pandemik-ajanda
Pandemik Ajanda

Pandemik Ajanda

6 Mayıs 2020
Okuyucu

Yeni tip koronavirüs ile ilgili pandeminin ajandası küresel sorunlarla dolu. Politik, diplomatik, ekonomik, güvenlik alanlarında insanlığı bekleyen çok zahmetli birkaç yıl var yaşanması gereken.

Avrupa ve ABD’de hükümetler COVID-19 pandemisi üzerine oluşturdukları kurulların işine son vermek ve normal hayata geçişin takvimini yapmak üzere kolları sıvadılar. Pandeminin bir nebze olsun bu seviyelere gelmesi dahi sevindirici. 

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 31 Aralık 2019 tarihinde bunun bir yeni tip koronavirüs olduğu işaret edilmişti. Küresel yayılma söz konusu olunca Örgüt bunun bir pandemi olduğunu 11 Mart 2020’de ilan etti. Bugün itibarıyla (6 Mayıs) küresel çapta enfekte olan insan sayısı 3.5 milyondan biraz fazla ve ölüm 250 bine yakın. Aslında bu 250 bin ölüm sayısı, keşke hiç olmasaydı, İspanyol Gribi ile mukayese edilirse gayet memnuniyet vericidir. Bu durumda korkulan olmadı demek mümkündür. Dünya Sağlık Örgütü’nün en baştaki beklenti hesaplamalarına bakılırsa telaşlandıkları söylenebilir. Her şeye rağmen insanlık bu pandemide geçmiştekilere oranla katbekat daha başarılı oldu. En fazla zararı Avrupa ve ABD gördü.

Bugüne dek COVID-19 ile alakalı araştırma ve geliştirme faaliyetleri için 7.5 milyar Avro para harcandı. Kesin çözüm ifade eden bir ilaç ve aşı henüz bulunamadı. 

Demek ki mayıs ayı sonunu işaret ederek bakarsak 6 ay süreyle dünya bu konu ile yatıp kalktı. En önemli husus insanların evlerine kapanmaları ve dolayısıyla işlerin durması üzerine ekonomide önemli bir durgunluğun ve gerilemenin yaşanması.

Dünya Sağlık Örgütü yapılacak işler listesini açıklayınca yerel hükümetler küresel çapta ekonomiyi frenleyen kararları aldılar. Küresel finans sistemi bu uygulamadan dolayı ağzını açıp yetkililere, “Neden ekonomiyi durduruyorsunuz, kimsenin paraya ihtiyacı olmayacak mı?” diye sormadı. İş dünyası durma noktasına geliyor, hükümetler kayıpları azaltıcı tedbirler alıyor ve bu arada para da basıyor, borsalarda bazı hisse senetleri çakılıyor.

Bazı yazarlar pandeminin küresel maliyetinin 40 trilyon dolar olduğunu yazdılar. Bunu nasıl hesapladılar bilmiyorum. Ama bu para küresel büyüme ve para emisyonu ile alakalı düşünülürse pek bir anlamı yok. Önemli olan bir insanın bile hayatta kalabilmesini mümkün kılmak.

Herkes zarar gördü. Ama en çok hesaplanan maliyet insan ve para kaybı, yan yana değerlendirildi durdu. İnsanlığı bu hale getiren insanın kendisi mi vahşi kapitalizm mi, tartışma konusu.

2020 yılı için söylenen ekonomik daralma rakamları, yüzde olarak: ABD’de 4.8; İngiltere’de 14 diyen bile çıktı, her ne ise; Almanya 6.5; Fransa 8.2; İtalya 9.5; İspanya 9.4. Bakalım bundan sonra Avrupa Birliği’nin hangi sorunlarını konuşacağız. Çin ihracat rakamları Mayıs ayı itibarıyla artıya geçti. Demek ki Çin en kolay toparlanan ekonomi olacak.

Endişeler de var, bu pandeminin ekonomik yönlü sorunları daha ne kadar daha sürecek diye. Hatta ekonomide küresel küçülme söz konusu, belki 2021 yılı dahi bu daralmanın etkisi altında geçecek.

Bu şartlarda bazı ekonomiler çok zor durumdalar, çarkları çevirebilmek adına önemli ölçekte özveride bulunmak durumunda kalacaklar. Ama nasıl virüs yayılırken yapacak bir şey yoksa, ekonomide de durum pek faklı değil; özveriyle mücadele etmek ve katlanmak gerekecek. 

Kriz başlamadan önce küresel borç stoku rekor seviyelerdeydi. Bunun etkisi şimdiki zamanda ağır yük bindirecek. Şirketler ve borçlanma piyasalarına dönük tahminle pek iyi görünmüyor. Ayrıca bugün ortaya çıkan konu sadece talep şoku şeklinde değil aynı zamanda arz ile de alakalıdır. Burada dengelerin oturması için en az 2 yıllık bir süreye ihtiyaç vardır. Neden?

Zincirleme etki: Şirketler borçlarını tahsil edecek, üretimlerine başlamak isteyecek, piyasa şartları onu öteleyecek, şirketler özveride bulunacak, istihdamın geri dönüşü başlatılacak, üretim yavaş yavaş eski temposuna geri gelecek, talep eski seviyesini bulacak güce kavuşacak, arz buna göre kendini bulacak. Bu senaryoyu lokal olduğu gibi küresel açılardan Çin’den Amerika’ya kadar düşünebiliriz.

Hükümetlerin en baştan itibaren durumu ele alış biçimleri önemliydi. Ekonomik kapsamda değerlendiriyoruz, hükümetlerin verdiği önleyici kararlarda, süreç içinde ekonomik çarkların hangi alanlarda ve tempoda döneceği ve bu noktaya gelindikten sonra oluşturacağı ivmeyle ne şekilde ilerleyeceği hakkındaki detaylar, bundan sonraki başarı tablosuna yansıyacak.

Ancak bahsedilen süreçte hangi eksiklerin yapıldığı hakkında şu an ABD dışında alevlenen bir politik sahne olmadı. Kasım 2020’de ABD Başkanlık seçimi var. Şu an Donald Trump ve Joe Biden yarış halindeler. Biden iyi sınav vermeyen sağlık sistemini, ekonomik daralmayı, iflasları, işsizler ordusunu seçim konusu edecek ve bu durumdan sorumlu olan ABD Başkanı Trump’ı suçlayacak. Trump ise Çin’i suçlayacak, ABD’ye bir saldırı yapıldığı anlatacak. Şimdiden Çin’e tazminat davaları açılmaya başladı bile. Konunun Çin ile ilgili kısmı ABD dış politikasının 4 yıldır başlığı konumundaydı ve dünyaya Ticaret Savaşı olarak yansıdı. Seçimlere yaklaşık 6 ay var ve bu nedenle ABD-Çin gerilimi her hâlükârda dünyayı diplomasi, güvenlik ve ekonomik açılarından daha da gerecek gözüküyor.

Diğer yandan Avrupa’nın ve Rusya’nın ekonomileri de kötü durumda, önümüzde her yönden yaralarını sarmakla uğraşacak geniş bir coğrafya var. Finans, emtia fiyatları, yeni arz-talep dengeleri, teknolojik yatırımların ön alması, borçlar, temerrütler, hukuksal işlemler, vs. bu geniş coğrafyada başkaca sorunlar yaratacak cinsten görünüyor. Tümüyle bakılırsa aşırı çıkarcı bir mantıkla sürdürülecek hırçın ilişkiler dönemi bizi bekliyor. Pandemi ortaya çıkana dek çatışma yaratan konuları da bu duruma ilave edersek, ortaya çıkan tablo gayet hararetli gözüküyor. 

İşte bu gerilim dolu dönemde kasasında parası olanlar veya finans sahiplerinin yönlendireceği güçler daha agresif adımlar atarak ön almak isteyeceklerdir. Başka ifadeyle, ekonomik gücü olanlar bunu kazanımlara hızlıca dönüştürebilecektir. Yakın fırsatları ittifaklarla birleştirenler kendi projelerinde avantajlı çıkışlar yapabileceklerdir. En azından ABD seçimlerinin biteceği 2020 sonlarına kadar şartlar “Her şey mümkün!” denecek bir haldedir. Taşların rayına oturması süreci ayrı… Bakalım kimlerin menzili yetecek!

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

abdnin-anticin-politikalari
ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin AntiÇin Politikaları

kapitalizmi-anlamak
DİĞER YAZI

Kapitalizmi Anlamak

Politika 'ın son yazıları

50 views

Yapay ve Doğal

Size analitik bir yöntemle, halen Ortadoğu'daki onca yapaylığa ve yürütülen negatif amaçlı algıya rağmen, Türkiye'nin ne denli doğallık içinde ve istikrar amaçlı politika yürüttüğünü açıklayacağım. ABD ve Rusya gibi büyük güçlerin yanısıra, bölgede İran ve İsrail arasında yaşananları kavramsal boyutta irdeleyeceğim. Analizin her bir basamağında belirginleşen kuralları açıklayacağım.
96 views

İsrail, İran ve Gazze

Genel bir değerlendirme yapalım, çünkü İsrail, 7 Ekim saldırısından 6 ay geçti ve "bugün Gazze'de üçüncü aşamaya geçtik" dedi. Bu ne demektir, bölgede başka ne gibi gelişebilir olabilir, hepsini inceleyelim.
72 views

Modern Rekabet

Burada modern rekabetin küreselleşmesi öyküsünü kendi içindeki kavramlarını tartışarak, Rusya ve Çin örnekleri üzerinden otoriter yönetimlerin eleştirisini yaparak açıklayacağım. Kavramsal olarak "modern rekabet" anlayışını bu şekilde açıklama imkanı bulacağım. Sonlara doğru kapitalizmin yozlaşmasını açıklayacağım. Bu kısımda da Anglo-Sakson yapıyı ve Kıta Avrupa'sını işaret edeceğim. Burada anlaşılması gereken şu olacak: Demokrasi ve insanlığın gelişimi kimsenin insafına kalmamalı, rekabetin yapılma amacı değer üretmek esaslı olmalı.
68 views

Seçimler ve Beka

31 Mart Yerel Seçimleri gerçekleştirildi ve Türk demokrasisi kazandı diyoruz. Ben ise size bu seçimleri örnekleyerek bir "beka seçimi" ne demek oluyor, bunu açıklayacağım. Buradan hareketle yapılması gerekenleri de gözden geçirmiş olacağım.
92 views

Politikada Gri Kavramlar

Size politika amaçlı yapılan propaganda konusu içinde yer alan kavramsal bir temayı sunuyorum, grilik. Gri kavramların dış ve iç politika yansımalarına bakacağım. Özellikle ABD dış politikasında kendi çıkarına yaklaşımlar sergilemesi neticesinde görülen gri kavramlar konusunu işleyeceğim. Buna örnek olarak Filistin-İsrail, terörle mücadele, sözde soykırım tasarısı gibi konular da yer alacak.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme