fatura-trumpa
Fatura Trump'a

Fatura Trump’a

8 Nisan 2020
Okuyucu

COVID-19 pandemisi dünyada ve özellikle Amerika’da politik sahneyi bir hayli germiş bulunmaktadır. Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimleri Kasım 2020’de olacak. “Bakalım seçim yapılacak mı?” diye soranlar çıkmaya başladı. Olur veya olmaz, ama görünen şu, koronavirüs hadisesinden önce muhafazakar Cumhuriyetçi Donald Trump’ın kamuoyu yoklamaları neredeyse kesin olarak tekrar seçileceğini işaret ediyorken, birden işler tersine döndü ve bugün neoliberal Demokratların adayı Joe Biden’ın programı hazırlanmaya başlandı. Bernie Sanders adaylıktan bugün çekildi. Biden’ın önü açılıverdi, ABD’de virüs tehlikesi politikaya vız gelir! Neler oldu, hatırlayalım.

Önce şu pandemi konusuna kısaca değinelim. Hatırlanacağı üzere tarihi açıdan (aşağıda grafikte sunulmuştur,) son asırda dünyamız daha çok Afrika ve Çin menşeili epidemileri gördü. Uzakdoğu’da Asya, Hong Kong, Domuz Gribi, SARS ve bugünkü COVID-19 (Trump buna Çin Gribi diyor); Ortadoğu’da MERS; Afrika’da HIV ve Ebola salgınları oldu.

Uzakdoğu’da, Çin başta, Güney Kore, Singapur, Hong Kong gibi teknolojide ve eğitimlilikte daha ileri ülkelerde grip ve salgın konusu iyi bilinir, halk ve kurumlar bilinçlidir. Hemen önlem alırlar, tecrit usullerini kültürlerine yerleştirmişlerdir.

Peki COVID-19 epidemisinde ne oldu? Bilindiği gibi koronavirüsü basit formda ancak hızla yayılan karaktere sahip bir virüs. Uzakdoğu bu yeni virüsü tanıyana kadar geçen sürede kayıp verdi ama sonra durumu hemen kontrol etti. Hatta kontrol ederken bugün görüldü ki teknolojik imkanları da en üst seviyede devreye koyabildi. Şimdi salgın nerede? Avrupa’da ve Amerika’da.

Avrupa siyasetinde ilginç tartışmalar var ama ABD’nin meselesi bunların da üzerinde görülüyor. Şunu da ifade edelim, Batı’nın sağlık sistemi bugün bir hayli eleştirilen bir konu oldu çıktı.

Aşağıda bir grafik daha var, COVID-19 salgını ile ilgili merhaleleri gösteriyor.

Benzer çok grafik görebilirsiniz, bu sadece bir örnek. Sonuçta ABD, İtalya ve Almanya’nın durumu Çin’in dahi altında. Ama Çin’e hemen yakın Fransa, İngiltere ve Kanada var. Hindistan en dipte. Demek ki pandemi her ne kadar Çin’den yayılsa da bugün Batı dünyasını ve özellikle Batı’nın bayraktarlığını yapan ABD’yi etkiliyor.

ABD için politik konuya geçmeden bir jeopolitik mukayeseyi hatırlayalım, belli çevreler diyorlar ki, ABD gerekli tedbiri alamaz ise Çin ABD’yi 2030’da geçecek.

Şimdi gelelim konumuz asıl olan ABD ve Trump açısından politik meseleyi tartışmaya. ABD halkı ve aslında bütünüyle bakılırsa küresel yapı pandeminin sonuçlarından dolayı faturayı Başkan Trump’a kesti bile!

Trump gelmezden önce başladı iddialı konuşmalarına, iktidarda kaldığı her gün dünya siyasetinin ve ABD’nin dikkatini çeken bir figür olmayı başardı. Popülizm, kleptokrasi, vs. derken Trumptokrasi, Trumpizm, gibi kavramlar konuşuldu durdu.

Trump’ın muhafazakar ve ulusalcı bir politika uyguladığı açık. Önce ABD içindeki neoliberal ve küresel düşüncedeki kesimi tahrik etti. Onların önceki Başkan Barack Obama döneminde yaptığı her işe saldırdı, tersini yaptı. Nükleer anlaşmalar, çevrecilik, enerji ve enerji havzaları (Ortadoğu), küresel terörle mücadele ve sosyo-kültürel konular örnektir. Ama en önemlilerden biri de Çin’e açılan Ticaret Savaşı oldu. Bazı uzmanlar buna Ticaret ve Teknoloji Savaşı da demektedir. Bu durum aynı zamanda köklü FED politikaları ile çelişti. Sonuçta hem ABD içinden hem de dünyanın ileri ülkelerinden ve devlet dışı aktörlerden büyük tepki aldı. Trump, NAFTA, NATO gibi kurumlarla ve Kanada, Almanya, gibi ülkelerle çatıştı. G7 veya G20 toplantıları Trump’a söz düellosu şeklinde geçti. Ama her defasında Trump’a dendi ki, “Bırak şu Çin ile uğraşmayı, insanlığın gelişiminin önünü tıkıyorsun!”

