erdogan-trump-zirvesi-s-400-ve-f-35-meselesi
Erdoğan-Trump Zirvesi

Erdoğan-Trump Zirvesi, S-400 ve F-35 Meselesi

29 Haziran 2019
Okuyucu

Bugün Osaka’da gerçekleştirilen G20 zirvesinde ABD Başkanı Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan heyetleriyle birlikte bir araya geldiler. Türkiye için konunun özelinde S-400, F-35, üzerinde konuşulan yaptırımlar, vs. vardı. Gerçekleştirilen zirvenin olumlu geçtiğini gördüm. Şimdi bazı detayları gözden geçirelim. Bir de önemli bir detayı ifade edeceğim, ABD’nin kaotik politikalarını nasıl yürüttüğü, genel stratejisini bu yazıda bulacaksınız.

Trump S-400, Rusya, Suriye’de fikir ayrılığı gibi konuları zaten hiç ifade etmedi. Doğrudan ikili ilişkilerin iyi olduğunu, gelişeceğini, NATO müttefik, Türkiye’nin önemini işaret etti. Ticaret hacminin 4 katına çıkması yönünde açıklamaları oldu. Patriot konusunda Barack Obama döneminin hatasını işaret etti. Ben buradan şunu çıkarmaktayım, ABD’nin Türkiye’ye Patriot füze sistemi satışı konusu önümüzdeki günlerin öncelikli konusu olacak.

Yaptırımlar çok soruluyor, bu konu Türkiye için başka bir hesap konusudur kanaatindeyim. Bir kere, 2017 yılında Kongre’nin Trump’ın elini birazcık olsun kontrol etmek amaçlı ve ABD’nin hasımlarına yönelik uygulanacak yaptırımlarla ilgili bir yasa olan CAATSA’yı fazlaca abartmamak gerekiyor. ABD bunu Rusya (Ukrayna krizinden dolayı), İran, Kuzey Kore gibi ülkelerde uygulayabilir ve öyle de görüldü. Papaz Brunson vakıasında Trump twitle Türkiye’yi istediği yere çekmek için bazı ekonomik uygulamaları gerçekleştirdi. Eğer S-400 konusunda da benzeri bir uygulama olur ise bu CAATSA ile alakalı zaten olmaz. Ama ne yapabilir? Bölgesel sorunlarda, ki Suriye, Filistin-İsrail, İran gibi güncel konularda Türkiye’nin politikalarını bir yere çekebilmek adına kısa süreli ve dar kapsamlı yaptırımları ileri sürebilir. Bunlar hiçbir zaman stratejik bağlamdaki ilişkileri tümden bozacak bir hali yaratmaz nitelikte olur. Bugün Trump yaptırım içerecek bir katı tutum içinde değil idi.

ABD’nin yürüttüğü politikaların bu dönemdeki karşılığı ancak kaos kelimesiyle anlatılabilir. ABD her coğrafyada, hemen her ülkeyle küresel çapta sorun yumakları oluşturuyor, bunlarla bir süre olayları tırmandırıyor, bu sorunları yönetiyor, ardından pazarlıklar yapıyor ve kazabildiklerini artı hanesine koyuyor. Eğer başkanlık seçimleri ile bu politika birleştirilir ise Trump’ın 2020 seçimleri için elinde yeteri kadar olgunlaştırılmış küresel kaotik malzemesi oluştu. Şimdi bir süre bunlar “olumlu” havası verilerek yönetilcek ve muhataplarla görüşmelere sebep konular olacak. 2020 seçimleri alındıktan sonra ise ABD için bu olgunlaşmış konular hasat toplama şeklinde gelişecek. Karşılıklı diplomaside aktif olunması gereken zaman aslında bu hasat zamanıdır. Çok genel ifadelerle durum budur. Öyleyse Trump Türkiye ile sözü edilen meseleleri bölgesel konularla birlikte ajandasında tutar ve pazarlık eder, ama asla kopma noktasına getirmez.

Zirveden sonra Beyaz Saray şu açıklamayı yaptı, “ABD S-400 konusunda endişelerini belirtti.” Evet, endişesi olabilir ama Türkiye’yi bir pazarlıkta tutmak ister. Bu pazarlığın amacı bölgesel politik konularla açıklanabilir olur. Türkiye de çok taraflı ilişkilerde elini güçlendirecek emin adımları atacaktır. Pazarlıklar ve kazanımlar böyle gelişir.

Açıkça şu sorulacaktır, “Ne olacak bu S-400 ve F-35 konuları?” S-400’ler bu ay içinde gelecek, bir kere bu konu bitmiştir. Ancak sonrası için ABD ve NATO nezdinde müzakereler sürüyor olacak. Osaka’da ABD Türkiye’ye Patriotları veriyor gibi göründü. Bu öncelik alan bir konu. Ara formülün anahtarı Patriotlar olacak. F-35’ler için de bir çözüm bulunacak görülüyor, denebilir. Bir süre daha ABD, diğer gelişecek bölgesel konulardaki şartlara göre bu F-35 meselesini elinde koz olarak tutacaktır.

Benim ricam, silah sitemlerini iyi bilmeyenlerin, çok başka açıklamaları birleştirerek, çok teknik olan bir konuda, ki F-35’ler böyledir, konuşma yapıp bilgi kirliliği yapılmamalarıdır. Zira F-35, bırakın üretilmesi ve ticareti yönlerini, politik olduğu kadar stratejik ortaklıklarda ve NATO gibi önemli örgütlerde, savunma adı verilen güç kullanma yöntemlerinde, ilgili ülkeler arasında (ABD ve Kanada’dan turun, Avrupa, Ortadoğu, Asya, Pasifik’e kadar olan ülkeler,) sistemsel açıdan çok teknik işbirliğini, usullerini, yöntemlerini, sanki kan bağı oluşturmuşçasına birleştiren projelerden biridir. Al-sat, öyle olmazsa böyle olur, denecek türden kolay açıklanamaz. Örneğin F-35 gibi çok önemli konular uzunca süre teknik hassasiyette Hava Kuvvetleri uzmanlarınca düşünülerek karar verilen ve şekillenmesine katkı sağlanan projelerdir. Sorulacak soru varsa ancak Hava Kuvvetleri konuşabilir, (örneğin) bir araştırma öğrencisi konumundaki kişi değil.

Dönelim Osaka zirvesine. Trump ve Erdoğan ilişkilerini sürdürüyor. Suriye konusu masada. Bir nebze olsun bölgesel konular olgunlaşmaya başlayacak sinyalleri alınınca Trump’ın Türkiye ziyaret programının tarihi de belli olacaktır. Bu seviyedeki görüşmeler böyle gerçekleşir; olaylar niyet esastır ama şartlar elverdiğinde gerçekleşir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

osakada-g20-zirvesi-oncesi
ÖNCEKİ YAZI

Osaka’da G20 Zirvesi Öncesi

kuresel-rekabetin-felsefesi
DİĞER YAZI

Küresel Rekabetin Felsefesi

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
98 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme