Küresel Kapitalizm

Okuyucu

Tarihi bir akışla daha ziyade Batılı sermaye ve kültürün hakimiyetiyle beraber küresel kapitalizm nasıl gelişme göstermekte, bu konuyu açıklayalım. Benim bir taraf olmam söz konusu değildir, burada yapmak istediğim; bütüncül sorulara cevap verebilmek, 2050’ler şeklinde öngördüğüm geleceğe nasıl bakılması gerektiğini kapsayıcı bir açıklama getirmek ve zaman içinde yeterince tartışılmamış bazı kavramları sizlere bu çerçeve içinde sunmaktır.

Başta iki noktayı ifade edeyim, yazarlar kapitalizmin sonu ve diğer taraftan post-kapitalizm gibi çeşitli fikirleri ileri sürmektedirler. Küresel kapitalizm bütün bu tartışmaları kapsar mahiyettedir. Yapılan tartışmalardan özellikle değişimin çıktıları ve gösterilen tepkiler yönleriyle yararlı gördüğüm birçok nokta bulduğunu söylemeliyim. Bu makalede kendi argümanım, kapitalizm kendini yeniden tanımlamakta şeklindedir. İkinci nokta, iklim krizi gibi çok büyük bir konuda dünyanın odaklanması henüz mümkün oldu, bazı ülkeler somut ilerlemelerini zaten 2040’larda gerçekleştirebilecek görünüyor, o halde ben bu konuyu tartışma dışında bırakıyorum ve sadece adından bahsedeceğim. Olur ya, bu konu insanlığın (veya sözünü ettiğim sermaye güçlerinin) kontrol edemediği seviyelere aniden seyredecek olursa, haliyle ortaya çıkacak tablo daha başka olacaktır. Bu güçlü bir senaryo çalışması yapılmasını gerektirir konudur.

Venedikli Marco Polo 12. Asır başlarında Doğu’ya, Çin diyarına gittiğinde aklında birçok konu taşımaktaydı, hepsine misyon deyip özetlemiş olalım. O günün şartlarında Marco’nun misyonu çok önemliydi; dünyanın diğer yarısını keşfetmek, şeklindeydi. 

Avrupalı denizcilerin dünya coğrafyasında sistemli biçimde yeni ticaret menzillerine ulaşması 14. Asırda gelişti ve sonuçları alınmaya başlandı. Neler bunlar? Altın, ticaret, banka, döviz, kambiyo gibi zenginliğe dönük faaliyet alanları. 

Avrupa’nın Aydınlanma’sı 18. Asırda başladı. Karşı karşıya getirilen ve etkilenen meseleler çok farklı şekilde açıklanabilir, ama özetle akılcılık (rasyonalizm) öne çıkmaya başladı diyebiliriz. 

Isaac Newton’nun fizik kuramlarının etkisi şuraya ulaştı; Birinci Sanayi Devrimi. Buharın etkisiyle üretim, tüketim, sanayi, ticaret, askeri vasıtalar, her şey farklılaştı. Dönemin bilim ve teknolojisi ile zenginlik ve güç beraberinde gelişti. Birleşik Krallık dünyanın her yerindeydi, her kültüre uygun şekilde yönetme becerisini ve politikaları geliştirdi. Dünyanın her coğrafyasında Birleşik Krallık’ın kaşifleri başta kömür, sonraki zamanlarda petrol aradılar, enerjiye, başka ifadeyle güce hükmettiler. 