Trump, “Önce Amerika, Büyük Amerika Yeniden,” gibi sloganlarla neler yapmadı ki! Ama uygulamaları sonuç vermedi de değil! Örneğin, “Dünya artık daha güvende,” dedi. İşsizliği önemli ölçüde azalttı ve doların değerlenmesini sağladı.

Trump önce Mueller Raporu gereği masaya çekildi. Ekonomide Trump lehine bir sonuç ortaya çıkmaya başlayınca, bu kez, hatta mücadelenin en sonunda, azil (impeachment) süreci masaya kondu. Trump bu ciddi durumu da geçti. “Cadı avı!” dedi.

Kabaca bütün bunların sonucunda Trump, Kasım 2020’de seçimleri kazanacak duruma yükseldi. Ancak bugün için koronavirüs salgını ile beraber işler tersine geçti.

Yeni virüsle mücadele konusunda Trump’a danışmanlık yapanlar kendine ne diyorlar, bilemiyorum. Ama pandemiyle mücadelede liderlik ederken hatalı beyanlarda bulunduğuna ve kararlar verdiğine dair bazı çıkarımları yapmak mümkündür. En azından bu, “Havalar ısınınca geçer,” diye basit yaklaşımla ele aldığı bir konu olmuş idi. Sonra da “Sinsi bir saldırı altındayız, kazanacağız!” dedi. Öleceklerin sayısını abartılı işaret etti. Bununla sanırım kendine bayrak açanlara karşı “Elinizi gördüm!” demek istedi.

Bugün koronavirüsten dolayı fiilen işsiz kalanlar 15 milyon civarında. Ayrıca dünya terörle boğuşmuyor ama koronavirüsten dolayı hayli güvensiz. Bu şartla oluştu bile! Sosyo-ekonomik yapılar yeterli olamayınca, sosyal-güvenlik kurumları da iflas etmiş durumda. Hemen herkes sihirli bir değnek bekler oldu, sadece ABD’de değil, küresel çapta.

Beklenen ne? Trum’ın çekilmesi ve “Pes ediyorum!” demesi. Pes etmesi için sürekli eleştirilecek ve ABD’de sokaklar biraz da olsa zorlanacak görünüyor. Bu istikrarsız ortam bütün dünyada ama en çok Batı Avrupa’da olumsuz etki yapacak. Öyleyse, politik sahnenin “Perde!” demesini bekleyeceğiz.

ABD’de Biyolojik Savaş laboratuvarları ve depoları var. Diğer yandan ilaç ve kimya sektörleri neredeyse dünyayı yönetecek seviyede. Bugün Amerika böyle bir duruma nasıl düştü diye eleştiri yağmuruna tutuluyor. Ancak fatura Trump’a çoktan kesildi bile, politika böyle!

Trump’ın taraftarları zorluyor, “Çin’e tazminat davası açalım,” diye. Trump’ın ikide bir “Çin gribi” demesinin de nedeni bu olsa gerekir. Tazminat uzun soluklu ve nasıl yönetileceği açık olmayan bir konu. Belki Trump da faturayı kesecek başka birini arıyordur, ne dersiniz?

Trump şöyle dedi: “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) birçok konuda yanıldı. Uyarmakta geç kaldılar. Büyük ihtimalle biliyorlardı ama söylemediler. Çin odaklı çalışıyorlar. Bütçelerini keseceğiz.” Bu da faturayı başkalarına kesme hamlesi.

Ama söylendiği gibi, WHO salgın konulu yayımladığı rapordan sonra, henüz zaman varken, dünyada, en azından Avrupa ve Amerika’da tatbikatlar yaptırabilirdi, burada eksikliği olduğu açık.

Unutulmasın, Trump, “Ulusal güvenlik sorunu var,” dedi. Örneğin, Rusya ve Çin bu şartlarda bir ulusal güvenlik sorunundan bahsetmiyorken ABD neden böyle bir konuyu öne sürsün? Acaba ABD’nin küresel sorunu yok, ama ulusal sorunu mu var? Bir de soruyu böyle sorarak tekrar bakmak gerekiyor.

Son olarak, ifade edildiği gibi, “Sinsi bir saldırı altındayız, kazanacağız!” konusu, eğer bu konuda Trump haklı çıkar ise, yani bu bir saldırıysa, buna dair belli kanıtlar ortaya konursa ve ABD içinde belli çevreler hesaba çekilirse, sahne buna dönüşürse, işte o zaman şüphesiz bir “Yeni Soğuk Savaş!” konusundan söz edebiliriz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

salgin-ve-surdurulebilirlik
ÖNCEKİ YAZI

Salgın ve Sürdürülebilirlik

neoliberal-sistem-ve-modern-kolelik
DİĞER YAZI

Neoliberal Sistem ve Modern Kölelik

Politika 'ın son yazıları

39 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
82 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
95 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
122 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
88 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme