Tag archive

Batı

Küresel Silahlanma Dinamikleri ve Türkiye

Politika

Önemli bir dönemeçten geçiliyor. Türkiye aynı anda birçok sorunu çözmekle ilgileniyor. Soruyu şöyle soralım; uluslararası ilişkiler ve güvenlik boyutunda yaşanan sorunların temelinde ne olabilir? Konuya bu genel bir soru ile bakılırsa kendimizi uzun vadeli küresel bir tartışma alanında bulacağız. İşte şimdi sizlerle bunu tartışacağız. Biraz teorik biraz pratik, konuyu etraflıca ele alacağız. Soğuk Savaş biteli yıllar oldu. Francis Fukuyama’nın “Tarihin Sonu” dediğinden bu yana çeyrek asır geçti. Henüz barış gelmedi! Bunca olandan sonra şu sonuca vardım; demek ki insanlık barış istemiyor. İnsanlık daha ziyade zenginlikten, tartışmadan, çatışmadan, içinde terörün de olduğu savaşlardan yana. Belki insanlığın doğası böylesi bir işleve göre gelişmiş. Belki de bu kapitalizmle özdeş bir konudur. Çeyrek asırda önce “tek kutuplu” bir sürece girdik ve “Yeni Dünya Düzeni” sözlerini çokça tekrarladık. Tarihte iki büyük sayısız küçük savaş yaptık, buna rağmen akıllanmadık, bugün dahi birbirimizi düşman göstererek bu yolla çıkar elde yarışı içindeyiz. Eğer değişen bir şey yoksa, geriye oyunu kuralına göre oynamaktan başka çare kalmıyor.

DEVAMINI OKUYUN

Konsensüs ve İleri Demokrasi

Politika
hasar goren tbmm

Hiç şüphesiz 15 Temmuz girişimi esnasında siyasilerin aldıkları tavırlar darbeyi önleyen etkenlerin başında gelmiştir. Başbakan doğru bir zamanlama ve açıklama ile rehberlik etmiştir, Cumhurbaşkanı cesurca çıkışlar yapmıştır, bütün bunlarda demokrasi ve milletin duruma sahip çıkması çağrıları vardır. Millet en büyük paya sahiptir. Adeta duruma el koymuştur. Millet Meclisi direnmiş, kararlılık göstermiştir. O saatlerde TBMM’de çalışan partililer bombalar patlarken masalarında oturarak Gazi Meclis’e layık birer vekil olmuşlardır. Demokrasi adına basının olumlu rolü yadsınamaz. Bu platformun imkanları ile siyasiler kendini ifade etme imkanı bulmuşlardır. Cuntacılar darbe girişimi esnasında MHP ve CHP’yi aramışlar ama reddedilmeleri ile hedeflerinden önemli ölçüde uzaklaşmışlardır. Demokrasinin tuğlaları olan sivil toplum kuruluşları (STK) birer birer bu anlayışın yerleşmesine katkıda bulunmaktadırlar. Bütün bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasiyi tam olarak hazmetmesi, bir dönem çok partili döneme girmesiyle değil, şimdi, bu darbe girişimi olayında bizzat inisiyatifi ele alması ile birlikte gerçekleştiği söylenebilir.

DEVAMINI OKUYUN

Küresel FETÖ Okulları ve Geleceği

Politika
Nijerya'da Hizmet'e ait okul

İngiltere eski Başbakanı Tony Blair ile Pensilvanya’da yaşayan ve terör örgütü başı olduğu iddiasıyla hakkında davaları süren Fethullah Gülen aynı işi mi yapıyor? Bir dönem Hizmet Okulları ismiyle anılmış (örgüttür)  ve halen üzerinde tartışılan kurumlar küresel anlamda nedir, ne değildir, gelecekleri ne olacak, bu soruları cevaplayacağız.

DEVAMINI OKUYUN

Kristal Vazo

Toplum

Bir anlığına bütüncül ve daha önemlisi yansız bir bakış açısı ile politik gündem ve kritik tartışmalar konusu üzerine yoğunlaşalım. Bakın ilk akla gelenler neler olacak? Tartışma kültürü en temel şekilde demokrasilerde, entelektüel alanlarda, bilim ve sanatta bir erdemlilik ölçütüdür. Şartlarına riayet edildi ise tartışma gereklidir, değilse bir kavgadan öte değildir. Tartışmanın bir seviyesi, amacı, muhatabı, süreci vardır ve bütünüyle insana özgü olgun bir davranış olarak sürdürülür. Eğer tartışma başka amaçların elde edilmesinde bir araç halinde kullanılıyor ise bunun değeri ve hedefi başka şekillerde ele alınmalıdır. Bu ve benzeri teorik yaklaşımları başlangıçta aklımızda tutalım isterim. Ama biz daha çok uygulamaya bakacağız.

