Yunanistan’ın Provokasyonu ve Temel Politikalar

689 Tıklama
12 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Dün (15 Nisan) Türkiye yoğun bir şekilde Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias’ın Dışişleri Bakanımız Mevlüt Çavuşoğlu ile yaptığı basın toplantısının esintisi altındaydı. Ne oldu şimdi? 

AB Komisyon Başkanı Ursula Von Der Leyen ve AB Konsey Başkanı Charles Michel 6 Nisan’da Ankara’daydı. Sadece kendileri açıklama yaptı, Türkiye tarafı kürsüye çıkmadı. Kısa açıklama daha sonradan Cumhurbaşkanlığı sözcüsünden geldi. Görüşme Mart ayı AB zirvesi ile yapılması kararlaştırılan şekilde cereyan etti. Amaç Brüksel’in Türkiye’den beklentilerinin bildirilmesiydi. Bu iki başkanın ifadesiyle Türkiye’ye bir “fırsat penceresi” sunuluyordu. Malum, Doğu Akdeniz ve Yunanistan menşeili sorunlardan dolayı ve Fransa’nın da köpürtmesiyle Türkiye’ye birtakım yaptırımlar uygulanması söz konusuydu. Buna göre şartların bildirilmesi karar başlanmıştı ve bu çerçevede Ankara ziyareti gerçekleşmiş oldu. Sonuçta AB Başkanları Türkiye’ye ev ödevi bırakıp gittiler. Eğer karne olumlu olur ise Haziran’da Türkiye ile görüşmelerini sürdüreceklerdi.

Peşinden yeni adıyla “istişare” toplantıları dolayısıyla Dendias Türkiye’deydi. Aralarında sorun olan iki komşu ülke Yunanistan ve Türkiye’nin görüşüyor olması Avrupa Birliği (AB) tarafından da takip ediliyor. Neticede AB’nin Türkiye’ye yaptırımları bir koz olarak öne sürülüyor.

Ben bu konuları AB’yi, Yunanistan’ı, Kıbrıs’ı, Adalar Denizi Ege’yi, Akdeniz’i, sorunları ve çözümleri en fazla yazanlardanım, konuşanlardanım. Bakın, Türkiye, Yunanistan ile sorun yaşıyorken Avrupa Birliği bile yoktu. Diyelim Türkiye vaktiyle AB üyesi olsaydı bugün bizler bu sorunları yaşıyor olacak mıydık? Ama Türkiye AB üyeliğine alınır mıydı? Kıbrıs meselesinde Avrupa Birliği bilerek oyun içinde hareket etti. Türkiye bu konuda Avrupalıların kendini alenen aldatabileceğini aklına bile getirmedi, düpedüz güven duydu, kitabi yaklaştı konulara. Sonuçta bugün Yunanistan da GKRY de AB içinde ve kendi cüsselerinin ötesinde, sorumsuzdurlar, bugün daha da şımarıkça hareket edebiliyorlar. (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi -GKRY- biz böyle diyoruz ancak Avrupa burayı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak birliğe kabul etti, bu da bir konudur.)

Bu temel konular ajandaya bağlı bir tartışmanın en üstüne yazılması gerekenlerdir. Bugünlerde olan ne? Dendias gelecek ve kendi evinde Türk halkını, devletini, milli haklarını, hukukunu fütursuzca eleştirecek, ülkesinin ve AB’nin görüşü olduğunu gülerek söyleyecek, ciddi meseleleri provoke edecek, sonra çekip gidecek. Üstelik daha öncesinde Dendias İstanbul’da Fener Rum Patriği ile görüşmesinde, Lozan Andlaşması gereği Ekümeniklik noktasında hassas konuları da bilerek ihlal edecek. Herhalde bizler fazla geniş gönüllü insanlarız!

Diplomasi hesaplı söz ve davranışlarla yapılır. Dendias sataşmayı bilerek yaptı. Çavuşoğlu’ndan gereken cevabı aldı almasına, ancak o da istediğini söyledi. Yunan Ethnos gazetesinin bir haberi olayı bugün açıkladı, meğer Dendias, Başbakan Kiriakos Miçotakis ile anlaşmalı bu provokasyon gerçekleştirmiş! 

Vaktiyle Dışişleri Bakanı (merhum) İsmail Cem de Yunanistan’ın halkı ile yöneticileri arasındaki farkı anlayamamış olacak ki iki ülke ilişkilerini sirtaki oynama noktasına getirdiğini düşünmüştü.

Dün basın toplantısında Çavuşoğlu Dendias’a arada bir “Niko” diye hitap etti ve açıkladı, kısaca, “biz önceden beri tanışıyoruz,” dedi. Ancak Dendias’ın “atanmış” biri olduğu unutulmamalıydı.

