fatura-trumpa
Fatura Trump'a

Fatura Trump’a

980 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

COVID-19 pandemisi dünyada ve özellikle Amerika’da politik sahneyi bir hayli germiş bulunmaktadır. Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimleri Kasım 2020’de olacak. “Bakalım seçim yapılacak mı?” diye soranlar çıkmaya başladı. Olur veya olmaz, ama görünen şu, koronavirüs hadisesinden önce muhafazakar Cumhuriyetçi Donald Trump’ın kamuoyu yoklamaları neredeyse kesin olarak tekrar seçileceğini işaret ediyorken, birden işler tersine döndü ve bugün neoliberal Demokratların adayı Joe Biden’ın programı hazırlanmaya başlandı. Bernie Sanders adaylıktan bugün çekildi. Biden’ın önü açılıverdi, ABD’de virüs tehlikesi politikaya vız gelir! Neler oldu, hatırlayalım.

Önce şu pandemi konusuna kısaca değinelim. Hatırlanacağı üzere tarihi açıdan (aşağıda grafikte sunulmuştur,) son asırda dünyamız daha çok Afrika ve Çin menşeili epidemileri gördü. Uzakdoğu’da Asya, Hong Kong, Domuz Gribi, SARS ve bugünkü COVID-19 (Trump buna Çin Gribi diyor); Ortadoğu’da MERS; Afrika’da HIV ve Ebola salgınları oldu.

Uzakdoğu’da, Çin başta, Güney Kore, Singapur, Hong Kong gibi teknolojide ve eğitimlilikte daha ileri ülkelerde grip ve salgın konusu iyi bilinir, halk ve kurumlar bilinçlidir. Hemen önlem alırlar, tecrit usullerini kültürlerine yerleştirmişlerdir.

Peki COVID-19 epidemisinde ne oldu? Bilindiği gibi koronavirüsü basit formda ancak hızla yayılan karaktere sahip bir virüs. Uzakdoğu bu yeni virüsü tanıyana kadar geçen sürede kayıp verdi ama sonra durumu hemen kontrol etti. Hatta kontrol ederken bugün görüldü ki teknolojik imkanları da en üst seviyede devreye koyabildi. Şimdi salgın nerede? Avrupa’da ve Amerika’da.

Avrupa siyasetinde ilginç tartışmalar var ama ABD’nin meselesi bunların da üzerinde görülüyor. Şunu da ifade edelim, Batı’nın sağlık sistemi bugün bir hayli eleştirilen bir konu oldu çıktı.

Aşağıda bir grafik daha var, COVID-19 salgını ile ilgili merhaleleri gösteriyor.

fatura-trumpa

Benzer çok grafik görebilirsiniz, bu sadece bir örnek. Sonuçta ABD, İtalya ve Almanya’nın durumu Çin’in dahi altında. Ama Çin’e hemen yakın Fransa, İngiltere ve Kanada var. Hindistan en dipte. Demek ki pandemi her ne kadar Çin’den yayılsa da bugün Batı dünyasını ve özellikle Batı’nın bayraktarlığını yapan ABD’yi etkiliyor.

ABD için politik konuya geçmeden bir jeopolitik mukayeseyi hatırlayalım, belli çevreler diyorlar ki, ABD gerekli tedbiri alamaz ise Çin ABD’yi 2030’da geçecek.

yukselen-kuresel-populizm

Şimdi gelelim konumuz asıl olan ABD ve Trump açısından politik meseleyi tartışmaya. ABD halkı ve aslında bütünüyle bakılırsa küresel yapı pandeminin sonuçlarından dolayı faturayı Başkan Trump’a kesti bile!

Trump gelmezden önce başladı iddialı konuşmalarına, iktidarda kaldığı her gün dünya siyasetinin ve ABD’nin dikkatini çeken bir figür olmayı başardı. Popülizm, kleptokrasi, vs. derken Trumptokrasi, Trumpizm, gibi kavramlar konuşuldu durdu.

Trump’ın muhafazakar ve ulusalcı bir politika uyguladığı açık. Önce ABD içindeki neoliberal ve küresel düşüncedeki kesimi tahrik etti. Onların önceki Başkan Barack Obama döneminde yaptığı her işe saldırdı, tersini yaptı. Nükleer anlaşmalar, çevrecilik, enerji ve enerji havzaları (Ortadoğu), küresel terörle mücadele ve sosyo-kültürel konular örnektir. Ama en önemlilerden biri de Çin’e açılan Ticaret Savaşı oldu. Bazı uzmanlar buna Ticaret ve Teknoloji Savaşı da demektedir. Bu durum aynı zamanda köklü FED politikaları ile çelişti. Sonuçta hem ABD içinden hem de dünyanın ileri ülkelerinden ve devlet dışı aktörlerden büyük tepki aldı. Trump, NAFTA, NATO gibi kurumlarla ve Kanada, Almanya, gibi ülkelerle çatıştı. G7 veya G20 toplantıları Trump’a söz düellosu şeklinde geçti. Ama her defasında Trump’a dendi ki, “Bırak şu Çin ile uğraşmayı, insanlığın gelişiminin önünü tıkıyorsun!”

