Kitle Gücü Olan Sistemlerle Hava Hakimiyeti

Okuyucu

Rusya ve Ukrayna arasında, ama aslında geri planda ABD ve Ortaklarının Ukrayna’ya verdiği destekle süren bu savaş, bizlere bazı kavramların üzerinden tekrar geçmemiz gerektiğini hatırlattı. Bugün sizlere bunlardan Hava Gücü ve Hava Hakimiyeti gibi olanları pratik bir anlatımla sunacağım. Artık Hava Gücü tam bir Kitle Gücü Savaşı’na dönüştü. (Tek bir kütle, organizma, aslında kitle –mass– olmaktadır.)

Bizler için Ağ Merkezli Harekât 1980’lerin sonlarından itibaren Dijital Devrim’in imkanlarının yeni yeni gelişmesine paralel tartıştığımız bir konsept oldu. Ancak bugün Yapay Zekâ (AI) ve Starlink gibi üstümüzde çok büyük imkanlar var. Öyleyse soru şöyle, Ağ Merkezli ama ne kadar etkili? 

İnsan mühendisliğe hayran olur mu? Şu uzaya gönderilen James Webb Uzay Teleskobu Projesi’ni inceleyenler beni daha iyi anlayacaktır, hayal etmek başka, yapabiliyor olmak başkadır. Bugün James Webb’teki mühendisliğe hayran olmamak mümkün değildir.

Kavramlar, imkanlarla birlikte gelişir. Bu bir yerde bilgi işidir. Havacılığı da bilgi ile beslemediğiniz taktirde savunacaklarını ilke kalır. Eski hikayelerle avunur ve avutursunuz. Bizde var, 2-3 yıllın Harp Okulu’ndan mezun, lisans eğitimi bile tam değil, sonra kurmay olmuş, kurmay olmasının ve konumunun imkanlarını kullanarak kendisine İnkilap Tarihi doktorası verilmişler var. Bu gibiler bilimsel algısında bugünü yakalayamazlar, ancak havacılıkla alakalı kavramları sadece öğrenip tekrar edebilirler. Örneğin bu gibi havacılar Paket Taarruzu bilir ancak Kitle Gücü taarruzunu bilemez. Bunu bilmediğinden siz ona F-35’i anlat dersiniz, aklı Paket Taarruzu noktasında ya, anlattıkları o seviyeden bir gram yukarıya çıkamaz. Dolayısıyla F-35 onun için sadece bir uçaktır! Örnek verdim…

Hava gücü mukayesesi uçaklar üzerinden yapılmaz, bu zaten bilinir. Ancak günümüzde bu Dijital ve Bilgi Çağı formatına göre üretilen konseptler, kavramlar ve teknolojiler, havacıları da farklı düşünmeye itmek zorundadır. Artık bir güç mukayesesi yaparken, “Bu sistemler sistemi ne kadar teknolojik?” diye sormadan ve buna bir cevap bulmadan geçemezsiniz.

Birkaç on yıl geriden gelen havacılar bile teknolojinin yeniliklerini çözemeyebileceğinden, bir hava gücü mukayesesi yapabilecek kapasitede olmayabilirler. Çünkü artık birbiri ile haberleşebilen, birkaç kovan arının gücüne benzer şekilde bir hava gücü performansına ihtiyaç duyuluyor. Daha önemlisi, teknoloji bunu güvenli bir biçimde başarabilecek güce erişti. Havacı da olsa ancak konuya vakıf olanlar bunu daha iyi anlayabilirler.

Şu an havacılar Paket Taarruz kavramını kullanabilmektedir, zamanın teknolojisi buna imkân vermektedir. Peki, Kitle Gücü Taarruzu desem, aradaki farkı teknolojik yetenek şeklinde nasıl açıklayabiliriz?

Konuyu hava üstünlüğü elde etmek gözüyle değil de sadece ticari ve politik tartışmalar içinde değerlendirenler ne dediler; F-35’in şifreleri ABD’de olacak! Bu tam olarak böyle değildir ya neyse. Asıl konu başka, F-35’lerden itibaren geri dönüş yok artık, teknolojik imkanların daima ilerlemesi söz konusudur. Beşinci, altıncı nesil kavramları bir pazarlama kavramı olarak kalırsa yeterli olmaz; gerçekte işlevsel olabilmek zorundadır. Peki bu yetenek var mı? Artık kapasite otonom ve yarı otonom sistemlerle, sistemlerin sistemi tarifi halinde, Hava Hakimiyeti mücadelesinde gerekli Kitle Gücü ile tarif edilmektedir.

ABD’nin hava gücünü geliştirenler bir Hava Üstünlüğü için gerekli yetenekleri tartışırlarken, Beşinci Nesil Uçaklar ile beraber Çok-İşlevli Gelişmiş Veri Bağlantısı (MADL) konusunu da beraberinde geliştirdiler. Asıl tartışma budur, F-35 değil. MADL’in ucu açıktır, uzay ve yer sistemleriyle, AI ile bütünüyle entegredir ve her geçen gün kendi makine öğrenmesine (Machine Learning) dayalı gelişim göstermektedir. Buna bir mühendis gözüyle bakarsanız adeta kusursuzlaşmaktadır.

