ankarada-teror-eylemi
Ankara'da Terör Eylemi

Ankara’da Terör Eylemi

18 Şubat 2016
Okuyucu

Ankara’daki vahim saldırı sonucunda vefat eden kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine sabır, yaralılara da Milletçe acil şifalar diliyoruz. Terör eyleminde Ankara’nın ve askeri konvoyun değil, tüm Türkiye’nin hedef alındığı bilinmektedir. Buna karşılık bir insani suç olduğu çok iyi bilinen terör hadisesiyle ve buna sebep olanlarla yılmaksızın sürdürülen mücadelede asla geri adım atılmayacağı da malumdur. Ancak yukarıdan aşağı tüm görevliler imkan ve kabiliyetlerini ve neler yapılıp yapılmadığını bir kez daha gözden geçirmelidirler, bu sorumluk gereği önemli bir vazifedir.

“17 Şubat” saldırısı olarak anılabilecek bu terör eyleminin müsebbibi çok kısa bir süre içinde tespit edildi. Eylemin YPG mensubu Salih Necar (Suriye, 1992) tarafından gerçekleştirdiği bilgisi bizzat Başbakan Davutoğlu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildi.

Başbakan, olaya ilişkin 9 kişinin gözaltına alındığını (gözaltı sayısı daha sonraki açıklamalarla 14 kişiyi buldu, artacağı beklenmektedir) ve soruşturmanın devam ettiğini bildirdi. Bu eylemle ilgili tüm somut bilgi ve belgelerin Dışişleri Bakanlığı kanalıyla ilgili ülke temsilcilerine aktarılacağını, PYD-YPG tarafından bu terör eyleminin ne şekilde gerçekleştiğinin gözler önüne serileceğini açıkladı. Başbakan içe ve dışa yönelik önemli mesajlar verdi. PKK ve YPG’ye karşı misliyle mukabelede bulunmaya devam edileceğini hatırlattı. Davutoğlu YPG’ye verilen destekten dolayı Suriye’yi doğrudan sorumlu tuttu, Rusya’nın bu terör gruplarına verdiği desteği kesmesi gerektiğini ifade etti.

Bu eylemden sonra Rusya, ABD, NATO, AB, BM, Almanya, Yunanistan, Fransa ve Azerbaycan başta olmak üzere çok ülke ve uluslararası kuruluş terörü kınama mesajları gönderdi. ABD sözcüsü Türkiye’nin yanında olduklarını açıkladı. Dış basın saldırıdaki planlamaya ve zamanlamaya dikkat çekti.

Konu ile ilgili olarak iç siyasi aktörler temel olarak istihbarat zafiyetine dikkat çekmektedirler. Gelişmelerin tümünden hükümeti sorumlu tutan türden görüşleri ileri sürenler de olmaktadır. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Ülke iyi yönetilmiyor,” eleştirisini yaptı. Halk siyasilere, “Bizi bu işten kurtarın artık,” şeklinde mesajlar veriyor. Daha sonraki günlerde iş daha ilginç hale geldi ve terörün YPG tarafından değil, PKK’ya bağlı bir unsur tarafından yapıldığı iddia edildi. Eğer bu şekilde bir bilgi doğrulanırsa Türkiye adına büyük bir itibar kaybı söz konusu!

Resmi yetkililerin iddialarını dikkate alalım… Bu son Ankara terör saldırısı uluslararası alanda tartışma konusu olan Türkiye’nin YPG hassasiyeti üzerine gösterdiği haklı tutumu doğrular mahiyettedir. Bilindiği gibi Kuzey Suriye’de Azez bölgesi başta olmak üzere Halep koridorundaki bölgeye Türk topçusunun gerçekleştirdiği sınır ötesi atışların bazı çevrelerce sonlandırılması istenmektedir. Cenevre’de toplanan Suriye barış görüşmelerine PYD’nin bir terör örgütü olduğu nedenle katılmaması gerektiğini savunması başta ABD olmak üzere çok ülke tarafından eleştirilmektedir. Halen Türkiye’nin önemli müttefikleri PYD’nin bir terör örgütü olup olmadığını tartışmaktadır. Eğer bu terör olayı müttefikleri ikna eder ise PYD terör örgütü kabul edilecek mi, cevabı kısa zaman sonra belli olacak bir soru olarak karşımızdadır, ikna etmez ise durum farklılaşabilir.

