secimden-oncesi-ve-sonrasi
Seçimden Öncesi ve Sonrası

Seçimden Öncesi ve Sonrası

7 Ekim 2015
Okuyucu

Seçimlere yaklaşıyoruz. Hangi parti avantajlı? Neleri konuşuyoruz, propaganda konuları neler? Seçimlerden sonra neler yaşanabilir? Halkın politikaya ve demokrasiye bakışı ne olmalıdır? Bu konuları bir kez daha irdeleyelim.

Türkiye politikayı nasıl biliyor, nasıl uyguluyor? Bazı ifadeleri hatırlayalım: Politikacılar politikayı kişiselleştiriyorlar; politikacılar politikayı kavgaymış gibi yapıyorlar; propaganda dönemleri “şer odakları” arasında geçiyor, biri diğerine göre hain oluyor; politika takım tutar gibi parti tutanların bir tür eğlencesi oluyor; dünyada ne olursa olsun, halk çıkarı nerede oraya bakıyor, politika buna göre belirleniyor; özellikle güney-doğuda ağa ve şıh ne derse politika ona göre yürüyor; vergi vermeyenler, kaçak elektrik kullananlar en çok oy veren oluyor, meydanları dolduruyor, politik jargonu kullanıyor; “Bazı politikacılar memlekette yıllardır dış mihrakların verdiği desteklerle politika yapılıyor,” diyenler çıkıyor…

Bütün bu örneklere bakarsak Türkiye’de politika doğru işliyor mu dersiniz? Ciddiyet bu işin neresinde? Konuşmalara ve olup bitene bakılırsa ortam çok ciddi, yüzler öyle, söylemler de…

“Bu seçimlerde partiler propagandasını nasıl yapacaklar?” diye sorulduğunda bazı konuşmacılar şöyle cevap vermiş idi: “AK Parti savaş söylemine dönük, gerginlik ifade eden, çatışmacı, vatan elden gidiyor, türünden propaganda yapacak, eğer bu düşmanları defetmek istiyorsanız, oyunuzu bize vermek zorundasınız, diyecekler.”

Durum şu: Rusya ile gerginlik yaşanıyor, sınır ihlali haberleri gazete sayfalarını dolduruyor, televizyonlarda uzmanlar ve makam-mevki sahibi insanlar sürekli Rus uçaklarının ve füzelerinin bilgilerini veriyorlar, ABD ile müştereken IŞİD’e karşı operasyonlar düzenleniyor, yine ABD ile “eğit-donat” kapsamında Suriyeli muhaliflere destek veriliyor, PKK’ya operasyonlar yurt içinde ve dışında devam ediyor ve maalesef her gün şehit haberleri geliyor…

Bu çok ciddi işlerin gölgesinde seçim yapılıyor. İnsanın aklına gelmiyor değil; acaba particilik işini gemiazıya almak daha mı iyi? Politikaya futbola bakar gibi bakmak daha mı iyi?

CHP tam da böyle diyor, Türkiye’de halk politikaya takım tutar gibi bakmasın, diyor. Size çok para vereceğim, çalışmayana maaş bağlayacağız, diyor. “OECD içinde şu konudaki derecemizi, şu tedbirleri alarak ve bu politikaları izleyerek yukarılara taşıyacağız, ülkeyi daha iyi yerlere getireceğiz, Türkiye’yi şu kadar zaman sonra AB’ye sokacağız,” türünden bir vaatte bulunmuyor. Para dağıtacağım, diyor.

Vaktiyle Mesut Yılmaz seçimi kaybedince partililerine; “Arkadaşlar hata yaptık, biz de millete AB’ye gireceksiniz diyeceğimize, şu kadar para kazanacaksınız, deseydik şimdi iktidardaydık,” benzeri şeyler söylemişti.

Bugün aynı politik bakışı hatırlıyorum ve “Çıkar dağıtma işleri propaganda zamanlarında daha iyi açıklanır olmuş, Türkiye demokrasi yolunda bir hayli ilerlemiş (!)” diye düşünüyorum.

HDP mi? O’nun durumu belli, politikası, kime ne vaat ettiği… Söylenecek fazlaca birşey yok! Ancak anlatımımız bir tür çatışma stratejisine dayalı politikalarla ilgili gelişiyor ise HDP’nin tipik “mağduru oynama” politikası yürüttüğünü hatırlatmamız gerekiyor. Kimin ne şekilde mağdur olduğunu bilimsel, akademik ve uygun platformlarda daha tartışamadan bizler sanki bir kesimin mağduriyetini kabul etmiş görünüyoruz; bu nasıl bir mantık? Şimdi söyledikleri şu: “Devlet mağdura zulmediyor, gelin bizi kurtarın!” Var mı böyle bir politika? Dolayısıyla seçimlerde “tavşan kaç, tazı tut” politikası izeleniyor.

MHP, kendine göre belirlediği kesin hatları dile getirerek politika izliyor. Alabildiği oy HDP kadar. Böyle mi olmalı?

Duruma bir daha bakalım. Neticede Suriye ve PKK konusu seçimleri doğrudan etkiledi, Türkiye’nin refahı ve ilerlemesi politikaları gibi esaslı detayları konuşmak yerine, güvenlik konularını konuşuyoruz ve halk daha da geriliyor. Durum, doğal şartlar böyle gelişti şeklinde algılanabilir. İşte bu noktada ortaya çıkıyor ki, seçimlerden sonra işler istense de hemen normalleşemeyebilir ve düzgün olmayabilir. Bu durum da doğal!

Öyleyse uluslararası finans derecelendirme kuruluşları seçimden sonra her ne hükümet kurulursa kurulsun Türkiye’nin notunu bir derece aşağı çekebilir ve bunun anlamı “Türkiye’ye yatırım yapmayın,” olacaktır. Küresel ticaretten pay almayla yürütülen bir ekonomi modeline dayanan Türk maliyesi ise yatırım yapılamaz ülkeler içine girdiği andan itibaren daha fazla açık verecektir.

Bu durumda 2016 daha da zor geçebilir! Asıl bu süreçte halkın nezdinde mevcut partiler gözden geçirilebilir, Türk siyasi yelpazesi tekrar değerlendirilmeye tabi tutulabilir. Şartlar bu durumu doğal olarak öne çıkarabilir.

Demokrasi ise sandığa gitmeyi güle oynaya becerebilme rejimidir. İşte size düşülen durumun bir çelişki yumağı olduğunun bir başka göstergesi daha. Ama halk bunu kendisi istemeli, halk demokrasiyi, ilerlemeyi, gelişmeyi istemeli; kavgayı, üçkağıtçılığı, oyuncak olmayı, hazırdan kazanmayı, haksız yerlerden, dağıtılan cüluslardan pay almayı istememeli.

Bakın! Memleketi seçimlerden sonra belli mukayeselerle belli çizgilere zorlayacaklar uluslararası kuruluşlardır; OECD, AB, Dünya Bankası, BM, derecelendirme kuruluşları ve diğerleridir. Türkiye’nin buralarda imzaları var, imza yok sayılamaz!

Yani bugün inceden inceye politika yapılması gereken konuları hiçe saydığımız işler, asıl işlerdir. Partilerin seçmenler tarafından dikkat edilmesi gereken politikaları bunlar olmalıdır. Gemiazıya aldığımız konular gerçek ev ödevleridir. Biz bunun yerine kavgayı öne çıkarıyor, böyle yaşamayı kendimize yakıştırıyor, bir tür maç zannettiğimiz bu politik alanı hiçe sayıyoruz. Biz kimden ne bekliyoruz?

Baksanıza, bizi nelere layık görüyorlar; bari biz demokrasinin gereğini bilelim!..

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

rus-tarzi
ÖNCEKİ YAZI

Rus Tarzı

rusya-ne-yapiyor
DİĞER YAZI

Rusya Ne Yapıyor?