Şöyle örnek verelim: Rusya’nın Beşinci Nesil Uçakları SU-57’ler var. Bunların üretilip savaş alanına gönderilmesi konusu henüz istenen kapasiteye ulaşamadı. Ancak yeteri kadar sayıda uçak var kabul edelim. Bu uçaklar hava hakimiyetini tesis etmek için, üzerlerinde ateş gücünün yüksekliğine dayalı bir konsepti barındırıyorlar ve Paket Taarruz yapabiliyorlar. Halbuki bundan böyle bu klasik muharebe imkanlarına sahip olmak yeterli değil, ağ (Network) ile unsurların her birine “akıllı güç birliği aktarımı” gerekiyor. Buna Kitle Gücü deniyor. 

Rusların Beşinci Nesil Uçakları bir Hava Kitlesi Gücü oluşturamıyor, kütlesel atış yapabiliyor. Yani birkaç kovan arının tek kitle oluşturması gibi, uçakların da hedef bölgesine musallat olma kapasitesini düşünün, eksiksiz ve efektif bir harekât yapmak açısından, bir kitle oluşumuna ihtiyaç vardır ve teknoloji bugün bu imkânı verebilmektedir ve Ruslar henüz bunun arayışı içindedir.

Taarruz görevindeki F-35 filoları, gerekli görüldüğünde (ki daha doğrusu budur) hava savunma görevindeki F-22 filolarını da yanına alarak, MADL sayesinde bir kütle oluştururlar. Bırakın pilotların ve tek tek çeşitli istasyonların yeteneklerini artık; bu yarı otonom uçaklar, robotik sistemlerle donatılmış (havadaki, denizdeki, karadaki ve uzaydaki) tüm istasyonlarla iletişim halinde, onların tüm verilerini kullanarak, görev bölgesindeki durumu (situation awareness) gerçek zamanlı (real time) şekilde kusursuz analiz ederek, bir Kitle Gücü oluşturabiliyorlar, tek bir organizma, tek bir kitle gibi hareket edebiliyorlar. Artık bir uçak içinde pilot veya harekat merkezindeki komutan bir basketbol koçu görevini üstlendi, sayıyı alan, savunma yapan unsur birbirine bağlı makinelerden müteşekkil.

Eskide kalan havacılar Kitle Gücü’nün tarifini bu Yapay Zekâ ile çalışan sistemlerle ilişkilendirerek yapamazlar. Konuşurlar ama anlayamazlar. Onlar olsa olsa bir paket oluşturmaktan bahsedebilirler. O halde SU-57’ler Paket Taarruz yapabilirken, F-35’ler Kitle Gücü Taarruzu yapabilir olduğuna göre, hava gücü mukayesesi yaptığınızda 100-200 ABD Beşinci Nesil uçağının (bugün böyle yakında altıncı nesil çıkacak) yaptığı işi, Ruslar ancak, aynı değerde olduğunu iddia ettikleri 3-5 kat fazla sayıdaki uçakla yapabilirler. 

Kitle; tek bir organizma gibi hava, uzay, kara ve deniz unsurları AI ile bir bütün, bunu bir sistem, bir bütün olarak görün ve öyle karşısına çıkın. Karşınızda makine ağırlıklı bir ağ var. Başlangıçta bir ülkeyken, daha sonra bu kitleye ülkelerin (koalisyonun veya NATO’nun) tüm organları dahil oluyor, nasıl baş edeceksiniz? Daha ilkel yöntemlerle mi?

Artık etkinlik ölçüsü mükemmel bir hava kütlesi oluşturma teknolojisine bağlıdır. Güçlü teknolojik savaş kapasitesi ilerilere geçmiştir; güçlü mühimmat atmayı hedefleyen, fakat havadayken o mühimmatı nereye atarsa daha uygun olur, şeklinde düşündüren bir uçak yapmanın ötesine geçmiştir.

Bu söylediğim konu havada yüksek performanslı uçaklarla mümkündür. Denizde ve uzayda da eşdeğerleri oluşmaya başlamıştır. Buradaki temel prensip üstün performansın sınandığı platformun diğerleri gibi düşünerek harp etmesini sağlamak ve bunu kontrol etme yeteneğini kazanmaktır.

Gelelim Türkiye’ye. Türkiye, F-35 projesinden çıkarıldı deniyor ama aslında bir zincirin halkası olmaktan çıkarıldı, yani somut olarak Çok-İşlevli Gelişmiş Veri Bağlantısı’ndan (MADL) çıkarıldı. Bunun sebebi ise S-400’ler gösterildi. Uyumsuz olan ne? Bir uçak bazında, sadece F-35 derseniz sorun olmayabilir, ama MADL ve sistemlerin sistemi derseniz durum tartışmalı hale gelebilir. Bu sürecin teknik danışmanı kim bilmiyorum. Bu söylediklerim Türkiye’nin Milli Muharip Uçak (MMU) yapmasına engel değildir. Ama eğer bu gelişen teknolojiyi anlamadan Hava Gücü Mukayesesi yapanlar var ise bu kabul edilemez.

NOT: Fikri mülkiyet hakları gereği bu bilgileri referans vererek kullanabilirsiniz.

Gürsel Tokmakoğlu

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Ukrayna-Rusya Savaşının Durum Değerlendirmesi (G90)

DİĞER YAZI

Ukrayna-Rusya Savaşının Durum Değerlendirmesi (G100)

Güvenlik 'ın son yazıları

NATO ve Terör

Soru şöyle geldi, Kilis'e ve Karkamış'a PKK terör örgütü roketle ve havanla saldırdı, ölen ve yaralanan

PKK ve PROMOTER

İstiklal Caddesi’nde meydana gelen hain terör saldırısı sonrasında yapılan değerlendirmeleri izledik, okuduk. Önemli isimlerden dikkat çekici