turk-tipi-siyasete-bir-ornek-daha
Türk Tipi Siyasete Bir Örnek Daha

Türk Tipi Siyasete Bir Örnek Daha

276 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Sn. Meral Akşener bugün partisini resmen açıklıyor. İşin başındayken bu konudaki değerlendirmemi sunmak isterim. Hem de dostlarıma. Ağır yazayım da dokunsun!.. Belki işin başında veya kenarında olanlara bir ateş verir. “Biz bunu atlamışız,” derler. Eleştiriyi biliyorlarsa…

Görünen o ki bu ülke “politika” ile “siyaseti” ayıramamışların elinde bir süreç daha geçirecek. Hem de “yeni” denerek. Görünen o ki “Küreselleşme” ile “Amerikan Enternasyonalizmi” arasında ne var, ne tür bir savaş oluyor, bunu açıklamadan medyada yeni seslerle eleştiriler duyacağız. Hem de “iyi” denerek. Görünen o ki 2050 sonrası dünya ne olacak, insanlar nasıl yaşayacak, bunu görmeden “siyaset” yapacaklar. Hem de “çözeceğiz” denerek… Siz bana söyleyin, şu post-modernizmden anladığınız ne, modernizmin neresindesiniz, ekonomiden, FED’den anladığınız ne?

Görünen o ki beklenen sonuçtan başa gelerek bir plan yapılmış. Durum bu. “Oy nasıl toplanır?” diye düşünülüp, “uygun” bir parti programı yazıp ortaya çıkılıyor. Bununla “ümit vaat eden siyasetçi” olmak nasıl bir şey?

Her ne kadar “ilkeli duruş sahibiyiz” dense de aslında bir “vizyonsuzluk” görüyorum. Bunun asıl nedeni ne biliyor musunuz? “Felsefesizlik” oluyor. Ben öyle “omurgalı, ilkeli” gibi “siyaset” yapmanın ne olduğunu biliyorum. Vatandaş da biliyor. Burada görmek istediğim ise felsefedir. Dünyaya, geleceğe, insanlığa ne sunuluyor ve bu yaklaşımdan indirgeyerek, bu üzerinde cirit atılan bölgemize ve Türkiye Cumhuriyeti’ne ne sunulacak? Yüksek fikir ne? Yenilik ne? Çözüm ne?

Sorarım size felsefeniz ne?

İşte size Sn. Meral Akşener’in “yeni” partisi… “İyi Parti” nedir? Acaba, “Birşey bilemedik, zaman kısaydı, acele ettik, bunu deyiverdik,” mi?

İlk bakışla bu parti bir “toplama”. Yani Türk tipi, tıpkı özellikle “merkez” siyasetini yapan diğerleri gibi. Merkez partisi ol, şu akımdan bu akımdan, şu isimden bu isimden al, aşure yap.

Olur mu? Olur elbette. Türkiye’de işler böyle. Çünkü “politikacı” değil, “siyasetçi” olmaya adaylar. Bir süreç de onlarla yaşarız, olur gider. Hem de “vatan, millet” diye diye…

“Millet oy verecek, öyleyse biz de her kesimden birilerini toplayalım ki yeterli oyu bulabilelim… Çünkü biz milletin derdine derman olacağız…” Parlak düşünce bu mu yani? Kim el verdi size? Amaç bir boşluğu doldurmak mı, durumdan vazife çıkarmak mı, fırsatçılık mı, ülkeyi yönetmeye talip olmak mı, Cumhurbaşkanı olmak mı?.. Şu ana kadar yapılamayanları yapmak mı?

Soruyorum size, bu coğrafyadaki siyaset işi ve projeler böyle mi oluyor? Gerçek ışığı alabilmek için veya gerçekten başka bir şey görmek için ne yapmamız gerekiyor?

Ben “iyi niyetli” bu insanların bir kesimini tanıyorum. Ama, “iyi niyet ve vatan sevgisi” gibi hamaset ve duygu yüklü düşüncelerle particilik ancak bizde oluyor. Yine aynı hikâye…

Biliyorum ki yeni tip “politika” insanlığa önce bir “vizyon” sunar. Değilse içi boştur. Öyleyse içi dolu olanda ne var?

Örneğin dibe vurmuş Yunanistan’da Aleksis Çipras felsefesiyle ortaya çıktı. Bırakın her şeyi, önce şuna bakın, onun iddiası bizim telaffuz etmeye gerek duymadığımız düşüncesinde. Oy alır almaz, iktidar olur olmaz, ayrı mesele. Ama şimdi iktidarda. Fransa’da Emmanuel Macron, katılın katılmayın, bir felsefesi var. Bir fikre liderlik yapıyor ve iddiası ve örnekliği sadece Fransız halkı için de değil, başka ülkeler için de. Başka örnekler de var. “Yeni” önce “felsefe” yükündedir.

“Politika” nedir? Felsefe nedir? İnsanlığa ne deniyor? Vizyon ne? Örneğin şu “küreselleşmeyi” anladık mı? Yoksa, “Dünya yuvarlak hemşerim, biz ilkokulda küreyi görmüştük…” mü diyorlar? Gülesim geliyor…

“Vatanı kurtarmak, milli mücadele ruhuyla iş yapmak…” Bu mu yani ihtiyaç duyulan “siyaset, iyi” meselesi ve çözümcülük?

Particiliğe böyle bir seviyeden girilir ise bu da öncekiler gibi on-on beş yıllık bir ihale işi gibi bir şey. Kimse kusura bakmasın. Geriye hiçbir fikir kalmayacak. Benim bu ülkede istemediğim budur.

Gelelim şu bizim “siyaset” konusuna: “Haydi arkadaşlar, çok çalışalım, çok konuşalım, halkı mobilize edelim, iktidar olalım, biz yönetelim… Başa gelelim, bakarız, evvel Allah sorunları çözeriz abi…” Bu mu esas yaklaşım?

Hal böyleyse kolay gelsin. Yönetin arkadaşlar. Buyurun. Sıra sizdeyse… İnönü’nün, Menderes’in, Demirel’in, Ecevit’in, Özal’ın, Erdoğan’ın yapamadığını siz yapın. İstemez miyiz? “İyi olacak” ise neden olmasın?

Biz “iyi” dedir, bilmiyor muyuz? “İyi Parti” imiş… Felsefeden bahsediyoruz da iyiden mi anlamayacağız? “Hayırlı etsin!..”

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Vize Krizi

DİĞER YAZI

Şu Amerika

Politika 'ın son yazıları

Yeni-Rönesans

Küresel çapta önemli bir bariyeri aşmak üzereyken güçler arasındaki sürtüşmeleri çok doğru bir yere koyarak tartışmamız

Yeni Hakimiyet Mücadelesi

İnsanın hakimiyet mücadelesi bitmez. Belki de ilerlemenin yolu budur! Düşmanı ve kaynakları savaşla ele geçirme dönemi Soğuk

Neomedyeval Çağ

Yeni-Normalleşme mimarlarının hedefi neomedyeval düzendir. Bu konuyu yeterince özümsemeden geçersek, olup biten hakkında ne desek az