libyaya-asker-gonderilmesi
Libya’ya Asker Gönderilmesi

Libya’ya Asker Gönderilmesi

709 Tıklama
9 Dakikalık Okuma
Okuyucu

Bugünlerde Doğu Akdeniz’de sürdürülen diplomatik çabalara askeri çabalar da eklenecek görülüyor. Bugün Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias ile görüşürken Cumhurbaşkanı Erdoğan da İngiltere Başbakanı Johnson ile görüştü. Öte yanda Rusya Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı, “Moskova ve Ankara Libya’da hızlı çözüm için kolaylaştırıcı rol alma üzerine anlaştı,” dedi. İçeride de gelişmeler var, Libya ile imzalanan Savunma ve Askeri İşbirliği Antlaşması gereği yasama süreçleri işlemektedir. Peki Libya’ya asker gidecek mi?

Önce şunu açıklamak isterim, askerin görevinin sınırı beklemek olduğunu söylemek eksiktir, diğer yandan, acaba bir kasıt mı var diye sorulmasını da gerektirecek ciddi bir edişe vesilesidir. Asker, Milli Güvenlik Stratejisi gereği refah ve güvenlik için ne gerekiyorsa yapar. Bunun teorisini bilmeyenlere ders vermek niyetinde değilim, okusunlar öğrensinler. Milli güvenlik, jeopolitik ve jeostrateji, strateji, savunma politikaları, tarih, vs. okunacak çok alan var. Kasıt olup olmadığı hususu ise başka bir tartışma alanıdır, bunu siyasetçiler yapabilirler.

Daha Ekim 2019’da ABD Başkanı Trump’ın kendi ülkesinin milli güvenlik politikaları için yaptığı bir kritikteki vurguya dikkat çekmek isterim. Ne demişti? “Eğer Amerika savaşacaksa, milli mesele ve net hedef varsa, diğer taraftan zafer kesinse, onaylarım!” Hadi diyelim bu ülkede bazı kesimler cahilce davranıyorlar, milli güvenlik meselelerini bilmiyorlar, hiç değilse Amerikalılara bakıp öğrensinler! Bence de kriter Trump’ı dediği gibidir.

Ama ilavesi de var, Türkiye sınırlarını çizmek istiyor, paylaşmadan yana, komşularını masaya oturtamıyor, BM yetersiz kalıyor, oyun haksız ve oldubittilerle oynanıyor…

Milli mesele için sınırların korunması güç mücadelesinde topyekûn üstünlük sağlamak, zamanı, mekânı ve kuvveti doğru kullanmak gerekir. Stratejideki bir hata geleceği karartabilir!

Türkiye terörü sınırlarının ötesinden önleme stratejisiyle hareket edeli beri sınır içerisinde terör neredeyse bitmeye başlamıştır. Daha az asker ve sivil kaybı vardır. Hesaplar ortadadır. İncelemek isteyenler 2015-2016 ile bu yılı, 2019’u kıyaslasınlar.

İkinci konu, Türkiye enerji meselesini çözmeye odaklanmış halde ve aktif olarak 2000 yılından bu yana Deniz Kuvvetleri ile 2018’den itibaren ise bizatihi sondaj yaparak çaba içindedir. İşte Türkiye denize çıkıp sondaja başlayınca karşınızda duruyorlar, değil mi? Ne diyorlar? “Senin sınırlarını biz çizeriz.” Bu nasıl bir egemenlik?

Libya ile hem sınır hem de savunma antlaşması imzalandı. Bu antlaşmalar belli bir stratejiye dayalıdır ve sonuçta refah ve güvenlik için gereklidir. Takibi nasıl yapılacak? Sahada varlık göstereceksiniz, ittifaklar kuracaksınız, meşru antlaşmalarla tereddütsüz ve adaletle milli çıkarları elde edene kadar savaşmak. Neden savaşmak? Güç mücadelesi meseleleri savaşarak elde edilir. Bu savaş aslen mücadele ve rekabet etmek demektir, gerektiğinde diplomasiyle, caydırıcılıkla, asker kullanarak, yumuşak ve sert güçle, önemlisi boşluk bırakmadan topyekûn çaba göstermek ve kararlılık göstermekle olur. Tereddüt, ikilemde kalmak, ayak sürümek dediniz mi kaybetmişsinizdir. Hem elinizin değmediği yer sizin değildir. Kontrol etmenin yöntemleri bellidir, orada olacaksınız, varlık göstereceksiniz. Hak ve menfaatlerinizi kendiniz koruyacaksınız, birileri yapar bana da verir demeyeceksiniz.

Başta da işaret edildiği üzere, Libya’ya asker gönderilmesi bahsi için diplomasi yoğun çaba içindedir. Zaman iyi değerlendirilmelidir. Geç kalınırsa Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, İsrail, Mısır, Fransa, AB, ABD alır başını gider.

Daha birkaç gün içinde olanlara ve yakın zamanda olacaklara bakın: İsrail Yunanlılarla ve Mısırla görüştü. İsrail Rumlara askeri yardım ve eğitim veriyor. ABD Rumlara askeri ambargoyu kaldırdı. Hatta ABD Türkiye’ye yaptırımlar uygulama kararı aldı, hedef Libya antlaşması, Doğu Akdeniz ve sondaj faaliyetlerinin durması! Mısır İsrail’den gaz ithaline başlıyor. Bu saydığımız güçler, hemen herkes, Hafter’i destekliyor ve Libya’da yönetimin bu kesimin desteklediği darbeci gayrimeşru generalde olmasını istiyor. Türkiye’nin hamlesini boşa çıkarmak istiyorlar. Mısır yakın zamanda silah satışının ve yardımın yasak olduğu Hafter güçlerine destek gönderdi. Üstelik Hafter’in meşru yönetime gerçekleştirdiği taarruzları destekledi. Önceki gün Yunan Dışişleri Bakanı Hafter ile görüştü. EastMed projesi imza töreni yapılacak…

Bütün bunları takip etmeden mi, sahada gerekeni yapmadan mı hakkımızı alacağız? Milli meseleler nasıl elde edilecek? Karşı taraftakiler, ki hepsini Suriye’de de gördük, sınırımıza neredeyse garnizon terör devleti kuruyorlardı, bunlar aralarında anlaşadursun, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de anlaşmalarla yürümesinin önü mü kesilecek? Yunanistan’ı, İsrail’i, Kıbrıslı Rumları nasıl yapacaksınız da anlaşma masasına oturtacaksınız? Bugüne kadar neden ve hangi yolları izleyerek oturmadılar o anlaşma masasına? Var mı bir çözümünüz? Mecbur kalmadıkça daha kolay ve pastadan büyük pay almak varken, sizinle masada oturup daha aza nasıl olacak da razı olacaklar? Bunu kim yapacak? Bu ülke yapacak, topyekûn! Asker de gerektiği o kritik noktalarda olacak, bu böyle olur!

Deniz Kuvvetleri Akdeniz’de olacak, İHA ve uçaklar havada ve gerekli görüldüğü anda da asker Libya’da olacak! Sondaja devam… Rusya ile 8 Ocak’ta yapılacak liderler görüşmesi önemli. Sonuç ne? Hayırlı olsun!..

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

ÖNCEKİ YAZI

Geçitkale Hava Üssü

DİĞER YAZI

Süleymani Üzerinden Bölgesel Gerilim

Güvenlik 'ın son yazıları

Biyolojik Savaş ve Biyo-Teknoloji

Covid-19 biyo-teknolojide belli bir gelişme alanı yarattı. Diğer yandan pandeminin başlangıcından itibaren Dünya Sağlık Örgütü’nün üzerine

İngiliz Dünyası (Anglospere)

Anglosphere anlaşılmadan küreselleşmeyi, Atlantik’i, NATO’yu, Pasifik’i, jeostratejiyi, küresel güvenliği, silahlanmayı ve hatta AUKUS’u anlamak mümkün olmaz.