islam-devleti-ve-libya
“İslam Devleti” ve Libya

“İslam Devleti” ve Libya

437 Tıklama
13 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Adını önce Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD/ISIS) koydular. Ama dünyanın her yerine yayıldılar. Hâlâ aynı isimle mi bakılıyor bu örgüte? Hayır, adını değiştirdiler. Yakın zamanda adı (her ne kadar bizler kabul etmesek de) sadece “İslam Devleti” (IS) oldu. Buradan bazı şeyleri anlamamız gerekiyor. Bizim liderlerimiz, diplomatlarımız ve politikacılarımız da DAEŞ/DAİŞ gibi söylemleri bıraksınlar artık, konuya doğru noktadan baksınlar, gerekirse kendi tanımlarını getirsinler. Başkalarının ağzıyla konuşulursa iş çok başka yerlere varıyor.

Son günlerde Türk basınında IS gündemden düştü veya düşürüldü. Yayılma evresinde de ondan! Dünya basını bu konuyu bırakmışa benzemiyor, raporluyor. Çünkü özellikle Batı devletleri tehdidin artarak devam ettiğini düşünüyor. Diğer yandan ABD stratejik bombardıman uçakları Irak’taki IS hedeflerini vuruyor ama bunlar pek duyulmayan konular gibi görülüyor. Irak ve Suriye harekat alanındaki çabalar devam ediyor. Bu alanda IS kontrolündeki topraklar azaldı, militan sayısı azaldı ve süreç devam ediyor. Bu konuda önemli gelişme ne? IS’in Libya’ya yerleşme çabası.

Lütfen şimdi açıklamalara dikkatlice okuyun:

“… Derna’nın IS’e bağlanmasının ardından üç üst düzey IS komutanı, Ebu Habib el-Cazravi, Ebu Baraa el-Azadi ve Ebu Nabil El-Anbari Libya’yı organize etmek için deniz yoluyla Eylül 2014’te Derna’ya ulaştı… 18 Şubat 2015’te Sirte’ye giren 200-400 kişiden oluşan bir IS birliği, 60 bin nüfuslu kentin kontrolünü ele aldı. Havaalanı, tren yolu, limanı, askeri hava üssü ve geniş petrol havzalarına sahip savunmasız Sirte, IS’in yeni üssü haline geldi… Şehrin kontrolünü alan IS, kabileler arası anlaşmazlıklarda arabuluculuk yapıyor, kendi hukukuyla işlem yapıyor. İhtiyaç sahibi ailelere maddi yardım yapılıyor ve çocuklara okul gereçleri de dağıtılıyor. Sirte’de IS’e katılan gruplar arasındaki en önemlisi ise Kaddafi’nin Kadhadfa kabilesidir. Hz. Muhammed’in kayınpederinin soyundan gelen Musa al-Kazem’in mensubu olduğu bu kabile, Sirte’yi kontrol ediyor. IS’in sıradaki hedefi ise Akdeniz kıyısı boyunca yayılmak. IS’in kıyı kentleri Ez Zaviye, Bingazi, Ecdebiya, Sabratha ve daha önce ele geçirilen Derna’da saldırılarına devam ediyor… Orta Asya’dan Balkanlar’a, Ortadoğu’dan Orta ve Kuzey Afrika’ya uzanan bir ‘Şeriat Devleti’ kurmayı hedefleyen IS için, Libya konumu ve ekonomik değerleri bakımından çok değerlidir. Kaddafi döneminde yıllık 30 ile 45 milyar dolar arasında petrol geliri olan Libya’da Kaddafi döneminde depolanmış çok geniş bir silah stoku bulunuyor. Libya’nın Avrupa’ya olan yakınlığı ise hem savaşçılarını kıtaya geçirmek için bir avantaj, hem de insan kaçakçılığı ekonomisi yaratıyor. İsrail merkezli Meir Amit ve Terörizm İstihbaratı Merkezi’nin raporuna göre, Arap ve Orta Afrika ülkelerinden gelen mültecilerin Avrupa’ya geçişinden yıllık 255-333 milyon dolar arası bir ekonomik kapasite oluşturuyor. IS bu organize suç gruplarını bir gelir kaynağı olarak görüp kendine bağladı. ABD merkezli Soufan Group’un Ocak ayında yayınladığı rapora göre de, hem El-Kaide hem de IS Libya’yı güvenli bir liman olarak kullanıyor… Raporlara göre, Libya’da kalıcı olmak isteyen IS, katılacaklarla beraber yeni bir savaşçı kuşağı yetiştirme kararlılığı içindedir. Askeri eğitim kamplarına sahip, yerel halka bildiri dağıtan örgüt, bir ‘İslam Devleti Bölgesinden Haberler’ adıyla gazete yayımlıyor… IS’ın Libya’daki asker sayısı ikiye katlanarak 6.500’e çıktı. IS’in Libya’daki yeni askerlerine ayda 1.000 Dolar maaş ödediğine dair bilgiler var. Tunus basınına göre, Arap Baharı’nın en başarılı temsilcisi olarak gösterilen ancak ciddi bir ekonomik krizle boğuşan Tunus’tan 1.000-1.500 genç Libya’daki IS’e katıldı. Nijerya’da aktif olan ve IS’e biat eden Boko Haram terör örgütünden 1.000’den fazla militan da IS’e katılmak için Libya’ya geçti. IS, Libya’da ilk kez kadınları ‘Cihatçı Gelinler’ adıyla intihar bombacısı olarak yetiştiriyor. .

Bu anlatımların kaynağını vermiyorum, internette bile bulabilirsiniz, çünkü amaç bu, kaynaklar tarafından bulmanız isteniyor. Yukarıdaki ifadelerin sözcülerini değil de kaynağını siz düşünün. Aslında yazının içinden de bir kısmıyla çıkarabilirsiniz.

Benim bu tür haber değil de bilgilendirmelerden anlamadığım şudur: Biliyordunuz da neden engellemediniz? Bahsettiğiniz isimleri yakalamak zor muydu? Kaddafi’yi öldürdükten sonra Sirte kenti elinize geçti, neden orayı IS’e teslim ettiniz? Müslümanlar’ın Peygamberi’nin adını kimler ve neden bu işe karıştırıyor? Bu bir din savaşı mı? Amaç ne? Siz de benim gibi mi düşünüyorsunuz? Bu bilgileri kimler ve ne amaçla servis ediyor dersiniz? Bütün bunlar olmuyor veya yanlıştır demiyorum; bir hedefleme ve kolaylaştırma olgusu var. Bu cepheden bakılırsa durum çok farklı… Peki, yeni dünyanın post-modern terör örgütü bu ise yarın Türkiye ne yapacak?

Neden Libya? Çok sebebi var ve yukarıda açıklanıyor. Askeri strateji açısından çok önemli bir mevki. Demek ki IS’in veya akıl hocası her kim ise bir hayli mahirmiş, düşünüldüğünde Libya’nın seçilmesi boşuna değilmiş.

Libya’da Kaddafi zamanından kalma gömülü çok silah ve mühimmat var. Batı’nın silahtan arındırdığı Kaddafi’nin memleketi Sirte’de böylesi bir örgüte direnç gösterebilecek herhangi bir güç de mevcut değil. Libya’da bu örgüte katılım büyük oranda artabilir, sempatizan da çok. IS, petrol konusunu Irak ve Suriye’de çok iyi öğrendi ve şimdi Libya petrolü onlar için leb-i derya, önemli para kaynağı. Kuzey Afrika’nın bu bölgenin aşağı coğrafyasında ulaşılması güç geniş çöl var. Buradan itibaren kontrolü zor olan diğer bölge ülkelerine ulaşmaları mümkün ve bunların her biri onlar için yeni yayılma alanları, sempatizan deposu hüviyetindeki ülkeler. Peki, kuzey ne durumda, yani Avrupa? Eğer Akdeniz yeterince kontrol edilemez ise, ki en yakın zamanda Suriyeli mültecilerden görüldüğü üzere bazı noktalarda güçlükler var, Afrika’dan Güney Avrupa sahillerine IŞİD geçişinde bir artış olacağa benziyor. Bu bir göçmen geçişi içinde de, doğrudan eylemci şeklinde de olabilir. IS’in teknolojiyi, sosyal ağları, medyayı kullanma biçimi ve sadece Müslüman değil, diğer ülkelerden de eleman temin ettiği düşünülürse, tersine hareket de kendilerine yararlı olabilecektir. Bu durumda IS, Avrupa kapısını Libya üzerinden rahat aralar ise Fransa’da görülen tipte eylemler için çok daha fazla tehdit söz konusudur. Bu kez değil Avrupa, tüm dünya istim üstünde; bu tehdit ile baş edebilecek yeni formüller aramalıdır. Medeni dünyaya yerleşen terör örgütleri buralarda çöldekinden daha fazla şey öğreneceklerinden dolayı tehdit alanları da genişleyecektir. Belki de yeni tehdit türleri arayacaklardır. Unutmayalım ki Avrupa’daki serbest dolaşım imkanları bu tarz yapılar için önemli bir elastikiyet sunmaktadır.

Konuları hassasiyetle ele alanlar bu konuyu atladılar mı? Haber siteleri rapor üreten istihbarat örgütlerinin yayıncılığını mı yapıyorlar? Türk basını da böyle mi çalışıyor? Neden Hz. Muhammed’in adı IŞİD/ISIS/DAEŞ ile yan yana getirildi? Bu görmezden gelinecek bir konu mudur?

Özellikle Saddam ve Kaddafi gibi diktatörlerin sonrasında dünya çok başka bir yapıya dönüştü. İlginç! 11 Eylül sonrasında Amerikalılar buna Uzun Savaş demişlerdi, daha da sürecek herhalde! Avrupa dertli, bu durumda daha da dertli olacağa benziyor. İsrail’in sesi ise pek çıkmıyor.

Ve son soru: Bütün bunlardan sonra kim/kimler kaybeder dersiniz?

(Görsel: rt.com)

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Ankara’da Terör Eylemi

DİĞER YAZI

PKK, Türkiye ve NATO Çerçevesinde Çözüm Nerede?

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.