Trump, “Önce Amerika, Büyük Amerika Yeniden,” gibi sloganlarla neler yapmadı ki! Ama uygulamaları sonuç vermedi de değil! Örneğin, “Dünya artık daha güvende,” dedi. İşsizliği önemli ölçüde azalttı ve doların değerlenmesini sağladı.

Trump önce Mueller Raporu gereği masaya çekildi. Ekonomide Trump lehine bir sonuç ortaya çıkmaya başlayınca, bu kez, hatta mücadelenin en sonunda, azil (impeachment) süreci masaya kondu. Trump bu ciddi durumu da geçti. “Cadı avı!” dedi.

Kabaca bütün bunların sonucunda Trump, Kasım 2020’de seçimleri kazanacak duruma yükseldi. Ancak bugün için koronavirüs salgını ile beraber işler tersine geçti.

Yeni virüsle mücadele konusunda Trump’a danışmanlık yapanlar kendine ne diyorlar, bilemiyorum. Ama pandemiyle mücadelede liderlik ederken hatalı beyanlarda bulunduğuna ve kararlar verdiğine dair bazı çıkarımları yapmak mümkündür. En azından bu, “Havalar ısınınca geçer,” diye basit yaklaşımla ele aldığı bir konu olmuş idi. Sonra da “Sinsi bir saldırı altındayız, kazanacağız!” dedi. Öleceklerin sayısını abartılı işaret etti. Bununla sanırım kendine bayrak açanlara karşı “Elinizi gördüm!” demek istedi.

Bugün koronavirüsten dolayı fiilen işsiz kalanlar 15 milyon civarında. Ayrıca dünya terörle boğuşmuyor ama koronavirüsten dolayı hayli güvensiz. Bu şartla oluştu bile! Sosyo-ekonomik yapılar yeterli olamayınca, sosyal-güvenlik kurumları da iflas etmiş durumda. Hemen herkes sihirli bir değnek bekler oldu, sadece ABD’de değil, küresel çapta.

Beklenen ne? Trum’ın çekilmesi ve “Pes ediyorum!” demesi. Pes etmesi için sürekli eleştirilecek ve ABD’de sokaklar biraz da olsa zorlanacak görünüyor. Bu istikrarsız ortam bütün dünyada ama en çok Batı Avrupa’da olumsuz etki yapacak. Öyleyse, politik sahnenin “Perde!” demesini bekleyeceğiz.

ABD’de Biyolojik Savaş laboratuvarları ve depoları var. Diğer yandan ilaç ve kimya sektörleri neredeyse dünyayı yönetecek seviyede. Bugün Amerika böyle bir duruma nasıl düştü diye eleştiri yağmuruna tutuluyor. Ancak fatura Trump’a çoktan kesildi bile, politika böyle!

Trump’ın taraftarları zorluyor, “Çin’e tazminat davası açalım,” diye. Trump’ın ikide bir “Çin gribi” demesinin de nedeni bu olsa gerekir. Tazminat uzun soluklu ve nasıl yönetileceği açık olmayan bir konu. Belki Trump da faturayı kesecek başka birini arıyordur, ne dersiniz?

Trump şöyle dedi: “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) birçok konuda yanıldı. Uyarmakta geç kaldılar. Büyük ihtimalle biliyorlardı ama söylemediler. Çin odaklı çalışıyorlar. Bütçelerini keseceğiz.” Bu da faturayı başkalarına kesme hamlesi.

Ama söylendiği gibi, WHO salgın konulu yayımladığı rapordan sonra, henüz zaman varken, dünyada, en azından Avrupa ve Amerika’da tatbikatlar yaptırabilirdi, burada eksikliği olduğu açık.

Unutulmasın, Trump, “Ulusal güvenlik sorunu var,” dedi. Örneğin, Rusya ve Çin bu şartlarda bir ulusal güvenlik sorunundan bahsetmiyorken ABD neden böyle bir konuyu öne sürsün? Acaba ABD’nin küresel sorunu yok, ama ulusal sorunu mu var? Bir de soruyu böyle sorarak tekrar bakmak gerekiyor.

Son olarak, ifade edildiği gibi, “Sinsi bir saldırı altındayız, kazanacağız!” konusu, eğer bu konuda Trump haklı çıkar ise, yani bu bir saldırıysa, buna dair belli kanıtlar ortaya konursa ve ABD içinde belli çevreler hesaba çekilirse, sahne buna dönüşürse, işte o zaman şüphesiz bir “Yeni Soğuk Savaş!” konusundan söz edebiliriz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

salgin-ve-surdurulebilirlik
ÖNCEKİ YAZI

Salgın ve Sürdürülebilirlik

neoliberal-sistem-ve-modern-kolelik
DİĞER YAZI

Neoliberal Sistem ve Modern Kölelik

Politika 'ın son yazıları

Analiz: Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz ısındı ve daha işin başındayız. ABD başkanlık seçimleri yaklaştı. Neler bekleniyor, analitik bakışla konuyu

Yunanistan Sorunu

Yunanistan-Türkiye arasındaki temel anlaşmazlıkları ve Kıbrıs konusunu ana başlık ve tarihleriyle birlikte kronolojik şekilde ifade edelim,