Türkiye savaş istememektedir. Terörü ise hiç istememektedir. Eğer teröristler belli amaçları kendileri ile ilgilenilmesini istiyorlar ise işin doğası gereği böyle bir konuda Türkiye’nin tek başına mücadelesi eksik kalabilir, bu uluslararası bir çaba ile ele alınması gerekmektedir. Bu açıdan ülkelerin tutumları önemlidir. Taziyeler gelip geçicidir, insanlık adına bu mücadelede kararlı bir tutum sergilemek daha önemlidir.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

turk-topcusu-pyd-guclerini-hedef-aldi
ÖNCEKİ YAZI

Türk Topçusu PYD Güçlerini Hedef Aldı

islam-devleti-ve-libya
DİĞER YAZI

“İslam Devleti” ve Libya

Güvenlik 'ın son yazıları

193 views

Etki Ajanlığı Yasası

Bu çağda, etki ajanlarına karşı önlem almak ve ülke yararına çalışanların eline mücadele etmek adına imkan vermek gibi konularda aksi düşünülebilir mi? Bu gerekli, ülke güvenliği açısından yerinde bir hamle. En azında caydırıcılık çok önemli. Ajanlar ve etki ajanları öyle cirit atmasınlar... Gerekli önlemleri ve bu kapsamda belli yasal düzenleme imkanlarını yaratalım. Her türlü tehdit var. Onları caydıralım, caydırıcı nitelikte ülkenin somut eylemleri olsun. Türkiye'de istihbarat hizmetleri 2014'dan itibaren iyi bir seyirle gelişiyor. İlk olarak operasyon yapma imkanı oldu. Kötü mü? Operasyonel İstihbarat gayet başarılı. Teröristler ve bölgemizdeki hasım ülkeler bunu görüyorlar, dikkatleri çekildi. Şimdi de bu tür ilave yasalar olsun isterim. Doğru adım! Elbette ben bu konuyu istihbarat açısından ele alacağım, uzmanlığım bu yönde. Hukuk konusu ayrı.
85 views

Yeni Üstünlük Mücadelesi ve Savunma Anlayışı

Temel konumuz silahlanma ve polemoloji olacak. Bu alanda yeni anlayışları irdeleyeceğiz. Genel savunma ve silahlanma politikalarına, büyük güçlerin aldıkları pozisyonlara, örnek olarak ABD'nin savunma yöntemine ve son olarak yeni üstünlük mücadelesi kavramlarına değineceğim. Bahsedeceğim yeni üstünlük mücadelesi terimleri neler? Oyun değiştiricilik, sistemlerin sistemi mimarisi, otonom kor sistemler, tam baskılama veya üstünlük kurma (dominasyon), bütün yönleriyle nüfuz etme (penetrasyon), istihbaratın penetrasyonu ve caydırıcılık için silahlanmak, olacak. Bunları neyle yapabilirsiniz? Bu makalede size ipuçlarını vermiş olacağım.
80 views

Otonom Orduların Tartışması

Teknoloji geliştikçe otonom sistemler cephede yerlerini alıyorlar. Kara, hava, siber-uzay, deniz, derin ve geniş cepheler... Bu konu başka ülkelerde hem askeri hem sivil, çeşitli uzmanlarca tartışılıyorken, Türkiye'de henüz o noktaya gelinemedi. Savaşın bilim ve sanatı yönüyle ben size özgün bir tartışma başlatmak isterim.
115 views

İsrail’in İran Saldırısı ve Polemolojik Analizi

19 Nisan gecesi İsrail, İran-İsfahan'daki bir askeri hedefi vurdu. Önce alınan bilgiler ve geliş yöntemleri doğru mu yanlış mı tartışıldı. Ancak, olağanüstü denebilecek türden yeni bir süreçle ilgilendiğimiz gayet açıktı. Ben sizlere bir askeri analiz yaparak, eldeki bilgileri de kullanmak suretiyle, bazı poüemolojik sonuçlar çıkarıp sunmak istiyorum.
163 views

İran Yine İsrail’e mi Çalıştı?

1 Nisan'da İsrail, İran'ın Şam elçiliğine saldırdı. 13 Nisan'da İran, İsrail'e günü-saati belli bir misilleme operasyonu yaptı, adı: Operation True Promise! 15 Nisan itibariyle durumu gözden geçirelim.
DÖNBAŞA

Okumadan Geçme