salgin-ve-surdurulebilirlik
Salgın ve Sürdürülebilirlik

Salgın ve Sürdürülebilirlik

680 Tıklama
16 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Ekonomi, sosyal (moral, sağlık, eğitim, vs.), enerji, genel güvenlik, gıda güvenliği, çevre, gibi sürdürülebilirlik konularını hatırlayalım. Küresel çabalar başka bir başlık altında incelenebilir. Örneğin çevre konularında. Diğer yandan COVID19 pandemisiyle birlikte ortaya çıkan sosyo-ekonomik belirsizlikler ve riskler bize şunu çağrıştırıyor, her ülke kendi sürdürülebilirlik politikalarını her daim önemsemek zorundadır, bunu başkalarına ihale edemez ve zaman kavramı gayet önemli olmaktadır. Diyoruz ya, deprem riskleri için alınacak tedbirler bellidir diye, şu an ortaya çıkan başka bir konu daha var, salgın hastalıklar için de tedbirler alınmalıdır. Çünkü koronavirüs örneğindeki gibi bir durumda ortaya çıkan tablo sadece sağlık ve sosyal bir sorun olmuyor, sosyo-ekonomik ve güvenlik alanlarını da beraberinde getiriyor, hem de küresel çapta ağırlığını hissettirerek.

Genel Durum

Koronavirüs insanoğlunu sanki bir Maslow deneyine tabi tutuyor. En öne çıkan politika, “Evinde kal, sağlıklı kal!”oldu. Bugün hızla yayılma özelliğine sahip bir salgın şeklinde yaşanan sağlık risklerinden kurtulmak adına ortaya konan bu zaruri politikanın çıktısı ne? Sağlığın yanı sıra savaşılan diğer önemli konu da şu, bugün ekonomik performanstaki bir sınamayı görmekteyiz. 

Halen küresel çapta 1.4 milyon civarında insanı enfekte eden ve 80 bine yaklaşan ölüm sayısıyla seyreden koronavirüsün RNA yorulması ne zaman gerçekleşir, bunu henüz bilen var mı acaba? Bilen varsa bile emin olmak için bekliyor olmalı, henüz ortaya çıkmadığına göre! 

Bu iki noktadan hareketle soralım; ne zaman biter, sorusunun cevabını acaba sağlık parametrelerine bağlı mı, yoksa ekonomiye göre mi verebileceğiz? Neredeyse tavuk-yumurta döngüsüne evrilen bu konuyu, daha çok tartışacağız.

Sağlık alanında aşı bulunması çabası sürüyor. Daha geçtiğimiz günlerde Bill & Melinda Gates Vakfı 7 farklı potansiyel aşı konusunda milyar dolardan fazla sermayeyi yatırıma sunmaya hazır olduğunu açıklamıştı, belki de bir miktar riski şimdiden aldı bile. Başka haberlerde de 18 ay gibi bir süre sonra aşının kullanılabileceğini söylemekteydi. 

Ekonomik alanda ise çeşitli araştırma enstitüleri senaryolar üretmeye devam etmekte. İnsanlık adına ne gibi opsiyonlar geliştiriliyor bu başka bir tartışma konusu, ama içinde bulunulan durumda hükümetlerin aldıkları önlemlere bakarak kimin hangi noktada olduğu üzerine birtakım değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Çin’de Durum

İlk bakışta analizciler Çin’de sosyo-ekonomik alanın tekrar açılmaya başladığına işaret etmektedir. Son haftalarda, yeni enfeksiyonların sayısı sıfıra düştüğü nedenle Çin’de faaliyet ve seyahat üzerindeki kısıtlamalar geçici olarak gevşetildi. Çin Halk Bankası, bankacılık sistemine 550 milyar renminbi (yaklaşık 78 milyar dolar) likidite sağlamak için adımlar attı. Milyonlarca göçmen işçi ülkenin büyük şehirlerine geri dönüşe geçti. İşyerleri yeniden faaliyete geçiyor. İşe geldiklerinde çalışanların önce ateşi ölçülüyor, şimdilik renk kodu yeşil! Çin’de bir QR kodu verilen halk daha evinden çıkarken Alipay’ın mobil sistemi ile denetlenmeye başlıyor, evine dönene dek sürekli kontrol altında. Yeşil etiket kişinin sağlık durumunun iyi olduğunu gösteriyorken, sarı bir, kırmızı ise iki haftalık karantina demek oluyor. Peki, Çin’de bir aşı veya süper bir ilaç bulundu mu? Hayır. Yapılan ne? Kontrol!

ABD ve Avrupa’da Durum

ABD ve Avrupa ise kıyasıya bir mücadele performansı sergiliyor. Ama durum sadece rakamlara yansıyor, salgın henüz kontrol altına alınmış değil. Almanya ve ABD birlikte bir ilaç üzerine çalışıyor. Sonuç? Birkaç ay daha dediler…

Mart sonunda ABD’de 6.6 milyon işsiz başvuruda bulundu ve işsizlik ödemesi istedi. Geçenlerde bu rakamın 15 milyon civarında olması ile içine düşülen endişeli durumun vahameti konuşuluyordu. Bu tarz bir olasılıkta ABD’de konu ekonomik olmaktan çıkar ve sosyal patlamalara sebep olur, güvenlik zaafı baş gösterir, hatta politik alanda seçimleri dahi etkileyecek sonuçlar ortaya çıkar.

Hükümetler ve merkez bankaları ekonomik yaşama güç pompalayan önlemlerle müdahale etmeyi sürdürüyor. Genelde finansal piyasalar bu hamlelere olumlu tepkiler verdi, ancak bu tür palyatif tedbirler endişeli durumu sadece kısa mesafeli frenle yavaşlatmaya yetiyor. Sağlık ve politika başlıklarındaki dalgalanmalar endişeli durumu bütünüyle ortadan kaldırmaya yetmeyecek görülüyor.

ABD’de FED, politika faizini sıfıra yaklaştırdı (yüzde 0,00 ila 0,25) ve niceliksel genişlemeyi 700 milyar dolar şeklinde açıkladı. ABD’de yürürlüğe konan yardım programları arasındaki en büyük dilim, 2.2 trilyon dolarlık değere sahip teşvik paketidir. Avrupa Merkez Bankası, 870 milyar Avro tutarında bir genişleme açıkladı. Avrupa Parlamentosu, küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ’ler) ve sağlık hizmetlerinde çalışan sektörleri desteklemek için 37 milyar avroyu serbest bıraktı.

ABD Kongresi yardım ve teşvikleri onayladı. Şirketleri ve bireyleri destekleme kapsamında bir paketi devreye koydu. Bu kapsamda yaklaşık 500 milyar doları vatandaşa dağıtıyor. Yılda 75.000 dolardan az kazanan Amerikalılara 1.200 dolarlık tek bir ödeme yapılıyor. Ancak bu para ne kadar yeter diye endişe duyanlar yok değil. Paket işsizlik yardımlarının süresini uzatıyor ve kapsamı 39 haftaya kadar çıkarıyor. Yarı zamanlı veya serbest çalışan işçilere göre destek önlemleri alınıyor. Pakette emeklilik fonları ve öğrenci kredileri ile ilgili bazı ilaveler de var. Büyük ve küçük işletmelere 867 milyar dolar kaynak sağlanacak. Havayolu şirketleri (kargo ve yolcu) ve uçak üreticileri, ayrı bir milli güvenlik hükmü altında destekleniyor. Değişik endüstriler için 500 milyar dolarlık likidite fon ayrılıyor. KOBİ’lere bordro, kira, ipotek ve kamu hizmetleri için uygun koşullarda krediler sağlamak amacıyla 350 milyar dolarlık bir fon devreye konuyor. Hastanelere 100 milyar dolar, eyalet ve yerel yönetimlere ise 150 milyar dolarlık yardım yapılıyor.

Çin’den sonra pandeminin seyir alanı Batı Avrupa’ya doğru kaydı. Burası haftalardır krizin merkezi konumundadır. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde, “Euro’ya olan bağlılığımızın bir sınırı yok,” dedi. Avrupa Birliği, KOBİ’lere ve sağlık sektörüne 37 milyar avro likidite yardımında bulunuyor. Bilindiği üzere Koronavirus Müdahale Yatırım Girişimi diye bir kurum açıklandı. Avrupa Komisyonu solunum cihazı ve cerrahi maskeler de dahil olmak üzere mücadelede stratejik görülen tıbbi ekipman için bir stok oluşturmaya gayret gösteriyor. Bu bağlamda ortak bir kamu ihale programı başlatıldı. 

