zorlanan-yunanistan
Zorlanan Yunanistan

Zorlanan Yunanistan

609 Tıklama
8 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Yunanistan yönetimi hem kendi ülkesinde sorunları çözmekte hem de uluslararası işleri yönetmekte zorlanıyor, bir acz içinde. Durum buyken, esasen bölgedeki meseleler üzerine hukuksuzluğu savunuyorlarken, kendilerine arka bulmak adına Türkiye’yi Avrupa’ya havale etmek istemeleri tam bir cahillik örneği olsa gerek.

‘Şaşkın Yunanistan’ da demek mümkündür. Ama gerçekten zor durumda! Eğer Avrupa Birliği (AB) kaynakları olmasaydı bugün maaş veremeyecek bir ülkeden bahsetmiş olacaktık, hem de 11 milyonluk adalara dağılmış bir nüfusa sahip oldukları halde. Nüfusunun yüzde 35’i 54 yaş üstünde. Çalışmıyorlar, ekonomik durumları AB’ye bağlı. İşsizlik hat safhada (yüzde 26). Bu yıl ekonomide daralma yüzde 13’lerde olacak. Ayrıca turizm geliri de neredeyse yok…

Nedir bu Yunanistan’ın şımarıklığı? Ne tarih dersi vereceğim ne de coğrafya… Ama açık olan şu, kendi cüssesine bakmak yerine Balkanlarda bir sürü soruna kaynaklık eden bir ülke, sadece Akdeniz’de değil. Yakın zamanda Arnavutluk ve Makedonya örnektir. Hem Ortodoks alemi içinde de bir başka mesele…

Çıkıp Bizans bayrağını dalgalandırmakla bugünün politikalarını baskı altına alacaklarını mı düşünüyorlar ne? Olur, öyleyse Bizans’ı tarihe gömen Osmanlı bayrağını da Türkiye diksin o zaman karşılarına! Gerçekte Osmanlı da tarihte kaldı, Bizans da… İmparatorluklar devri bittiği için Yunanistan bir devlet olabildi. Türkiye de öyle… Hatta Yunanistan Megali Idea, Büyük İdeal diyerek Polatlı önlerine (Dua Tepe’ye kadar) kadar işgalci bir dönemi yaşadı, dersini aldı! Mudanya Mütarekesi (1922) yapıldı. Sonra Lozan Antlaşması var. Ne dendi? Her iki ülkeye ait sınırlar budur, bundan böyle anlayış, huzur, barış olsun. Lozan’da Türkiye’nin diğer sınırları ve meseleleri de çözümlendi.

Eğer bir kimseden bahsetsek, bu kişinin olduğundan başka görünmek istemesi durumunda herhalde psikolojik bir teşhis koymak zor olmayacaktır. Bir ülkeye bunu uygulamak mümkünken haksızlık olur diye düşünüyorum. Yunan halkıyla yöneticileri aynı düşünmüyorlar. Her ne oluyor ise o ülke yöneticilerine, bir çarpık elit kesim var ve askeri bürokrasiyi, politikayı ve hatta Ortodoks Kilisesi’nin esir ediyor. Sonra bunlar birleşiyor ve o şımarık davranışlarıyla huzursuzluğun kaynağı oluyor. Politik sahneye yansıyan aymaz tutumlarla denebilir ki, Yunanistan olduğundan farklıymış gibi görünmeye kendini bu denli zorlayınca, aslında biraz da abesle iştigal oluyor! Abesle iştigalin politikası olur mu?

Onları geri planda kullananlar var, Kurtuluş Savaşı zamanında İngilizler ileri sürmüş idi bizim topraklarımıza. Sonra Fransızlarla ilişkileri ilerledi. II. Dünya Savaşı’nda Hitler’in işgali onların gerçek yüzüyle ortaya çıkmalarına sebep oldu. Bir ara komünizmle idareyi kabullenceklerdi. ABD onları 1952’de NATO’ya aldı da korudu. İşgalcilik ve diktatörlük (1967) bilinçaltında var, demokrasi sözleri bir aldatmaca… Şimdi Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin şımarık çocuğu, Amerikadaki Yunan Lobisi’nin avunma merkezi, İsrail’in yeni atlama tahtası…

Avrupa Topluluğu onları 1981’de bünyesine aldı, arka bahçe yaptı. Eurozone’a 2001’de katıldılar ki paraları pul olmadı. AB fonlarıyla hayat sürdürüyorlar. Yine de 2009 krizi Yunanistan için açıklanmamış bir iflas idi.

Geçen hafta genç Başbakan Kiriyakos Miçotakis Avrupa Parlamentosu’na (AP) mektup yazdı. Türkiye Akdeniz’de provokasyon içindeymiş! Bundan böyle Türkiye-Yunanistan meselesi yokmuş, Türkiye-AP meselesi varmış!

Sonra geçen gün Ege’de bir gemi gezdirmekten aciz Savunma Bakanı Nikos Panagiotopoulos, ‘Provokasyon olması halinde askeri müdahale de bütün seçenekleri değerlendireceğiz,’ dedi, ülkesini kabadayılıkla ve yalanla savunacağını işaret etti.

Sorun ne? Türkiye Libya ile deniz sınırını belirginleştirmeseydi ve hukuksuzluk hüküm sürseydi de onlar Akdeniz’de kendi çıkarlarına mı hareket etseydi? Türkiye, Libya ile imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Zaptı’nı Birleşmiş Milletler’e (BM) gönderdi ve kabul gördü. Bu iş bitti!

Enerji Bakanı Fatih Dönmez de ifade etti, Girit, Kerpe ve Rodos güneyinde Türkiye’ye ait Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sahasında ve gerektiğinde Libya MEB’de yedi parselde sondaj başlayacak.

Yunanistan’ın hop oturup hop kalkması ve ‘Türkiye ile kendim baş edemiyorum ey Avrupa, gel sen ilgilen,’ demesi bundan mı? Ne yapacakmış? Askeri tedbire başvuracaklarmış!

Provokasyon yapan Yunanistan’ın kendisidir. Lozan (1923) ve Paris (1947) Antlaşmaları’nın hilafına Adaları silahlandırmış ve Ege’nin barış denizi olmasına mani olmuştur. Kayalıklara bile asker çıkarıp bayrak dikmişlerdir. Kardak meselesi böyle bir hadisedir. Ege kıta sahanlığı, FIR hattı, hava sahası ve Batı Trakya’daki Türk Azınlık meselesi konularında ne yaptı Yunanistan?

Türkiye’nin Fatih sondaj gemisinin 30 Ekim 2018’de göreve başlaması ile Doğu Akdeniz’de belirgin bir değişim başlamış oldu. Bu konu 27 Kasım 2019 tarihinde Libya ve Türkiye mutabakatı ise daha da netleşti. Yunanistan’ın ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) içinde olduğu EastMed projesinin kadük olmasıyla bir hayal kırıklığı yaşandı. Üstelik GKRY’nin kendine göre Doğu Akdeniz’i parsellemesi ne anlam taşıyordu? Bu parseller bir provokasyon değil miydi? Hak arayan olursa bunu başkalarına havale etmek diplomaside ne anlam taşıyor dersiniz?

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

milli-politika
ÖNCEKİ YAZI

Milli Politika

israil-turkiye-iliskisi
DİĞER YAZI

İsrail Türkiye İlişkisi

Politika 'ın son yazıları

Analiz: Doğu Akdeniz

Doğu Akdeniz ısındı ve daha işin başındayız. ABD başkanlık seçimleri yaklaştı. Neler bekleniyor, analitik bakışla konuyu

Yunanistan Sorunu

Yunanistan-Türkiye arasındaki temel anlaşmazlıkları ve Kıbrıs konusunu ana başlık ve tarihleriyle birlikte kronolojik şekilde ifade edelim,