Doğu Akdeniz Meselesi, Mısır-GKRY Anlaşması ve Türkiye

Okuyucu

Ortadoğu’da neler oluyor? Doğu Akdeniz neden önemli? Türkiye ile ilgili konular neler? Son gelişmeler çerçevesinde Mısır ve GKRY ne tür bir anlaşma yaptılar? Her nedense bu çok önemli konular yeterince ve bütün halinde ele alınmıyor. Özellikle İsrail’in, Mısır’ın ve GKRY’nin yapageldikleri basınımızda yeterince konu edilmiyor, akademik çevrelerce ele alınmıyor, hatta politik sahnede de ele alınmıyor diyebilirim. Aslında birçok olumsuz gelişmenin en özel konusu budur. Bakın nasıl?

Genel

Bölgemizdeki asıl mesele Doğu Akdeniz’in paylaşımıdır. Bu kapsamda; 1) Irak’ta ve Suriye’de rejimin değiştirilmesi ve parçalanması, 2) Mısır’da ve İran’da rejimin değiştirilmesi, 3) Suudi Arabistan’ın ve Körfez Ülkelerinin tam anlamıyla ABD, İngiltere ve İsrail politikaları doğrultusunda hareket etmelerinin sağlanması, 4) Kıbrıs meselesinin Batılıların çıkarına göre çözülmesi ve 5) Türkiye’nin bütün bu bağlamla ilgili ABD yanında duracak politikalar içinde olması!

Bunlardan biten konular hangileri? Irak büyük ölçüde, Mısır, Suudi Arabistan ve Körfez Ülkeleri tam anlamıyla çözüldü. Devam eden ve halen çözülemeyen konular neler? Suriye’de kavga sürüyor. ABD bölgeye fiilen geldi, yerleşti. Şu sıralarda ABD tarafından İran üzerine yoğunlaşma sağlandı. Özellikle FETÖ ile Türkiye’de en son 15 Temmuz hain darbe planı yapıldı, ama bu plan Milletçe bozuldu; bunu planlayanlarca şimdi ne yapılacağı düşünülüyor olmalı!

İsrail, Mısır, GKRY, Suriye, Irak, İran, Türkiye ile ilgili güncel konulara bakalım. Öncelikle GKRY ile İsrail arasındaki Doğu Akdeniz’de işaretlenmiş şu gaz sahalarına bir göz atın. aslında buradan şunu da düşünün, Filistin sorunu İsrail’e bırakılırsa nasıl çözülür, yoksa çözümsüz mü kalması düşünülür? “Ortadoğu’da barış” demenin ne olduğunu bu nedenle yorumlamak doğru olur. Türkiye’nin Filistin meselesi ile sadece tarihi ve kültürel değil, aynı zamanda jeopolitik nedenlerle de ilgilendiğini bilmek gerekir. Küçük düşünenlerin bu noktaları gözden geçirmesinde yarar vardır.

Doğu Akdeniz’de toplam 3 trilyon doları bulan doğalgazın varlığı iddia ediliyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tahminlerine göre Kıbrıs, Lübnan, Suriye ve İsrail arasında kalan bölge olan Levant Havzasında 3,45 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,7 milyar varil petrol bulunuyor. Yine Nil Delta Havzasında yaklaşık 1,8 milyar varil petrol, 6,3 trilyon metreküp doğalgaz ve 6 milyar varil sıvı doğalgaz yatağı olduğu tahmin ediliyor. Kıbrıs Adası çevresinde olduğu düşünülen 8 milyar varil petrol yatağının dışında Heredot olarak adlandırılan Girit’in güney ve güneydoğusundaki alanda ise toplam 3.5 trilyon metreküplük doğalgaz bulunduğu tahmin ediliyor (harita dışındadır).

İsrail

Bölgede önemli bir ülke İsrail’dir. Birçok yönüyle anlatılabilir ama ben Türk basınında es geçilen bir hususa dikkat çekmek isterim. İsrail Hazar’dan İsrail’e ve buradan Avrupa’ya uzanan yolda kilit ülke konumuna gelmek istiyor. İsrail; 1) Yunanistan, İngiltere ve GKRY ile anlaşma sağladı; 2) petrol ve gaz sahalarını işaretledi, münhasır ekonomik bölgeler (EEZ) hakkında taraflarla anlaşmalar yapıyor; 3) ABD’nin de desteğiyle bu ana projesinde neredeyse sona geldiğine inanıyor.

Mısır-GKRY Anlaşması

Bu bölümde yeni bir gelişmeye dikkat çekeceğim. Bu konuya Türkiye’de olup biteni anlamak bakımından da ayrıca odaklanalım.

Mısırlı uzmanlar Mısır ile GKRY arasında 19 Eylül’de imzalanan boru hattı anlaşmasının Avrupa’ya doğalgaz nakli konusunun Mısır ve Türkiye rekabetinde dikkate değer olduğunu yorumlayanlar var. Anlaşmaya göre GKRY’nin “Afrodit” sahasından çıkarılan doğalgaz (aşağıda görülmektedir), denizin altından döşenecek boru hattıyla Mısır’daki sıvılaştırma tesislerine ulaşacak ve buradan Avrupa ülkelerine pompalanacak. Projenin bitişi 2020 olarak gösterilmektedir.

Ortadoğu doğalgaz rezervleri ve boru hatları konusunu ele alanlardan bazıları şöyle düşünüyorlar: “Avrupa doğalgaz konusuda Rusya’nın tekelinde kalmamak istiyorlar. Yeni rezervler ve ulaşım yolları arıyorlar. Türkiye Haziran 2016’da İsrail ile ilişkilerini normalleştirmişti. Bu iki ülke, İsrail kıyılarından Avrupa’ya uzanacak boru hattı güzergahının Türkiye üzerinden geçeceği konusunda mutabık kalmıştı. Ancak Türkiye’nin önünde bir engel vardı, o da Kıbrıs sorununun çözülmeyi beklemesi. Zira boru hatlarının Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinden geçmesi gerekiyordu. Ama Türkiye’nin 1974 Kıbrıs harekâtından bu yana Kıbrıs sorunu tam anlamıyla çözülemedi. Bu durum İsrail ile anlaşmanın önüne geçti ve İsrail doğal olarak rotasını Mısır’a çevirdi. Bütün bunlar GKRY, Yunanistan, İsrail ve Mısır’ı birbirine yakınlaştırdı, buna Suudi Arabistan ABD ve İngiltere de dahil oldu.” Bu iddiaların sahibi Kahire İngiliz Üniversitesi Petrol Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Servet Ragıp’tır.

Ragıp başka konuları da bu işe dahil ediyor: “Türkiye-İsrail ilişkileri bozuldu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan İsrail’e yönelik çıkışlarını artırdı. Bu durum Türkiye’nin bölgesel enerji merkezi olma umutlarına engelledi.

GKRY Enerji Bakanı Yorgos Lakkotrypis anlaşmayı müteakip Lefkoşa’da şunları söyledi: “Bugün atılan imzalar, sadece Kıbrıs için değil bütün Doğu Akdeniz bölgesi için önemli bir kilometre taşı… Burada esasen bir Avrupa boru hattından bahsediyoruz. Kıbrıs doğalgaz bu boru hattıyla Mısır’a taşınacak ve buradan sıvılaştırılmış doğalgaz şeklinde Avrupa’ya re-eksport edilecek.

Mısır-GKRY doğalgaz nakline ilişkin ön anlaşma 21 Kasım 2017’de imzalanmıştı. Bu anlaşmanın daha da önceki adımı 2013 yıllarına dayanmaktaydı. Mısır’da rejimin el değiştirmesi, Sisi’nin gelmesi (2013) sürecinden sonra Batılı yatırımcılar Mısır’a değişik sıvılaştırılmış gaz (LNG) ve petro-kimya yatırımları yapmışlardı.

Türkiye’de hayali olanlar ise Sisi benzeri bir plan içindeydi. Bekledikleri iktidar değişimi veya ikna etme süreci 2015’lere dayanır, ama FETÖ taşeronluğuyla değişimin 15 Temmuz 2016 itibarı ile gerçekleşmesi Batılılar adına aslında son bir hamle niteliğindeydi. Başarısız olmaları onları bir hayli düşündürdü. Türkiye’yi bir Arap ülkesi zannetmişlerdi.

Anlaşmayı Mısır adına imzalayan Mısır Petrol Bakanı Tarık El Molla ise; “Anlaşma daha geniş ufuklara açılmak için bir ilk oldu. Anlaşma temel kuralları belirledi ve yabancı yatırımcılarla özel sektöre yatırım yolunu açtı.” Kendilerini AB’deki gaz arzına katkı yapacağını ve bu bağlamda Mısır’ın önemli bir rol oynayacağını değerlendiren Mısır yöneticileri, bu GKRY-Mısır anlaşmasından önce, Nisan 2018’de Avrupa Birliği ile enerji alanında bir mutabakat zaptı imzalamıştı.

Yine aşağıdaki haritada petrol ve gaz çıkarma ve işletme lisansı alan firmaları ve çalışma sahalarını görmekteyiz.

 

Suriye, Irak ve İran

Bu üç ülkede neler yapıldı, halen neler yapılıyor, bellidir. İşin içine Rusya ve bir kısmıyla Avrupa’nın da dahil olması ile şu anda süreç zamana bırakılmış durumdadır. Çok genel anlamda söylenebilir; bir pazarlık dönüyor. Ama esasen Suriye meselesi de asıl sebep değil, orası zaten paramparça edildi. Şimdi asıl konu İran.

İran konusu çok çeşitli şekillerde açıklanabilir, teröre destekten rejimine, nükleer kabiliyetten başka meselelere… Biz şimdilik burada enerji nakliyle ilgilenmekteyiz. Neden İran? Çünkü; 1) Avrupa’ya gidecek petrol ve gazın Rus tekelinden kurtulması için ve özellikle Hazar bölgesi enerji kaynaklarının en uygun yol olan İran üzerinden aktarılabilmesi için İran ile Rusya’nın arasına girilmesi, bu bağlamda İran’da rejimin değiştirilmesi gerekmektedir. Bu noktadan, projesi hazır olan boru hattı projelerinin İsrail’e ulaştırılması için uygun bir zemin hazırlanmış olmalıdır. 2) Çin’e gidecek olan petrol ve gazın ancak Batı kampı kontrolüyle sağlanması gerekiyor. Bu bakımda Afganistan ve Pakistan bile kurban edilebilir. Şimdiden böyle değil mi?

Hazar konusuna özellikle bakmak şarttır. Ben bu konuyu Yeni Hint Okyanusu Jeopolitiği olarak nitelemekteyim.

İran’dan Irak’ı geçip Suriye topraklarıyla Doğu Akdeniz’e kesintisiz gidilebilecek bir uydu-Kürt devleti kurulması projesi ABD, İsrail ve İngiltere için öteden beri çalışılan bir konudur. Bu suni yapı bölgede giderek artacak bir istikrarsızlık konusudur, ama Batı kampı bunda ısrarcı gözükmektedir. Bu uydu devlet aynı zamanda İsrail’in güvenliği için de talep edilen bir konudur.

Türkiye

Doğu Akdeniz konusunda Türkiye kilit konumdadır. Hangi bağlamda? Suriye’nin bölünmesi, bir uydu devlet kurulmasına engel olunması, Kıbrıs’ta ver-kurtul politikasına ve İsrail’in oldubittilerine karşı durulması.

Şöyle zannedildi, Türkiye’ye baskı kurulur ve şu konular çözülür: 1) “Ver Magosa’yı, yap anlaşmayı,” denir. Ama böyle olmadı. Türkiye oyunu gördü. “Kıbrıs sorunu olması gerektiği gibi çözülmeli,” dedi. 2) “Senin Doğu Akdeniz’de bir şey yapmana gerek yok, biz sana gerekli yatırımı yaparız, Mısır’a da yaptık, böylece gazın sıvılaştırılmasından ve ulaştırılmasından para kazanırsın,” dediler. Ama böyle olmadı. Türkiye oyunu gördü. “Petrol ve gaz aranacaksa ben kendim ararım,” dedi. 3) “Bak yıllardın uğraştığın o PKK sorunu çözülecek. Zaten PKK, SDG oldu. Sen yeter ki şu PYD/YPG bölgesinde çizilen haritaya evet de,” dendi. Ama böyle olmadı. Türkiye oyunu gördü. “Teröre destek veren teröristtir,” dedi. Ayrıca, “Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayım,” dedi.

Sonuç

Neden Türk basını ve muhalefetteki politikacılar ile STK’lar bu Doğu Akdeniz konusunu yeterince ele almıyorlar? Neden İsrail ve Kıbrıs bağlamında ilerlemiş çok konuya dair fikir ileri sürmüyorlar. Üzüntü verici!

Doğu Akdeniz Türkiye ile ABD arasındaki asıl meseledir. Eğer bu iki ülke anlaşacaksa bu nedenle bir yol bulacak, değilse aynı nedenlerle işler çözümsüz halde olacak. Diğer konular talidir.

Türkiye enerji, özellikle petrol ve doğalgaz bağımlısı bir ülkedir. Ülkeler çıkarları için neler yapmaz ki?

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Dün Oval Ofis’te Brunsonlar Ağırlandı

DİĞER YAZI

Cemal Kaşıkçı Olayı

Politika 'ın son yazıları

’Hırsız ABD’

Dün, bugün medyada Suriye, Rakka bölgesinde karayolu üzerindeki uzunca bir tanker konvoyunun video görüntüsünün yayımlanması üzerine

Pelosi Esintisi

ABD Temsilciler Meclisi Nancy Pelosi'nin Asya-Pasifik bölgesine ve bunun içinde Tayvan'a yaptığı ziyaret (2-3 Ağustos 2022)

Ortadoğu’da Bloklaşma

Geçtiğimiz hafta ABD Başkanı Jeo Biden'ın uluslararası ilişkiler açısından çokça sözü edilecek bir ziyaret programı gerçekleşti.