Hükümetler belli senaryolarla hareket ediyorlar ve açıklamalar 2020, Nisan sonu endeksli oluyor. Bunun bir nedeni var mı acaba? Sanırım zaman kazanmak isteniyor. Zira elde bulunan ekonomik veriler 2019 son çeyreğine ait olup bu virüsün ekonomiye etkisinin derinliğini anlatmaz. Şimdi 2020 ilk çeyreği (Ocak-Nisan) makro ekonomik veriler nasıl çıkacak, merak edilen asıl konu bu olsa gerekir. Bu şartlarda kim ne yapsın, değil mi?

Alışveriş olmadığından enflasyon oranlarında görece düşüklüklerin olması genel görünümde pek bir şey ifade etmemektedir. Emtia fiyatlarında, özellikle petroldeki fiyat düşüşü ise yine bir sevindirici durum gibi görünmektedir, ama tablonun tamamlanması açısından buraya pek bakılmamaktadır. Bilindiği gibi Brent petrol varil başına 25 dolarları gören fiyatla ilgi odağı olmuş idi. Hatırlanacaktır, iki petrol üreticisi Rusya-Suudi rekabeti üretimi artırmış idi. Bütün bunlardan ötürü ABD’de hazinenin enflasyon korumalı menkul kıymetler (TIP) düştü. Mart ayında avro ve yen, ABD doları karşısında değer kazandı, diğer büyük para birimleri ise önemli ölçüde değer kaybetti. Altın fiyatı Mart ayında dalgalı bir seyir izledi ve son günlerde 1.600 doların üzerine çıktı. Bütün endeksler 2008-09 mali krizinden bu yana görülmeyen ölçekte genel olarak arttı. 

Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir olmayanlar, apansız imkansızlaşanlar, elimizden kayıp giden imkanlar, ki gezegenimizde daha çok çevreyle ilişkili senaryolar buna uyuyor, insanlığı zora sokar. Epideminin aniden yüksek seviyelere gelmesi insanlık için büyük tehdittir; ifade edildiği gibi bu hızla gelişen durum sosyo-ekonomik kısıtlar yaratmaktadır ki bu da sonuçları itibarıyla yaşamımızı etkilemektedir. O zaman bizlere bir ödev düşüyor, iklim değişikliğinden salgın hastalıklara, her konuda şapkayı önümüze koyup bir daha düşünmemiz gerekmektedir. Neticede burada insan aklı ve eliyle ortaya çıkan, kendi içinde sistemli, doğal seyri olan ve karşı savaş için bütünüyle organize olmayı gerektiren türden büyük risklerin ve kayıpların getirdiği telafisi zor konulardan bahsedilmektedir.

Sonuç

Bu duruma kim dur diyecek? Virüs mü? İlaç şirketleri mi? Hükümetler mi? Bilinmedik bir çıkış mı olacak? Görünen o ki sosyo-ekonomik kriz durumu yaz aylarına sarkacak olursa özellikle ABD için olasılıklar pek iyi değil. Bu durumda dünyanın diğer tarafındaki devletler, sağlık sorununun yanı sıra, ekonomi ve güvenlik risklerinden dolayı, ayrıca bir stres testine tabi tutulacaklar.

Çok genel bir sonuç üzerine düşündüğümüzde anlaşılan şu ki, bir ülke kendine yetecek temel ihtiyaçların karşılanması için tavizsiz politikalarla kendini her şart için emniyete almalı imiş! Maalesef bu çok temel konuyu bu küresel sorun ile bir kez daha hatırlamış olduk. Bu nedenle sürdürülebilirlik kavramını tekrar inşa etmek gerekecek kanaatindeyim. Zira pandemilerle ilgili senaryolar çok faklı sorunlar çıkarmaktadır.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

pandemiyle-mucadele-ve-turkiye
ÖNCEKİ YAZI

Pandemiyle Mücadele ve Türkiye

fatura-trumpa
DİĞER YAZI

Fatura Trump'a

Politika 'ın son yazıları

Analiz: Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz ısındı ve daha işin başındayız. ABD başkanlık seçimleri yaklaştı. Neler bekleniyor, analitik bakışla konuyu

Yunanistan Sorunu

Yunanistan-Türkiye arasındaki temel anlaşmazlıkları ve Kıbrıs konusunu ana başlık ve tarihleriyle birlikte kronolojik şekilde ifade edelim,