DEVAMINI OKUYUN

Dağlık Karabağ Sorunu ve Kafkas Denklemi

Diplomasi

Azerbaycan ve Ermenistan arasında uzun süreden beri devam eden Dağlık Karabağ sorunu hakkında bir sarı ışık yanmış bulunuyor. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı İdaresi Dış İlişkiler Şube Müdürü ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı Novruz Memmedov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan’ın 20 Haziran 2016 tarihinde St. Petersburg’da gerçekleştirdiği Dağlık Karabağ toplantısının sonuçları hakkında bilgi verdi. Azerbaycan ve Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’da aşamalı çözüm için prensip bir anlaşmaya vardıklarını açıkladı. Memmedov, “Aşamalı çözüm ise şöyledir: Birinci aşama, işgal altındaki 5 ilin Ermenistan ordusunca tahliyesi. İkinci aşama, Dağlık Karabağ ve Ermenistan arasındaki iki ilin tahliyesi. Üçüncü aşama, bir koridorun belirlenmesi. Dördüncü aşama, Dağlık Karabağ’ın statüsünün belirlenmesi. Taraflar bu yönde prensip anlaşmasına vardı,” şeklinde açıklama yaptı. Bu gelişmeyi doğru okumak gerekiyor. Gelin diğer bilgilerle birlikte genel bir çerçeve çizelim:

DEVAMINI OKUYUN

Amerika ve Ortadoğu’da Terör Karşılaştırması

Güvenlik

Bu yazı bize yeni tip kavramları tartışmaya açıyor: “Yerindeki Terör”, “Etkisindeki Terör”. Son kısa dönemin terör eylemleri ve etkileri bakımından meydana gelen farklarını kısaca gözden geçirelim. Şu soruyu soralım; terör ayrışıyor mu?

DEVAMINI OKUYUN

Partizanlık, Partililik ve İleri Demokrasi Formülü

Politika

Ülke ve toplum bağlamında yapıcı olmak, süre alan yapısal konuları doğru inşa etmek önemlidir. Demokrasilerde parti, seçim ve irade beyanı esastır. Bunu hakkınca yapmak gerekir, güven telkin etmek, bireysel ve kısa süreli çabalara değil, sisteme ve işletimine inanmak gerekir. Bu çerçevede genel bir partizanlık eleştirisini yapalım, en sonda ileri, tam, asıl (virtual) demokrasi için şablon kendiliğinden ortaya çıkacaktır. Türkiye için aranan konu da budur.

DEVAMINI OKUYUN

Bugünkü Politika Algısı ve Derin Sorular: Nasıl Dik Duracağız?

Politika

Basit bir yazı yazacağım: Bugünkü Türkiye’nin küresel vizyonuna ve iktidara ideoloji alt tabanı üzerine bir yazı. Size gerçekçi bir dik duruş için hatırlatmalar yapacağım. Nasıl mı? “Derin” televizyon programlarına ve “dip” köşe yazılarına bakın, “sırlar” veren kitapları okuyun, dünya literatürünün “binyılcılık” (millennialism) olarak bildiği konu bugün Türkiye’ye örülmüş durumda. Binyılcılığın karşılığını kültürümüzde Dar-ül Harp tanımında bulabiliriz. Başta bazı okullar, kurslar, dernekler veya eski usul inanç merkezleri tarafından genç kuşakların eğitimleri de bu yönde yapılmakta. Buna dönük bir toplum yaratılmakta. Bu toplum bazı şeylere açık, bazı şeylere kapalı, adı belli bir ideolojiyle yürütülen bir mücadelede.

