abdnin-anticin-politikalari
ABD'nin AntiÇin Politikaları

ABD’nin AntiÇin Politikaları

932 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Geçenlerde “Wuhangate” ifadesini gördüm hoşuma gitti doğrusu. Ortaya çıkan ABD odaklı endişelerin kısa özeti bu sözcükle anlatılabiliyor. Bir diğer açıklama, ABD’nin ama özellikle Donald Trump yönetiminin asıl amacını tarif eden AntiÇin politikası. Cevaplanmayı bekleyen soru, ABD’de Wuhangate AntiÇin politikaları içinde mi düşünülmeli? Bakalım o zaman.

Trump işbaşına gelir gelmez Ulusal Stratejik Güvenlik Dokümanı içine kondu, hedefteki ülkeler; Çin, Rusya, Kuzey Kore, İran. Bunların içinden asıl hedef Çin idi. Sonuçta uzun zamandır yazılıp çizilmekteydi, Çin, ABD hegemonyasını yıkacak güçte bir ülkeydi. Zaman gelip çatmıştı ve ABD dış politikası açısından her ne yapılacaksa Trump döneminden itibaren kalıcı hale getirilerek uygulanacaktı.

Atlantik coğrafyasının askeri ittifakı NATO’ya ABD son hedef ülke olarak Çin’i ekletti. NATO kapsamında artık Arktik Bölge, Uzay, Enerji, Nükleer Silahlar, Siber Alan ve Hibrit Savaş saha uygulamaları Çin ile alakalı olacaktı.

ABD, Rusya ile nükleer anlaşmaları yeniden incelemeye aldı. Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Antlaşması’nı yenilemedi, sırada stratejik, uzun menzilli nükleer silahlar var. ABD bu noktada neden endişe duydu, hiç düşündünüz mü? Bakın bu konuyu başka bir yerden duymadınız!

ABD’nin asıl yapmak istediği şu, Rusya ile arasında anlaşmalarla bağlandığı o prangadan kurtulmak ve bundan böyle nükleer silah üretmek. Neden? Savaş mı var? Konu savaş değil, stratejik dengeyi bulamazsanız caydırıcı olamazsınız. Eğer caydırıcı değilseniz sonra ağır bedeller ödersiniz. Stratejinin kitabı böyle der.

Kitle İmha Silahları alanında küresel dengeleri bozan yeni bir oyuncu var, Çin. Çin kitle imha silahı üretecek ama onunla bir dengeleme anlaşması olmayacak! ABD kitle imha silahı üretemeyecek, Rusya da öyle ama sonuçta Çin dengeleri tamamen kendi lehine bozacak. Hatta Şangay İşbirliği Örgütü gibi Soğuk Savaş sonrası yeni güvenlik yapıları gereği Rusya ve Çin’in toplam silah kapasiteleri her defasında ABD aleyhine çıkacak.

ABD’nin ekonomik olarak Çin ile sorunu var ama diğer taraftan kitle imha silahları üzerinden de yapılması gereken bir muhasebesi var. Bu konu stratejik muhasebeyi gerektirir.

Pek görünmese de Siber Savaş sürüyor. Teknoloji Savaşı ileri düzeyde gerçekleşiyor. Uzayda yeni bir savaş daha başlatıldı. Trump’la özdeşleşen Ticaret Savaşı en bilinen mesele oldu. Huawei üzerine gidildi. Konu teknoloji casusluğu, 5G teknolojisi, silah sanayii. F-35 dahil bazı yeni tip uçakların teknolojilerinin kopyalanması söz konusu dendi. Çin her alanda silahlanıyor, 5. nesil uçaklar, stratejik füzeler, otonom gemiler ve denizaltıları, uçak gemisi, uzayda uydular, bilişim ve kitle imha silahları…

Kitle imha silahı klasmanında Çin’de nükleer silahlar ve uzun menzilli füzeler dahil değişik atma vasıtaları olduğu belli de, ki bu fiziki bir konu olduğundan bilinir, hadi diyeli kimyasal silahlar artık kolay üretilebiliyor, bu da bir yana, ama en kritik silah biyolojik alandadır, işte bu belli değil. Çin’de biyolojik silah var mı, açıkça bilen yok. Biyolojik ajanlarla kontrolü zor silahlar üretilir; nasıl yayılır, neticesi ne olur, tehlikelidir. Bu nedenle de çok ileri teknoloji ile araştırılan konulardır.

Çin, Bir Kuşak Bir Yol, başka isimle Yeni İpek Yolu Projesini açıkladı. Bunun dışında Afrika’nın İmarı Projesi de eklendi. Çin’in Londra’ya uzanan Bir Kuşak Bir Yol Projesi; karadan antik İpek Yolu ile, güney kesimde denizden Hint Okyanusu boyunca, kuzey kesimde ise yeni ulaşıma açılan Arktik Bölge’den gerçekleşecek. Afrika’nın imarı demek aynı zamanda buranın yeraltı kaynaklarının işletilmesi ve Çin’e yeni nüfus aktarma, yani yayılma bölgesi demek oluyor.

Trump’ın AntiÇin politikaları için her şey hazır sayılırdı. Asya-Pasifik bölgesi yoğun bir biçimde silahlanmaktaydı. Güney Kore, Japonya ve Tayvan’da ABD askeri üsleri vardı. Endonezya’dan Yeni Zelanda’ya kadar ülkeler silahlanmaya başladı. ABD’nin kurdurduğu 5 Göz İstihbarat Sistemi, kendisi dahil, Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada ve İngiltere ortaklığıyla işletiliyor ve bu istihbarat kuruluşunun asıl hedefi Çin. Güney Çin Denizi üzerine sorunlar giderek artıyor. Bölgede var olan ayrılıkçı ideolojik terör örgütlerine ilave, Ortadoğu menşeili radikal terör örgütleri yavaş yavaş Güney Asya’ya kaydırıldı. ABD Afganistan’da Taliban ile anlaştı. Kuzey Kore manipüle edilebilir mi yoklandı. Tayvan’da kamuoyunun Çin’e karşıtlığı için politik destekler verildi. Hong Kong’ta Sarı Şemsiye eylemleriyle Çin’e gözdağı verildi. Tibet ve Uygur Bölgeleri etnik sorunları kaşındı. Son bir şey daha ki bu en stratejik hamle, ABD Başkanı Trump 24 Şubat 2020 tarihinde Hindistan’a ziyaret gerçekleştirdi, ikili anlaşmalara varıldı ve dahası için kapı aralandı.

Wuhangate denen şu pandemi meselesine bakalım. Wuhangate ABD’yi fena sarsıyor. Sosyo-ekonomik ve sosyo-politik pek çok alanda tartışmalar yaratmakta. Ölü sayısı 100 binlere yaklaşıyor (halen enfekte olan hasta 1 milyon 250 bin, ölen 72 bin civarı, iyileşen ise 200 bindir). İşsiz ordusu giderek artıyor (halen 18 milyondur). ABD’de iflaslar başladı (2020 ilk çeyrek ekonomik küçülme yüzde 4.8). ABD tarafı Çin’e tazminat davaları açmaya başladı (ölen Amerikalı için 10 milyon, enfekte olan için 100 bin Dolar tutarında). ABD, COVID-19, yeni tip koronavirüse özellikle “Çin Virüsü” diyor. Başkan Trump ve Dışişleri Bakanı Pompeo başta olma üzere ABD yöneticileri tarafından, “Elimizde istihbarat kanıtı var, Wuhan’dan virüs Çin tarafından kasıtlı yayıldı,” deniyor. Dışişleri’ne bağlı Amerikan İstihbarat ve Araştırma Bürosu ile 5 Göz Teşkilatı bu kanıtları toparlayan servisler. Diğer yandan Dr. Anthony Fauci dahil ABD sağlık uzmanları, “Virüsün insan eliyle imal edildiğine dayalı bilimsel kanıt yok,” diyor.

Mart 2020’de ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo Afganistan, Bagram, ABD Üssü’nde önemli isimler Wang Huning, Han Zheng ve Zhao Leji’den oluşan Çin heyeti ile buluşuyor. Görüşmeler gizli, ama konu Taliban değil.

Beyaz Saray’da Wuhangate için ilk çıpayı atan Navarro olmuş idi. Beyaz Saray Ticaret Bakanlığı Danışmanı Peter Navarro’nun 2020 yılı başında verdiği raporla ABD yönetimini uyardığını biliyoruz. Salgın sebebiyle ölecek Amerikalı sayısını, işsiz sayısını, ekonomide gerilemenin ne kadar olacağını ve hangi şirketlerin batacağını Navarro yazmış idi. Buna karşılık Başkan Donald Trump ne dedi? “Havalar ısınınca virüs diye bir şey kalmaz!” Hal böyleyken, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanı Alex Azar, memur Brian Harrison’ı, 2020 Ocak ayında bu virüsle ilgili soruların cevabını bulmakla görevlendirdi. Ne buldu, biz de bilmiyoruz.

Trump Beyaz Saray’a önemli bir ismi yerleştirdi, Michael Caputo. Ronald Reagan Başkanlığı zamanında bu yana ABD yararına (!) önemli görevler almış bir isim. Caputo, Rusya yararına da işler yaptı; eski ve son Devlet Başkanları, Yeltsin ve Putin ile yakın ilişkisi olan bir isim. Şimdi Beyaz Saray’da geri planda duruyor ama ABD ile Çin arasındaki Wuhangate’i yönetiyor olabilir. Caputo ABD’de çoğu kişi tarafından sevilmeyen biridir.

Bütünüyle bakalım: Birincisi, ABD’nin AntiÇin Politikaları olanca hızıyla sürüyor, asıl hedef Çin, ama ceremesini çeken çok, ABD halkı, Avrupa ve dünyanın diğer tarafları, küresel kapsamda etkisi olan bir konu. AntiÇin politikaların odağında ekonomi bulunuyor. İkincisi, COVID-19 salgını çıkınca, her ne şekilde çıktıysa da önemi yok artık, Wuhangate başlatıldı ve ABD kendi politik ekseninde bu konuda başka türlü savaş verir işlere yöneldi. AntiÇin politikaları uzun yıllar göreceğiz, duyacağız ve belki savaşlara tanık olacağız. Wuhangate ise 2021 veya 2022 gibi bitecek bir mesele.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

cevaplanamayan-sorular-zinciri-2
ÖNCEKİ YAZI

Cevaplanamayan Sorular Zinciri-2

pandemik-ajanda
DİĞER YAZI

Pandemik Ajanda

Politika 'ın son yazıları

Proje Devletler ve Politika

Proje devletler uluslararası ilişkilerde bütünüyle bir sorun sahasıdır. Ancak büyük güçler bu zafiyet alanını bilerek projelendirmeye

Analiz: Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz ısındı ve daha işin başındayız. ABD başkanlık seçimleri yaklaştı. Neler bekleniyor, analitik bakışla konuyu

Yunanistan Sorunu

Yunanistan-Türkiye arasındaki temel anlaşmazlıkları ve Kıbrıs konusunu ana başlık ve tarihleriyle birlikte kronolojik şekilde ifade edelim,