ABD’ye Ültimatom

Diplomasi

Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün Güvenli Bölge konusunda ABD’yi hedef alarak, Ankara’da varılan mutabakat çerçevesinde sonuç alınması yönünde ültimatom niteliğinde bir açıklama yaptı ve iki-üç hafta süre verdiğini net bir şekilde ifade etti. Bu son durumun ne anlam taşıdığını inceleyelim.

Esasında bundan önce yapılan açıklamalar üst üste konduğunda ve sahadaki gelişmeler dikkate alındığında, bu bir beklenen açıklama idi. “30 Ağustos” tarihinin hemen ertesi günü yapılan bu sert açıklama Eylül ortasında Ankara’da Astana ruhuyla gerçekleştirecek Türkiye, Rusya ve İran Üçlü Zirvesi ve Eylül sonunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) toplantısı esnasında, hem dünyaya Suriye dramının sonlandırılması bağlamında sesleniş hem de Donald Trump ile gerçekleştirilecek baş başa görüşme öncesindeki bir çıkış niteliğindedir.

Türkiye’nin tavrı ve kararlılığı nettir, hazırlığı tamdır, eğer taraflar Suriye konusunda olması gereken adımları atmaz ise Türkiye meşru haklarına dayanarak inisiyatifle kuvvet kullanacak ve gücünü sahaya aktaracaktır. Türkiye bir yandan terörle ilgili önemli bir mücadele içindedir, diğer yandan Suriye’deki insanlık dramının sonlandırılması için çaba sarf etmektedir. Zira ABD ve Rusya başta olmak üzere diğer ülkelerin hepsi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi, Suriye’de kendi çıkarları için çaba sarf etmektedirler. Çok genel anlamda bir tek Türkiye çıkar peşinde değil, eğrelti meşruiyetlerle de değil, Suriye’de nihai çözümü işaret ederek tavır sergilemektedir.

Şimdi ne olacak? Eğer ABD ile 5-7 Ağustos 2019’da varılan mutabakat gereği işletilmeye başlayan Birleşik Müşterek Harekat Merkezi vasıtasıyla PKK/YPG terör örgütünü tamamen bitirmekle ilgili çok önemli adımlar atılmaz, verilen silahlar geri toplanmaz, teröristin inşa ettiği tahkimatlar ortadan kaldırılmaz, sonuçta burada bir garnizon devlet kurma hevesinden vaz geçilmez ve bu yönde tavrını net bir şekilde göstermez ise diplomatik manada ABD samimi görülmeyecek, gösterilen tavrın müttefikliğe gölge düşüren bir oyalama ve kandırma manası taşıdığı algılanacak ve bu durum asla kabul edilmeyecektir. Bugün bu durum çok açık bir şekilde ABD’ye bildirilmiştir ve yine net olarak süre de verilmiştir.

ABD Türkiye’yi sahada net bir biçimde ikna edecek türden geri adım atmaz ise Türkiye yeni bir operasyonu başlatacak ve bunun amacı, Mutabakatın tespit ettiği gibi PKK/YPG’yi yok etmek ve Fırat’ın doğusuna bir Barış Koridoru inşa etmek olacaktır.

Operasyon nerede olabilir? Fırat’ın doğusunda veya batısında, Mutabakatla işaret edilen alanda veya dışında, her yerde olabilir. Bu operasyonda kullanılacak kuvvet ise sadece TSK değil, ÖSO birlikleri de olur.

Şimdi ok yaydan çıkmıştır!

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, tekraren ABD’ye savunma silahları bağlamındaki tutum da gösterildi, Rusya’dan satın alınmak zorunda kalınan S-400 meselesinin esasen ABD kaynaklı geliştiği vurgusu yapıldı. Suriye konusu içinde, bu noktada savunma silahlarının bahsinin geçmesi, dolaylı anlatımla; “Bizi silahla tehdit etmeye kalkışmayın,” masajı taşımaktaydı. Bu tür tek taraflı ve haksız tutumların başka konularla birleştirilerek asla bir pazarlık konusu olmadığı yine net bir biçimde açıklanmış oldu.

Böylelikle söylenecek söylenmiş oldu, artık karşı taraf ne yapacak, bunu izleyeceğiz.

Bir Cevap Yazın

Diplomasi 'ın son yazıları

Güvenli Bölge

ABD ile Türkiye Güvenli Bölge konusunu görüşüyor. Türkiye’de çoğu kişi ABD’nin yine
DÖN BAŞA