Gölge Savaşı

307 Tıklama
29 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Savaş ve barış, gayrinizami harp ve çatışma, istihbarat ve siber savaş ile ordu, vekil savaşçı, gerilla, terörist, paralı asker ve suç örgütü gibi kavramları uzunca süredir tartışıyoruz. Bugünlerde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) literatürümüze eklediği bir kavramı yeniden hatırladık: Gizli ordu. Hatta bugünlerde ülkemizde yaşananları bu Gizli Ordu meselesinin hibrit yöntemleriyle işaret etmemiz mümkündür. Hibrit, çünkü hem klasik hem de siber sistemler devrede. Beraberinde karmaşık ve çok üst seviyedeki teknolojiler ve uygulamalar devrede. Şimdi bu konuya eğilelim, güncel yaşama bu tür gizli ve gizemli orduların ne tür bir etkisi oluyor, bu konuyu irdeleyelim.

Yeni Terimler: Gizli Ordu, Gölge Savaşı, Gölge Ordu, Karşı-Gölge Savaşçısı, İmza Azaltma, İmza Azaltma Endüstrisi, Dijital Tükenmesi.

Soğuk Savaş zamanında Gizli Ordular bahsi literatüre girmişti. Bu konuda aynı isimde James Adams’ın meşhur bir kitabı var. ABD, nüfuzunu geliştirmek üzere ulusal ve NATO imkanlarıyla değişik yerlerde, müttefikleri için dahi bazı faaliyetler gerçekleştirdiği bilinmektedir. Bunları zaten biliyoruz. Ancak güncellenerek bugün karşımızda duran gizemli alan çok daha sinsi ve görülmeyen türden. Bu yazıda sizlere daha çok bu yeni versiyon gizli dünyayı anlatacağım. 

Birer baskın istihbarat servisi olarak CIA, MI6, Mossad ve KGB/FSB’ye ait siyah giyimli ve maske takan bu tür silahlı birlik örneklerini yaklaşık bir asırdır göstermekteydik. Ama belki bu denli büyüklüğe ve organizasyona erişmemişlerdi ve faaliyetleri de bu türden çeşitlilik göstermemekteydi. Hatta yerine göre çeşitli tipte üniforma giyen Spetsnaz, Seal, vs. özel birlikleri de bilmekteyiz, şimdi konu bunlar değil. Bu konu 17 Mayıs 2021’de Time dergisi haberi ile açıklığa kavuştu. William M. Arkin imzalı Askeriyenin Gizli Örtülü Ordusu İçinde (Inside the Military’s Secret Undercover Army) başlıklı makalede bize neler veriliyor, önce buna bakalım.

Makalede, Pentagon’a bağlı son on yıl içinde ortaya çıkmış bu gizli gücün mevcudu 60 bin olarak açıklanıyor. Halbuki CIA’da gizli operasyonel birliktekilerin mevcudu 5-6 bin kadar. Yeni oluşum çok daha büyük. Gizli askerler maske kullanıyorlar, düşük profilliler ve hepsi iz bırakmadan, burada “imza azaltmak” tabiri kullanılmaktadır, faaliyette bulunuyorlar. Gizli ordu askerleri hem askeri üniformalarla hem de sivil örtü altında, gerçek hayatta ve çevrimiçi olarak, bazen özel işletmelerde ve danışmanlık mevkilerinde saklanarak, iç ve dış görevler gerçekleştiriyorlar, bazıları ise “şirket” dedikleri merkezde (karargâhta) bulunuyorlar.