Avrupa sermayesinin Yeni Dünya’da yeni güç merkezini inşa etmesi 20. Asırda oldu. Nedir bu? Federal Reserve (Fed) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD). Modern kurumsal yapılar inşa edildi. Bunlar: Birleşmiş Milletler (BM), Kuzey Atlantik Paktı (NATO), Dünya Bankası (WB), Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ticaret Merkezi (WTC)… Sermaye ve bunun işletildiği sistem ABD’de iken Avrupa’da büyük savaşlar çıktı, ideolojiler serpildi. Savaşlar, aşırı güç sürtünmelerinin ve ortaya çıkan enerjiyle birlikte, yeni gelişme performansının üretildiği kritik zaman periyotlarıdır. Kapitalizm dünyanın her yerine bir şekilde nüfuz edecek ve yerleşecek gücü buldu. Birinci ve İkinci Dünya Savaşları büyük ölçüde Avrupa’da etkisini gösteriyorken, sermaye Birleşik Devletler’de emniyetle sistemleşti.

Güçlenen yeni dünya sermayesi kendi hakimiyetini perçinlemek adına enternasyonalizm hedefini ileri sürdü. Sanayi devrimleri peşi sıra geldi: Elektrik ile İkinci Sanayi Devrimi, elektronik ile Üçüncü Sanayi Devrimi. Newton fiziği başka arayışları beraberinde getirdi: Einstein fiziği, Feynman fiziği… Bütün bunlar 20. Asrın profilini belirledi. Atom parçalandı. Sonra atomun parçalanması kontrol altına alındı, enerjiden sağlığa alanlar gelişti. Bu kaosun kontrol edilmesi anlamına geldi. Kaosun kontrolü güç mücadelesinde çok başka alanların geliştirilmesine cesaret verdi. Politika ve diplomasi değişti, dünyanın her yerine akıllı güç ile nüfuz etme imkânı bulundu. İmal edilen sadece nükleer bir bomba değildi, beraberinde kuantum fiziği geliştirildi. Enigma bir makineydi, şifre çözdü, sonra kod yazılımlarına kadar evrim gösterilen sanal dünya ortaya çıktı. Bilgisayar, internet ve web servis geliştirildi. Bilgi değer üretmeye başladı. İnsanlığın para aracı gelişmelerin etkisiyle çok büyük değerlemelere karşılık geldi. Zenginlik kendi sisteminin arayışına girişti.

Zenginlik küreselleşti: Globalizm! Bilim ve teknolojik, ekonomik küreselleşme berberinde sosyo-kültürel ve politik küreselleşmeyi getirdi. Güçlenen sermaye kapalı sistem halindeki Çin’i hatırladı. Marco’nun misyonu devreye kondu. Henry Kissinger kolları sıvadı. Komünist Mao Zedong’un gelişen dünyaya monte olma zamanı gelmişti. Sermaye ve teknoloji kaynağı Batı’dan gelecek, diğer bütün kaynaklar (emek, enerji, vs.) yerelden alınacak ve kalabalık nüfuslu Çin bir üretim üssüne dönüştürülecekti. 

Bunun denemeleri yapılmıştı, Birleşik Krallık sömürgeleri ve Birleşik Devletler’in Dünya Savaşı’nda ve sonrasında kurulan düzendeki ortakları üst üsteydi; bir ülkenin nasıl üretim üssüne dönüştürülebileceğini iyi bilmekteydi. Sistemli biçimde Deng Xiaoping zamanında Çin’e görev etraflıca verildi. Küresel büyüme motorunun çarkları hızla döndürüldü. Yerküredeki Afrika kıtasının önemli bir kısmı, Kutup Bölgeleri, gibi bakir ve zor alanlar hariç büyük ölçüde ekonomiye köprü olacak yolların inşası tekrar harekete geçirildi. Uzay ve derin uzay insanlığın kullanım alanına alındı. Yeni bilimsel ve teknolojik atılımlarla beraber uzay çalışmaları öne çıkarıldı. Küresel sermaye ileri adımlarını ve hedeflerini kendi vizyonuna dayalı kurguladı. Bundan böyle enternasyonalizmin diğer adı globalizm oldu. Globalizm sadece ekonomi alanıyla açıklanmanın ötesine geçti. Her yönüyle insanlığı yönetmek demek oldu.