Politika 'ın son yazıları

48 views

Yerelde Yapısalcılık

Bir olaya bakış yöntemimde felsefe ve tarih olmaz ise ben bunu oldukça eksik görürüm. Hemen herkesin siyaset, seçim, belediye, vs. konuştuğu noktada ben, bu işte temel felsefe ve asıl stratejik açıklama nerede diye arıyorum. Dolayısıyla felsefi yaklaşım ve stratejik bakış tarzı siyaset üstüdür. Benim açıklamalarım bu noktada değerlidir; mevcut yapılanlar gibi değil, başka türlü tartışmaları kapsamaktadır. Açıkça yazayım: Kim kazanacak, iktidar veya muhalefet ne yapacak, türü ifadelerle değil; imar neye göre olmalı, altyapı ve üstyapı nasıl planlanmalı, ülke ekonomisine uyumluluk ne şekilde sağlanmalı, kanunlar ne içerikte olmalı, gibi piramidin üstündeki meseleler önemlidir.
89 views

Emperyalizm

Bugünün anlayışı, küresel imkanlar içinde sahip olunan alanları artırmak ve güçlenmek, değer üretimi rekabetinde gerilerde kalmamak fikri üzerinedir. Ruslar gibi sürekli “kahrolsun emperyalizm” diyeceğinize, “ben hangi değeri üretebiliyorum, hangi büyük pazarda kaça satıyorum,” diye bakın isterim. Bugün ülkeler bazında ABD, İngiltere, Çin, Japonya, Güney Kore, birlik bazında Avrupa Birliği, küresel şirketler bazında sürekli sayısı artan ve yenilik üretenler, esasen bunlar değerleri zorluyorlar ve muhatap alınıyorlar. Daha fazla muhatap alınabilmek için yapılması gerekenler belli! Olan şu: Muhatap alınanların ve değer üreticilerinin daha fazla yayılması fikri!..
101 views

Doku Bozumu

Bu makale Ortadoğu'da kangren olan meseleleri stratejik düzlemde incelemektedir. Mevcut dokuyu bozan yapay düşünceler ile gerçekte olanlar arasındaki farkı bütün çıplaklığıyla dile getirmektedir. Halen bölgede savaş, çatışma, suç, terör, işgal, soykırım, gibi pek çok olumsuzluk yaşanmaktadır. Uluslararası sistem bu olup bitene çare bulamamaktadır. Suriye, Irak, Lübnan, Yemen, Libya, gibi ülkelerin halkları harap ve bitap düşmüş durumdadırlar.
130 views

Devlet-dışı Aktörler

Burada gayet karmaşık, iç içe geçen ve masum insanların istismarına dönük olayları ihtiva eden, bütün gayrimeşru faaliyetleri, politikaları, planları ve operasyonları, terörizmden tutunuz, vekalet savaşlarına, buradan iç savaşlara, gri bölge operasyonlarına, meşru görünse de esasen çıkara hizmet edenlere, meşru siyaset yapmak ve bunu geliştirmek varken, siyaset alanını anti-demokratik yöntemlerle daraltanlara kadar, birçok durumu kısaca da olsa açıklama imkânımız oldu. Meşruluk ile gayrimeşruluk arasındaki perdeyi görmek veya belirlemek çok çok önemlidir. Ben de sizler de hep birlikte bu dünyada birer aktörüz, tıpkı devletler, hükümetler, liderler, şirketler, gibi. Politika, insana has bir yetenek, işlev ve özelliktir. Meşruiyet dahilinde kalabilmek çok önemlidir. İnsanlar, istikrar, barış ve esenlik içinde yaşamayı, gelişmeyi, evlatlarını refah ve güven içinde yetiştirmeyi istemektedir.
98 views

ABD ile Yeni Bir Sayfa mı?

Geleceğe bakıyoruz, öyle değil mi? Mesela NATO’nun genişlemesi yönüyle İsveç’e onay verildi, bunun karşısında F-16 modernizasyonu gerçekleşecek. Hatta şimdiden aradaki başka tıkanıklıkların giderilmesi açısından olumlu açıklamalar yapılıyor, kamuoylarına bilgiler veriliyor, bunların bir anlamı olmalı.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme