Akıllı Güç

352 Tıklama
23 Dakikalık Okuma
Okuyucu

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power) bahsini ve sonra anlaşıldı ki Sert Güç (Hard Power) kadar etkili. 2021 yılı itibarıyla işbaşına gelen ABD Başkanı Joe Biden Yönetimi açıkladı, bu yöntemlerin her ikisinin de toplamı anlamına gelen Akıllı Güç (Smart Power) ile hasımlarına üstünlük sağlayacaklar. Bakıyoruz bu tarz girişimler arttı. Bu itibarla konuya dikkat çekmek isterim, mademki konu Akıllı Güç, o halde neden bunun gereklerini analiz etmiyoruz? Hatta ülkemize yansıyan örneklerini bu cepheden değerlendirmiyoruz?

Ülkemizde Akıllı Güç başlığı altında bir tartışma yapılmıyor. Bunun yerine, alışılagelen, genel geçer yaklaşımlarla, niyet ve duygu yüklü hamaset kokan iddialarla tartışmalar yapılıyor. Hem uzmanlar dahi bu kanalda kalarak konuşuyorlar…

Şimdi diyecek ki Uluslararası İlişkiler öğrencileri, biz bunu biliyoruz. Onların bildikleri çerçeve şu çerçevede: CSIS, Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi, Akıllı Güç’ü tanımladı: “Güçlü bir ordu gereklidir. Ancak aynı zamanda ABD’nin nüfuzunu genişletmek ve eyleminin meşruiyetini tesis etmek için her seviyedeki ittifaklara, ortaklıklara ve kurumlara büyük yatırım yapan bir yaklaşım da gereklidir.”

İlk olarak Nye, terörizmle mücadelenin Akıllı Güç Stratejisi gerektirdiğini savundu. Konu o dönem Taliban idi. Nye’ye göre, Taliban hükümetinin kalbini ve zihnini değiştirmek için sadece Yumuşak Güç kaynaklarını kullanmak yetmeyecekti. İlave olarak bir Sert Güç bileşeni gerekliydi. Bu örnekleme konunun temelini işaret etti. Ancak örnek ve uygulama, sadece küresel terör örgütlerinin bir ülkeyi ele geçirmesi modelindeki böylesi bir tehdide karşı tasarlandı. 

Bugün (2021 itibarıyla) Joe Biden “otoriter rejimleri” hedef alan Akıllı Güç uygulamasından bahsediyor. Demek ki öğrencilerin bilmediği konu, bugün!

Beyaz Saray’da bir dönem Afrika işlerinden sorumlu kişi Chester A. Crocker Akıllı Güç’ü şöyle tanımlanmaktadır: “Akıllı Güç, diplomasinin stratejik kullanımını, ikna etmeyi, kapasite geliştirmeyi, güç ve etkinin maliyetini ve neticede etkin bir biçimde siyasi ve sosyal meşruiyete sahip yollarla yapılan projeksiyonunu içerir.” 

Bu yaklaşımları aklımızda tutalım. Şimdi gelelim benim açıklamalarıma. Ben her güncel değerlendirmemde Dördüncü Sanayi Devrimi hatırlatmasını yapıyorum, burada da etkilerini düşünün derim.

Soğuk Savaş’tan hemen sonra ABD, bölgemizde Saddam’a karşı harekâtına başladı. Irak’a iki savaş açtı, 1991 ve 2003 yıllarında. Her ikisinde de Sert Güç unsuru olarak kendi ordusunu cepheye sürdü. Nye, Yumuşak Güç konusunu ve sonra küresel terörle mücadelede Akıllı Güç’ün olması gerektiğini açıkladı. Fiilde biz neyi gördük, ABD çatışma alanlarından tedricen askeri birliklerini çekmeye başladı, bunun yerine silahlı güç ihtiyacını karşılayacak şekilde vekilleri devreye koyma yolunu seçti. Örneğin şu an Suriye’de Vekalet Savaşı uygulanıyor. Afganistan için de ABD arayış içerisindedir. Ancak bugünün teorisi Akıllı Güç ile tarif edildiğine göre karma bir yaklaşımın söz konusu olacağı açıktır. Karma diyorum, silahlı gücü tarif ederken ABD Savunma Bakanlığı’na ilave, sahadaki silahlı dinamiklerin de devreye konabildiği bir durumu anlamamız gerektiği dönemdeyiz, öğrencilerin aklı karışmasın.

