Orta Asya’da Dengeler ve Kazakistan

Politika

ABD için Orta Asya konusunda yeni bir soru işareti var, acaba Kazakistan ne tür bir politika izler? Bu sorunun ortaya çıkma nedenleri belli: Kurucu Devlet Başkanı Nursultan A. Nazarbayev emekli oldu, yenine kendinin de desteklediği Kasım Cömert Tokayev yüzde yetmiş gibi bir oranda da olsa seçilmiş devlet başkanı oldu. İkincisi, Çin ile Kazakistan sınır ve Şangay İşbirliği Teşkilatı (SCO) üyesi, bununla birlikte Serbest Bölge ve Ticaret Anlaşmaları var. Kazakistan’da Çinli, Çin’de ise Kazaklar yaşamakta, sosyo-kültürel bağları var. Diğer önemli bir konu da nükleer bahisle ilgili. INF anlaşması bozuldu. SSCB dağılınca Nazarbayev çok önemli bir karar almıştı, elindeki bütün nükleer cephanelikleri Rusya’ya gönderdi ve ülkesinde bu yönde bir yığınaklanma bulunmamaktaydı. Ama konu bu kadar basit değil. Şimdi gelin bu konulara bir göz atalım.

En sonuncusundan başlayalım, Kazakistan’ın nükleer konu ile ilgisinden. İfade ettiğim gibi depolarında nükleer silah ve füze yok. Ama SSCB zamanındaki füze test sahası Sarışagan halen Rusya ve Kazakistan için ortak test merkezidir. Kazakistan dünyanın dördüncü sıradaki uranyum yeraltı zenginliklerine sahip bir ülkedir. Yine bu Orta Asya’nın en geniş coğrafyasına sahip ülkesindeki Kızılorda’da hem Ruslara kiraya verdiği Baykonur uzay üssü ve tesisleri (ki dünyanın en büyük hidrojen üretim fabrikaları bu tesisin içindedir) ve daha önemlisi, SSCB zamanından kalma dünyanın en büyük nükleer atık madde depoları bulunmaktadır.

ABD ve Rusya arasındaki INF antlaşması 2 Ağustos 2019 itibarıyla bitmiştir. ABD Savunma Bakanı Mark Esper’in 4 Ağustos’ta ifade ettiği üzere, aslında ABD bu yöndeki dengelerin Asya-Pasifik bölgesine kaydığını teyit etmektedir. Bu durumda Asya’da nükleer silahlarla ilgili yeni bir sürece girilmiştir.

Kazakistan ülkesini yeni nükleer gerilimler konusundan uzak tutmak isteyecektir. Yüksek bir liderlikle bütün bunların olabileceğini öngören Nazarbayev, ülkesinin pozisyonunu 1990’lardan itibaren almıştır. Asya’daki dengeleri bilen Tokayev’in de benzeri bir politika izleyeceği açıktır. Ülkesine nükleer silah depolanmasını ve füze sistemleri ile ilişkilendirilmesini asla kabul etmeyecektir. Uranyum satışlarını da Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) kontrolünde ve verdiği limitlerle çıkarıp satacağından kimsenin şüphesi olmasın.

Bu durumda nükleer silah ve füze teknolojilerinde başat tarafların, yani Rusya, Çin, Hindistan ve asıl önemlisi ABD ve İsrail’in, Asya-Pasifik’te alacağı yeni pozisyondan dolayı Kazakistan hem tarafsız hem de dengeleyici bir görev alacaktır. (Kuzey Kore’yi bu tasnife bilerek koymadım, çünkü o ülke bana kullanılan bir alan olarak geliyor. Pakistan’ı ise gelişen potansiyel durumlardan dolayı başat ülke tasnifinde görmemekteyim. İran ise halen hazır değil.) Bu nükleer güce sahip başat ülkeler yeni tertiplenme yarışında güney Asya kanadında İran’dan Avustralya’ya, buradan Pasifik’in kuzeyine doğru Güney Kore ve Japonya’dan Mançurya’ya kadar değişik fırsatları arayacak şekilde agresif politikalar yürütecektir. Gelecek on yıllarda hep birlikte bu yeni denge arayışlarının göreceğiz.

Yine de dengeleri birbiri içine katmak isteyen kötü niyetlilerin Kazakistan’ı istismar edecek bazı yanlış politikaları izleyebileceği ihtimali vardır. Öyleyse Kazakistan’ın kendisi, ama esasen Orta Asya’da dengenin ne olduğunu iyi bilen başat ülkeler ile birlikte, bu coğrafyayı problemin dışında tutmak isteyecektir.

Orta ve Güney Asya’nın en sıcak coğrafyaları İran’dan Afganistan’a, Tacikistan, Pakistan ve Hindistan’ın kuzeyleri dahil olmak üzere Himalaya Dağları’nın iç sırtlarına kadar değişim göstermektedir. Bütün bu sorunlu alanlarda Kazakistan’ı kaçış noktası görmek isteyecek kötü niyetli tarafların olabileceği ihtimalini göz ardı etmemek gerekir. Bu durum zaten tam oturmamış bazı sorunları daha da olumsuz etkileyebilir. Kaçakçılık bunlardan ilk akla gelen husustur.

Kazaklar laiklikten yanadır ve aşırılıklardan (radikal dini unsurlardan ve bu yöndeki terör odaklarından) kendini uzak tutmayı bilecek donanımdadır. Bu bölgede değişik aşırı akımlar kendine sığınacak bir yer aradı ise de bugüne dek bu imkânı bulamamışlardır.

Kazakistan yeraltı kaynakları bakımında göze batan bir ülkedir. Eğer kuruluşunu ve gelişimini sağlıklı temeller üzerine oturtulmuş olmasaydı, bugün kapanın elinde kâr kalacağı düzende, karmaşanın mevcudiyetine şahit olurduk. Ancak Nazarbayev hem içeriye hem de dışarıya yönelik çok dengeli bir politika izlemesini bilmiştir. Tokayev bu durumun farkındadır. Ancak, yine de yeni tehditlerin gelişeceği göz önüne alınırsa, birtakım fırsatçılar için bazı önlemlerin alınması gerekebilir.

Nazarbayev zamanında hiç değilse Hazar Denizi sınır antlaşması imzalanabilmiştir. Bu bölge için en zor olan antlaşma Hazar’ın bölüşülmesi idi. Meseleye taraf ülkeler bakın: Rusya, Azerbaycan, İran, Türkmenistan ve Kazakistan. Şimdi burada barışı korumak tüm tarafların işidir. Hazar’ın yüksek değerli ekonomik potansiyeli dikkat çekmektedir. Fosil yakıt, boru hatları ve ulaşım, havyar ilk akla gelen zenginliklerdir. Boru hatları ve enerji konuları sadece bu ülkelerin ilgisini çekmemektedir. Halen Rus, Çinli ve Batılı dev şirketler Hazar’da çalışan önemli güç unsurlarıdır. Avrupalılar ve İsrail Çin’den Hazar’a her türlü fırsat için gözünü dört açmış beklemektedir. Hazar bölgesi kaynaklarına bağlanmak isteyen Avrupa ülkeleri (Avrupa’nın Rusya bağımlılığından kurtulma politikaları da düşünülmelidir) ve İsrail bu bölgede çokça aktiftir. Bakılırsa, eğer ABD ve Rusya ile ilgili bir dengeden bahsedecek olsanız bile, arada bu tür girişimci ülkelerin olması, bazı dengesizliklerin de sebebi olabilmektedir. Hatta değişik devlet dışı aktörler tarafından bölgede suiistimaller yaratılabilir. Nazarbayev bütün bunları ustalıkla çözebilecek liderlik örneğini gösterebilmekteydi. Nazarbayev sonrası soru işaretlerinin ortadan kaldırılması gerekecektir. Bunun için uluslararası gözlem ve barışı koruma girişimleri şart olacaktır.

ABD şirketleri Kazakistan’da sürekli yatırım yapmaktadır. 2018’de buraya 5 milyar dolarlık yatırım yapılmıştır. Ancak Nazarbayev Rusya ile ilişkilerini hiç kesmemiştir. Rusya ile SCO yanı sıra, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü ve Serbest Ticaret Bölgesi Antlaşması sayesinde işbirliğini sürdürmektedir. Her türlü önemli karar arifesinde Rusya ile görüşme yapmakta oldukları bilinmektedir. Halen Washington bu bağı kesebilmiş değildir.

Böylesi zor şartlarda, denizi çıkışı olmayan, Asya’da tam da ortada yer alan, yaklaşık bir buçuk milyondan fazla insanın yaşadığı ve dünyanın en geniş coğrafyasına sahip ülkelerden biri olan (Türkiye’nin yaklaşık üç buçuk katı büyüklüktedir,) Kazakistan’da zenginlikler ve politik şartlar dengelenmemiş olsa idi bugün dahi işler zor gelişecekti. Şimdi bu dengelerin korunması şarttır. Barış ve istikrarı sağlayan bu kadar çaba boşa gitmemelidir.

Kazaklar Çin’in gücünün ve potansiyelinin farkındadır. Çin Milli Petrol Şirketi’ne (CNPC) Hazar’da belli bir alan vermiş ve güçlenmesine destek olurken, diğer taraftan kendini korumanın da bir yolunu açmıştır. Çin diğer koldan Türkmenlerle de iyi geçinmekte ve buraya bağlı bir doğalgaz boru hattı halen Kazakistan’ı da kat ederek çalışmaktadır. Kazaklar Çin’den bir tehdit beklememektedir, hatta güvenlik anlaşmaları gereği Rusya, Çin ve Kazaklar (diğer SCO ülkeleri de dahil) ortak askeri tatbikatlar yapmaktadırlar.

Endişe gelecek on yıllarda Kazakistan’ın kimler tarafından ve nasıl yönetileceğidir. Nazarbayev’in sağlığında ve güvenilir lider Tokayev’in zamanında pek sorun çıkmayacağı söylenebilir. Tokayev ve tüm Kazaklar ülkelerini bütün barışçı çabalar için dengeleyici rolü ile yarınlar için hazırlamak durumundadır.

Bir Cevap Yazın

Politika 'ın son yazıları

Mantık, Amaç, Konu

Bugün Suriye, terörle mücadele, Güvenli Bölge, vs. konuları konuşuyoruz, öyle mi? Bunlar

B Planı: Barış Pınarları

Bir süredir grafiklerle Suriye konusundaki gidişatı açıklamaya çalışıyorum, Türkiye Cumhuriyeti’nin karar süreçleri

Trump Azledilir mi?

Dün ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Demokrat Nancy Pelosi, Başkan Donald Trump’ın, muhtemel
DÖN BAŞA