Açık Semalar Sonuçsuz

304 Tıklama
7 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD Açık Semalar Antlaşması’nı sonlandırdı. Peşinden bugün itibarı ile Rusya da bu antlaşmadan çekilme sürecini başlatma kararı aldı. Nedenleri ve sonuçları bakımından bu konuya göz atalım.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) coğrafyasında güven ve güvenlik artırıcı önlemler çerçevesinde öngörülen ve 1992’de imzaya açılan Açık Semalar Antlaşması (ASA) askeri faaliyetlerde şeffaflığı teşvik etmek, silah kontrolünü ve diğer anlaşmaları gözlemlemeyi kolaylaştırmak amacıyla silahsız keşif uçuşlarına izin vermekteydi. Başta Rusya ve ABD olmak üzere, aralarında Türkiye’nin de yer aldığı, toplam 34 ülke bu antlaşmayı imzalamıştı.

Donald Trump yönetimi 22 Mayıs 2020’de ASA’dan çekileceğini ilan etmişti. Trump, Rusya sorumluluklarını yerine getirene kadar Açık Semalar Anlaşması’ndan çekileceğiz, demişti. Antlaşmanın sonlanması için 6 aylık sürenin geçmesi gerekmekteydi. ABD için bu süre 22 Kasım 2020’de dolmuş ve böylelikle antlaşmanın tarafı olmaktan çıkmış oldu. Demek ki ABD’ye göre Rusya ASA yükümlülüklerin yerine getirmemişti. 

Bu görevlerde bir plan gereği daha önceden haber verilmiş bir biçimde, silahsız keşif uçakları seçtikleri askeri üs ve kolaylıkların üstünden uçmakta, karşılıklı askeri gözlemcilerle yerden de gözlemlerini yapmakta ve sonuçta rapor vermekteydiler. 

ABD ve Rusya özellikle nükleer silahlanmayı sınırlandırmak ve tehdidi azaltmak amacıyla bir dizi çalışmalar içine girmişlerdi. Zamanla bu çabalar tersine döndü. ABD, 1987’de Rusya ile aralarında vardıkları Orta Menzilli Kuvvet Antlaşması’nı (INF: 500-5.500 km menzilli füzeler), yine Trump zamanında antlaşmayı yenilemeyerek 2 Ağustos 2019 tarihinde sonlandırmıştı. INF Antlaşması özellikle Avrupa kıtasının güvenliği bakımından önemliydi. Buradaki temel sebep olarak ABD’nin iddiası, Rusya’nın antlaşmaya uymadığı yeni nükleer harp başlıkları ve atma vasıtaları imal ettiği ve bunları Doğu Avrupa ve Baltık’a intikal ettirdikleri şeklindeki bilgilere dayanmaktaydı.

ABD, 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından “şer ekseni” olarak nitelendirdiği ülkelerden gelebilecek hava saldırılarına karşı savunma sistemlerini güçlendirmek istediği gerekçesiyle Anti Balistik Füze (ABM) Anlaşması’ndan çekildi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2007 yılında yaptığı açıklamada, Orta Menzilli Kuvvet (INF) Anlaşması’nın artık çıkarlarına hizmet etmediğini söylemişti. ABD’li yetkililer Rusya’nın anlaşmayı ihlal ettiğini öne sürüyorlardı. NATO’nun genişlemesinden kaygı duyan Moskova, 2008 yılında Gürcistan’da yaşanan savaşın ardından Kafkasya’ya ve bir süre sonra da Kaliningrad’a kısa menzilli İskender Füzeleri’ni yerleştirmişti. 2014 yılında Barack Obama, karadan ateşlenen bir füze test ettiğini öne sürmüştü. Ancak özellikle Avrupalı müttefiklerinin baskısıyla INF’den çekilme yönünde bir adım atmamıştı. ABD, NATO tarafından SSC-8 olarak adlandırılan Rusya’nın yeni orta menzilli Novator 9M729 füzesinin anlaşmayı ihlal ettiğini savunuyordu. Rusya yeni geliştirdiği bu füzeler hakkında fazla bir bilgi paylaşmıyor, ancak anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını da reddediyordu.

Trump Stratejik Nükleer Silah Antlaşması olan START’ı da yenilemeyeceğini açıklamıştı. Bunun süresinin bu yıl doluyor. Bakalım Joe Biden bu konuda ne yapacak?

Trump yönetimi INF Antlaşması sonlanınca ve START’ı yenilemeyeceğini ifade edince, ASA’ya da gerek kalmadığını değerlendirdi. Dolayısıyla ABD ve Rusya, bu silahsızlanma ve güven artırıcı önlemlerinde bulunma faaliyetlerini durdurunca, diğer ülkeler için de antlaşmanın bir anlamı kalmamış oldu. Zira ana aktörler Rusya ve ABD, ana tehdit ise kitle imha silahları idi.

Görüldüğü üzere güven vermeyen bir süreç içine girildi. Silahlanma, konvansiyonel veya nükleer olmak üzere, bütünüyle tehdit oluşturmaya başladı. Bir yönüyle Avrupa’nın güvenliği bütünüyle tartışmalı bir hal aldı, ama aslında küresel denklemler değişmiş oldu. Silahlanmada ana aktörlerin arasına ABD ve Rusya’dan sonra Çin de girince her şey sil baştan hesaplanmaya başladı. Bütün bu gelişmeler güvenlik alanında çok kutuplu veya belirsiz diyebileceğimiz bir dönemi işaret eder oldu.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Tehdit Algısında Değişim

DİĞER YAZI

Türkiye’nin Sınır Ötesi Operasyonları

Güvenlik 'ın son yazıları

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.

11 Eylül’ü Hatırlamak

11 Eylül 2001’deki terör eylemi nedeniyle hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle anıyorum.Ancak şu da var, Uzun