Küresel Tehdit Algısında Değişim

Okuyucu

Konu hepimizi ilgilendiren ve zamanın ruhunu yakalamak açısından değer taşıyor. Aslında sadece tehdit kavramı çerçevesinde değil, jeopolitik, stratejik, ekonomik, politik ve teknolojik alanlarda öne çıkan esaslı konuları, jeo-ekonomiyi, dijital asimetriyi, griliği ve yeni ittifak anlayışını bir bütün halinde okuyacaksınız.

Neyle ilgileniyoruz? Bu dünyadan tam giderken bir bilge gelse ve “Artık gidiyorsun, gitmeden önce sormak istedim, ne öğrendin,” diye sorsa ne cevap vereceğiz? Kısır tartışmaları ve güçlük sorunları anlatmak bize yetecek mi? Küresel ısınma hem bizler hem de çocuklarımız için çok önemsememiz gereken bir durum yaratmış, koronavirüs pandemisi sağlık kadar sosyo-ekonomik açılardan da karamsarlaşmamıza yetecek her türlü sorunu karşımıza dikmişken ve ABD-Çin kutuplaşması yeni bir soğuk savaşın fitilini ateşlemişken, dağ gibi büyüyen sorunların kaynağını ve seyrini takip etmek ve neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamak adına çaba göstermek varken, bakın şu medyaya, hatta sosyal medya mecralarına, nelerle uğraşıyoruz biz? Yapılanlara politika desem, değil! Günü kurtaracağız desem, asla olmaz! Tatmin için desem, asla!.. Tehditler, bizleri meşgul eden parametreler, zamanın icapları gereği imkanlar, sorunlar ve kurallar değişiyorken neyin peşinde koşturuyoruz biz?

Tehditler 

Kitle imha silahları, çatışma yöntemleri ve unsurları değişiyor. Covid-19 belki de biyolojik silah değildi, ama şunu anladık, laboratuvarlarda bu tip ajanlar var ve geliştirilebiliyor, hem de genetik formatları gereği belli kesimlere etkili olabilecek şekilde. Daha ne diyebiliriz ki?

Nükleer silahlar ve atma vasıtaları yenileniyor, yenileri üretiliyor ve dünya yeni bir kâbus dönemine doğru ilerliyor! Nükleer terörden daha fazla bahsedilir olmaya başlandı, bu alanda ciddi bir kontrol sorunu var.

Peki düşman kim? Size örtülü faaliyetlerle etki eden sinsi bir düşmanınız varsa bunu görebilecek misiniz, önlem alabilecek misiniz? Gri Bölge Operasyonları, dolaylı baskılar, yaptırımlar veya cezalandırmalar uygulanıyor.

Yarın karşınıza eli silahlı robotlar dikilecek. Suriye’de DAEŞ terör örgütü başı Bağdadi karşısındaki köpek, o Başkan Trump’tan madalya alan kurt köpeği değildi. O mağarada patlayan, Bağdadi’yi şoke eden köpek, geçenlerde Noel gecesi ekranlar karşısında dans eden robot köpek cinsindendi. Bunu kaçırmış olmanız mümkündür. Robotlar şimdi havada, karada, denizde, kentlerde, iş yerlerinizde…

Çin, İpek Yolu, Kuşak Yol İnisiyatifi ve Dijital İpek Yolu projeleriyle uğraşıyor, ABD bunları engellemekle meşgul. Kolaylık dediğimiz işler kavga konusu sanki! Bana ne bundan diyemiyoruz, günümüze etki eden bir sürü etkisi var bütün bu dev konuların. Etkileri ülke sınırlarımızın güvenliğine kasteden başka endikasyonlara bile sebep olabiliyor. Sınıra asker gönderiyoruz, boşa değil bütün bunlar.

Elimizde akıllı telefon var, hem hizmet alıyoruz, işimizi görüyoruz, korkunç kolaylık, hem devletin vergi toplama aracı, hem başka şirketlerin kişiye özel uygulayabildiği reklam aracı, ekonomiyle alakalı bir ajan, hem de güvenlik bilgilerimizi toplayan bir görevli. Kimden, nereden, ne zaman tehdit geleceğini bile, siber saldırılara önlem almak için çok emin duvarlara sahip biri, bütün bu sanallıkta rahatça yaşayanımız var mı? Bazen oyun mu sahici mi, gerçek mi yaratılmış gerçek mi, simülasyon mu esas mı, iyi mi kötü mü, anlayamıyoruz değil mi?

Peki, bütün bunları bir Alman vatandaşı veya Hintli bizden daha iyi seçebiliyorsa, bireysel ve toplumsal olarak daha belirgin şekilde tavır takınabiliyorsa, bizden daha bilinçliyse, bu fark bizim için önemsiz mi? Bu dünyanın merkezi bizim olduğumuz yer mi?

Jeo-ekonomi

Jeo-ekonomi diye bir konu var ve biz bunun neresindeyiz? Yeni güç odakları var, ülkeli, ülkesiz, hukuki, hukuksuz… Bütün bu yeni tip güç odakları coğrafyalara hükmeden tertipler içerisinde ve bizim haberimiz yok, olur mu böyle bir şey? Jeo-ekonomik stratejiler devreye konmuş, haberimiz yok. 

Günümüzde belli devletlerin ve ekonomilerinin idaresinin büyük güçler tarafından yapılabiliyor, kapasitesi sınırlı ve diğerine göre daha az güçlü olanların, güçsüzlerin, kırılgan özelliktekilerin direnci kırılıyor. Yaptırımlar, stratejik etkiler, standartlarla yüklenenler, düzenleyici otoriteler, tedarik zincirini yönetenler, teknolojilere hükmedenler, ticareti yönlendirenler, yatırımları coğrafyalara göre istedikleri biçimde gerçekleştirenler, ekonomik milliyetçiliği körükleyenler, küreselleşme üzerinden çıkar elde edenler, Covid-19 ve karbon salınımı gibi küresel sorunları fırsata dönüştürenler, jeopolitik sonuç peşinde koşanlar, verileri stratejik amaçlar için kullananlar… Bütün bunlar jeo-ekonomi içindeki tartışmalarla ilgili, düşünmemiz gerekiyor. 

Dijital Asimetri

Devletlerin halkıyla ve diğer devletlerle işi var, etki ağlarının ise karşı etki ağlarla… Yeni ağ sistemlerinin uzanabileceği yerler nereleri, imkanlar neler? Biliyor muyuz, müdahale edebiliyor muyuz? Hani silahlı çatışma alanında asimetrik tehditleri ve etkileri hesaba katanımız çok, ama dijital alandaki asimetriyi kimler biliyor, kendi irademizle hangimiz hangi mevkide konumlanabiliyor? Bırakın birey ve kurumları, yoksa devletlerin büyük kısmı bile dijital asimetrinin içinde kaybolmuş halde mi? Söyledim ya, Gri Bölge Operasyonları diye, sadece topla, tüfekle olmuyor bu tür operasyonlar; her şekilde, hukukla, ekonomiyle, diplomasiyle, hatta dijital yöntemlerle uygulanıyor; uygulanıyor da ya haberimiz oluyor ya da olmuyor, ya direnmek mümkün ya da başından kaybetmeye mahkûmiyet, dünya böyle oldu işte!

Grilik

Biliyor musunuz, ülkemizde Gri Bölge konusunu ilk ve tek ele alan, bu konuda teorik yaklaşımlar sunan bir ben varım, utanıyorum. Neden ABD, Çin ve Rusya başta olmak üzere küresel aktörler en az üç yıldır bu konuda kendine yöntem farklılığı yaratmak için çaba sarf ediyorken ülkece bu konuda bir kelime bile sarf edemedik? Ha, şunu biliyorum, okuyup öğrenenler yarın çıkacaklar ve herkesten çok konuşacaklar… Gerçi en fazla konu edilenlerin başında kişisel veri güvenliği ve fikri mülkiyet konuları. ABD bile Çin ile bu konuda sorun yaşıyor, bana mı kaldı!

Son dönemde devletlerin hamlelerini boşa çıkaracak çok alan yaratıldı. Bunlardan bir kısmı bilinen usulleri değiştirerek, bazıları ise yeni. Dijital konular yeni. Zira IV. Sanayi Devrimi’nin uygulama ve gereçleri sisteme yeni girdi. Ama uluslararası hukukun bir hukuksuzluk yaratması işi bilinen bir konudur, zaman, zemine uyduruldu desem olur. Kamu hukuku konusu da benzer özellikler taşımaktadır. Devlet dışı aktörlerin sahaya sürülme biçimleri değiştirildi. Mülteciler, siber güvenlik, uluslararası halk sağlığı ve uzayda rekabet ve çatışma riskleri gereği yeni usuller geliştirildi.

İttifaklar

Bizim nesil ilk NATO ve Varşova Paktı konularını öğrendi, ittifak meselesini iyi bilir. Ama şimdinin ittifakları çok kutuplu, katmanlı, duruma ve konuya göre değişiklik gösteren cinsten, gel de çık işin içinden. Diplomasi buna göre değişti, bu da önemli bir konu.

Şimdilik dünyada kilit stratejik bölgelerindeki Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik bölgeleri. ABD, Çin, Rusya ve Küresel Güçler stratejik meseleler için bu kilit coğrafyalarla farklı yaklaşma biçimleriyle ilgilenmekteler. Yaklaşmalar gruplar halinde, bazen bir ülkeden ama faklı kesimlerle olabilmekte. Örneğin ABD, bir ülkedeki muhalefet cephesiyle birlikte hareket ederek veya sadece iktidardakileri kullanarak, başka bir ülkeye karşı yaklaşma yöntemi bulabiliyor, ittifaklar bu şekilde farklılaşabiliyor. Bu kaygan zeminde uluslararası kurumlar etkisizmişçesine görünebiliyor.

Teknoloji 

Eklemeli üretim, yapay zekâ, makine öğrenimi ve blok zincir ile dünya başka bir tehdit algısına doğru sürüklenmekte, fark etmişsinizdir. Hatta Çin’in blok zincir teknolojisi ve uygulamayı yaygınlaştırma çabasını ABD tehdit listesine ekledi bile, neden dersiniz? Bilmemiz gereken, yarın hamleyi ilk kim yapacak, kime ve nereye uygulayacak, bunu kestirmek zor oluyor. Şu kadarını söyleyeyim, Çin’in bu alandaki bileşenlerle ABD’den daha ileri adımlar atacağı varsayılıyor ve planlar buna göre yapılıyor. Öyleyse bizlerin de bir planı olmalı, değil mi?

Sonuç

Başta sorduğum gibi, neyle ilgileniyoruz? Sonunda şöyle diyeceğinizi bekliyorum: Evet ama ben ne yapabilirim ki? Mesele de bu ya! Herkesin kendine göre yapabileceği vardır, bilinçlenmek en önemli adımdır, başka ülkelerin insanları biliyor ve adımlarını buna göre atıyor, ama bizler işin başındayken vurdumduymaz davranışlar sergiliyorsak, işte bu olmaz!

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

ABD’nin İran Operasyonu mu?

DİĞER YAZI

Açık Semalar Sonuçsuz

Güvenlik 'ın son yazıları

Açık Semalar Sonuçsuz

ABD Açık Semalar Antlaşması'nı sonlandırdı. Peşinden bugün itibarı ile Rusya da bu antlaşmadan çekilme sürecini başlatma

Küresel Çatışma Eğilimleri

ABD ve Çin arasındaki rekabeti 2030-2050 yılları itibarıyla incelersek mevcut ve gelişecek eğilimlerin etkisiyle küresel kurgunun

Yeniden NATO

ABD, İngiltere ve Almanya "Yeniden NATO" dedi! Bu konunun etraflıca irdelenmesi gerekiyor. Küresel savunma ve güvenlik