Henüz “imza azaltma” bakımından resmi bir tanım yok diyenler çıkabilir, ama bu fonksiyon varsa bir biçimde ifade kolaylığı sağlanmalıdır. Savunma Gizli Servisi’ni (Defense Clandestine Service) ve Savunma Örtü Ofisi’ni (Defense Cover Office) işleten Savunma İstihbarat Ajansı (Defense Intelligence Agency, DIA), imza azaltmanın bir sanat terimi olduğunu söyler ve şöyle der, “(imza azaltmayı) bireyler, çeşitli faaliyetler açısından Operasyonel Güvenlik (OPSEC) önlemlerini ve operasyonlarını tanımlamak için kullanabilmeli…”

Uzmanlardan bir kısmı, ki ben de aynı kanıdayım, bu faaliyetleri Beşeri İstihbarat (İnsan İstihbaratı, HUMINT) olarak açıklar. Eğer bu tip vazifeleri bir dokümanda tarif olarak yazacaksanız, HUMINT’ın gerekleri halindeki “önlemler” paketinde ifade edebilirsiniz. Örneğin CIA’da buna “alacakaranlık” denirse hiç fark etmez, sonuçta aynı kapıya çıkar.

Pentagon neden bu tür bir ordu kurmaya gerek duydu? Baktı ki kendi toprakları dahil her yerde casuslar cirit atıyor, küresel şirketlerin içindeler, günlük işlerin içindeler, sahte kimlik taşıyorlar, sürekli seyahat ediyorlar, siber alanda saldırılar çok ileri düzeyde, bazıları altyapı şirketlerinde yer almaktalar, bütün bunlar giderek büyüyorlar ve sonuçta ABD’nin karşısına tehdit halinde çıkıyorlar. Değerlendirmeye göre, özellikle Rusya ve Çin’den gelen tehdide dikkat çekilmektedir. Huawei şirketi davaları, Çin’in siber atakları en bilinen örneklerdir.

Ancak güncel Gizli Ordu konusunu eleştiren taraflar, Kongre’de bunun tartışılmadığına, bu devasa gizli gücü geliştiren ordunun, ABD yasalarına, Cenevre Sözleşmeleri’ne ve askeri davranış kurallarına uymadığına dikkat çekiyor. Tecrübeme göre söyleyeyim, ihtiyaç karşılanır, ne gerekirse yapılır, hukuk buna göre tanzim edilir, güncellenir. Yani sorun yaratmazlar. 

Diğer başka meseleler de var, ülkelerde (örneğin CIA) ajanlar için özel kanun var. Emniyet teşkilatları da yasalar önünde yetkililer. Hatta Adalet Bakanlıkları tanık koruma programları yoluyla ilgili şahıslara değiştirilmiş kimlikler verebilmektedir. Bunlar yasalarla çerçevesi çizilmiş işlerdir, peki Gizli Ordu unsurlarını hangi kefeye koyacaklar dersiniz?

Bir de günümüzde küreselleşme gereği ilgi ve sorumluluk alanınız çok geniş bir sahayı kapsar oldu. Sınırlı değilsiniz, sürekli değişen dinamik bir atmosferde çalışıyorsunuz. Bu durumu dikkate alın, eğer ülkenizin menfaatleri için çalışacaksanız örtülü faaliyetleriniz hemen her yerde uygulanabilir olmalıdır. Buna hazırlıklı olmanız gerekir. Hatta bugün ülkeler geçmiştekinden daha fazla göç almaktadır, gelecekte bu daha da artacaktır. Öyleyse bu konuda hem fırsatlar yaratmak isteyenler çıkacaktır hem de önlemler sıkılaştırılarak sürdürülmelidir.

Makaledeki iddialara göre ifade ediyorum, ABD’nin bu gücü yaşama dahil eden 130 şirket var. Ayrıca onlarca devlet kurumu bu alanda köprü oluşturarak programın başarısına dahildir. Bu konuda harcanan bütçe 900 milyon dolar. Harcamalar sahte belgelerle, gizli sözleşmelerle, kamunun bilgisi dışında yapılıyor ve hatta ne işe yaradığı bilinmeyen bir sürü teçhizat alımı gerçekleşiyor, bu teçhizat çoğunlukla insanları gizli yollarla gözetlemekte, izlemekte ve teşhis-tanıma yapmakta kullanılıyor; buna karşılık bu orduyu fonlayan bütçe vergilere dayanıyor, yani faaliyetlerin faturasını vatandaş ödüyor. Eleştirmenlerce, ABD vatandaşı örneğin Ora Doğu veya Afrika’da gizli ordunun yaptığı faaliyetlere bu denli neden ihtiyaç duyuyor, asker ve istihbarat servisleri yetmiyor mu, diye sorulmaktadır.

Öyle görünüyor ki, ABD üniforması altında görünenlerin ötesinde, dünyanın hemen her yerindeki sıcak çatışma alanlarında ve yakınlarında imzası görülmeyen gizli güçlerle ABD sürekli faaliyet içindedir. ABD kendini savunurken, eğer Çin ve Rusya böyle yaptı ve ben de mecbur kaldım, diyorsa, o halde konu ABD ile sınırlı değil. 

O halde vekalet savaşı ve hibrit (melez) savaş kavramlarını bile tartışılır kılan bu yeni durum hakkında uzunca süre durulacaktır. Bir tür gizli bir el marifetiyle saha (ülkeler, şirketler, toplumlar, kurumlar, siyaset kurumları, rejimler, STK’lar, medya, sanal alem) sürekli dizayn edilecek ve yerel unsurlar hiçbir zaman bunun farkında olamayacaklar.

Buna şimdiden “gölge savaşı” denecek gibi gözüküyor. En azından ben bu ismi taktım; gizli unsurlar hep var, ayırıcı ifade olsun, gölge terimini kullanalım. Gizli orduya başka bir kullanım gerektiğinde “gölge ordu” denecektir. Gölge savaşında bir yandan istihbarat uzmanları (bilgi toplayanlar, örtülü faaliyet yapanlar, karşı-istihbarat ajanları, dil bilimciler, propagandistler…) toplum içindedir. Ama biz bunları göremeyiz. Şimdi buna ilave olarak, bir de karşımıza bu gizli ordu çıktı, sahayı düzenliyorlar, bizler her şey doğal seyrinde gelişiyor zannediyoruz; ama durum hiç öyle değil!

Yakın zamana kadar saha dediğimiz, gerçekte ayak bastığımız, gördüğümüz yer idi. Ama giderek sanal dünya ve uzay da sahanın bir parçası oldu, hatta daha da öne çıktı diyebiliriz. Zira sanal alan düzenlendiğinde bütün algılar kolaylıkla değiştirilebilmekte ve gerçek olan saha da etki altına alınabilmektedir. Gerçek alandaki gibi sanal alanda da yüksek değerli hedeflere nüfuz edilmekte, çevrimiçi varlıklar kullanılabilmekte ve gerektiğinde sahte çevrimiçi varlıklar devreye konabilmektedir. Halka açık alanlarda bilgiler dezenforme edilebilmekte, sosyal medya üzerinden operasyonlar gerçekleştirebilmekte, saha bütünüyle veya özel noktalarda manipüle edilebilmekte ve özel kampanyalar yürütülebilmektedir. Günümüzde bütün bunları siber savaşçılar ve istihbaratçılar kolaylıkla yapmaktadır, geliştirilmiş “ilişkilendirmeme” (nonattribution) ve “yanlış ilişkilendirme”(misattribution) teknikleri uygulanabilmektedir.

Dijital çağda dünya bu gölge savaşı için “imza azaltma endüstrisi” oluşumu içindedir. Örneğin otomobil ve uçak gibi vasıtaların içerisine çok önemli sistemler yerleştirilmekte, bunlar yanımızda, üstümüzdeyken birçok veriyi elde edebildiği gibi aynı zamanda gizli ordulara koruma kalkanı görevini üstlenmektedir. Dijital ortamda daimî tanımlama ve biyometri gibi sistemler varken, gizli orduların sınırları tanınmadan geçebilmeleri gerekiyor, şimdi bu sistemler de devrededir. Buna bugünlerde “dijital tükenmesi” denmektedir.

İmza azaltma faaliyetleri terörle mücadelede veya terörü kullanarak üstünlük kurma girişimlerinde olduğu gibi terminoloji olarak işaret ediliyor, “gri bölge operasyonları” içinde kullanılmaktadır. Bu gri bölgede rekabet, nüfuz savaşı, barışta savaş, bozgunculuk ve silahlı çatışmanın bir gerisi operasyonlar yapılır. Özellikle gri bölge savaşını ABD, Çin ve Rusya ile yoğun biçimde yapmaktadır, öyleyse bu iki ülke bir yandan imza azaltmakla ilgilenmekte diğer yandan dijital tükenmesi için çalışmaktadır. Tam da gri bölgeler bunun için vardır, öyle değil mi? Gri bölgede ABD, Rusya veya Çin ile karşı karşıya gelmez, başka bölgelerde rekabet eder ve o bölgelerdeki ülkeleri açık/koyu gri tonlara çevirmek için dolaylı yöntemler uygular.

Eğer bir gizli servis işi varsa iki taraflı çalışma yöntemini sistemleştirmek gerekir. Konumuzla ilgili bunu isimlendirelim, birincisi Gizli Savaşçı veya Gölge Savaşçısı; ikincisi ise Karşı-Gizli Savaşçı veya Karşı Gölge Savaşçısı.

Karşı-Gölge Savaşçısı profiline ve işine bakalım. Şöyle: ABD, Çin ve Rusya genel olarak bu kişileri eski ordu çalışanlarından, yurtdışında görev yapmış olanlardan ve karşı-istihbarat görevlerinde hizmet edenlerden seçmektedir. Kendi adı gibi o alanda uğraştığı, vazife edindiği, aradığı her bir isim de sahtedir. Aracının ve diğerlerinin araçlarının kayıtları durumları gölgelemeye imkân verecek biçimde düzenlenmiştir. Herkes gibi normal bir yaşamları ve işleri vardır. Ancak iş kayıtları ve özgeçmişleri düzenlenmiş haldedir. Yurtdışı görevlerinde kullanılırlar. Daha ziyade iş insanıdırlar. 

Karşı-Gölge Savaşçısına özelde bir imza azaltma görevi verilir ve yetişmesi sağlanır. İmza azaltma çalışmalarının kendi kütükleri vardır. Örneğin, Örtülü Arama Yönetim Sistemi (Cover Acquisition Management System), Seyahat ve Kimlik Doküman Veritabanı (Travel and Identity Document Database). Pasaportlar, kimlikler, ehliyetler, faturalar, vergi özemeleri, işyeri açma evrakları bu kütük üzerinden imza azaltılarak bir mesul kişi tarafından yönetilir. Bu tür işlemlerin yapıldığı alan ve uzmanların bulunduğu sisteme “mekanizma”denir. Mekanizma diğer servislerin (ajan, özel birlik kullanımı, vs.) hizmetinde de çalışır.

Karşı-Gölge Savaşçısı imza azaltma işinde altı ilkeyi göz önünde bulundurur. Bunlar: Güvenilirlik, uyunluk, gerçekçilik, desteklenebilirlik, doğruluk, uyumluluk.

Mekanizma savaşçılarına sahte varoluş yöntemine (bunlar tamamen “yaratılmış gerçeklik” konusudur) uygun düzenlemeler yapar. Karşı-Gölge Savaşçısı ise tahsis edilmiş alanındakileri bu isimle arar ve buna “durum tespiti” denir. Bu bakımdan ilk olarak; resmi ve özel evraklar, belgeler, e-postalar, sosyal medya üzerindeki izler üzerinde çalışılır. Mekanizma yeni bir savaşçıyı alana sürecekse bu tarz çalışmaları yapar ve en uygun bağlantıları olan kimliği ve mevkii yaratır. Siber alan bu işin en kritik noktası halini almıştır. Veriler daha ziyade buradan alınır ve yine burada kullanılır. Karşı-Gölge Savaşçısı da bu alana bakar ve avında göz önünde tutacağı hususlar bu alanlardır.

ABD bir 11 Eylül tecrübesi yaşamıştı. Bu saldırıda örtülü birçok terörist görev almıştı. En azında bu saldırıda yolcu uçaklarını kullanan pilotların hazırlanması süreçleri uzun zaman almıştı ve yine bu kişiler çoğunluklarda ABD’de bulunmuşlardı, eğitilmişlerdi, sertifika edinmişlerdi ve kimse bunların bir gün böylesi bir operasyon yapacağını düşünemezdi. Eğer ABD, 2001 yılında bu Karşı-Gölge Savaşçıları mekanizmalarına göre durum tespiti yapmayı becerebilseydi, bu tarz bir terör eylemi tarihte hiç yaşanmayacaktı. Elbette o günlerde dijital teknoloji bu denli ileri değildi ve siber ortamdan yararlanılamıyordu. İşte bugün bu imkanlar var.

Time’daki makalenin referans verdiği Newsweek’te konuyu örneklemek adına yayımlanan Jonathan Darby (sahte) isimli Karşı-Gölge Savaşçısının görev yaptığı resmi dairenin tam adı, Operasyonel Planlama ve Seyahat İstihbarat Merkezi’dir (Operational Planning and Travel Intelligence Center) ve bu nokta Özel Erişim Programları’na (Special Access Programs, SAPs) sahiptir. (SAPs örnekleri: Hurricane Fan, Island Hopper ve Peanut Chocolate.) ABD’de makanizmada yer alan sistem ve ofislere bakalım: Savunma Programları Destek Etkinliği (Defense Programs Support Activity), Müşterek Saha Destek Merkezi (Joint Field Support Center), Ordu Saha Destek Merkezi (Army Field Support Center), Personel Kaynaklar Geliştirme Ofisi (Personnel Resources Development Office), Askeri Destek Ofisi (Office of Military Support), Proje Kardinalleri (Project Cardinals) ve Özel Program Ofisi (Special Program Office).

Bu durumda Darby ajanların kılık değiştirmeleriyle, biyometrik gizlemelerle, yüz tanımalarıyla, parmak izleriyle, ilgilenmektedir. İşte bu noktada rakip iki ülke düşünün, Gölge Savaşçıları birbirlerine sürekli manipülasyon, aldatma, örtü ve gizleme yapıyorlar. Eğer bu faaliyetlere dönük bir sistem ve çalışma alanı yaratmadıysanız, işiniz bir hayli zor olmaktadır; saha çoktan değiştirilmiştir ve siz o düzenlenmiş sahayı doğal atmosfer olarak yaşarsınız.

Her yer sahte ellerle ve sahte yüzlerle doludur. Bunu fark etmek zordur. Eğer profesyonel değilseniz ve bu işleri sosyal konumdayken konu ediyorsanız paranoyak damgasını yersiniz.

Biyometri, konum belirleme, kayıt tutma, kimlik ve özel bilgi karşılaştırma, gümrüklerdeki faaliyetlerin kontrolü, hesap hareketlerini kontrol, parmak izi bilgileri, vs. her yerde var. Hatta Çin’de, Singapur’da, Güney Kore’de Covid-19’dan sonra daha belirgin tanımlandı, her yerde tanımlanarak ilerliyorsunuz; evden çıkarken, iş yerine girerken, trafikteyken, sokaktayken, alışverişteyken… Michel Foucault’un ifadesiyle eğer bundan böyle bir hapishanedeysek, bu kontrol düzenekleri arasında gizli ve örtülü faaliyetleri yapabiliyor olmak gerekir.

