simarik-yunanliya-hatirlatma
Şımarık Yunanlıya Hatırlatma!

Şımarık Yunanlıya Hatırlatma!

Okuyucu

Yunanistan ve Türkiye arasındaki sorunların çözülmesi için ne gerekli? Yunanlı yerine vekilleri mi oturacak masaya? Şımarık tavrını bırakmadıkça bu Yunanlılarla nasıl oturulup konuşulur? Ege ve Akdeniz’de barış ve huzur isteyen yok mu? Yoksa maceracılık daha mı öne çıkıyor!..

Yunanlılar 1830’da Osmanlı İmparatorluğu’ndan koptu, elbette birilerinin desteğiyle. Birinci Dünya Savaşı sonlarında Megali Idea dedi ve Anadolu’ya geldi, işgale kalkıştı. Bazı generaller kendini Büyük İskender zannetti. Sonra dersini aldı ve kaçtı. Afyon Karahisar’ın dağlarından İzmir’e bir kaçışları var, sormayın. Giderken de İzmir’i ateşe verdiler, yazık!

İkinci Dünya Savaşı’nda önce İtalyanlar (1940) ve sonra Almanlar (1941-44) Yunanistan’ı işgal etti. Dünya Savaşı bitti… Sonra iç savaş yaşadı, taraflara bakın; kralcılar ve komünistler. İlla bir yaramazlık yapacak çıkıyor, ciddiyet yok! 1952’de NATO’ya alındı ve bir nevi korunma altına girdi. Kimden? Komünistlerden. Soğuk Savaş politikaları devredeydi haliyle. 1967’de diktatörlük kuruldu. Bu sıralarda Yunanlıya bakan Kıbrıs’taki Rumlar da şımardı ve adayı karıştırdılar. 1974 yılında Yunanistan’daki diktatörlük çöktü. Allah’tan Türkiye Kıbrıs’a Barış Harekatı gerçekleşti. Türkiye olmasaydı Yunanlılar halen diktatörlerin elinde kalabilirdi. Neyse…

Yunanlılar NATO askeri kanadından çıkmıştı. ABD’nin düzenlemesi ve Türkiye’nin 12 Eylül yönetimi sayesinde, SSCB’ye karşı durmak için herhalde, 1980’de tekrar NATO’ya girmesi sağlandı. Avrupa Ekonomik Topluluğu Yunanistan’ı hemen içine aldı, yıl 1981. Yunanistan 2001’de Eurozone’a girdi ve para pul işlerini Avrupa Birliği’ne teslim etti. 2009’da basit anlatımla iflas etti. Nasıl etmesin? Halk tembel, çoğunluk emekli, maaş 2.500 Euro…

Neredeyse 11 milyon nüfuslu Yunanistan tüm dünyaya kafa tutacak! 54 yaş üstü nüfus yüzde 35 kadar. Bunaklık mı var ne? Çalışan yok, konuşan çok! Avrupa ve Amerika sanki sarhoş muamelesi yapıyor bu ülke vatandaşına ve ikide bir pohpohluyor. O da şımarıyor haliyle. “Dedem Sokrates,” deyip anlatmaya kalkışıyor. Bu yetmez, çalışmaları gerekli!

Her şeye rağmen Türkiye, “Gel komşu, eskisi gibi el ele verelim, şu Ege’yi ihya edelim,” diyor, ama anlayan kim? Adalar karnını Türk tarafından doyuruyor ama Yunanlı Papazlar ve bazı politikacılar burnundan kıl aldırmıyor. En sonunda genç Çipras’a yıktılar meseleleri. O da dayanamadı, Başbakan Çipras geçen hafta istifasını verdi. Aman Yunan halkı yine yaşlı ve tembel politikacıların eline düşmesin!

Yunan halkı başka, Yunanistan’da nüfuzlu olan kesimler başka!.. Onlar evvela iç işlerini düzeltmeliler. İşçi sınıfı desen yok, köylü sınıfı zaten yok. Ne var? Bol bol politika! Hizmet sektörüne adanmış bir ülkeden bahsediliyor.

Emin olun, imkan olsaydı vaktiyle Türkiye onlara Kıbrıs’taki gibi bir ders vermeyi düşünmüştü. Ne için? Yunan halkının selameti için! Şimdi Ege’de ne çizilmemiş sınır kalırdı ne de silahlı ada… Ama olmadı işte… Amerika çok gayret gösterdi o vakitlerde, “Aman yapma Türkiye, NATO var,” dedi durdu. Kardak Kayalıkları olayı hatırlanır… Daha sonra bazı Türk yetkililer çok uğraştı. Sirtaki bile yapanlar çıktı aralarından. Anlayan kim?

Bugün geldiler Rumlarla birlikte Doğu Akdeniz’de yine şımarıklık yapıyorlar. Onlar sorun çıkarırsa nasıl olsa birileri düzeltiveriyor işleri, değil mi? Hem eskiden ABD ve Avrupa yardım ediyordu, bugün İsrail gibi bir ortakları daha var. İsrail, Kıbrıslı Rumlar ile Yunanlılara veriyor gazı. Hatta örnek oluyor: “Siz de Birleşmiş Milletleri dikkate almayın ve uluslararası anlaşmaları uygulamayın, bak ben öyle yapıyorum, hiç kaybetmiyorum,” diyor. Onlar da aynını yapmaya çalışıyor. Neden hep başkalarının dediğini yapıyor bu Yunanlılar? Kendi iradeleri yok mu?

Türk yetkililer her şeye rağmen Yunanlı yöneticileri ciddiyete ve itidalli davranmaya davet ediyor. Başkalarının verdiği akılla politika yapılmaması gerektiğini kendilerine izah ediyor. Yunan halkı bir Türk görünce, “kardeşim,” diyor. Yunan diplomatı muhatabını görünce meşgulmüş izlenimi verip saklanıyor. Papazlar vaazdalar!.. Ama onların yerine Avrupa sağ olsun; hem para veriyor hem de projelerini yapıveriyor.

Rumlar İsrail, Mısır, Avrupa ile anlaştılar. İtilaflı alanlarda denizde parsel hırsızlığı peşindeler. Doğal gaz işini küresel şirketlere verdiler. Uluslararası hukuk ve gerçekler bir yana, serbest piyasa gereği ticari kuralların işlediği alanda, hepsi “iş bilen” kesildirler. Yunanistan üzerinden Akdeniz’de boru hattı inşası başladı. Adada İngilizlere ilave, ABD ve Fransız askeri de üs açtı. Nasıl olacak bu işler?

Böyle olmaz! Bu şımarık tavırlarla Ege ve Akdeniz’de ne kalıcı barış olur ne de istikrarlı bir kalkınma. Geleceğe güvenle bakmak gerekiyor, öyle değil mi? Başkaları gider, tıpkı Birinci Dünya Savaşı sonrası İngilizlerin, “pardon!” deyip gittikleri gibi. Yine burada kalanlar bu denizin, bu toprakların insanları…

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Jeopolitiğin Önemi

DİĞER YAZI

Shanahan’ın Mektubu ve Türk-ABD İlişkilerinde Son Durum

Politika 'ın son yazıları