osakada-g20-zirvesi-oncesi
Osaka’da G20 Zirvesi Öncesi

Osaka’da G20 Zirvesi Öncesi

27 Haziran 2019
Okuyucu

Her G20 öncesi hatırlatılır, bu bir platformdur, bağlayıcı tarafı yoktur, liderler bir araya gelirler ve bazı önemli konuları gündeme alır konuşurlar, ama daha çok güncel sorunlar üzerine ikili ve çok taraflı konuşmalar yapılır ki, bu bile dünya için gereklidir, önemlidir, denir. Yine böyle bir toplantı Japonya’nın Osaka kentinde gerçekleşiyor.

Arjantin ev sahipliğinde yapılan bir önceki G20 toplantısına ABD Başkanı Donald Trump damga vurmuştu. Henüz Ticaret Savaşları’nın arifesinde iken özellikle Almanya olmak üzere Avrupa ülkeleri ve Kanada Trump’ın başına üşüşmüşler, “Sakın yapma!” dercesine bir tavır sergilemişlerdi. Ama Trump kabaca, Amerikan halkı üzerinden karnınızı doyurmaya daha fazla müsamaha gösteremem, siz de elinizi taşın altına koyun artık, uyarısında bulunuyordu. Zaman geçti ve Trump’ın politikalarının etkisi tüm dünyada daha ağır biçimde hissedilir oldu.

Ticaret Savaşı bütün boyutlarıyla devam ediyor, Çin ile kıyasıya bir rekabet var, nükleer tehdit tartışması başladı, Pasifik’ten Güney Amerika’ya kadar değişik coğrafyalarda sorun sahaları belirginleştirildi. Türkiye’ye yakın alanlarda, Suriye, Doğu Akdeniz, İran, Filistin, silahlanma en güncel meseleler haline geldi.

Dünyanın daha da gerginleştiği bir dönemde popülist lider Trump’ın liderliğinde olacakları değerlendirenler büyük ölçüde endişeliler. Acaba yeni bir savaşa doğru mu gidiyoruz, diyenler bile var. Osaka’daki G20 bu kötü gidişe ne tür bir çözüm getirir?

Bırakın savaşı, üzerinde konsensüs sağlanan çevre hakkındaki ilerlemeler bile bir anda Çin ve ABD’nin rekabetinin kıskacına girdi. Bunun üzerine daha bütüncül bir tehdit süreci devam ediyor. İklimler değişti, çevre felaketlerinin temposu arttı. buzullar hızla eriyor. Japonya’da ne kararlar alınacak, insanlık bekliyor.

Böyle savaş ve çevre gibi hayati konular var ama Osaka’nın gündeminde yine ekonomi ağırlıklı meseleler söz konusudur. Ekonomik büyüme, kaliteli altyapı, yolsuzlukla mücadele, kalkınma, istihdam, dijital ekonomi, sağlık ve tarım gibi başlıklar öne çıkıyor. Kaynak verimliliği ve deniz plastik çöpleri başlıklarına güvenenler bile var. Bu biraz garip gibi… Ancak G20 gibi küresel ekonominin işbirliği platformundan başka bir şey beklemek zaten hata olur.

Buradaki tıkanıklık ise belli, adına her ne kadar Ticaret Savaşı dense de asıl olan bütüncül bir Ekonomik Savaş. Ekonomik politikalardan finans konularına kadar değişik başka meseleler, gümrük, tarife, vs. konulara eklenmektedir. Ayrıca ABD’nin hasımlarına sürekli yaptırım ilan etmesi dikkat çekicidir. Son dönemde meselelere tek taraflı ilan etmek suretiyle CAATSA ile karşılık veren Amerika, açıkça ülkeleri “hasım” gördüğünü, yani “yumuşatılmış düşman” ifadesi kullandığını teyit etmektedir. ABD Kongresi’nin Ağustos 2017’de çıkardığı “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası – CAATSA” kapsamı itibarıyla ticaretten bilim ve teknolojiye, savunmadan sosyal yaşama dönük pek çok alanda etkisini gösteren bir süreci ortaya çıkarmıştır.

Küresel eşitsizliklerin giderilmesi mümkün müdür? Serbest piyasa ekonomisinde temel tavır tüketim ile kalkınma ve büyüme yollarını açmaktadır. Dünyada yüzde 1’lik nüfus, yüzde 99’luk nüfusun yaşam standartlarını belirlemektedir (slogan olarak böyle söyleniyor, biz de böyle ifade edelim). Diyelim böyle olması doğal bir sonuçtur. Ancak yüzde 1’ilk dilimin elindeki zenginlik (örneğin) on yıl önce on birim, bugün bin birim, yarın ne olacağı kestirilemiyor iken, yüzde 99’lık nüfus giderek yoksullaşmakta, nüfus ve teknolojik ilerleme arttıkça, eşitsizliğin etkileri de artmaktadır. Bunun üzerine, hem ekonomik ve çatışmalar, hem de çevre felaketleri neticesinde, dünyada büyük göç dalgaları ortaya çıkmakta ve güvenlik riskleri oluştuğundan söz edilmektedir.

Bu mülteci ve sığınmacı meselelerinde dünyada en aktif ülke, insanlığın değerlerini kurtarır çabalarla övgüyü hak eden ülke Türkiye. Ancak bunun ekonomik faturası zengin ülkeler ve kurumlar tarafından çeşitli bahanelerle karşılanmıyor. Bu yönde Osaka’da belki birkaç cümleyle kuru bir teşekkür alınabilir. Bu yetmiyor, çözüm bekleniyor.

Dünyada Ekonomik Savaşlar ile birlikte Uzay ve Siber Savaşları da başlatıldı. Güçlü ülkeler bu tür savaşların silahlarıyla donandılar. Peki, diğer ülkeler ne olacaklar? Yapay Zeka, Öğrenen Robotlar, Büyük Veri, Nesnelerin İnterneti, Kuantum İşletim, gibi pek çok konuda ürünler ve uygulamalar güncel yaşama girerken, burada kullanılan değiş-tokuş hesapları da farklı hale gelmeye başladı. Değerleme ve ödeme alanında arayışlar sürüyor. G20 bu konuda aktif olarak insanlığa ne gibi bir çözüm sunacak? İnsanlık mı gözetilecek, yoksa bu teknolojileri ellerinde tutan şirketler ve ülkeler mi? Bu yeni bir eşitsizlik ve gerilim konusu yaratmıyor mu?

Büyük büyük laflara gerek bile yok, diyenler çoğunluktadır. Henüz önde duran somut konularda liderler birbirlerini ikna etmenin çeşitli yollarını arıyorlar. Bırakın bunu, liderler yüz yüze birbirlerine sözler veriyorlar, ama sonra uluslararası sorunlara çözüm için bir sonuç alınamıyor. Liderler ülkelerine dönünce çeşitli demokratik iç organlarının karşısında ne tür tepkilere maruz ise onların akışıyla hareket ediyorlar. Özellikle ABD’de, “Trump, ne derse desin, devlet bildiğini yapar,” gibi ifadeler yaygındır. Benzer konular başka ülkeler içinde geçerli olabilir. Örneğin Çin Komünist Partisi ile Xi Jinping’in tavrı bile değişik olabilir, dışa verilen mesajlara aldanmamak gerekir.

Çin demişken ve bu tür köklü tartışma konuları hakimken, adına Modern İpek Yolu da denen, Kuşak ve Yol İnisiyatifi için gerekli kaynak bulunabilecek mi, uygulanan politikalara karşı ABD’nin önleyici tedbirleri ne şekilde cereyan edecek? Bu konu bile G20 ve öncesinde-sonrasında liderlerin üzerinde duracağı somut bir konu başlığıdır.

Şahsi düşüncem, Türkiye’nin Asya-Pasifik alanındaki sosyo-ekonomik ve sosyo-politik alanlarda daha fazla yer bulabilmesidir. İhmal edildi ise bunların telafisi için bu Uzak Doğu seyahat paketi önemli bir fırsattır. Türkiye önemli projeler içinde yer alabilir. Ama gerekirse Pasifik savunma ittifakları için bile bazı ön hazırlıkları geliştirebilir. Yani konuya sadece G20 ve Ortadoğu konuları diye bakmamak gerektiği açıktır. Çin ve Japonya bu konuda önemlidir, hatta Güney Kore ile bile bazı konular tekraren konuşulabilir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

cemal-kasikci-cinayetinin-musebbibine-ne-olacak
ÖNCEKİ YAZI

Cemal Kaşıkçı Cinayetinin Müsebbibine Ne Olacak?

erdogan-trump-zirvesi-s-400-ve-f-35-meselesi
DİĞER YAZI

Erdoğan-Trump Zirvesi, S-400 ve F-35 Meselesi

Politika 'ın son yazıları

49 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
79 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
84 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
78 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
113 views

İran’ın Riskli Durumu

İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi dün (24 Ocak) Ankara'da idi. Ben de merakla bekledim, net ne açıklama olacak diye. Ekonomik Konsey gereği yapılan anlaşmaları kastetmiyorum. Benim görmek istediğim stratejik ve jeopolitik duruma getirilebilecek açıklık idi. Ne gördüm? Bugünden sonra Türkiye hem çok dikkatli olmalı, hem İran'dan alabileceklerini azami şekilde kısa dönemde almalı. Ama risk yok! Zira riskin çok yüksek olduğu bir döneme girdik, bunu göremeyenlere özellikle işaret etmek isterim. Sonuçta amaç Türkiye'nin gelişmesi, güçlenmesidir.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme