vize-krizi
Vize Krizi

Vize Krizi

358 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Dün, önce Amerika’nın Türklere, sonra Türkiye’nin misillemesiyle Amerikalılara konan vize engeli konusunu hiç ama hiç içime sindiremedim. Konuyu neresinden ele alsam dedim durdum. Her yanı berbat! Ama yine de duygusal bir çerçeve içinde kalarak bazı önemli gördüğüm noktalara temas etmek isterim.

Amerika özellikle Ortadoğu’daki Barack Obama’nın hatalarını biliyor, buna karşılık insancıl yaklaşımlarını da biliyor. Amerika bir seçim yaptı! Donald Trump çok şeyi değiştireceğini söylemişti. Uyguladığı yöntem ilginç. Aslında ulus devletlerin vatandaşlarına yönelik gibi görünüyor ama gerçekte insanlara “dur” veya “geç” diye bir davranışı diplomasi vasıtasıyla gerçekleştiriyor. Diplomatik misyonlar küresel çapta ayrımcılık yapıyor. Neye göre? Politik çıkara göre. Öndeki sebep ne? Güvenlik. Sonuçta bu kabul edilebilir bir durum mu?

Boş verin diplomasiyi, politikayı, ben bir insan olarak bunun ilgililerce tekrar düşünülmesi gerektiğini salık veririm. Zira zarar görenler devletler değil, insanlar, aileler, iş dünyası, vs.

Düşünsenize, ülkenizde asıl para dolar, her sınır kapısından geçebiliyor, buna vize yok, hem de “Ah bende olsa da karnım doysa…” deniyor, diğer yandan hemen herkes, hükümetlerden köylü Rüstem’e kadar duyurulacak FED kararlarını dört gözle izliyor, ama sonra, “Çok pardon, güvenlik engeli var, para geçer ama insan geçemez,” denecek!..

Amerika iki Dünya Savaşını da uzayda mı kazandı? Her kim ise düşman veya dost, ölenler, yaralananlar ve varlıklarını yitirenler, hatta fırsatçı olup daha da zengin olanlar, işin yıkımını düşünürsek, kitle imha silahlarıyla birbirlerine güç kullananlar başka dünyadan olanlar mıydı? Demek ki bu dünyada kazanan da kaybeden de insandır! Komünist Manifestoyu yazanlar uzaylılar mıydı? Peki, El Kaide’ye yol gösterenler kimdi, neydi? Şu özgürlük meşalesi uzaydaki kolonilerde mi yakılacak? Olanlar hep bu dünyada, insan kaynağının üzerine dönmüyor mu? Örneğin sömürgecilikle modernizmin altına sokulan ve ezilen, sonra aç bırakılan Afrikalı ile terörist olan Afrikalıyı vize ile mi ayırmak gerekiyor? Güney Asyalılar ve Ortadoğulular da böyle değiller mi? Sonra “Müslüman düşmandır!” dendikten sonra bazı ülke insanlarına “Dur!” demek de neyin nesi? Dinlerin amacı ne? Düşmanlıkları ortadan kaldırmanın yolu sadece vize engeli koymak mı, duvar örmek mi? Barış ne demek? Bir insan olarak bu ideal bakış açılarıyla kolayca sorabiliyorum… Ama gerçek yaşananlardan öte değil!

Bu insan gezegeninde gerçek, çıkarlar, güç, akıl, vs. elle tutulabilen ve gözle görülebilen, sonuçta vebali yine insana dokunan şekilde bir biçimde sentezleniyor. Bilim insanlarından, filozoflardan, üreticilere ve tüketicilere, hemen herkes buna çalışıyor. Politika, diplomasi ve her ne varsa, smokinli insanların o süslü salonlarda aldıkları kararlarla şekilleniyor. Örneğin evladını o ülkeden bu ülkeye göndermiş bir anne, “Dur vize engeli var!” dendiğinde, iyi veya kötü sebeple ulaşmak istediği yere, bu dünyada ve bu yüzyılda maalesef ulaşamıyorsa sorumlusu smokin mi, salonun ambiyansı mı? “Geçici” bile olsa kararlar birkaç kişinin dudağı arasında…

Türkiye, Astana görüşmeleri neticesinde Rusya ve İran ile birlikte hareket ederek, Suriye kuzeyindeki Amerikan çıkarlarına engel olmaya yüz tutunca olan bu! Vize. Örneğin FETÖ’cülerin darbe girişimi gerçekleşseydi ve devamında Suriye Kuzeyi bölgesinde denize açılan bir Kürt devleti kurulma yolu garantilenseydi, Rusya’nın Ortadoğu’daki yayılmacılığına ve İran’ın Ortadoğu’da stratejik yönlerden güçlenmesiyle İsrail’e rakip olması engellenseydi, bugün bu vize konusu gündemde olur muydu? Ayrıntıya girmeden bu soruları ve bezerlerini sormak mümkün.

Amerika neyi planlıyor? Çin ve Hindistan güçlenmiyor mu? Türkiye ve Rusya’yı Çin ve Hindistan ile birleştirirsek, hatta buna İran’ı dahil edersek, bir Asya Kutbu kurulmasını mı sağlamayı planlıyor? Bu yeni bir güç dengesi hesabı mı?

Avrupa ne yapıyor? Örneğin Almanya, Amerikalılar tarafından Türkiye’ye vize konmasının ardından, kendisi de bu yöntemi uygulamayı düşünüyor mu? Diplomasi yoluyla Makyevalizm!

Yoksa perde arkasında, Türkiye gibi ülkelere daha çok saldırması için, aslen radikal dinci ama söylemde liberal-küreselci olan şu düşmanlıklarıyla bilinen tarihi kavimler popülist işadamı Trump’ı kışkırtmakla mı uğraşıyor? Küreselciler ile Amerikan Enternasyonelcileri arasındaki savaş çoktan başlatıldı mı?

Ben işin burasında değilim, bu dünyada bir insan olarak, barış, eşitlik, özgürlük diyen biri olarak, “Vize de neyin nesi?” demekteyim.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Kral Selman Neden Moskova’daydı?

DİĞER YAZI

Türk Tipi Siyasete Bir Örnek Daha

Politika 'ın son yazıları