Küreselleşme, Bilgi Çağı, büyük sermayenin doyma noktasına gelmesi, kuantum fiziği aklı, kaosun kontrolü, siber teknolojiler, gibi araçlarla gelişmiş bilgisayar ve internet ağ (network) teknolojileri, yani sanal dünya beraberinde Dördüncü Sanayi Devrimi’ni getirdi. Bu her şeyin, anlayışların, değerlerin standartları, politikaların, hatta insanın değişmesi demekti! Bundan böyle asıl mesele gerekli olan Doğal Uyumlanma Dönemi’nin atlatılmasına dönüştü.

Küreselleşmenin tamamlanması yolunda ilerlenirken ara engeller aşılmalıydı. Yerkürede ve hatta insanın yerleştiği her yerde geçerli tek bir para sistemiyle engelsiz büyümenin ve yeni küresel sistemin kontrol edilmesinin gerekli olduğu bir dönem başlatıldı. Bu değişimin küresel zorunluluklarla da açıklandığı fırsatlar oluştu: Küresel finans krizi, küresel koronavirüs pandemisi, küresel iklim krizi, küresel terör tehdidi, küresel tedarik zincirleri, gibi önemli etkiler. 

Doğaldır ki, eldeki finans araçlarıyla yakalanabilecek büyümenin bir sınırı vardı, buna bir yenilik getirilmesi zorunluluğu vardı. Arayış sistemli küresel yapının kontrolündeki yeni tür bir finans aracına dayalı, yeni küresel büyüme perspektifinin ortaya atılmasını gerektirdi. Sistemin bütünüyle çalışması için kurumsal yapıların uyumlu olması sağlanmalıydı.

Aslında bu Batı motivasyonlu insanlığın gelişmesiydi. Bu motivasyon bugünlerde başat güçlerin politikacıları tarafından, Batı tipi kapitalizm ve Batı tipi demokrasi şeklinde açıklandı. Halen Batı dünyasına (Kuzey Amerika, Avrupa, Anglospher toplulukları, Anglospher’e sömürgelik yapmış coğrafyalarda) karşı duran alanlar ve güçler düşman (rakip) olarak belirlendi. Rusya Oligarşik kapitalizm, Çin ise Devlet kapitalizmi ile Batı tipi kapitalizmine karşı olduklarını, bir bedel ödemeden globalizm çatısına kolay boyun eğmeyeceklerini ifade etmekteler. Halen dünya, tartışma, savaş, rekabet, güç mücadelesi, her nasıl isimlendirirseniz, bu büyük pazarlık evresi içerisindedir. 

Aslında gidilecek yolun sonunun, hepsinin toplamının açıklaması belliydi: Küresel Kapitalizm. Bu değişim altında neler var? Birincisi, sermaye (kapital) kodlandığı anda (ki olmaya başladı) kendini emniyete alacaktır. İkincisi, gerekli büyük sürtünme şartları oluşturulmalıdır. Dünya Savaşları tecrübeye dayanarak, büyük (aşırı ve kapsamlı) sürtünmeden yeni bir enerji çıkacak, bu yeni ve büyük sıçramanın doğal basamağı olacaktır. 2019’dan bugüne dünya sahnesinde yaşanan bütün önemli olayları bu cepheden değerlendirmek gerekir. Formül şu: Kapital emniyete alınınca büyük sürtünme periyodunu müteakiben büyük sıçrama.

ABD yeni ittifak ve ortaklıklar doktrinini uygulamaya koydu. G7, AB, NATO, AUKUS, QUAD. NATO yeni hedeflerini 2019 ve 2021’de açıkladı, 2030 vizyonu bellidir. Şöyle: Globalist bir hedef (Kuzey Kutbu, uzay, siber alan, Çin hedef alanında). Fintech çalışmalarının uygulamaları denemeleri ve sistemleşme çalışmaları sürmektedir. Küresel finans, pandemi, iklim, terör krizlerine çözümler önerilmekte ve bunlara bağlı yeşil teknolojilerin ve sosyo-ekonomik yapıların kurulması, küresel tedarik zincirleri ve ticaret ve finansmanı, gibi alanlarda standartların belirlenmesi çalışmaları sürmektedir. 