Yunanistan’da elit bir kesim vardır ve bunun içinde olanlar halktan kopuktur. Mora ayaklanmasından (1821-29) bu yana bu kesimin devamcıları, Hellen düşüncesini savunanlar, bugün dahi Bizans özlemiyle yaşayanlar, Büyük İdeal (Megali Idea) diyenler, Adriyatik’ten Gürcistan’a kadar uzanan coğrafyanın kendilerine ait olduğunu savunanlar, Ortodoks Kilisesi’nin politikasını yapanlar, bütün dünyada Yunan (İyon) propagandasını yönlendirenler, Avrupa’nın meşhur kapitalist köklü aileleriyle Yirminci Asrın başından bu yana ortak çalışanlar vardır. Babadan oğula bu elitler birbirlerine görev aktarırlar. (Hellenizm: Antik Yunan ile ilişkili ve akıl, bilgi ve sanat arayışı, ölçülülük, sivil sorumluluk ve bedensel gelişim dahil olmak üzere insancıl ve klasik idealler bütünü.)

Siz karşınızda başbakan olmuş genç birini, diyelim Miçotakis’i veya dışişleri bakanı olmuş Dendias’ı görürsünüz, ama onlar dahi elitlerin atamasıyla o koltuğa oturmuş birileridir. Hatta Kiriakos Miçotakis’in babası Konstantin de böyleydi. Siz politika, diplomasi dersiniz, onlar bu kavramların sahipleri bizleriz derler; uluslararası ilişkilerden, hukuktan bahsedersiniz, ama karşınızdakiler dahi talimat alarak iş yaparlar. Politika ve diplomasi böyledir Yunanistan’da. Eğer muhatabınız politikacıları ve diplomatları fazladan ciddiye alırsanız, onların bu akıl almaz ve kabulü mümkün olmayan türden düşüncelerini de muhatap almış olursunuz. Bu düşüncenin temeli kibirdir, uygulaması çıkardır ve hukuk tanımazlıktır.

Evvela böyle bilmek gerekiyor! Konuları tartışmadan önce Avrupalı ve Yunanlı konusunun kökenini bilmek gerekiyor. Onlar, yani Avrupalı ve Yunanlı elitler birlikte hareket ederler. Amerika Birleşik Devletleri’nde de bu böyle işler. Güney Kıbrıs bu nedenle AB’ye alınmıştır. Avrupalılar sınırlarını Levant bölgesine, İsrail ile komşuluğa, Doğu Akdeniz coğrafyasında söz sahibi olmaya kadar genişletme politikasını önce Yunanistan ile sonra Rumlarla sürdürmüştür. (Avrupa konusunda da temel fikir Kutsal Roma Germen İmparatorluğu’na, Şarlman’a kadar dayanır.)

Yunanistan sadece güçten anlar. Güçlüyseniz size yanaşırlar ve iyi geçinen olmak isterler. Güç (özellikle sert güç) kullanırsanız, bireysel olarak yanlış yaptıklarını söylerler. Bireysel davranışlar ise ne politikada ne diplomaside işe yarar.

Başlangıçta ne oldu şimdi diyerek başlamıştım. Tekrar soruyorum, cevabınız nedir? Dendias AB politikacılarının ve diplomatlarındaki fikrin temeline sadakatle provokasyonunu yaptı ve ülkesine kahraman edasıyla döndü. İnanmıyorsanız bakın Yunan medyasına. Biz ne kazandık? Demek ki Yunan halkı ile sirtaki yapmakla diplomatları ve politikacılarıyla yapılan arasında fark varmış, bunu bir daha test etmiş olduk. Her neyse! 

Olan oldu, söylenecekler söylendi, şimdi işimize bakalım: Hak ve menfaatlerimiz gereği hamleleri kararlılıkla sahaya aktarmaya, onlar hangi dilden anlıyorlarsa o dili kullanmaya bakalım. Aldanmak ve vakit kaybetmek yok; AB ve Yunan meselelerinde oyalanmaya da gerek yok; mesele Lozan’ın uygulanması mı, haydi o zaman adalara bir bakalım! Biz egemeniz ve muktediriz. Daha ne!.. Türkiye Cumhuriyeti bölgesel bir güçtür. Bunun gereği Türkiye’nin başlattığı bölgesel işlerde önce önünde duran engelleri hızla düzeltmek ve aşmak zorundadır, ileri adımlar için bu husus önemlidir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Rusya’ya Yeni Yaptırımlar mı Gelecek?

DİĞER YAZI

Büyük Sıfırlama’nın Eleştirisi

Politika 'ın son yazıları

NATO’dan İleri

Sonsuz Savaş fikrinin sonsuza uzanan mantığı olan, sürekli yenilenen, bugün yeni bir vizyonu olan NATO örgütünden