O halde Akıllı Güç ile ilgili olarak ne söylemeliyiz? Aklımıza gelenleri listeleyelim:

Mevcut konvansiyonel ve kitle imha silahlarına dayalı envanterler geliştirilecektir ve bunlarla “caydırıcı” olma imkanları sürdürülecektir. Artık silahlı kuvvetlerin teknolojik olanlarını düşünmemiz gerekir. Sıfır Kayıplı Savaş’a uygun harp silah ve vasıtalarını daha fazla sahada görmemiz söz konusudur. Bu sadece havada değil, denizde ve karada da aynı şekilde kullanılacak robotik silah sistem ve platformlarını işaret eder. Otonom harekât yapabilen bu sistemler “akıllı” bir çatışma anlayışının ateş gücünü oluşturur. 

Siber Savaş metotları günümüzde kendine büyük bir alan açmıştır. Bu konuyu geniş perspektifle tarif edersek, öncelikle bilgisayar kültüründen, bilgi teknolojisi ve sanal gerçeklik ile ilgili veya bu kültürün karakteristiğinden söz etmemiz gerekmektedir. Çok yakın zaman içinde bütünüyle kuantum sistemlerinin devreye gireceği ve halen geniş bir yelpazede yapay zekanın kullanıldığı bir zaman diliminde olduğumuzu bilmemiz gerekiyor. Bunların Milli Güç Unsurları olarak işaret edilebilecek; askeri, sosyal, siyasal, ekonomik, iletişim, ulaştırma, biyografi, bilim ve teknolojik her bir alanda uygulaması vardır, bağlı bir şekilde sahaya yansıtılan teknikler ve konseptler de güncellenmektedir.

Bu ne demek? Yapılan siyasal seçimleriniz artık bir baskı altında gerçekleşecek demektir. ABD’nin 2016 ve 2020 seçimlerinde Rusya etkisi olması bunun kanıtıdır. Demek ki ABD gerekli tedbirleri geliştirirken, aynı zamanda bunu silah olarak da kullanacaktır. Bu örnekten başlamak suretiyle konuyu geliştirin, yukarıda sıraladığımız o Milli Güç Unsurlarının her biri için yeni örnekler oluşturun. Ancak en bilineni sosyal yaşamımızın baskılanması konusu öyle değil mi? Siber yöntemlerle algı yönetimi rahatlıkla yapılabilmektedir. 

En bilineni siber taarruzlar konusudur. Binlerce mil uzaktan bir tuşa basarak örneğin elektrik güç santralinizin devre dışı bırakılması mümkün olabildiğine göre, artık buraya bir bomba atılmasına gerek dahi kalmayacak demektir. Fiziki bir bomba atmak belki en son işlem olabilir.

Uzaya şebekeler kurulmaktadır. Yerdeki her türlü bilgi buradan kontrol edilmeye başlanmış, daha da artacaktır. Kapasite yönetimi uzayda olacaktır. Savaş uzaya çıkmıştır, amaç UFO’lar değil, dünyanın kontrolüdür. Uzay Savaşı kinetik, kinetik olmayan, elektronik ve siber silahlarla gerçekleştirilmek üzere tasarlanmaktadır.

Bir başka örnek, bugün evinizde internet kanalıyla seyrettiğiniz film sistemleri nasıl çalışıyor? Sizin tercihleriniz yönlendiriliyor. Seçtiklerinizden size olan öneriler düzenleniyor. Pazarlama stratejisi buna bağlı belirleniyor. Ama bir de şu var, toplumların tercihlerine dayalı ana temalar kümelendiriliyor ve bu kümelere bağlı makine yazılımı senaryolar belirleniyor. Buradan hareketle film çevrilip yeniden beğeninize sunuluyor. Bu sürekli oluyor, beğeniniz zorlanırken, hayal kaynaklı senaryolar sizi değiştiriyor aslında, sanal bir dünyada beyniniz farklılaşıyor. 

Bu fikri ve uygulamayı siyasal, sosyal ve ekonomik bütünlük halinde genişletin. Bireylerden alınan verilerle yine bireylere ve toplumlara dönük her türlü ürün ve algı geliştirilebilmektedir. Ne var bunda, denecektir. İşte bu tür konulardan yola çıkarak, örneğin bir ülke lideri derse ki, gri alandaki bir ülkenin şu tür özelliklere sahip grubunun günlük seçimlerini etkileyerek kendi otoritelerine karşı ayaklanmaları gerektiği fikrini bilinç altlarına yerleştirin şeklinde, bu mümkün olabilmektedir.

Uluslararası politika ve diplomaside Akıllı Güç nasıl kullanılacak? Şuradan başlayalım, ABD ve Çin bugün hangi konularda savaşıyor? Askerî açıdan güç gösterisinde bulunmalarını ve silahlanma programlarını bir yere koyalım. Siber alanda ve uzayda kıyasıya bir rekabet var. Ticaret Savaşı belli şekillerde uygulandı, uygulanıyor. Biden Yönetimi, Hong Kong, Tayvan ve Uygur Özerk Bölgesi hakkında “demokrasi, insan hakları ve özgürlük” bağlamındaki temalarını ortaya sürdü bile. Çin, kuantum ve 5G altyapılarında gelişim içinde. ABD bunları engelleme ve geciktirme çabasına girdi. Çin, İpek Yolu ile nüfuz alanını güçlendiriyorken ABD bunun önüne geçmek istiyor ve diğer yandan kendi adımlarını atıyor. Bu bakımdan değişik coğrafyalarda liman kolaylıkları, taşımacılık ve sigortacılık şirketleri, kanal, geçit ve geniş ölçekte deniz yollarının kontrolü için rekabet alabildiğine arttı. Diğer yandan kıyasıya Siber Savaş, İstihbarat Savaşı ve Hukuk Savaşı oluyor. Bütün bunlar ve benzerleri olurken ABD ve Çin karşılıklı olarak politik ve diplomatik açıklamalarda bulunuyorlar ve yaptırımda bulunuyorlar. İki küresel rakip olan ABD ve Çin ölçeğindeki konular bunlar.  

Şimdi bakın ABD gibi küresel bir gücün Orta Doğu bölgesinde politika ve diplomasi bakımından neleri yapabileceğine. Bu bölgede ABD’nin küresel rakipleri her coğrafyada olduğu gibi Çin ve Rusya’dır. Orta Doğu’da bölgesel rakipleri var, bir de yereller. Örneğin İran bölgesel rakip konumunda bir ülke. Tam da bu noktada Joe Biden Yönetimi İran ile olan ilişkilerini düzenlerken neyi hesaba katmak zorunda? Yukarıda saydığım parametrelerle ve uygulamalarla birlikte düşünürsek, ABD’nin İran’a yapabilecekleri Çin ve Rusya’nın yaptıklarına dayalı olarak belirlenecek adımlara ve yöntemlere bağlı geliştirilecektir. 

Demek ki politika ve diplomasi alanlarında atılacak adımları belirlerken geçmişte olduğu gibi bugün de “akıllı” olunması gereken ilk konu “denge ve nüfuz artırımı” olmaktadır. Çünkü “güncellenen güç kapasitesi” yine kendine göre bir denge ve nüfuz imkânı oluşturmaktadır. Bu noktada Biden Yönetimi politik çizgide ortak bir tarif belirlemiştir: Otoriterliğe karşı olmak. ABD her bir diplomasi faaliyetinde ülkeleri, toplulukları ve liderleri tarif ederken demokratik olup olmadığını işaret etmektedir. 

İşte bu noktada demokrasi gibi Yumuşak Güç ifadesi ile Vekalet Savaşı, Siber Savaş, İstihbarat Savaşı vs. yöntemleri birlikte bir Eylem Planı’nı oluşturmaktadır. Liderlere doğrudan “psikolojik baskı” uygulamakta, ancak bunun için diplomasi kadar “medya yönlendirmeleri”ni de devrede tutmaktadır. Diyelim Rusya lideri Putin’e bir yandan “otoriter” ve “katil” derken, diğer yandan Ukrayna sınırında müttefiklerini de bir güç halinde kullanarak NATO tatbikatı gerekçesiyle askeri yığınaklanma yapmaktadır. 

Sonra ne yapılır? Her iki taraf çıtayı yükseltir, ABD ve Rusya birlikte nükleer silahlarını ve atma vasıtalarını işaret ederler. Ama neticede konu nereye getirilir, caydırmak! Dengeleme sınırları, yani bu örnekteki caydırma ölçütü, yükseltilerek karşı tarafa üstünlük sağlanmış olur. Hangi taraf cayacak, göreceğiz ama bu durum Donald Trump zamanında yapılmıyorken, hatta Putin’e alan açan politikalar sürdürülmüşken, bu dönemde Biden tarafından güç kapasitesi kullanılarak uygulanıyor olması söz konusudur. İşte bir Akıllı Güç Politikası örneği.

Bu örnekten hareketle Türkiye ve ABD ilişkilerini de açıklamak mümkündür. Bu başka bir inceleme konusu. Ama Biden ne dedi? “Türkiye’de iktidarı darbeyle değil, muhalefetle değiştireceğim. Doğu Akdeniz’de doğalgaz arattırmayacağım…” Öyleyse açıklamalara buradan başlayıp ilerletmekte bir yanlış olmayacaktır.

Politika ve diplomasi alanlarında “akıllı” olunması gereken ikinci konu “zaman ve kaynak yönetimi” ile açıklanmaktadır. Yine “güncellenen güç kapasitesi” kendine göre bir zaman ve kaynak yönetimi alanı açmaktadır. ABD’nin kaynak potansiyeli, kurulu düzenleri daha çok ABD dolarının erişimine ve gücüne endekslidir. Rezerv para birimi dolar ve bunu yöneten Federal Reserve, Fed politikaları ABD’nin aynı zamanda bir silahıdır. Bu silahını zaman yönetimiyle buluşturarak Akıllı Güç unsuru olarak kullanan ABD, rakiplerine alan bırakmayacak ve hatta gittikleri yoldan döndürecek türden imkân sağlar ve bu kabiliyet en önemli argümanların başında gelir.

Akıllı Güç en sistemli biçimde ABD tarafından uygulanmaktadır. Buradaki tartışmalar bu konunun altını doldurur mahiyette olmaktadır. Bu bakışla ABD, Akıllı Güç meselesinin çeşitli yeni yönlerini araştırıyor. Örneğin, hukukun düzenlenmesi, mevcut teşkillerle yenilerinin düzenlemesi zorlukları, bu alanda atılan adımların finansmanı ve küresel stratejik iletişim yöntem ve kanallarının oluşturulması. Demek ki öğrenilecek daha çok konu var.

Benim geçenlerde yazdığım Gölge Savaşı içerikli makalelerimi hatırlayın. Bunların Akıllı Güç ile alakalı hususları var. En azından hukukilik, teşkilat düzenlemeleri, finansman tartışmaları… Bakarsanız bugünün konuları bunlar. Tartışılıyor ama şu aklımızdan kaçmasın, bunları bir süper gücün sahaya yansıttığı yeni silahlar olarak düşünürseniz, onlar bu yolda ilerlerken bizlerin de bu konularda ilerlemesi şart oluyor. Geç kalırsak elimizde olanlarla bir savaş vermeye çalışırız, ama mesela cephe çok başka yerlerde kurulmuştur, silahlarımızı kullanabilecek imkân ve zaman bulamayabiliriz. Risk budur!

İsterseniz Türkiye ile ABD arasındaki güncel meselelere bakarken bu yöntemi de değerlendirerek bir analiz yapabilirsiniz. ABD doları ve Türk lirası arasındaki durumu her türlü açıklamanız mümkündür, ama bu noktada Akıllı Güç ile de ilişkilendirerek siz bir daha düşünün isterim.

Özetleyelim:

  • Saddam Tehdidi: Sert Güç
  • Küresel Üstünlük: Yumuşak Güç
  • Küresel Radikal Terörist Hükümetlerin Tehdidi: Akıllı Güç (Obama)
  • Dördüncü Sanayi Devrimi-Küresel Otoriter Rejimlerin Tehdidi: Akıllı Güç (Biden)

Burada Joe Biden’ın uygulayacağım dediği o Akıllı Güç uygulamalarına bazı güncel örnekler verdim. Bu konunun yeterince tartışılmadığını tekraren hatırlatmak isterim. Olaylara bildik ve kısır pencereden bakan uzmanlara bir ödev verdiğimin ve biraz önden gittiğimin farkındayım. Nasıl olsa olayı kavrayanlar bol bol konuşuyorlar…

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

PKK Terörü ve Yeni Asimetri

DİĞER YAZI

İstikrarsızlık

Güvenlik 'ın son yazıları

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.

11 Eylül’ü Hatırlamak

11 Eylül 2001’deki terör eylemi nedeniyle hayatını kaybeden tüm insanları rahmetle anıyorum.Ancak şu da var, Uzun