ABD’nin Yeni Savunma Stratejisi

23 Tıklama
20 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Avrupa kanadında ABD nasıl bir strateji izliyor. Özellikle ABD’nin Doğu Akdeniz’de yapmak istediklerini ne şekilde açıklamak mümkün olur? Bu Avrupa bölgesinde ABD Savunma Stratejisi nedir? ABD’ye göre Türkiye tam da hangi konumdadır? Bu konuda bilmemiz gereken ana noktalar neler? Bu önemli soruların cevabını kronolojik olarak ele alalım.

Türkiye kara ve deniz sınırlarında büyük bir mücadele içindedir. Suriye ve Irak ekseninde karadan, Doğu Akdeniz’de ise denizden bir tür sınır mücadelesi veriyor. Deniz’deki sınır meselesi “Mavi Vatan” sözü ile sembolleşmiş oldu.

Türkiye’nin sorumluluk sahası olan sınırlarına yakın alandaki çabalarda ABD ve Rusya fiilen komşu ülkelerdir; Çin ise hemen buralarla ilgilendiğinde yakın komşu ülkedir.

ABD’nin Avrupa Kanadında Yeni Savunma Stratejisi (Bkz. Kapak Görsel)

Türkiye açısından sıcak olaylar Doğu Akdeniz bölgesinde olduğu için buralara ilişkin konuları öne koyuyoruz. Aslında Avrupa kanadını “ABD’nin Yeni Savunma Stratejisi” olarak işaret edersek, ilave etmemiz gereken savunma alanı Avrupa’yı kapsar.

İleriki açıklamalarda ABD’nin Doğu Akdeniz stratejisini ele alacağız.

ABD’nin Doğu Akdeniz alanlardaki önleyici çabaları için Doğu Akdeniz’in hemen gerisinde, Hazar’dan Hint Okyanusu bölgesine uzanan bir bariyer var. Ayrıca Orta Avrupa için Belarus-Ukrayna hattı mevcuttur. Baltık’ta da hem Kuzey Buz Denizi (Arktik Bölge) hem de Rus kara bölgesinden olabilecek ve yine bir Rus toprağı olan Polonya-Litvanya arasındaki Kaliningrad ile buluşan bölgede bariyer kurmak söz konusudur.

Bu arada bir hatırlatma yapalım. Soğuk Savaş bitti. Bu süreçte Türkiye’nin önemli görevleri vardı. Bugün bu dönemi unutalım. Hatta ara dönemi de unutalım. Ara dönem (baba) George Bush döneminde yaşandı. Sonra (oğul) Bush döneminde Radikal Terörle Küresel Savaş biçiminde uygulama başladı. Bu dönemde ABD’nin Doğu Akdeniz’deki değişmez ortağı veya ortakları, Türkiye mi, İsrail mi veya her ikisi mi şeklinde düşünüldü. Sonunda karar verildi ve Türkiye zamanla ABD ekseninden uzaklaştırılacaktı. Bu tip politikalar aşamalı olarak uygulandı.

OBAMA DÖNEMİ (2009-17)

(2011) Arap Baharı

Bölgedeki uygulamalarla; örneğin Arap Baharı vesilesiyle Suriye’nin ve Libya’nın bölünmesi, Mısır’da rejimin sadık hale getirilmesi, Körfez Ülkeleri’nin İsrail emrine girmeleri bir bütün olarak görülmelidir.

(2013) ABD’nin Doğu Akdeniz Projesi

Buna kısaltma olarak EastMed (East Mediterranean) denmektedir. EastMed’i İsrail’den İtalya’ya uzanan boru hattı projesi olarak görenler var. Bu da kullanılan bir terimdir. Ancak EastMed bir siyasi projedir.

Proje İsrail’in öncülüğüyle 2013 yılında İsrail’den uzanarak Balkan ülkelerini içine alarak başlatıldı. İsrail-Balkan ülkeleri arasında bütün köprüleri birbirine siyasi, ekonomik, sosyal, ulaşım, vs. bağlamak hesaplandı.

Diğer bir konu ABD tarafından, Avrupa’nın güney-doğusu bölgesinde (Karadeniz’de Rus sınırından, Kafkaslar ve Orta Doğu ekseninde Doğu Akdeniz sınırı kapsanmaktadır,) Rusya ve Çin ile Doğu Akdeniz’de “önleyici” bir oluşum içine gidilmesiydi.

Bu ABD stratejisi Doğu Akdeniz’de İsrail’i ana-stratejik ortak kabul eder, Türkiye’yi değil. İsrail’in GKRY ve Yunanistan ile birlikteliğini sağlar. Bu strateji gereği ABD, İsrail’in yanı sıra Yunanistan ve GKRY sahasında askeri üsler kurar ve silahlanmayı buna göre yönlendirir.

Bu kapsamda Dedeağaç’a bir üs kurma çalışması gündeme gelmiştir. Ayrıca GKRY’ye ABD askeri imkanları yansıtılmıştır.

(2015) Obama Doktrini

Bu doktrine dayalı uygulamalarla Suriye, Doğu Akdeniz, İsrail politikalarının çizilmesi söz konusu oldu. Her yıl örneğin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) dedikleri terör örgütü YPG’ye için ABD ortalama 800 milyon dolar bütçeye uygulamaya koydu. Buradan hareketle Vekalet Savaşları’nın kesin başladığı ilan edildi.

Temelde Vekalet Savaşı olarak gördüğümüz Obama Doktrini konusuna, Yeni Savunma Stratejisi ile Doğu Akdeniz’deki bakış açısı çerçevesinde bakmak doğru olur. Suriye ve Irak’ta PKK ve YPG’den oluşturulmaya çalışılan ve Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kullanılarak devam eden, mevcut Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKYB) ile yeni kurulan Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) biçiminde birleştirilerek, İran sınırından Doğu Akdeniz’e uzanan alanda, ancak hemen Türkiye sınırında organize edilen bir “garnizon devletçiği” fikri tamamen bununla alakalıdır.

(2015) Türkiye Baharı

Bakıldığında, 2015-16 yılları arasında Türkiye’nin kıskaca alınması konusu böylelikle daha kolay anlatılabilir. Birinci konu EastMed projesidir, ikincisi Vekalet Savaşı. Bu iki konu Türkiye’nin Suriye ve Irak bölgelerinde terör odaklı şekilde meşgul edilmesi, sınırına bir garnizon devletçiği kurulması, hatta “Türkiye Baharı” adı altında FETÖ ile rejimin değiştirilmesi öngörülmüştü.

(2017) “ABD – Avrupa ve Avrasya’da Rus Etkisini Azaltma Kanunu”

ABD tarafından 2017’de kabul edilen “Avrupa ve Avrasya’da Rus Etkisini Azaltma Kanunu” ile ekonomik ve politik alanda “düşman” ülkelere nasıl karşı konabileceği bu şekilde açıklanmıştır.

TRUMP DÖNEMİ (2018-)

(2018) ABD – Ulusal Strateji Dokümanı

ABD’nin 2018 Ulusal Strateji Dokümanı’nda görüldüğü gibi düşman olarak işaretlediği ülkeler Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore’dir.

(2018) ABD – Gri Bölge Uygulama Planı

ABD’nin Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore dışındaki ülkeleri kendi amaçlarına göre düzenlemek adına yaptığı plandır.

“Barıştayız” diyeceksiniz, yoğun rekabet ortamında hedefinizi elde etmek için her türlü yolu izleyeceksiniz, postmodern çatışma tiplerini aynı anda kullanıyorsunuz veya buna karşı koyuyorsunuz, ne yaparsınız? Düşmanı ayrı tutarsınız. Düşmanla doğrudan değil dolaylı ilgilenirsiniz. Aslında adını söyleseniz de söylemeseniz de düşman dediğiniz sayılı miktardadır. Gri bölgelerde, gri meseleler üzerine ve gri yöntemlerle savaş verirsiniz. Gri yöntemde düşman ve savaş kavramları üzeri örtülü olarak kullanılır. Yumuşak güç bunun içinde sadece bir alandır. Sert güç ise daha farklı uygulamaları kapsar. Dolayısıyla karma ama postmodern yöntemler yoğun kullanılır. Asıl amaç gri bölge savaşını planlayıp icra edebilmektir. Dolayısıyla çok taraflı ve katmanlı bir plan yapılır. Açıktan koyuya, grilik tonu içindeki ülkeler ve güçler için ayrı ayrı uygulamalar yapılır. Burada hedef rakip güç veya ülkeyi kendinizin yönetimine alabilmektir, yani sonuçta açık griye indirgeyebilmektir.

Türkiye ABD’nin Gri Bölge Planı içindedir. Rusya ve Çin açılımı ile birlikte Türkiye ABD açısından gri renkteki bir ülkedir ve (ekonomik, sosyal, askeri, diplomatik, vs.) politikalarını buna göre düzenlemektedir.

(2019) ABD – Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Kanunu”

ABD, GKRY’ye 2018 yılında askeri ataşe görevlendirmiştir. Bunun anlamı KKTC’yi görmezden gelmektedir, Ada’da resmi muhataplığı GKRY üzerinden sürdürmektedir. Zaten 2004 yılından bu yana AB için de durum budur.

Nisan 2019, ABD’de Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio ve Demokrat Senatör Bob Menendez “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Kanunu” tasarısını Kongre’ye sundu. Bu tasarıda, Doğu Akdeniz’de İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasında kurulan enerji ve güvenlik ortaklığına tam destek verilmesi öngörülüyor. Bu tasarı ABD’nin Doğu Akdeniz’deki uzun dönem stratejisini yeniden şekillendirmeyi hedefliyor. Bu kapsamda 1987 yılından beri yürürlükte olan Kıbrıs’a silah ambargosunun kaldırılması öngörüyor.

Senatör Menendez şöyle dedi: “Amerika Birleşik Devletleri’nin Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail’le güçlü ve gelişen ilişkileri sayesinde Doğu Akdeniz’deki çıkarları önemli boyutlardadır. Bu ülkeler arasında son yıllarda enerji eksenli gelişen işbirlikleri daha geniş kapsamlı bölge güvenliği, ekonomi ve enerji ile ilgili işbirliklerine kapı aralamıştır. Birleşik Devletler’in bu işbirliğini derinleştirmek ve Doğu Akdeniz’i daha güvenli hale getirmek ve bu işbirliğini kullanmak için devreye girme zamanı gelmiştir. Bu tasarı barış, refah ve uluslarımızın güvenliği adında ortak çabalarla bu dostluk ilişkilerini geliştirmeyi amaçlamaktadır.

ABD’nin Kıbrıs’ta Türk ve Rum kesimlerine birlikte uyguladığı ambargoya rağmen adada 40 bin Türk askerinin bulunduğu ve bir kısım Amerikan menşeli silahların burada kullanıldığı,” vurgulanan tasarı hakkında Rubio da; “Güney Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılması ve Yunanistan’a askeri desteğin arttırılmasıyla bu tasarının bölgedeki kilit ortaklarımızın istikrarına daha kapsamlı bir yaklaşım sağlayacaktır,” demektedir.

Kısıtlamanın hukuki gerekçesi ne? “S-400 ile F-35 teknik bakımdan birlikte uçamazlar, bu ABD teknolojisi için büyük bir risk. Ayrıca bütün bu hususlar NATO Anlaşmasına terstir.” Böyle ifade ediliyor ve ekleniyor, “S-400’ler ve F-35’ler birlikte Türkiye’nin elinde olursa, bu durum Amerikan ordusunun kendisini ve koalisyon içerisinde gerçekleştirdiği operasyonlarını olumsuz etkiler ve Birleşik Devletler ile Türkiye arasındaki savunma işbirliğine zarar verecek gelişmeler yaşanır.”

Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı sonucunda ABD ile varılan mutabakat metninde (Ekim 2019) “Türkiye’ye uygulanması öngörülen yaptırımlardan vaz geçildiği” maddesi vardı. Burada dikkati çekti mi bilmiyorum, zaten yaptırımların (CAATSA) içinde Suriye konusundan daha ziyade, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de sürdürdüğü ve sürdüreceği Enerji Bakanlığı çerçevesindeki faaliyetler hedef alınmış idi. Şöyle ki: Savunma Bakanı, Enerji Bakanı, Maliye Bakanı (eski Enerji Bakanı olup “Enerji ve Maden Vizyonu” çerçevesindeki çabaların altına imza atan Berat Albayrak), sondaj gemilerinde ve onlara refakat eden savaş gemilerindeki mürettebata “ismen” uygulanacak mali yaptırımlar var idi. Görüldüğü gibi asıl mesele Doğu Akdeniz idi.

(2019) Güvenlik Paktları

Atlantik Paktı NATO ile ilişkiler debam ediyor. Hedefleri içine Siber Savaş, Arktik Bölge, Çin, Uzay konuları Londra’da, 70. Yıl döneminde ilave edildi.

NATO yanı sıra ABD küresel bir eksen oluşturdu. Buna giren ülkeler hangileri? Amerika kıtasından ABD ve Kanada. Avrupa kıtasından İtalya, Hollanda, Norveç, İngiltere. Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’dan İsrail (BAE ve Yunanistan ilave olabilir, belirlenme aşaması sürüyor). Pasifik’ten Avustralya ve Yeni Zelanda.

Türkiye bir NATO üyesi ülkedir. Türkiye ABD’nin yeni kurduğu küresel eksenden tedricen uzaklaştırılması planlandı ve 2019’da bu süreç sonlandırıldı. Şurası açık ki, eğer 2016 hain FETÖ darbesi başarıya ulaşsaydı, Türkiye bu yeni stratejik misyonda küresel görevine devam edecekti. Bütün bunlar Türkiye’nin gıyabında oldu. Dolayısıyla, tartışılan pek çok konuyu bu cümleden açıklamak mümkündür.

SONUÇ

Neler oldu? ABD kararını verdi ve F-35 projesinden Türkiye’yi çıkardı. Bugün İsrail’de F-35’ler uçuyor. Yunanistan’a ve BAE’ne satışı konuşuluyor. GKRY’ye 3 milyon dolarlık silah satışı (“bir yıllığına ve ateşsiz” diyorlar ama bu bir şey değiştirmez) onaylandı. Dedeağaç’a bir ABD üssü kuruluyor. (Girit Sauda’da zaten büyük bir askeri üs var.) Suriye ve Irak kuzeyi bölgelerinde PKK ve YPG güçleri birleştiriliyor, SDG’ye bir petrol şirketi de bağlanarak Suriye’de süreç bölünme yolunda sürdürülüyor. Filistin’in yok sayıldığı (sözde) Yüzyılın Anlaşması için Körfez Ülkeleri’nin desteği alındı, daha da alınacak. Damat Jared Kushner bu konuda BAE, Bahreyn ve Suudi Arabistan’da faaliyet sürdürdü. Batı dünyası İsrail ile olduğu gibi, Yunanistan ve Rum kesimi çıpasına bağlı kalarak Doğu Akdeniz politikalarını geliştirecek. ABD, her yerde ve alanda var (ekonomi, politik, sosyal, kültürel, askeri, bilimsel ve teknolojik, ulaşım ve iletişim, uzay, vb.); temel rakiplerine Gri Bölge Planı çerçevesinde faaliyet sürdürüyor.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

ÖNCEKİ YAZI

Postmodern Mücadele

Güvenlik 'ın son yazıları

Postmodern Mücadele

Postmodern dönemin mücadele şekli nasıl olmaktadır? Bu dönemin çatışma, rekabet, düşmanlık anlayışlarında öne çıkan hususlar nelerdir?

S-400 ve SU-35

S-400 konusunda Rusya ile 2. anlaşma olacak mı? Türkiye Rusya'da SU-35 av uçağı alacak mı? Bu

Lübnan Çöktü

4 Ağustos günü akşam saatlerinde Lübnan'ın başkenti ve can damarı Beyrut'ta meydana gelen patlama ile liman

Türkiye’nin Gri Bölge Planı

Türkiye'nin Gri Bölge Faaliyetleri konusundaki ilk çalışmasıdır. Milli Güvenlik, Uluslararası İlişkiler ve Politika alanında günümüzde yanlış