ukrayna, Suriye, İran, Afganistan gibi pek çok dosya var. Ama bu yaklaşımların her biri esası okumaya yetmemektedir, konulara büyük pencereden bakmak gerekmektedir. Örneğin Pasifik Okyanusu’ndaki yeni ve esas gerilim sahasında Rusya’nın alacağı pozisyon ABD’yi her şeyden fazla ilgilendirmektedir. ABD için en ideal seçenek Rusya’nın kendine ana partner olmasıdır. Rusya bunu kabul etmek yerine 15. Asırdan bu yana en iyi bildiği stratejileri uyguluyor ve Amerika’yı zorlayıcı hamleler yaparak ilerleme kaydediyor. Rusya asla ikinci değerde olmayı kabul etmez.

Sorunların kamuoyuna yansıma biçimleri elbette başka oluyor. Örneğin bu hafta sonuna damga vuran haber Rusya’da görev yapan Amerikalı diplomat sayısının indirilmesiydi. Ek olarak, Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev ortada bir ticari savaş olduğundan söz etti. Medvedev yaptığı açıklamada, ABD Kongresinin, Rusya, İran ve Kuzey Kore’ye yönelik yeni yaptırım tasarısının ABD Başkanı Trump tarafından imzalanarak yasalaşmasını değerlendirdi. Rusya’ya yönelik yasalaşan yeni yaptırımlar nedeniyle ABD ile ilişkilerin düzelme ihtimalinin artık kalmadığını belirterek, “ABD, bu yaptırım hamlesiyle Rusya’ya yönelik tam kapsamlı bir ticaret savaşı başlattı,” dedi.

Türkiye ile ilgili olan ise Amerikalıların PYD/YPG’ye ilave ağır silah sevkiyatıydı. Daha dün akşam ABD diplomasisi Türkiye ile işlerin iyi gitmediğini ifade etti. Demek ki aradaki limonilik durumunda artış söz konusu.

Gerilim her boyutta tırmanmaktadır. Ekonomi, politika, askeri, siber, terör alanlarında çeşitlenerek gelişmektedir.

Afganistan ve Ortadoğu’da gördüğümüz terör ve vekalet savaşları yöntemi yakın gelecekte başka şekillerde ve coğrafyalarda da çeşitlenecek gözüküyor. Çin’de Doğu Türkistanlılar ve/veya Okyanusyalılar, Ukrayna’da Kırım Tatarları bu bakımdan vekalet savaşları için devreye girebilirler. Amerika küresel sıklet merkezini kontrol edebilecek stratejiyi uygulayacak ve Rusya’nın ve ittifakının (Şangay İşbirliği Teşkilatı gibi) gücünü bu şekilde test edecektir.

Amerika’nın Kuzey Irak ve Suriye sınırı boyunca Kürtlerle sürdürdüğü strateji Türkiye ile arasında sorun yaratmaktadır. Bu bakımdan Rusya kendi küresel çıkarı için bir taraftan Amerika ile başka pazarlıklar içinde görünürken, diğer taraftan Türkiye’ye yanaşmayı tercih etmektedir. Hatırlanacağı gibi Rusya-Türkiye uçak krizi kısa denilebilecek bir sürede çözülmüştür. Ankara’da FETÖ’cü emniyet görevlisi tarafından katledilen Rus Büyükelçisi soruşturmasında Rusya-Türkiye istihbarat yakınlaşması başlamıştır.

Ve son olarak S400 füze sistemlerinin Türkiye’ye satışı konusu çok dikkat çekmiştir. Füze satışı teknik manada ne işe yarar diye soranlar çıkabilir. Esasen bu politik ve sembolik değeri olan bir satıştır, savunmadaki faydası tartışmalıdır.

Türk-ABD ilişkilerinde dikkat çeken konular oldu. ABD yetkilileri PKK’yı alenen öne çıkarmakla ilgilenmekteler. Türk Dışişleri bu durumu sürekli eleştiriyor. ABD ise tavrını değiştirmiyor. Demek ki hedefledikleri bir yapı var, kulaklarını tıkamışlar ve işlerini sürdürmeye her ne olursa olsun devam etmekteler. ABD ne IŞİD ile mücadelede ne de Suriye sorununun çözmek için Türkiye ile işbirliğine gitmeyi gerekli görmüyor. Bazı Amerikalı üst düzey askerler ve IŞİD’le mücadele özel temsilcisi Brett McGurk, PKK’dan memnun bir havada konuşmaktalar. McGurk, Türkiye’yi El Kaide ile bağlantılı terör örgütlerine yardım etmekle suçlamakla daha ileri bir söylemi kolaylıkla ortaya atabiliyor. Dolayısıyla MİT Tırları mevzusunun geri planı, FETÖ ve PKK bağlamı bu yaklaşımla daha belirgin biçimde okunabilmektedir. PKK Türkiye’de eylem yaparken, sınır boyunca Suriye ve Irak topraklarında sürekli hareket halindedir. Kimse, “Dur! Sen bir terör örgütüsün,” dememektedir.

Sonuçta dünyada sular daha da ısınacak, terörün ve vekalet savaşlarının alanı genişleyecek, Rusya-ABD ilişkilerindeki bozulma değişik coğrafyalarda daha başka denklemlerin ortaya atılmalarına sebep olacak görünmektedir.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Ortadoğu Diplomasisi

DİĞER YAZI

ABD ve K. Kore Gerilimi

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden

Soğuk ve Sıcak

Soğuk Savaş dönemini ve bugünü stratejik ölçekte kıyaslayalım. Dünün politikalarının ve güçlü adımlarının bize öğrettikleri var,