Teknoloji de buna yarayışlı cihazlar üretiyor. Sahte kimlikler altında pasaport kontrolünden geçmek zorunda olanlar için, bazıları fiziksel ve bazıları elektronik olmak üzere, çeşitli biyometrik aldatma sistemleri kullanılıyor. Hatırlanacaktır, 2017’nin başlarında Wikileaks tarafından yayınlanan ve “Vault-7” adı verilen küçük bir belge dökümünde şöyle dendi: Elektronik casusluk ve korsanlığın gizli dünyasında kullanılan 8 binden fazla sınıflandırılmış CIA aracı var. ABD istihbaratı tarafından, kendi çıkarına olan ancak başkaları için istenmeyen türden özel gizli yazılımlar, yabancı biyometri ve izleme listesi sistemlerine yerleştirildi. Amerikan siber casuslarının yabancı verileri çalmasına kapı aralayan sisteme ise “ExpressLane” adı verilmektedir. İddiaya göre ExpressLane kodu ABD’nin veritabanını manipüle edebiliyor. Sonuçta günümüzde bir ülkede pasaport kontrolünden geçerken yerel veritabanı değiştirilebiliyor, bu anlık da kalıcı da yapılabiliyor, kimlikler çalınabiliyor.  

Yine hatırlanacaktır, 2015 yılında terör örgütü ISIL, 1.300’den fazla ABD askerinin adlarını, fotoğraflarını ve adreslerini yayımladı ve bunları hedef gösterdi. Başka bilgisayar korsanları bu isimleri sosyal medya platformlarında tehdit etmeye başladılar. Hatta bazılarının istismara açık verilerini toplayarak şantaj yapmaya başladılar. 2016’da ISIL 8.318, 2017’de 8.785 hedef ismi daha yayımladı. Bu bir savaş alanı yaratmış olan faaliyetti. Öyle ki askerlerin veya istihbaratçıların günlük kullandıkları şebekeye bağlı fitness cihazlarındaki bilgiler dahi açılındı. Bu korkutucuydu.

Daha korkuncu DNA test bilgilerinin el değiştirmesi konusudur. Yüz tanımalar, DNA bilgilerine erişimler bakımından kütüklerde oluşturulan verileri dikkate alırsanız, sizin için kayıtlarda ne tür değişiklikler ve istismarlar yapılabileceğini de anlayabilirsiniz. Bütün bunlar için şimdiden atanmış profesyonelin ve ortaya çıkmış amatörlerin olduğunu bilmeniz gerekmektedir. İlk ikaz 2019’da Yahoo’dan gelmişti ve “Hassas genetik bilgilerin dışarıya ifşa edilmesi hizmet üyeleri için kişisel ve operasyonel riskler oluşturuyor,” denmişti.

Bombardıman uçakları üstümüze gelecek, sirenler çalacak ve bizler de sığınaklara koşacağız, günümüzde tehdit ortamı böyle değil. Aramızda dolaşan Gizli Ordular ve bizleri istismara hazır birçok siber uygulama var.

Sonuçta hibrit yöntemleriyle aramızdaki o gizli düşmanları tespit etmek için biz de bir güçlü oluşum içine girmemiz gerekiyor, bugünlerde buna daha fazla inandık, öyle değil mi?

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Maket Uçak Tehdidi

DİĞER YAZI

Konrtgerilladan Gizli Savaşa

Güvenlik 'ın son yazıları

Mimetik Yaklaşım ve Savaş

Günümüzün medya ve siyasetle ilgili sorunlarını mimetik alan etkileşimiyle ele alacağım. Köklü adımların atılmasında geçmişten geleceğe

İstikrarsızlık

Barış Pınarı Operasyonu zamanında yaptığım konuşmalarda defaten ifade ettim, "Terör örgütü PKK, ABD’nin özellikle ikinci Körfez

Akıllı Güç

ABD’nin küresel üstünlüğü tartışılıyordu ve Joseph S. Nye 2005 yılında etraflıca yazdı, Yumuşak Güç (Soft Power)