DEVAMINI OKUYUN

Terörizmin Psikolojisi

Toplum

Nasıl teknoloji insanlığa aitse terörizm de öyledir; birincisi çoğu kere yararlı, ikincisi ise tamamen kötü bir konu. Ama bu kötülüğün sahibi insanlık ise, kesim çözüm bulması mümkün olmadığına göre en aza indirmenin yollarını bulmalıdır. Bu ancak ortak iradeyle olur. İyi de öncelikle sebepleri iyi belirginleştirmek gerekir. İşte tam bu noktada insanın yarattığı bu kötü olgunun psikolojik yönlerini doğru kavramak gerekiyor. Önce çok başka bir konudan başlayalım: Kanibalizm, yani yamyamlık. Bu da insanlığın bir konusu, değil mi? Yamyamlık ile cinsellik arasında bağlantı kuran Sigmund Freud yemek ve sevişmenin birbirinden ayrılmayan iki faaliyet olduğunu iddia etmektedir. Freud, cinsel eylemin gerisinde bir başkasının gücünü (iktidarını) sahiplenmek duygusunun olduğunu söylemektedir. Bu görüşlerini desteklemek için “totem aşaması” kavramını örnek göstermektedir. Totem aşamasında klan olan kardeşleriyle bir araya gelerek sembolik babalarını öldürdüklerini ve onların etlerini yediklerini vurgular. Freud’a göre, erkek kardeşler totemi babanın cinsel gücüne sahip olmak için gerçekleştirmektedirler. Freud’a göre yamyamlıktan güç kazanmanın temelinde yatan güdü cinselliktir. Antropolog Richard E. Leakey ise benzer bağlamda kanibalizmin açlığın giderilmesine yönelik olmadığını, gerçekte tinsel ve büyüsel nedenlerden kaynaklandığını savunmaktadır. Bana göre insan psikolojisinde bu ilksel ve doğal ögeler zamanla evrim göstermektedir. Zamanın baskısına göre tepkisel bağlamda fakat farklı açılardan, Freud’un benzetmesinde olduğu gibi söylersek, kötülük totemleştirilir. Ben bugün terörü inanç bağlamında gerçekleştirilen terörü bu şekilde açıklıyorum. Terör, kanibalizm değil ama sonuçta insan halet-i ruhiyesiyle doğal bağı olan, sosyal, ekonomik, politik vs. çevresel ve dönemsel şartlardan etkilenen ve bazen tetiklenen kötü ve yine insana zarar veren bir davranıştır. Her şeyin başında konuya bu şekilde bakmakta yarar görmekteyim. Bu konu üzerine yakın zamanda Scientific American dergisinde bir inceleme yayımlandı. “Terörizmin Psikolojisi Özel Raporu”[1] adı ile yayımlanan inceleme bize bazı yeni bulguları ve önerileri sunuyor. Sosyal psikologlar Stephen D. Reicher ve S. Alexander Haslam’ın açıklamalarına göre “cihatçı terörist” (onlar İslami Terörist diyorlar,) olarak işaret edilebilecek kesimler çok dikkatle incelenmeliler. Canlı-intihar tipi bombalama eylemlerinden geniş kesimli katılımlara varana dek bu tür aşırılık içinde olanların psikolojileri incelenmiş ve bu kişilerin birer “psikopat” veya “sadist” olmadıkları anlaşılmıştır. Bu psikologlar yakın dönemde 30 bin kadar katılımcıyı bir çırpıda bünyesine katabilen bu kesimin korku salmak dışında bir konu yarattığını düşünmektedirler. Bu kesimin kendi içlerinde bile olsa bir övgüyü hakketmeleri, itibar görmeleri ve (kendilerine ait) adalete inanmaları farklı bir bakış açısını işaret eder nitelikte gösterilmektedir. Fikrimce bu tepkisel şekilde ortaya çıkan ama psikolojik tatmin olma biçimiyle yakın ilgili olan terörizm insana ait (Freud’un benzetmesiyle) totemleştirdiği bir davranış biçimidir ve bundan dolayı inanç temaları ile yakın bağı vardır. Hemen her inanç…

DEVAMINI OKUYUN

Yobazlaşmanın Yeni Hali

Toplum

Konuşunca yeterince anlaşabileceğimizi zannediyoruz. Ama toplum genelinde büyük bir anlaşma sorunu yaşıyoruz. Dil, anlamak, kavramak, emin olmak, güvenmek için anlaşma sürecinin proseslerinin tamamlanması şarttır. Salt konuşmak, ses çıkarmak, sembolleşmek yeterli değildir. Yeterince anlaşmak için önce bilmek ve sonra karşı tarafa yeterince hazmetme süresi vermek gerekir. Çünkü istemli veya istemsiz çok proses yürür; bilmek gerekir. Biz ne yapıyoruz? Çok aceleciyiz ve geçip gidiyoruz; aman dikkat: İnsanız, bir milletiz, kültürümüz de var, sakın bozmayalım, yobazlaşmayalım! Elbette konu felsefi değerde ve biraz da teknik konudur. Ben bu konuyu Muttakilik sitemde “Dilin Kökeninden Posthegemonik Atmosfere İnsan Etkileşimi” başlığıyla yayımladım. Ama gerçekten önemli gördüğüm için burada da belli bir ölçekte işlemek istedim. Zira retoriği dahi tartamayacak bir süreçteyiz ve kendimizi kötü hissetme evresinde gibiyiz. Endişeler yaygınlaşıyor ve zihinsel bölünmeler, kopmalar yaşanıyor. Yine yobazlaşıyoruz, hem de yeni türetilen haller içinde…

DEVAMINI OKUYUN

DÖN BAŞA