Kısa ve orta vadeli cari konular var, akıllar karışmasın diye kısaca değineyim. Batı sisteminin Oligarşik kapitalist Rusya ile rekabetinde ortaya çıkan bir konudan söz edeyim. NATO ve Avrupa Birliği genişliyor, öyle değil mi? Her ne kadar Kırım işgali sürse de gerçek ne? Ukrayna, Batı’ya monte oldu bile, prosedürler sürüyor. Öte yandan Gürcistan ve sırada Ermenistan var. Başka ülke alanlarını da bu bağlamda ele almanız mümkündür. Peşinden baskılar, birkaç yıldır daha belirgin olan Belarus hattında artabilir. Buradan itibaren oligarşide direnen kesimler ikna olabilirler. Kendisi için tehlikeli gördüğü bu gidişata karşı Rusya, Çin ile anlaşma yolunu seçti. Ancak Çin gerekli büyük sürtünmenin ana konusudur!

Batı sisteminin asıl çözmesi gereken denklem Devlet kapitalizmini savunan Çin hakkındadır. Xi Jinping Çin’in planlarını belirginleştirdi: Hedef 2049. Komünist Parti, Xi’ye ömür boyu başkanlık yapma imkânı verdi. Bu demek oluyor ki Çin, 2049 hedefini tamamlayana dek Batı sisteminin karşısında duran Çin lideri Xi Jinping olacak. (Burada ara hedef dilimlerini açıklayayım: Made in China 2025’in tamamlanması. 2027’de Çin Ordusunun birinci aşama modernizasyonunu tamamlaması. Askeri yeteneklerinin akıllı savaş için bir sistemler sistemi içinde ağa bağlanacak biçimde modernizasyonu. Yine 2027’de Çin’in Tayvan’a askeri müdahale için kendini hazır hissetmesi. ABD’nin Pasifik’teki bütün önlemleriyle bunu caydıracak hamlelerini geliştirmesi. Bu sürede ABD’nin Rusya’yı baskılaması 2030’lara kadardır. 2030’da Çin’in bine varan sayıda nükleer savaş başlığına sahip olması. 2035’te China Standarts 2035’in tamamlanması. 2049’da Çin Ordusu’nun son aşamada dünya standartlarında tam modernizasyonunu ve Büyük Gençleşme Stratejisi’ni tamamlaması.)

Bu durumda Batı ile Çin’in küresel kapitalizm pazarlıkları en azından 2049’a kadar devam edecekken, aynı zamanda bu rekabetin getirdiği büyük sürtünmenin küresel sistemin tamamlanmasına yarayacak şekilde yönetilmesi (kaotik şartların yönetilmesi) ve geliştirilmek istenen sosyo-ekonomik performanstan yararlanılması temin edilecektir. Bütün bunlarla ilgili olarak, sıçrama zamanı içinde kim, ne yapacak ve kazanacak diye bakmak gerekir. Cevap: Küresel kapitalizm, insanın olduğu alanlarda tüm kılcal damarlara nüfuz edecek ve güçlenecek, kazananlar ise bu çatı altındakiler olacaktır. Parayla ilgisi olmayanlar, bu tür gelişmeleri önemsemeyenler ve kendilerine göre bu hususlardan memnun olmayanlar ise küresel kapitalistlerin karşı tarafında konumlanacaklardır. Bu yeni düzenin tartışması bu cepheler arasında gelişecektir.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Küresel Neoliberal Tartışmalar ve Bireyin Konumu

DİĞER YAZI

2021’de Politika ve Savunma

Politika 'ın son yazıları